Bazı Kızlar Isırır – Chloe Neill / İnceleme


BAZI KIZLAR ISIRIR

CHLOE NEILL

2 yıl aradan sonra tekrar vampir kitabı okumak ve konusunu yüzeysel olarak bilip korka korka elime almam ama hiç düşündüğüm gibi çıkmayıp, korkmama gerek olmadığını, klasik vampir serisi olmadığını kitap bittikten sonra yüzümde oluşan gülümse ile anladım. Kitap, diğer vampir kitaplarından o kadar farklı ki saymakla bitiremem. Sanırım bu yüzden bu kitaba hatta bu seriye bağlandım ve devamını okumak için can atıyorum.

Kitabın farklılıklarını ve benim çok hoşuma giden farklılıklarını konusunu anlatırken içine sıkıştıracağım ve sanırım bu yüzden uzunnn bir yorum olacak ve tabi ki bol spoiler içerek (:

Bir akşam kitabımızın ana kahramanı, New York Üniversitesinde Edebiyat bölümünde yüksek lisans öğrencisi olan Merit’in kampus de dolaşırken bir serseri vampir tarafından ısırılıp ama tam ısıramadan kaçan vampirin ardında kalan, neredeyse ölmek üzere olan Merit’i, Cadogan Evi’nin hükümdarı olan Ethan Sullivan tarafından tam bir vampire dönüştürülmesi ile olaylar başlıyor.

Chicago da bulunan üç evden ( Navarre, Cadogan, Grey ) Cagodan Evi’nin hükümdarı tarafından vampire dönüştürüldüğü için Cadogan Evi’nin bir sakini olmak zorunda veya bir serseri vampir olarak toplumdan dışlanmış, diğer türleri arasında hor görülen bir topluluk olan serseri vampirlere katılmayı kabul etmek zorundadır. Merit için her iki seçenekte birbirinden kötüdür. Çünkü o kendi isteği ile vampir olmamış, zorla dönüştürülmüştür ve bunu Ethan’a karşı her dakika dile getirmekte ve onu çileden çıkartmaktadır (:

Ve bu tip davranışlar kızımızın ne ilk ne de sondur. Kızımız azıcık asi, azıcık başına buyruktur ve bunun en büyük sebeplerinden birisi de nüfuz sahibi, her gün zenginliğine zenginlik katmak için deliren sevgili ailesinden özellikle babasından dolayıdır.

Kızımızın vampirliği kabul etmemesinin, karşı çıkmasının bir diğer nedeni ise Chicago evlerinden birisi olan Navarre’nin hükümdarı olan Celina tarafından topluma kendilerinin ifşa etmesidir. Toplum onları artık biliyordur ve bunun getirileri olan herkesin onlar gibi olabilmek için yaptıkları çılgın hareketlerdir. Normalde evlere isteyerek girerken, Merit zorla vampir olmuştur. Gerçi onun vampir olması da bir seri cinayetin kilit noktası olmasıdır. Ve bence bu kilit nokta benim kitapta en çok hoşuma giden, kitabı diğerlerinden farklı kılmasını sağlayan bir özelliktir.

Kitapta en çok sevdiğim bir diğer nokta ise gençlerimizin en gencinin 28 yaşında olmasıdır ve artık bir kitapta ergenlik sivilcesi çekmek zorunda olmamam ve okumamam. Gençlerin vampir olması, olmak istemesi veya onlar arasında dönmesi beni o kadar sıktı ki bu kitabı okumak vampir kitaplarına olan düşüncemi değiştirdi.

