Gregor ve Felaket Kehaneti – Suzanne Collins / İnceleme


Gregor ve Felaket Kehaneti

Suzanne Collins

Yeraltı Günlükleri Serisinin ikinci kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Bana göre ikinci kitap birinci kitaba göre daha durağan olsa da yine de yaş grubu için güzel bir anlatım ve kurguya sahipti.

İsminde de yer aldığı gibi kitabımız yeni bir felaket ile başlıyor ve bitiyor. Bu sefer Felaket Kehanetinde ki olayları yaşıyor kitabımız.

Artık eve dönmüşler bazı şeyleri rayına oturtmuşlar ama yine de annesi geceli gündüzlü çalışırken babası yeraltından çıktıktan sonra daha da hastalanmış çoğu zaman yataktan çıkmazken, Gregor’un cumartesi günü komşuna yardım etmesi karşılığında aldığı üç beş kuruş ile aç karınlarını doyurma çalışırken geçen günlerinden birinde Bot ve Gregor Central Park’a kaymaya gidiyorlar. Ama onlarda ki ne şanstır ki kaç gündür onları takip eden sıçanlar o gün kafalarına koydukları planı yani Bot’u öldürmeyi gerçekleştirmek istiyorlar ve ne şanstır ki bizim iki kardeş yeraltına giden kapağın yakınlarındadır.

Bir an Gregor’un gözü önünde olan Bot bir an sonra gözünün önünden kaybolmuştur. Deliye dönen Ge-go kardeşinin arkasından kapaktan atlar ve diğer dünyaya geçer.

Geçmesi ile tek bir kehanetin değil bir sürü kehanetin olduğunu, Gri Kehanetin sadece bir başlangıç olduğunu anlar ve bir yandan kardeşini nasıl bulacağını, bir yandan belirsin olan Felaket Kehanetini nasıl tamamlayacağını kara kara düşünmeye başlar.

Bot’u aslında sıçanların değil böceklerin yanında olduğunu, sıçanlardan korumak için böceklerin sıçanlarla kavga ettiklerini ve Bot’u Regila’ya sapasağlam getirmeleri ile oalylar başlar.

Ge-go yavaştan savunma dersleri alırken aslında bir öfkeci olduğunu yani savaşırken düşmanından başka hiçbir şeyi görmediğini ve bu yeteneğe aralarında sadece sıçan Ridred’ın sahip olduğunu öğrenir.

Zamanı geldiğinde kehaneti gerçekleştirmek için yola çıkarlar ve yanında koku duyusu güçlü bir sıçan, yarasalar, eğitmen ve Luxa’nın kuzeni Howard, Bot ve Temp ile yola koyulurlar ve belli bir süre sonra da onlara kaçak olarak Luxa ve yarasası katılır.

Böyle başlayan bir su yolculuğu ölümcül yılanlarla balıklarla akarlarla ve sıçanlarla savaşmaları ile devam ederken aralarından yine ayrılanlar olur ve Ge-go kehanete bulunan gelecekte sıçanların felaketi olan Felaketi bulur bulmasına ama o sıçanın yavru olduğunu hiç kimse hesaba katmaz.

Kehaneti yorumlayan Vikus ve yaşlı konsey Felaketi öldürmesi yönünde olsa da aslında kehanet yavruyu öldürürse daha büyük felaketin geleceğini göstermektedir. Bunu söyleyen de Luxa’nın savaş sonrası ölmesinden sonra – ki ben buna inanmıyorum Luxa ölürse benim için seri biter- tahta geçen deli Nerissa’dır.

Hikaye’nin sonu benim için hüzünlü bitse de diğer kitapta eminim Luxa geri dönecektir.

Genel olarak başta da söylediğim gibi kitap durağandı ama dili ve yazarın kurgusu yine mükemmeldi. Kitabın durağanlığının devam etmemesi umudu ile üçüncü kitabı en yakın zamanda okumak dileği ile….

541461_10151433581812360_1092084213_n

SEVGİLER…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s