Book Friends, Kitap Tur #2 / Beni Seç – Kiera Cass / İnceleme


563220_10151450351902360_2143123029_n

Beni Seç – Kiera Cass

Bir dünya düşünün, 3.Dünya savaşını atlatmış Çin Devleti’nin Amerika’yı fethedip Çin Amerikan Devleti’ni kurduğunu ama ondan sonra ortaya Gregory Illéa adında bir kahramanın ortaya çıkarak Illéa Hükümdarlığını kurarak yeni bir yüzyılda olunmasına rağmen ülkeyi kral ve kraliçenin yönettiği ve 8 tane kast sisteminin olduğu bir yaşam ortaya çıkmasını ve bu hükümdarlıkta gelecekteki kralın yanı prensin eşini bir Seçim yoluyla ve bu seçimde 35 kızın bulunduğu –ister 2.sınıf ister 6.sınıf olsun- şaşaalı bir partinin verildiği ve o kızların prens ile bu Seçim boyunca başlarından geçen her şeyin kameralar tarafından çekilerek her Cuma geleneksel hale gelmiş Rapor’da halka duyurulduğunu düşünün. Ve bu 35 kızdan sadece 10 tanesi bir sonra ki aşama olan Elit’e geçebildiğini ve en sonda da bu 10 kızdan da sadece 1 tanesinin geleceğin kraliçesi prensesin eşi olacağını düşünün.

Maxon’ın –nam-ı diğer prensimiz- daha sarayın duvarlarının arkasına bile çıkmadan daha hayatında yeni gördüğü 35 kızdan birisine hem aşık olacak hem ülkesinin sevebileceği bir kraliçe olacak ve hem de bunların hepsinin arasından kızları o seçecek. Siz düşünün omuzlarında ki zorlukları.

America. Kitabımızın asıl kızı. Bir 5. sınıf ve müzisyen. Harika bir sesi var ve mükemmel enstrümanlar çalıyor. Neden mi? Hem ailesinin hem de kendi karnını doyurabilmek için. Kendine ait zevkleri yok. Özel kıyafetleri de yok. Yeteneği olmasa o bir hiç. Ama bunların yanında büyük bir aşkı var. O aşkı Seçim’e gitmeden önce her şeyi idi. Ta ki o America’yı bırakıp gidene kadar. Kim mi bu? Bir diğer kitabımızın başkahramanı Aspen.

Önce deliler gibi aşıktı America sonra bir 6.sınıf olduğunu bir hizmetçi olduğunu hatırlayarak bıraktı America’yı. Ama yavaş yavaş. Önce Seçim’e girmesini sağladı sonra da yarışmaya yolladı. Pişman oldu mu peki? Hem de köpek gibi. Ama bu nelere yol açtı peki. America’nın daha da aklını karıştırdı. Tam Maxon ile işlerin farklı bir boyuta geçeceği sırada çıktı karşısına karıştırdı ortalığı.

Peki yarışmada ki kızlar? Sanki 35 yırtıcı kaplanın bir kafese tıkıldığını düşünün. Ama sadece bir tanesi bu kavganın ve yarışın içinde değil. America. O sadece ölümsüz aşkını unutmak için bir kaçış yolu bulmuş ve ona sıkı sıkıya tutunmakla uğraşmak. Eh hali hazırda Maxon ile açık açık konuşarak onun arkadaşı olmuş –ki ilk başlarda- hem de karnı tıka basa doyacağı mükemmel bir yerde.

Ve diğer kızlardan o kadar farklı ki Asiler – Illéa halkının düşmanları ve Maxon’a göre iki gruba ayrılıyorlar. Ölümcül ve bir şeyin peşinde olan Güneyliler ve sadece yakıp yıkmak isteyen Kuzeyliler- saldırdığında sığınağa saklanırken hem kendisini düşünüyor hem de dosttan daha öte olan hizmetlilerini. Ve bu davranışları onu diğer kızlardan sıyırıyor ve zirveye oturtuyor. Kameraların önünde o bir prenses artık ve toplumda çoğu kesim onu destekliyor ama kızlar arasında arkadaşım diyeceği birkaç kişi var onlarda zamanlar da ondan uzaklaşıyor çünkü bu işte rekabet gittikçe artıyor.

Kitabı çok ama çok beğendiğimi söyleyebilirim. Arada sırada America’yı bir kaşık su da boğma isteklerim, arada sırada Aspen’i darağacına astığım, arada sırada değil tüm kitap boyunca Maxon’a aşık olmaya emin adımlarla ilerlediğim ve zevkle okuduğum bir kitap oldu. Çeviri deseniz bir harikaydı, kitap resmen su gibi akıp gitti elimden. Kitapta işlenen distopya ise bir harikaydı. Bu tip kitaplara bayılıyorum zaten. Bambaşka bir dünya ile tanışmamı sağlıyor ve acaba biz o dünyada yaşasak ne yapardım diye düşünmemi sağlıyor. (: Kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Hem üzerinde DEX imzası olduğu için hem de harika bir konuya ve çeviriye sahip olduğu için (:

579570_10151433581942360_1260439767_n

 ALTI ÇİZİLENLER:

537999_10151433446347360_923991349_n

Gerad’ın kulakları dikildi. “Baştan çıkarmak ne demek?”