Kitabımızın konusuna dönecek olursak kitabımız kızımızın vampire dönüşürken hiçbir hatırlamaması ve bunun normal olmaması –ki bana göre bu sır diğer kitaplarda çıkacak gibi-  eve elinde Kuzey Amerika Evleri Kanunları kitabı daha doğrusu ansiklopedisi ile geri dönmesi ve ev arkadaşı çılgın, mavi saçlı Mallory tarafından normal bir şekilde karşılanması çünkü Mal’in aslında vampirlere karşı olan aşkı yüzünü her zaman su üstünde tutması ve her zaman onlar hakkında araştırma yapmasıdır. Gerçi onun da pek normal olduğu söylenemez ama neyse (: Okuyun ve öğrenin derim, sır…

Bundan sonra kitabımız da Merit’in, hükümdarına karşı gelmesi ama ona yenik düşmesi ve Cadogan Evi’ne taşınmaya kadar şah mat olması, bu dünyada sadece insanların ve vampirlerin olmadığını öğrenmesi ki bunun da aslında burnunun dibinde ve en sevdiği kişinin yanında olmaları, hayatında sadece bale yapmasına karşı birden kılıç kullanmaya ve dövüş sanatlarını öğrenmesi, hükümdarının ve Cadogan Evi’nin uzun yıllardır sahip olmadığı Koruyucu olması ve diğer vampirlerin gözünde önemli tahta oturması, diğer evlerin vampirleri ile tanışması ve birisi ile yakınlaşması – acaba kim acaba kim (: – , hükümdarının değişik bir teklifi, büyükbabasının asıl mesleğinin ne olduğu ile bitmek bilmeyen ve yeter artık bu kadar değişik olay derken en son noktayı kitabın sonunda hiç beklemeyeceğiz birinin sürpriz yapması ile olaylar zincirine son noktayı koyuyor.

Ki koyuyor mu acaba? Bence koymuyor çünkü eminim ki bu kitapta olan olaylar ikinci ve serinin diğer kitaplarında devam edecek.

Bu türü seviyor ve farklı bir vampir serisi okumak istiyorsanız hiç durmayın ve gidin alın. Emin olun suratınızda büyük bir gülümseme ve bazen kahkahalar eşliğinde okuyacaksınız bu kitabı. İlk başta da söylediğim gibi bu kitabı çok beğendim ben. Yazarın o akıcı dili, gençlerimizin ince esprileri, hükümdarımızın yakışıklılığı ve bir Rus’a benzemesi <3, vampirlerin farklı türlerin kitapta yer almasından dolayı 5 puan üzerinden 5 veriyorum.

385472_10151433582022360_1769049046_n

Ve kapanışı kitabımızın ilk sayfalarında yer alan bir bölüm ile yapıyorum. Belki bu kitabı almanız için güzel bir etken olur (:


DİNMEYEN BİR SUSUZLUK

Vücudumu hızla saran ateş yüzünden neredeyse nefesim kesiliyordu, ayakta kalabilmek için ikili koltuğun sırtına tutunmak zorunda kaldım. Midem kasıldı, hissettiğim ağrı karnımda dalgalar hâlinde hareket ediyordu. Başım döndü ve dilimi köpek dişime değdirdiğimde dişimin uzayıp sivri bir hâl aldığını hissettim.

İçgüdüsel olarak yutkundum. Kana ihtiyacım vardı. Şimdi.

“Ethan.” Bunu söyleyen Luc’tu ve arka tarafımda bir hışırtı duydum.

Bir el kolumu sımsıkı tuttu ve başımı kaldırıp bakınca Ethan’ın hemen yanımda, yeşil gözleri kocaman açılmış hâlde dikildiğini gördüm. “İlk Açlık…” diye açıkladı.

Ama kelimeler bana hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Başımı eğip kolumdaki uzun parmaklarına bakınca ateşin tekrar hücuma geçtiğini hissettim. Bu ateşle ayak parmaklarımı kıvırdım, bu sıcaklıktan zevk alıyordum.

Bunun bir anlamı vardı. Bu hislerin, bu ihtiyacın, bu susuzluğun… Başımı kaldırıp Ethan’a baktım, bakışlarım üst düğmeleri iliklenmemiş gömleğinin açıkta bıraktığı tenine, sonra boynuna, güçlü çenesine ve dudaklarının şehvetli kıvrımlarına kaydı.

