Mekanik Melek – Cassandra Clare / İnceleme


Kitabın Adı : Mekanik Melek

Serinin Adı: Cehennem Makineleri

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Cassandra Clare

Çevirmen : Zeynep Hezen Ateş

Yayınevi : ARTEMİS

Sayfa Sayısı : 532

Bir seriye tamamen bağlı ama kendine özgü de bir bağımsızlığa erişmiş bir serinin ilk kitabı ile karşı karşıyayız bu sefer. İlk kitapta baş kahramanlar Gölge Avcıları, vampirlerden ve insanlardan oluşurken, bu kitapta hatta bu seride baş kahramanlar Gölge Avcıları ve İblis Efendilerinden oluşuyor.

Oğlumuz hatta oğullarımız Will ve Jem Gölge Avcısı iken kızımız Tessa İblis Efendisi’dir. Ama Ölümcül Oyuncaklar da biliyorsunuz ki Clary ve Jace Gölge Avcısı, Simon ise insanken sonradan vampir olmuştur.

Kitabımız genel çerçeve de zaten Ölümcül Oyuncaklar’a benzemektedir. Alt yapı yani kurgusu aynıdır, sadece hikayemiz 1878 yıllarında geçmektedir ve tahminlerime/tahminlerimize göre Jace’in büyük büyük büyük akrabalarını anlatmaktadır ve Will ile aralarında kan bağı vardır. İlk kitapta tabii ki bu çözülemiyor ama ikinci kitaptan sonra zamanla çözülüyormuş, bu konuda kesin bir şey söyleyemiyorum çünkü alıntıların yalancısıyım bende (:

Ölümcül Oyuncaklar’da yer alan İblis Efendisi Magnus Bane ve vampirlerin kraliçesi sayılan Camille ile yine karşı karşıya geliyoruz. Tabii o zamanlar Magnus Bane fazla tanınan birisi değil ve Camille’de söz hakkına fazla sahip değil. O zamanlar Londra vampir klanının başında De Quency bulunmakta.

Enstitü ise yaklaşık 23 yaşlarında olan evli çift Charlotte ve Henry çifti yönetiyor. Enstitüde ise geçmişini sır gibi saklayan ama 12 yaşında her tarafı parçalanmış, ürkek bir çocuk olan ve Enstitü’nün kapısını çalan Will, Çin’de ki Enstitüyü yöneten anne-babasının bir gün iblislerin saldırısına uğraması sonucu Londra gelen Jem, kendilerini saygın zanneden ve Gölge Avcılığı yapmayıp onların oyunlarından uzak duran bir sahip olmasına rağmen bir gün ailesini kaybettikten sonra Enstitü’nün duvarlarına sığınan Jess, eski ev sahibinin oğlunun tacizine maruz kalıp evden kaçan ve sokakta paçavralar ile bir köşede ölümünü beklerken Charlotte tarafından bulunup Enstitü’ye getirilen Sophie, ailesinin silah ustalığı işini devam ettiren ve ailesi öldükten sonra onların konumunu alan Thomas ve aşçıları Agatha yaşamaktadır. Tabii bu Will, Tessa’yı bulana kadar.

Abisinin kumar borcu yüzünden iş bulmak için Londra’ya gelmesi ile bütün olaylar ip söküğü gibi devam ediyor. Önce Amerika’dan abisi gidiyor Tessa’nın sonra da ailesi 3 yaşındayken trafik kazasında öldükten sonra onlara bakan Harriet teyzenin hastalanıp ölmesi bu olayı devam ediyor. Ama bütün olaylar bunlarla değil abisinin Tessa’ya Londra geişi için gönderdiği transatlantik biletini göndermesi ve Tessa’nın az sayıda ki eşyalarını bavula koyup, Londra’ya doğru yola çıkması ile başlıyor. Transatlantikten indikten sonra onu abisi karşılayacağını düşünürken birden Kara Kardeşleri görüyor ve onların biz seni abine götüreceğiz demeleri ile olaylara start veriliyor. Bir de buradan şunu anlıyoruz ki Tessa hiç annesinin veya teyzesinin sözlerini dinleyen biz kız değil. Yavrucuğum hiç mi aklına gelmiyor görünüşü görünüşe benzemeyen kişilerin arabasına binmemen gerektiği. Hadi anan baban söylemedi sen niye düşünemiyorsun. Eh bindin arabaya, gidiyorsun Kara Kardeşlerin ne olduğu belirsiz pansiyonlarına, katlanacaksın bir zahmet işkencelerine artık. Ondan sonra vah abim suçlu vah bilmem ne suçlu demeyeceksin. Zaten Will’de olmasa kendisine Magister denen adama karısı olarak gidecektin.

Will ve Jem, Tessa’yı Karanlık Kardeşler’in pansiyonundan kurtarmaları ile oalylar devam ediyor. Ama bu olayları ne olduğunu yazarsam büyük spoiler vermiş olurum ama bunun yerine minik bir ipucu verebilirim. Bu sefer o yıllarda büyük bir başarı gibi görülen otomatlar yani günümüzde ki robotlar var. Bunlar ne bir Gölge Avcısı  ne de vampir, kurt adam veya iblis. İstedikleri yerlere girebiliyor, istedikleri yerden çıkabiliyor ve komut verilmiş her hangi birisini öldürebiliyor. Ve hedefleri Gölge Avcıları, Öyle bir yöntemler kullanıyorlar ki Enstitüye sadece Gölge Avcısının kanı ile girilmesine rağmen onlar ellerini kollarını sallaya sallaya girebildiler ve işte o an da savaş başladı.  Bence bu kadar ipucu yeter, neredeyse kitabın hepsini anlattım ((:

Kitabın kurgusuna ve diline gelecek olursak, ben tam bir Cassandra Clare hastasıyım ve elinden bir kelime bile çıksa okuyacak birisiyim. O yüzden bu kitaba da bayıldım ama  şunu söyleyebilirim ki Ölümcül Oyuncaklar Serisinden daha çok sevdiğim bir kitap/ seri benim için. Sanırım bunun en büyük etkisi eski zamanlar da geçmesi. Dili inanılmaz basit ve birbiri arkasına diğer sayfaları çevirmenizi sağlayacak derece de akıcı ve benden 5 üzerinden 5 yıldızı hak eden bir kitap ((:

385472_10151433582022360_1769049046_n

ALTI ÇİZİLENLER

    • Acı ve gözyaşlarıyla dolu bu mekanın ötesindeSadece gölgelerin dehşeti hüküm sürer. / William Ernest Henley
    • Sevgi, umut, korku, inanç – insanlığı insanlık yapan bunlardır;Bunlar onun işaretleri, göstergeleri ve karakteridir. / Robert Browning
    • Pulvis et umbra sumus / Hepimiz tozlardan ve küllerden ibaretiz. / Horatius
    • Rüyalar, var oldukları sürece gerçektir veBiz de zaten bir rüyada yaşamıyor muyuz? / Lord Alfred Tennyson
    • Will omuz silkti. “Zaafları sömürmek, katlanmak zorunda olduğum bir sorumluluktur.”
    • Amour verus nun quam moritur. / Gerçek aşk asla ölmez.
    • Kalbimi taşa çevir, yüzüm bir buz parçası olsun,Aldat ve aldatıl ve öl; Kim bilir?

      Küller küllere, toprak toprağa / Lord Alfred Tennyson

    • “Seçme şansım yoktu,” dedi Will. “Beni boğuyordu.”“Biliyorum,” dedi Jem. “Ama gerçekten Will,yine mi?”
    • “Olanları değiştirmek için yapılabilecek hiçbir şey yokken, gerekçelerin ne anlamı var?”
    • Bazen sevdiklerimiz tarafından kandırılmak,Bizleri kandırılmamaktan daha az mutsuz eder. / François La Rochefoucauld
    • Bir iki kere zar atmayaCentilmence oynamak denir.

      Ama günahla oynayan

      Kısa sürede utancın gizli evinde

      Asla kazanılmayacağını öğrenir. / Oscar Wilde

    • “Mizhap,” dedi Jem.Tessa şaşkın şaşkın oğlana baktı. “Ne?”

      “Veda etmeden veda etmenin bir yolu,” dedi Jem. “İncil’e bir gönderme.”

    • Adını haykır ve sonra bir ruhun daha kaybolduğunu kaydet.Reddedilen bir görev, gidilmeyen bir yol, şeytanın kazandığı

      bir zafer ve meleklerin çektiği acı. İnsan tarafından işlenen bir

      günah, Tanrı’ya bir hakaret daha. / Robert Browning

    • Her şeyi kaybettim, diye düşündü Will. Her şeyi kaybettim.
    • Herkes sevdiğini öldürür,Bu böyle biline, kimi kötü bir bakışla yapar

      Kimi iltifatkar kelimelerle.

      Korkak, bir öpücükle öldürür,

      Cesur olansa kılıcının darbesiyle. / Oscar Wilde, Reading Zindanı Baladı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s