Hep bir ağızdan “Hiçbir şey” dedik.

537999_10151433446347360_923991349_n

“Herhangi biri yeni kraliçemiz olabilir. Bu umut verici. Benim de sonsuza dek mutlu olabileceğimi düşündürüyor.”

537999_10151433446347360_923991349_n

“Seni seviyorum Aspen. Sen daima benim prensim olacaksın.”

537999_10151433446347360_923991349_n

“Fazla uyuma becerisi de özel yeteneklerden sayılır mı sence?” Kararsızlık içindeymişim gibi bir ses tonuyla babama sordum.

“Evet, bunu da listene ekle. Ve beş dakikanın altında tüm bir öğünü yiyebildiğini de yazmayı unutma,” diye verdi.

537999_10151433446347360_923991349_n

“Dinle beni kuzucuk. Kazan ya da kaybet, sen daima benim prensesim olacaksın.”

537999_10151433446347360_923991349_n

Kaşlarını kaldırdı. “Gerçekten benim için tartışmalar mı oldu? Siz hepiniz, seçimi yapanın ben olduğumu fark etmediniz mi?”

537999_10151433446347360_923991349_n

Omzumu silkerek, “Senin kadınlar ağladığında kafan karışıyor, benimse prenslerle yürüyüşe çıktığımda,” dedim.

537999_10151433446347360_923991349_n

Anlatmak istediklerimi pekiştirmek için ellerimi Maxon’ın göğsüne koydum. “İnsan böyle yapmaz. Ailesini bırakmaz. Birlikte olmak… Yaşam savaşının tek oylu bu.”

Reklamlar

Book Friends, Kitap Tur #2 / Beni Seç – Kiera Cass / Kitap Tanıtımı, Videolar ve Çevirmen ile Röportaj


644292_493048984088338_167314720_n

Kitabın Adı : Beni Seç

Orjinal Adı : The Selection

Serinin Adı : The Selection

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Kiera Cass

Çevirmen : Derya İmer Aydınlık

Yayınevi : DEX

Sayfa Sayısı : 304

35 kız bir tacın peşinde. Kazanan prensi de kapacak…

Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadele içeren Seçim’i kazanmanın tek yolu Prens Maxon’ı kendine âşık etmek.

America içinse SEÇİM, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen’i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?


video

Beni Seç Tanıtım Filmi

The Selection Resmi Tanıtım Filmi

Kitap Kapağı Resmi Kamera Arkası

RÖPORTAJ

Şimdide sıra turumuzun en heyacanlı noktasında. Sevgili çevirmenimiz Derya İmer Aydınlık bizi kırmayıp kendisi ile minik bir röportaj yapmamızı sağlamıştır. Tüm sorularımıza verdiği samimi cevaplarından dolayı ve bizimle röportaj yapma teklifini geri çevirmediği için ona buradan kocaman teşekkürlerimizi iletiyoruz. Daha fazla kitap çevirmeni diliyoruz Derya! ((:

1. Çeviri yapmak nasıl bir duygu?

Her şeyden önce, kitaplarla uğraşmak çok güzel. Çeviri de bunun, manevi yönü ağır basan, güzel bir yolu.


2. İlk kitabınız Beni Seç’ten sonra çevirmenliğe devam edecek misiniz? The Elite’i merakla bekliyoruz sonuçta.

Kesinlikle! The Elite’i beklemenizi tavsiye ederim. America’nın hikayesi nasıl devam edecek acaba? = )
3. The Selection’ı çevirirken en zorlandığınız bölüm neydi?

Zorlanmadım fakat kitabı hazırlarken, tekrar tekrar okuyor ve ilk önce kendinizin editörü oluyorsunuz; işin bu kısmı biraz yorucu olabiliyor.


4. Kitabın çevirirken en eğlendiğiniz ve en şaşırdığınız bölümü nedir? En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz karakterler kimlerdir?

Kitapta en çok ilgimi çeken karakterler Aspen ve May olmuştu. May tam bir cimcime! Aspen’i ise eğrisiyle doğrusuyla gerçekçi bir karakter olarak görüyorum. Mantığıyla değil, duygularıyla hareket eden biri ve bu nedenle, verdiği kararlar tartışmaya açık. Fakat her zaman kendisinden önce sevdiklerini düşünen, temiz kalpli biri.


5. Neden özellikle bu kitap? Beni Seç’i çevirirken çoğu zamanın nerede geçti?

Bu kitabı önceden okumuş ve çok beğenmiştim. Sanırım bu nedenle çevirisini yapmak kısmet oldu. Sevdiğiniz bir metni çevirmek harika bir duygu! Çeviriyi çoğunlukla bir cafe’de yaptım.
6. Başka çevirmek istediğin kitap veya seriler var mı aklında?

Özellikle bir seri/kitap yok ama okurun aklını başından alacak, sıradışı kitaplar çevirmek isterim. = )
7. Çeviri sırasında şarkı dinledin mi? Hangi şarkıyı dinledin?

