Kayıp Ruhlar Sehri – Cassandra Clare / Inceleme


a8b5f519-677b-44f9-a49d-720ff27e8fd6

Kitabın Adı : Kayıp Ruhlar Şehri
Orijinal Adı : City of Lost Souls
Serinin Adı : Ölümcül Oyuncaklar Serisi
Seri Sırası : 5
Yazarın Adı : Cassandra Clare
Çevirmen : Uğur Mehter
Yayınevi : Artemis
Basım : 2013
Sayfa Sayısı : 636
Tür : Genç Yetişkin / Paranormal

Uzun bekleyişlerin ardından kavuştuğumuz serinin 5. kitabı yine aldı beni diyar diyar dolaştırdı, zirvelere çıkardı, bulutların üzerinden uçurdu ve yavaşça yere indirerek Ölümcül Oyuncaklar Cennet’imden uyandırdı. Tabi bu biraz sarsıcı oldu, kendime gelmem uzun sürdü ama yine de cennetimden çıktığımdan beri yüzümde oluşan o aptal sırıtma hala geçmedi. Sanırım son kitabı okuyana kadar da geçmeyecek. (:

Kitap yorumuma gelecek olursak eğer bu kitapta yan karakterin düşüncelerine daha çok önem veriyor ve bu sayede onların duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamamız sağlanıyor. Simon ve Isabella arasında ki belirsiz olan ilişki, Maia ve Jordan arasında ki ilişkinin önceki hallerine ara verildikten sonra tam gaz devam etmesi, Alec ve Magnus arasında ki ilişkilerin sarsıntı da olması ve kırılma noktasına gelmesi, Clary-Jace-Sebastian üçlüsünün maceraları. O kadar dolu dolu bir kitap ki, son 100 sayfa da anlatılan savaş 600 sayfalık kitabın içinde kayboluyor.

Bu kitapta Simon’un kendine olan güvenin daha çok arttığının, vampir olmasını daha çok benimsediğini görüyoruz ve bunu da esprileri ile dile getiriyor ve bu yaptıkları esprileri ile  de Isabella’nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmasını sağlıyor ve aşık olmasını bir adım daha ileriye taşıyor. Ve tabii ki Jace başka bir gezegene ulaşsa da onunla uğraşmaktan vazgeçmiyor.

“Basia coquum” dedi Simon. “ Ya da sloganları her neyse işte.”

“Descensus Averno facilis est.” diye düzeltti onu Alec. “Cehenneme düşmek kolaydır. Sen az önce ‘Aşçıyı öp’ dedin”

“Lanet olsun” dedi Simon. “Jace’in benimle dalga geçtiğini bilmeliydim.”

Maia ve Jordan arasında ki ilişkinin arasında ki ilişkinin tekrar eskisi gibi olmasını sağlayan da çevrelerinde yaşanan olaylar sayesindedir. Jordan’ın Maia’ya kör kütük aşık olması ama onu görmezden gelmesi bir yere kadar devam etti.

“Eh” dedi Maia. “Arkadaşlarınla böyle öpüşmezsin, değil mi?”

“Doğru. Simon’a söylemem lazım. Cidden hayal kırıklığına uğrayacak.”

“Jordan” Maia hafifçe onun omzunu yumrukladı ama ikisinin de yüzünde aptalca bir sırıtış yayılmıştı.

Magnus ile Alec arasında ki ilişki ise yavaş yavaş sallantılara uğrayarak –özellikle Alec’in ihanetinin, aslında Alec’e göre gelecekte işe yarayacak bir planın Magnus tarafından öğrenilmesi- ve bunun etkileri sonuçta ilişkilerinin kırılmalara uğrayarak, her ikisinin de kalplerinin kırılmasını görüyoruz,her ne kadar Alec’in planını düşünürken Magnus’un Alec’e karşı düşüncelerinin deriliğinin artmasına karşın…

“Karanlığın kendisi kadar karanlık bir ülke ve ışığın karardığı bir düzende ölümün gölgesi. Alec olmasaydı buradan giderdim.”

Jace-Clary-Sebastian üçlüsü arasında ki olaylar, maceralar dur durak bilmeden devam etti kitapta. 4. kitabı okuyan herkes kitabın sonunu bilir ki, ortalık iyice karışmış ve Sebastian ile Jace ortadan kaybolmuştur. Bu kitapta neden beraber kaybolduklarını öğreniyoruz. Lillith’in birbirlerine bağlayan ölümcül bağı sayesinde biri nereye giderse diğeri oraya gidiyor, birisi yaralanırsa diğeri de yaralanıyor ve birisi ölürse diğeri de ölüyor. İşte bu işleri daha da sarpa sarıyor ve işin kötü tarafı onlar artık herkesin yaşadığı bir dünya da değil paralel bir evren de bir ev de yaşıyorlar ve bu ev tek bir kapı çizimi ile istedikleri ülkeye gitmelerini sağlıyor ve bunu çoğunlukla Sebastian’ın nerede işi varsa oraya gitmeleri ile devam ediyor. Sebebi ise bu bağ yüzünden aralarında oluşan hakim-itaatkar durumunun oluşmasıdır. Hakim Sebastian, itaatkar  Jace’tir. Ama zaman zaman aralarında ki bağ zayıflayıp Jace’i kendine getirterek, Sebastiana’a çıkmasını sağlamaktadır.

