The Picture of Dorian Gray – Oscar Wilde / İnceleme


THE PICTURE OF DORIAN GRAY OSCAR WILDE

Kitap hakkında öncellikle şunu belirtmeliyim ki bu kitabı okumak için bir çok neden var. Bunların başını klasik olması, diğer klasiklerden farklı bir konu ve işlemesi, bu konunun Gotik tarzda olması ve İngiliz edebiyatının kralı olan Oscar Wilde’ın bir kitabı olması…

Ayrıca bu kitabı orjinal dilinde okumak o Gotik tarzı gerçek duyguları ile hissetmek, okuyan kişi de bambaşka duygular uyandırıyor. Bir çeviri ile orjinal dilin aynı hislere sahip olmadığını bu kitapta daha iyi anlıyoruz.

Kitap, çok az İngilizcesi bile olanın bile anlayacağı bir dile sahip o yüzden herkesin okumasını istiyorum.

Kitap genel çerceve de Dorian Gray’in arkadaşlık ilişkilerini, ilk gerçek aşkını, ilk gerçek aşkının nasıl karabasan gibi üstüne düşen ölümü ile sarsılması, ilk ona farklı duygular besleyen arkadaşını Lord Henry’e tercih etmesi ve bu yüzden sahip olduğu bencillik ve kendini beğenmişlikle bir canavara dönüşmesi.

Aslında canavara dönüşmesinin ve kitabın isminde de yer alan Basil’in çizdiği potre/resim sayesinde oluyor. Resmin bittiği gün Lord Henry’nin, Basil’in yanında olması ve Basil’in, Dorian Gray’i Lord Henry ile tanıştırmama çalışmaları ama birden ortaya çıkan Dorian ile ikisinin tanışmak zorunda kalmaları ve o andan itibaren değişen Dorian ile devam ediyor hikayemiz.

Hikaye kısa, öz ve sade bir şekilde anlatılmış anlatılmasına ama sanki hikayenin kahramanı sizmişsiniz gibi, canavara dönüşen, insanları öldüren sizmişsiniz gibi okuyorsunuz kitabı.

Oscar Wilde’ın dili o kadar kuvvetli ki daha devamı yok mu veya diğer kitapalrını da hemen okumalıyım diyorsunuz.

Ben ki klasiklere özellikle Rus klasiklerine aşık olan bir insan kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. İnanın pişman olmayacaksını ve her fotoğraf çekilişinizde ve her fotoğraf ile aynada kendinize baktığınızda Dorian Gray’i aklınıza getireceksiniz. (:

385472_10151433582022360_1769049046_n

Çiftlik – Emily McKay / İnceleme


ÇİFTLİK – EMILY MCKAY

Kitap hakkında söylemem gereken ilk şey kapağına bakarak gerilim,korku veya polisiye olduğunu sakın düşünmeyin. Kapağı sayesinde kitap beni baya şaşırttı çünkü kitap kapağını hiç yansıtmayarak, bu zaman kadar hiç görmediğimiz bir ütopya ile kurulmuş bir vampir kitabı.

Kitapta iki tür vampir var. Bir geçmişten günümüze gelen vampir klanı bir de genetiği değiştirilmiş vampirler ve bu vampir türünün ismi de ‘Tik’tir. Daha doğrusu toplumun onlara koyduğu isim bu. Ve bu Tikler normal olan hiçbir şey  benzemiyor. Bu türü kitaptan küçük bir alıntı yaparak sizlerle tanıştırıyorum.

Yaşlarının böyle ortak görünmesine rağmen, diğer yönlerden bir hayli çeşitlilik gösteriyorlardı. Bir zamanlar ki insan bedenlerinden pek eser kalmamıştı. Sanki, usta bir sanatçı çamurdan normal bir insan kalıbı çıkarmış, ama haşarı bir çocuk gelip, rastgele darbelerle bozmuştu kalıbı. Gövdeleri çok hantal ve iriydi. Kolları uzundu. Ama en çok suratları içimi çalkalıyordu. Karman çorman uzamış kılların altından gözleri ateş saçar bir canlılıkla bakıyordu. Büyük bir çeneleri ve aslan dişi gibi kocaman, öne fırlamış dişleri vardı.

