Konuşan Kitaplar #13 Blog Tur 5. Gün / Kaiken – Jean-Christophe Grangé / İnceleme


945395_515992235139840_362409326_n

Konuşan Kitaplar ile 13. turumuzda sona yavaş yavaş yaklaşırken 5. günden herkese merhaba!!!

Doğan Kitap‘ın imzasını taşıyan, bir o kadar korkunç ve bir o kadar karanlık olan ve Grangé imzasını taşıyan Kaiken‘den alıntılar yaptık, önokuma paylaştık, yazarın kitaplarını inceledik hatta Grangé’ın filmlerini bile tanıtıp inceledik, hem de yorumlarla süsleyerek.

Bugün ise;

Kitap Aşığı ile Yorum Durağım Kaiken’i inceleyecek ve

Kitap Aşığı Kaiken’in ne olduğunu anlatacak bize.

Ayrıca devam eden yarışmamıza katılmayı unutmayın. :))

scrollWithLineCFG_31

Kitabın Adı : Kaiken
Orijinal Adı : Kaïken
Yazarın Adı : Jean-Christophe Grangé
Çevirmen : Tankut Gökçe
Yayınevi : Doğan Kitap
Sayfa Sayısı : 384
Basım Yılı : Haziran, 2013

Fransa’nın ara sokaklarından başlayıp Japonya’nın adalarına kadar uzanan kanınızı donduracak maceraya hazır mısınız?

Eğer hazırsanız kemerlerinizi bağlayın lütfen!

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, cinayet-gerilim- polisiye romanlarında çok fazla derinlemesine kitap incelemesi yapmıyorum. Daha doğrusu yapamıyorum. Çünkü yaptığım an da sanki kitabı anlatmışım gibi geliyor ve rahatsız oluyorum. O yüzden bu kitapta yani Kaiken’in yorumunu yaparken de yüzeysel bir şekilde konuyu anlatacağım ve özellikle sonu hakkında size duygularımı paylaşacağım. :)

Kitabımız, polisten kaçan serserilerin yaşadığı bir mahallede, birisi kırklı yaşlarda karanlık bir geçmişe sahip, komanda gibi bir polis olan Olivier Passan ile diğeri hippi kılıklı, rütbeli bir polis olmasına rağmen sigara, alkol ve uyuşturucunun dibine vurmuş Philippe Delluc –nam-ı diğer Fifi- o pis sokaklarda devriye gezerek şüpheliyi yakalamaya çalışıyordur. Peki kimdir bu şüphelidir ki iki polisimiz hiçbir polisin girmediği bir mahalleye hatta sanayi bölgesine girerek bir şüpheliyi bulmaya çalışıyordur. Hem de o mahalle şüphelilerle, polislerden kaçan suçlularla kaynıyorken.

Karnı göğüs kemiğinden pubise  kadar açılmış , bağırsakları yere kadar sarkıyordu. Tam önünde, alevli bir birikinti içinde bir fetüs yanıyordu.

Bu şüphelimiz caninin önde gideni, hatta uçurumdan atsanız bile ölmemesini dileyeceğiniz, hatta o yetmezmiş gibi, çünkü yetmeyeceğini biliyorsunuz, Çin işkencelerinden birkaçını  zevkle üstünde uygulamak istediğiniz pisliğin birisi. O cani hamile kadınları kaçırıp, bağırsaklarını deşercesine yardığı karnından, daha dünyanın ne demek olduğunu bilmeyen bir bebeği canlı canlı yakarak zevk alan pisliğin tekidir.

“İğrenilen ve reddedilen bir varlık olarak doğdum. Berbat bir hayat sürdüm, küfür ve hakaretlere maruz kalarak büyüdüm. Bu sefalet benim de İsa gibi yücelmemi sağladı. Kendimi aşmamı ve gelişmemi sağlayan da, çekiğim bu büyük acılar oldu. Ben bütünüm. Ben ateşim ve huzurum. Ölüm ve esenliğim…”

Ben o caniyi kitap boyunca her adı geçtiği yerde diri diri yakmak istedim ve inanın bu bile onun yaptığı pisliği örtmedi. Tamam karanlık bir geçmişi var. Tamam rahatsızlığı da var ama ben onun bu yola girip de daha doğmamış çocukların canına kıymasını hatta masum bir annenin canına kıymasını anlamıyorum. Anlayamıyorum cidden! O yüzden Passan ona ne işkenceler etse kafidir benim için. Benim hırsımı o alsın. Gerçi Passan kadar da salak bir adam tanımadım ya neyse! Anlatacağım anlatacağım onlara da sıra gelecek. Karakterleri tek tek elden geçireceğim, bir güzel hem de!

O, Kanun’du.
O, Adalet’ti.
O, Adaletin Kılıcı ve Uygulayıcısı’ydı.

Şimdi bu iki polisimiz o adamı yakalamaya çalışır hatta Passan yakalar ama o adama 200 metreden uzakta durması lazımdır ona. Ama bizim poliscik bu sınırı geçmiş hatta adamı öldürmeye kalkmıştır, düşünün alacağı cezanın boyutunu. Aldığı ceza ise yeni binanın yüksek katlarından, ilk katlarda bulunan dosyalarının tozları ile dolmuş bir odaya kapatılmak olmuştur. Peki bu Passan’ı durdurmuş mudur? Tabii ki de hayır! O dosyaların arasında, kimse ona karışmazken ve hala eski yardımcıları ona yardım ederken katili bulmaya devam ediyordur. Hem kendini hem arkadaşlarını hem de ailesini riske atarak…

Karısı ile ilişkilerinin sallantılı olduğu bu dönemde, tam da o zamanda Passan katili öldürmeye çalışmıştır ve katilde boş durmayıp onun peşinden gitmiştir. Buzdolabına koyduğu maymun cenini ile başlamıştır aslında olaylar.

Bu olayların başlaması ile aslında bütün olaylar peş peşe gelişmektedir. Karısı boşanma davasını hızlandırmıştır, Passan evine ve ailesine zarar vermeye çalışan katili uyarmaya hatta tehdit etmeye çalışıyordur, 7/24 onu izliyordur. Ama öyle bir an gelmiştir ki evine giren aslında o katil değildir.

Japonya ‘da ” Dünkü çiçekler bugünün rüyalarıdır” denirdi. Naoko buna bir ekleme yapabilirdi : ”Dünkü hatalar bugünün kabuslarıdır.”

Naoko’nun yani karısının kendisinin de  herkesten gizlediği gibi, gizli bir geçmişi vardır. Ve o geçmiş Passan’ın olağandışı oluşan karanlık geçmişinden farklı bir şekilde, kendisinin oluşturduğu bir karanlık geçmiştir ve bundan yıllar sonra ailesi de etkilenecektir. Buzdolabına konulan maymun sadece bir başlangıçtır. Bu karanlık geçmiş Japonya’nın bilinmez, en ücra bir adasına kadar uzanıyordur. Çünkü tüm olayların temeli orada atılmıştır.

Ben kitabı iki bölüme ayırıyorum ama yazarımız kitabı yerli yerinde üç bölüme ayırmış. Ama benim ayırma tekniğim biraz farklı. Fransa’da işlenen cinayet ve Japonya’da gelişen olaylar olarak ayırıyorum ben. Her ikisi birbirinden bağımsız, bir o kadar kan donduran, bir o kadar şoka sokan, bir o kadar gerilimi had safhada yaşamamızı sağlayan cinayetler. Her iki cinayette karanlık geçmişlerle örülmüş temellere dayanıyor. Ve hiç beklenmedik kişilerin ölümleri, hiç beklenmedik kişilerin katil çıkması, hiç beklenmedik kişilerin kurtulması sizi şoka uğratıyor.

Ben kitabın konusuna bayıldım. Özellikle iç içe geçmiş iki cinayet beni benden aldı. ve her seferinde ‘Evet bu katil, yakalayın!’ dedikleri zaman katilin o çıkmamasına çok şaşırdım ve ‘Hadi bulmacaya bir daha baştan başlıyoruz dostum!’ diyerek kitabın sayfalarını çevirdim. Ama sevmediğim iki şey var. Birincisi karakterler. Karakterlerin hiçbirisi mi kendi ayakları üzerinde durabilen birisi olamaz? Veya hiçbirisi mi kendi kararlarını karşı tarafa dinletebilecek kadar kararlı, dediğim dedik birisi olamaz? Ya da neden hepsi yürüyen ölü! İnanının bir kitapta en azından cansız varlık olsa dahi birisinin kuyruğunu veya eteğini tutarım ve kitap boyunca ölse dahi bırakmam. Ama bu kitapta canlıyı geç cansız varlık bile yok! Hiçbir şey yok! Hiçbir karakteri sevmedim. Hepsi yapmacık geldi. Sanki yazar hiçbirisine hakim olamamış gibi. Onları yansıtamamış gibi. Veya sadece kendinden bir parçayı işleyememiş, onu çocuğu gibi benimseyememiş gibi. Sıfır yani benim gözümde. Ben bu kitapta olaylara bağlandım resmen ve ‘Katil kim?’ bulmacasını çözdüm.

İkinci sevmediğim daha doğrusu beğenmediğim yer ise sonu. Hiçbir şekilde okuduğum son bir Grangé kitabı sonu değildi! Kabul edemiyorum inanın! Okuduğum zaman şok yaşadım. ‘Nerede bunun devamı’ diye çığlıklar attığımı ben bilirim. Resmen o iki mükemmel cinayet olayını rezil etmiş sevgili yazarımız. Ha belki başkası böyle düşünmeye bilir ama ben böyle düşünüyorum. O son bu kitaba yakışmamış arkadaş. Bir kere sen o kadar karanlık ve korkutucu iki cinayet planı hazırlayıp önümüze sunmuşsun, o iki olayın hatırına daha kanlı bir son bitirebilirdin, sarılma ile değil! Buradan Grangé’ı kınıyorum şahsen! :P

Şakayı bir kenara bırakırsak kitabı ben iki olayın doğrultusunda ve Grangé baba doğrultusunda okuyup yorumladım. Kitapta kanınızı donduracak iki cinayet var ve her iki cinayette birbirinden güzel. Özellikle ikinci olay. Hiç aklınıza gelmeyecek şeyleri ortaya çıkartıyor. Kitabın dili mi? Kamon! Kitap bir Grangé kitabı ve altında Doğan Kitap’ın imzası var, lütfen duymamış olayım! :))

Benim karakterler ve sonu ile olan kavgama bakmayın kesinlikle okuyun özellikle kanınızı donduracak cinayetler için okuyun. Cidden ikincisinde çok şaşıracaksınız.

Kitaba puanım 3,5-4 arasında gidip geliyor ama Grangé baba için 4 veriyorum. Ama lütfen yeni baskıda sonunu tekrar yaz şekerim! :D

4

scrollWithLineCFG_31

Katkılarından dolayı Doğan Kitap’a teşekkür ederiz!!!

damy (1)

Konuşan Kitaplar #13 Blog Tur 1. Gün / Yazar Tanıtımı


945395_515992235139840_362409326_n

Konuşan Kitaplar 13. Blog Turumuzdan herkese merhabaaaa!!!!

Uzun bir zamandır turunu yapmamızı beklediğim sevgili yazarımız Jean-Christophe Grangé‘ın ve onun yeni kitabı olan Kaiken‘in turunun açılışını yapıyoruz!!!

İlk gün olarak yani bugün kitabımızı, yazarımızı ve kitabımızın ait olduğu türler ( polisiye-cinayet-gerilim ) hakkında bilgiler yayınlayacağız.

Kitabımızı  Küçük Kızın Kütüphanesi tanıtıyor.

Yazarımızı  Yorum Durağım yani ben tanıtıyorum.

Türler ise Kitap Sayfaları tanıtıyor.

Ayrıca tur boyunca yani 5 gün boyunca devam edecek ve 5 şanslı kişinin Kaiken kitabını kazanacağı yarışmaya herkesi bekleriz!!!

Hadi şimdi yazarımızı az da olsa tanıyalım!!! :)