Sebastian tembel tembel ona baktı. “Ne?”

“Geçmiş yabancı bir ülke. Orada işler başka türlü yürüyor.” dedi Jace. “Doğrusu bu.”

Ve bu bağ sayesinde öyle kötü anlar oluyordu ki, bağın kopması için elinizden geleni yapmak istiyorsunuz. Jace’in Clary’e beslediği aşkın etkilerini Sebastian’ın da hissetmesi ve Clary’i iğrenç durumlara düşürmesi ama kuvvetli kızımızın bu durumların hepsinden kurtulması ve onunla savaşmasını bol bol okuyoruz.

Tabii ki bunların dışın da zaman zaman ağabey-kardeş aralarında ki ilişkilerin gerçekleştiğini de görüyoruz.

“İstersen bir tane daha kruvasan getirebilirler.” dedi Sebastian sandalyesine yaslanarak.

Ve zaman zaman ise bu kardeşlik bağı öyle bir kopuyordu ki düşman olsalar bu kadar canlarını acıtamaz. Bu düşmanlığın başını ise Sebastian’ın annelerini annesi olarak görmemesi ve başına gelen her şeyin onun yüzünden olması düşüncesini benimsemesi. Ve bu yüzden Lillith’i gerçek annesi olarak görmesidir. Ama yeri geliyor ki Sebastian Clary ile gerçekten kardeş olduklarını ailesinin özellikleri ile ispatlıyor.

 “Belli ki sen babamızdan çok annene benziyorsundur. Ama ne fark eder? Kemiklerin de gaddarlık, yüreğinde buz var, Clarissa. Bana aksini iddia etme sakın.”

Bu takım düşüncelerle, maceralarla devam eden kitap en son vuruşunu son 100 sayfa da yaparak, büyük savaş sahnesini okuyarak okuyucu zirveye taşıyor. Ha öldü, ha o ölecek, ha ben öldüm/öleceğim diyerek kitabın sonuna geliyorsunuz ve tadı damağınızda kalıyor.

Son olarak, Cassandra Clare’in o eşsiz dünyasında yine ve yeniden kayboluyor ve kitabı oluşturan zekasına hayran kalıyoruz. Serinin diğer kitaplarını okuduysanız hiç bekelmeyin hemen alın ve okuyun ama hiçbir kitabı okumadıysanız hemen şimdi koşun bir kitapçıya ve Ölümcül Oyuncaklar Cennetinde kaybolun (:

5

 

damy (1)

8 thoughts on “Kayıp Ruhlar Sehri – Cassandra Clare / Inceleme

    • Hem de nasıl öneririm :D Ben bu seriye bayılıyorummm! Yazarın dili,zekası beni benden alıyor resmen! Bence hemen devam et ama Cehennem Makineleri Serisi daha çok hoşuna gidecek emin ol :))

  1. Yine okumaya bir türlü fırsatımın olmadığı bir seri. Üçüncü ağız olmasına çok takılıyorum açıkçası, birinci ağza o kadar alışmışım ki üçüncü ağız okumak çok tuhaf geliyor ama herkesten de adını duyuyorum bu serinin, bence benim de artık okumam gerekiyor :D Filmi de çıktı, artık ona gitmeden okuyayım da filmden sonra kitabın tadı kaçmasın :D Çok teşekkürler değerli yorumun için bu arada :D

    • Cassandra Clare nokta yazsa okurum! O derece yazarın hayranıyım! Delisiyim! En kötü cümlesi bile mükemmeldir! Kadının kurgularına deli oluyorum. Hele ki Cehennem Makineleri ayrı bir güzeldir. Direk başla seriye hiç durma! :D

      • Ahahaha :D Peki önce Cehennem Makineleri serisine mi yoksa bu seriye mi başlayayım? :D

      • Önce Ölümcül Oyuncaklar! Ölümcül Oyuncaklar’ın 4. kitabından sonra Cehennem Makinelerine başlayabilirsin. Çünkü 4.kitaptan sonra geçmişe dair dokundurmalar başlıyor ve dokundurmalar da Cehennem Makineleri serisinde gizli. ;)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s