Kitabın konusuna gelecek olursak Lily ve Mel adında ikiz kız kardeşlerimiz vardır. İkizlerden Mel otistiktir ve klasik müzikte bir dehadır ama bunu dışarıya mırıltıları ile göstermektedir ve bu mırıldanmalarını da sadece ikizi Lily anlamaktadır ama Mel’e göre o da ne anlatmak istediğini anlamamaktadır. Çoğu olayı –Çiftlikten kaçmaları da buna dahil- Lily, Mel’e müzik yoluyla anlatmaktadır. Bu kitapta en çok hoşuma giden yerlerden birisi de bu olmuştu zaten. Otistik bir çocuğun yaşamının zorlukları, iletişimi sağlamak için nasıl bir yol seçtiğini ve diğerleri onu gerizekalı zannederken aslında o hepsinden daha zeki olduğunu anlıyoruz. Bir nevi bu kitapta bilim adamlarının otistik insanlar hakkında ki tezini anlatarak, bizi bilgilendiriyor.

Konuya dönecek olursak kız kardeşlerimiz diğer gençlerle beraber, 6 ay önce dünyayı alt üst etmiş Tikler felaketi ile Çiftlik’e taşınmış ve orada yaşamaya başlamışlardır. Burada bir takım sorumlulukları vardır. Örneğin; belirli aralıklarla kan vermeleri, günde 4 kez yemeğe çıkmaları veya 18 yaşına gelince hamile kalma zorunluluğu gibi. Çiftlikte üç tür kademe vardır. Çoğunluğun yer aldığı – Lily ve Mel’in de yer aldığı grup- Yeşiller ve gardiyan grup diyebileceğimiz İşbirlikçiler ve hamile kalan grup Besiciler.  Bir de müdür yerine geçen Dekan var ve du kişi en zor görevi üstlenmektedir. Sorumlu olduğu Çiftlik’i vampirlerden ve en önemlisi Tiklerden korumak zorundadır ve bu yüzden ok katı kurallar vardır. Mesela sorun çıkartan bir Yeşiller’in kazığa geçirilerek, Çiftlik’in çevresini saran elektrik tellerine asılır. Aslında bunun önemli bir sebebi vardır ve bunu kitabı okudukça zamanla öğreniyoruz.

6 aydan sonra artık kaçmaya planlayan Lily, tedarikçi Joe’nun yardımıyla kamp eşyalarını toplamıştır tabi bu arada ne yapacağını en yakın arkadaşı Joe’nun öğrenmesi ile. Gerçi Joe onu ve kardeşini sonuna kadar desteklemiştir ve kazıkların en büyüğünü atmıştır.

Lily her şey tamam derken nereden geldiğini bilmediği eski aşkı Carter’ı karşısında bulur. Çiftlikte ilk çarpışmalarından sonra olaylar ip söküğü gibi devam eder. Birbirleri ile ölümüne kavga etmeleri, birlikte Çiftlikten kaçmaları ama onun sayesinde vampir Sebestian ile tanışması, Mel’in kaçırılışı, ölümlerine beraber bir adım daha yaklaşmaları, Tikler ile ölümüne düello, Dekan’ın adiliği ve bambaşka bir yüzü ile tanışmaları ve ve ve aşk itirafları ile devam eden soluksuz olaylar dizisi.

Kitap genel çerçeve de kötünün iyisiydi ta ki son 100 sayfaya kadar. Eğer o da olmasaydı gerçekten bu kitaba kötü derdim çünkü yazar konuya hakim olamamış ve genel çerçevede istediklerini anlatamamış. Siz yazarın anlatmak istediğini kelimelerde saklı sırlarla çözüyorsunuz tabi hiç zevk almayarak. Sıra sıra bir konu bazen uzun uzun anlatılırken sıra sıra da konu hemen anlatılıp bitiriliyor hatta bir makas ile kesilip atılıyor. Ama bunların dışında kitabın dili ve yazarın kurduğu ütopya çok güzel. Ve sanırım kitap tek bir kitapla kalacağını zannetmiyorum çünkü en can alıcı yerinde kaldı ve okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklar (: Ki kitabın devamı gelirse sırf merakımdan gidip alırım.

541461_10151433581812360_1092084213_n

Kitapta altını çizdiğim sözler ise şunlar :

  • Doğru olanı yapmak için süper güçlere ihtiyacın yoktur. Başarmak için ihtiyacın olan tek şey, isteğin ve azmindir.
  • Gün boyunca bitmemiş heyecanın, uykusuz gecelerin yorgunluğu. Sorumluluk. Yuk. Yine korku. Sırf bu dünya üzerinde var olmanın pahalı bedelleri.  Ama birden,artık ne yorgun ne de korkuluydum. Sadece hiddetliydim ve intikam istiyordum.
  • Hani yağmur diner, güneş açıp son damlaları kurutur, böyle son pürüzlerde aşılmış gibi olur ya, öyle kurtulalım istiyordum…