scrollWithLineCFG_31

  • Fransız yazar Jean-Christophe Grangé 15 Temmuz 1961’de Paris’te doğdu. Serbest gazeteci olarak çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı.
  • Le Vol des cigognes / Leyleklerin Uçuşu adlı ilk romanı 1994’te yayımlandı. Bu kitap Fransa’da 450.000 adet sattı ve sekiz bölümlük bir TV dizisi haline getirildi.
  • Yazarın ikinci eseri Türkiye baskısını Şubat 2001’de yapan ve 20 dile çevrilen Les Rivières pourpres / Kızıl Nehirler‘dir. Roman beyazperdeye taşındığında yönetmen koltuğunda Mathieu Kassovitz, başrollerde ise Jean Reno ve Vincent Cassel yer aldı.
  • Grangé’ın üçüncü romanı Le Concile de PierreTaş Meclisi, Eylül 2000’de piyasaya çıktı ve Fransa’da kısa sürede 150.000 adet sattı. Türkiye’de Ağustos 2001’de yayımlandı. 2006 yılında Stéphane Cabel ve Guillaume Nicloux tarafından senaryolaştırılan kitap, Guillaume Nicloux yönetiminde sinemaya uyarlandı. Filmin oyuncu kadrosunda Monica BellucciCatherine DeneuveMoritz BleibtreuSami BouajilaElsa ZylbersteinNicolas ThauTubtchine Bayaertu,Laurent Grévill gibi güçlü isimler yer aldı.
  • 2001 yılında vizyonda yer bulan Vidocq filminin senaryosunu Pitof ile birlikte yazdı.
  • 2003 yılında L’Empire des loups / Kurtlar İmparatorluğu‘nu yayımladı. Eser 2005 yılında Chris Nohan‘ın yönetmenliğinde beyazperdeye aktarıldı. Kurtlar İmparatorluğu‘nda Jean Reno‘nun yanı sıra Emre Kınay da yer aldı. Kitabın Türkiye baskısı Temmuz 2003’te yapıldı.
  • Grangé‘ın bir yıl gibi kısa bir sürede kaleme aldığı La Ligne noire / Siyah Kan ise Mayıs 2005’te yaptığı ilk baskısı ile raflardaki yerini aldı.
  • Yazarın 2007 yılında yayımlanan eseri Le Serment des limbes / Şeytan Yemini Türkiye’de ilk baskısını Ağustos 2007’de yaptı.
  • Sonraki kitabı Miserere / Koloni, Ağustos 2009’da Türkiye’de satışa çıktı.
  • Bir sonraki kitabı La Forêt des Mânes / Ölü Ruhlar Ormanı, 2010 yılında Türk okuyucularıyla buluştu.
  • Yazarın bir diğer kitabı ise 2011 yılında çıkan ve Türkiye’de de 2012 yazında satışa çıkmış olan Le Passager / Sisle Gelen Yolcu isimli eserdir.
  • Yazarın en son kitabı ise 2012 yılında çıkan ve Türkiye’de de 2013 Haziranın da çıkmasına rağmen bir ay içerisinde 28.baskısını yapan Kaïken / Kaiken isimli eseridir.
  • Bunların yanı sıra yazarın Zener’in Laneti isimli bir çizgi roman çalışması da bulunmaktadır.
  • Ayrıca yazarın, karanlık ve kan donduracak kadar ürkütücü şeyleri kitaplarında işlemesinin sebebi, küçük yaşlarda babasından gördüğü şiddetten dolayıdır.

scrollWithLineCFG_31

YARIŞMA!!!

images

Kaiken için 5 şanslı kişiden birisi mi olmak istiyorsun? 

O zamannnnnnnn

TIK-TIK!!!

scrollWithLineCFG_31

TUR TAKVİMİMİZ

1013959_164564863729860_797976176_n

scrollWithLineCFG_31

Katkılarından dolayı Doğan Kitap‘a teşekkür ederiz!!!

damy (1)

Yeni Kitaplar, Yeni Turlar #2


Herkese merhaba!!!

İkinci bir Yeni Kitaplar, Yeni Turlar yazısına hoş geldiniz!!! :)

Kendimi şu an sunucular gibi hissediyorum ama ne yapayım her iki turunda kitapları birbirinden mükemmel ve ben bu yüzden çok heyecanlıyım ve yerimde duramıyorummm!!!!

Daha fazla sabredemeyeceğim ve birisi en sevdiğim yazar olmakla birlikte diğeri ile yeni tanışacağım. Evet yeni tanışacağım yazar dünyaca ünlü birisi ve ben daha ilk kitabını okuyacağım. Ama olsun geç olsun güç olmasın. :)

Hadi hangi tur hangi kitabı inceleyecekmiş Temmuz ayında hep beraber bakalım!

scrollWithLineCFG_31

945395_515992235139840_362409326_n

Konuşan Kitaplar ile Blog Turu‘nda benim en sevdiğim yazarlardan birisi olan, gerilimin ve polisiyenin babası Jean-Christophe Grangé’nın Haziranda çıkan ve bir ay içerisinde 28. baskısını yapan ve Fransa’dan başlayıp dünyanın öbür bir ucuna uzanan soluksuz bir maceayı anlatan Kaiken‘i 20-25 Temmuz tarihleri arasında ağırlıyoruz.