Kan istiyordum ve bu kanı ondan almak istiyordum.

Reklamlar

Ölümsüz Juliet – Stacey Jay / İnceleme


ÖLÜMSÜZ JULİET

STACEY JAY

Kitaba ilk başlarken neyi anlattığını veya neyi anlatmaya çalıştığını anlamadım. Bence yazar ilk 100 sayfada kitaba hakim olamayıp konuyu güzelce anlatamamış. Kitabın konusunu 100-150. sayfadan sonra anlıyorsunuz daha doğrusu ne anlatmaya çalıştığını ya da amacını anlamaya başlıyorsunuz.

Yazar Romeo ve Juliet ikilisini ölümsüzleştirerek bir nevi Juliet’i kadın Eros yapıp sevenleri kavuşmasına, aşklarının devam etmesine yardım ediyor ve bu aşklarını da sevenlerin aurasından anlıyor. Auralarının kıpkırmızı olması Juliet’in işi barışı ile tamamlamış olduğunu gösteriyor. Ki birisi çelme atmazsa.

Kim mi o? Tabi ki de Juliet’e sırılsıklam aşık Romeo! Şaşırdınız değil mi? Ölümsüz aşıklarının birbirlerine düşman olmasına. Kitaba başlarken bana da ilginç gelmişti ama kitabı okumaya devam edince bu nefretin sebebini anlıyorsunuz ki kitabın sonuna kadar o sebebin doğru olduğuna kendinizi inandırarak. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız (:

Kitabımız konusu birbirini seven kişilerin birbirine kavuşmasını sağlayan Juliet’in aşıkların çevresinde ki bir kızın bedene girmesi ile görevinin başlaması. Juliet bir kızın bedene girdi saniye de Romeo’nun düşmanı olarak bir oğlana girmesi ve aralarında ki savaşın başlaması.

Romeo, Juliet’e engel oluyor ve aşıklardan birisi sevdiğini öldürüyor ve Juliet, Hemşire’nin yanına dönüyor. Veya Juliet kazanıyor, Romeo Savaşçı’nın yanına giderek cezaya tabii tutuluyor. Ki bu son göreve kadar böyle devam ediyor.

Juliet’in, çevresi tarafından ucubik olarak görülen, annesinin sözünden çıkmayan, hiç erkek arkadaşı olmayan ve sadece bir tane kız arkadaşı olan Ariel’in bedenine girmesi ile başlıyor olaylar. Girmesinin sebebi ise arkadaşları ile iddiaya girip Ariel’i sevgili yapmaya çalışan Dylan’ın, bir iddia sonucu beraber olunduğunu öğrenen Ariel’in Dylan’ı öldürmeye çalışmasıdır. Tabii o bedene girdiği saniyede de Romeo’nun Dylan’ın bedenine girmesi ile olaylar iplik söküğü gibi devam ediyor.

Romeo’nun Juliet’i öldürme nefreti ile başlayan aksiyonlar, Juliet’in Ben ile karşılaşması ile yeni bir aşk nehrine doğru yelkenler açılıyor.

Ben bir kitapta fantastiği buram buram hissetmek isteyen bir insanım ve genel çerçeve de bu kitap yavan geldi. En can alıcı aksiyon sahneleri bile. Ama şunu inkar edemem yazarın şahane zekası ile Romeo ve Juliet’i böyle bir kurgu da kullanması mükemmel bir şey. Kitabımın sonuna kadar gitmem, elimde sürünse de bitirmek için dişimi tırnağımı takmam bu yüzden.

Dex yayınlarına da ayrıca teşekkürler böyle değişik bir kurguyla bizi tanıştırdıkları için.

541461_10151433581812360_1092084213_n

Ve en büyük teşekkürüm ise Vampirella ait bana bu kitabı gönderdiği için (: