Pür – Jullianna Baggott / İnceleme


PÜR – JULIANNA BAGGOTT

Pür bitti. Hem de arkasında bir sürü soru işareti bırakarak. İlk başta o kadar çok sıkıldım ki bu kitabın neresinde olay var derecesine geldim. Ama ne oldu? Çoğu fantastik kitap gibi son 100 sayfada bombayı patlattı Pür. Hem de öyle bir patlattı ki keşke ikinci kitap elimin altında olsa da onu da okuyup bitirsem ve kafamda ki soru işaretlerini yok etsem dedim. Ama soru işaretlerim belli bir süre daha kafamın bir köşesinde kalmalı sanırım. En iyisi unutmadan bir yere yazmak. :)

Kitabın konusuna gelecek olursak nükleer patlamayı ve onun kötü sonuçlarını anlatmakta. Sevgili yazar Julianna nükleer patlamaların iğrenç etkilerini o kadar güzel bir şekilde anlatmış ki insanların yarattıkları o kötü ve rezalet sonuçlardan dolayı utanmaları gerekir.

Kitap genellikle Hiroşima ve Nagazaki olayları ele alınarak yazılmış. Ki kitapta da olayların başlangıç yeri Japonya olarak bahsediliyor.

Olaylar birkaç zeki hatta duble zeki gencin bir araya gelip bir projeyi gerçekleştirmesini anlatıyor. Bazıları bu projenin kötüye gittiğini anladıkları zaman projeden çekilip bu olayı sonlandırmak için başka bir projeye başlıyorlar ama iş hesapladıkları gibi gitmiyor Çünkü patlama beklenilen zamandan önce gerçekleşiyor ve bu karşı olan gençlerimizde bir takım gelecekte ki gençlere bir takım sırlar bırakıyorlar.

Bu projeyi gerçekleştirmek isteyen, dişini tırnağına takıp harıl harıl çalışan tek bir kişi var. O da kitabımızın asıl kahramanımız olan Patrige’in babası Ellery Willux. Kitabımızın kötü kahramanı. Kubbeyi oluşturup sadece seçkin insanları içerideki yaşama alan çoğu insanı da Kubbe’nin dışında bırakıp ölüme terk eden, deforme olmalarını sağlayan tek insan. Ve bu adamla dışarıda savaşmaya çalışan iyi takım  ve bununda başını çeken yine sevgili Patrige’in biricik annesi. Ama annesi ne kadın? Bir sürü olay yaşamış bir kadın. Bu olaylar anlat anlat bitmez. Hem anlatırsam kitabın heyecanı kalmaz :)

Kubbe’nin içinde ki hayat tek kelime ile mükemmel. Ama tek bir kötü yanı ile. Her şey tükenmek üzere. Her şeyden kısıtlı sayıda bulunmakta. Ama hayat her ne kadar mükemmel olsa da ciddi anlamda zor bir yaşam hüküm sürmekte. Zor bir eğitim aşaması, zor bir askeri görev aşaması, zor bir sağlamlık kuvvetlilik ilaç tedavisi…. Diye devam eder bu liste. Ama bu tip olayların ve deneylerin sonucunda ise mükemmel bir robot yaratmış oluyorlar.

Peki ya Kubbe’nin dışında yaşayan insanlar? Hilkat garibeleri. Onların yaşamları nasıl peki? Ölseler daha iyi denecek kadar kötü bir yaşamları var. Hepsi nükleer patlamadan önce vücutlarına yakın her ne varsa onlarla bütünleşiyorlar ve ölene kadar da onlarla yaşıyorlar. Peki vücudunda bir fazlalıkla yaşamak nasıl bir şey mi? Tek anlamda berbat. Hayatlarını kısıtlamaktan başka bir şey yapmadıkları gibi önceki hayatlarına dönmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama ellerine geçen ise bir hiç.

Deforme olanlar ise tek insanlar değil. Nükleer patlamadan nasibini alanlar bitkiler ve hayvanlarda var. İşte hilkat garibelerinin yaşamını o deforme olmaları ile delirmesi sonucu ile hayatlarını zindan etleri yetmiyor yiyecekleri de birer zehir. Her gün ellerinde takas edebilecekleri ne varsa onlarla yiyecekleri takas ederek besleniyorlar. Ya da zehirleniyor. Ki ölümlerini hızlandıracak daha önemli bir etken daha var toz. O ise içten içe bitiriyor onarlı. Önce ciğerlerine yerleşiyor sonra öksürüğe sebep oluyor ondan sonra da yavaş yavaş ölümüne sebep oluyor.

İşte hilkat garibelerinin yaşamı böyle. Nükleer patlamadan önce keşke ölseydik diyorlar ya da keşke Kubbede ki insanlar sözlerini tutsaydı da biz de içeride olsaydık diyorlar.

Kitap bu çerçeve içinde geçiyor. Bir Hilkat garibeleri olan Pressia, Bradwell ve oranın polisi olan El Capitan ile Patrige’in yollarının kesişmesi ile hızını arttırıyor. Ve attıkları düğümleri tek tek çözüyorlar ve yerlerine yeni yeni düğümler atıyorlar.

Genel çerçeve içerisinde ben kitabı beğendim ama daha iyi olabilir miydi? Evet kesinlikle daha iyi olabilirdi. Daha akıcı ve daha güzel bir dille yazılabilirdi. Ama bu şekli ile de güzel bir kitap ortaya çıkmış. Yazarımızın ellerine sağlık. Bu kitabı okumamızı sağlayan DEX yayınevine de ayrı bir teşekkürler. Soru işaretlerini ve düğümleri çözmek için ikinci kitabı bekliyorum.

541461_10151433581812360_1092084213_n

SEVGİLER…

One thought on “Pür – Jullianna Baggott / İnceleme

  1. Geri bildirim: Mayıs Ayı Kitapları #2 / DEX | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s