Bu tura Konuşan Kitaplar kızları arasında en çok ben sevindim sanırım. Her bir satırı ezberleye ezberleye okuyacağıma hiç şüphe yok! :))

Ve turun bir diğer güzel kısmı ise 5 şanslı kişiye Kaiken‘i kazanma şansı elde edecek. Şimdiden bol şanslar!!! ;)

scrollWithLineCFG_31

1011965_491883960888809_1441914562_n

Kitap Dostları ile Kitap Turları ekibi olarak ise dünyaca ünlü bir yazar olan Neil Gaiman‘ın dünya çapında çok beğenilen bir kitabı olan Anansi Boys / Anansi Çocukları‘nın 22-24 Temmuz arasında turunu yapacağız.

Şahsen bu turdan önce yazarımızla tanışmadım ve bu benim ilk Neil Gaiman romanım olacak. Ama okuyanların şiddetle tavsiye ettiği bir yazar olduğu için beni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum. :)

Kitap Dostları biliyorsunuz ki herkese kapısı açık olan bir tur. Her turumuzda olduğu gibi bu turumuzda da Anansi Çocukları‘na sahip olan ve yorumlayacak, ister blogu olsun ister olmasın herkesi davet ediyoruz!

Ve ikinci güzelliği ise 2 şanslı kişi Anansi Çocukları‘nı kazanacak. Şimdiden herkese başarılar!!!

scrollWithLineCFG_31

Her iki turumuzu da beklemede kalın!!!

damy (1)

Haziran Ayı Kitapları #1 / DEX ve Doğan Kitap


Kitabın Adı : Elit

Orijinal Adı : Elite

Serinin Adı : .The Selection Series

Seri Sırası : 2

Yazarın Adı : Kiera Cass

Çevirmen : Derya İmer Aydınlık

Yayınevi : DEX

Sayfa Sayısı : 288

Basım Yılı : Haziran, 2013

Sarayda 6 kız… Savaş kızışıyor.

“Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum. Aspen’in prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi. Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım. Maxon’ın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm… Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım. Bunu gerçekten yapabilir miydim? Illéa’nın yeni prensesi olabilir miydim?”

Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var. Ve artık Elitler Prens Maxon’ın aşkını kazanmaya çok daha kararlı. Zaman America’nın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli. Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi? Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı? Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak. Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.

divider

Kitabın Adı : Yaratıcı

Orijinal Adı : Crewel

Serinin Adı : Crewel World Series

Seri Sırası: 1

Yazarın Adı : Gennifer Albin

Çevirmen : Talin Ataman

Yayınevi : DEX

Sayfa Sayısı : 348

Basım Yılı : Haziran, 2013

Içine girdiği dünya öylesine karmaşık ki…

Ailesi Adelicein olağandışı bir yeteneği olduğunu keşfettiğinde, bunu gizlemesi için onu eğittiler. Bir Dokumacı olmasından korkuyorlardı; yani insanların nerede yaşayıp ne yiyeceklerine hatta ne zaman ölmeleri gerektiğine karar veren o güzel ve ölümcül kadınlardan biri olmasını istemiyorlardı. Ne var ki, İşleme Hizmetleri Adelicei pek çok testten geçirir ve ailesinden kopararak entrikalar ve sırlarla dolu karmaşık bir dünyanın içine çeker.
Şimdi yalanlardan örülmüş bir ağa ve gizli bir aşka düşmüs olan Adelice gücünün ardındaki tüm uğursuz gerçekleri açığa çıkarmak zorundadır. Bütün yaşamı pamuk ipliğine bağlı olan Adelice onu ya sonsuza kadar koruyacak ya da yerlebir edecek. Bu yetenek bir hediye mi yoksa bir lanet mi?

divider

Kitabın Adı : Kaiken

Orijinal Adı : Kaïken

Yazarın Adı : Jean-Christophe Grangé

Çevirmen : Tankut Gökçe

Yayınevi : Doğan Kitap

Sayfa Sayısı : 384

Basım Yılı : Haziran, 2013

Kaikenin zamanı geldi

Doğan güneş karardığında,
Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde,
Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,
Kaikenin zamanı gelmiş demektir.