Hangi şarkılar olduğunu hatırlamıyorum. Fakat genellikle alternative rock dinlemiştim ki sadece sevdiğim içindi.
8. DEX ile nasıl tanıştın ve DEX’in hangi yönünü seviyorsun?

DEX ile bloğum vasıtasıyla tanıştım. Kesinlikle okur kitlelerine karşı besledikleri sevgi ve gösterdikleri ilgi şahane. Bence, kısa sürede bu kadar popüler olmalarının nedeni, yayımladıkları kitapların yanı sıra bu tutumları.


9. Kitaptaki distopik evren hakkında ne düşünüyorsun?

Korkunç! Sevgili olmanın bile imkânsız kılındığı, birbirini seven insanların kaçak göçek görüşebildikleri, son derece kısıtlayıcı bir ülke Illéa. Bunun yanı sıra, hiç sevmediğim kast sistemi de işleri berbatlaştırıyor.
10. Team Maxon mısın Team Aspen mi?

“Team” olmak pek bana göre değil fakat kitabı okuduğum o ilk andan beri Aspen’i karakter olarak daha ilgi çekici buluyorum.
11. Bir prequel olan The Prince’i okuyabilecek miyiz?

E-kitap formatında çıkabilir fakat net bir bilgim yok. DEX’in kararını ben de merakla bekliyorum. = )
12. Okuma alışkanlığın nereden geliyor?

Bilmem. = ) Çocukluktan beri en sevdiğim mekân kitabevleridir.
13. Şu zamana kadar okuduğun en güzel ve en kötü kitaplar neydi?

Uff. Çok zor soru. = )
14. E-book hakkında görüşlerin nelerdir?

E-kitaptan vazgeçebileceğimi sanmıyorum. Kindle’ın ne harika bir icat olduğunu keşfettikten sonra geri dönüşün olmuyor.


15. Bizim gibi kitap kokusunu içine çekmekten hoşlanan biri misin?

Sanırım hayır. Çünkü her an hapşurabilirim! = )
16. Bir kitabı kapağına ve arka kapağına göre nasıl değerlendirirsin? Almadan önce önceden araştırma yapar mısın? Sırf kapağı için aldığın ve umduğunu bulduğun kitap oldu mu?

Açıkçası, görselliğe önem veriyorum ve kitap kapakları ilgimi çekiyor. Tabii ki sadece kapağına bakarak kitap almamaya çalışıyorum. = ) The Selection/Beni Seç de ilk önce kapağı, daha sonra konusuyla ilgimi çekmişti. Sanırım umduğumu bulduğum kitaplara örnek olabilir.
17. En çok sevdiğin kitaplardan ilk beşi nedir?

Bu soru da çok zor! Kitapları çok sevdiğim için “ilk beş listesi” yapmam neredeyse imkânsız.  Bu nedenle, sadece sevdiğim birkaç kitabı söyleyeyim: Wuthering Heights/Uğultulu Tepeler, Romeo and Juliet/Romeo ve Juliet ve Nineteen Eighty-Four/1984. İlla ki genç yetişkin ya da çocuk edebiyatından söyle dersen, o zaman kesinlikle Harry Potter. = )

-22- Britanya Yolu – Amanda Hodgkinson / İnceleme


-22- Britanya Yolu

22 Britanya Yolu’nda bir annenin çocuğuna olan sevgisini, sırf o çocuğuna karşı olan sevgisi yüzünden bazı zorluklara nasıl katlandığını yani kısacası bir annenin sevgi uğruna neler yaptığını okuyoruz.

Silvana ve  Janusz’ın Polonya-Fransa-İngiltere üçlü çemberi arasında savaş öncesi ve sonrası aşk hikayelerini, aile ilişkilerini ve yaşadıkları zorlukları okuyoruz. Duygusallığın ön planda olduğu ve içerisine aşkın, ihanetin ve yer yer güldüren duygularını da görüyoruz kitapta.

Almanya’nın Polonya’ya açmasından önce daha genç olan Silvana ve Janusz’ın birbirlerine nasıl aşık olduklarını, sonra Silvana’nın hamile kalması ile evlenmeleri ile yavaş yavaş devam eden olayların, savaş çıkmasından sonra olayların nasıl hızla aktığını görüyoruz.

Savaş çıktıktan sonra her erkeğin içinde barındırdığı ülkesini kurtarma ve asker olma aşkı ile Janusz daha 2 yaşında bile olmayan bebeği ve yeni karısını Polonya’da bırakarak savaşa gidiyor. Silvana ise Alman askerlerin her dakika sokaklarda cirit attığından dolayı evinde küçük çocuğu ile hapis kalıp, kocasını özleyerek zamanını geçirmektedir. Ta ki Alman askerleri evini basana kadar. O Alman askerlerinden dolayı kötü olay yaşayan Silvana oğlu Aurek’i de alarak evinden, yuvasından kaçar.

Janusz savaş alanına giderken Alamn askerlerinin saldırısı sonucu birliğinden kopmuş ve tanıştığı birkaç kişi ile zorlukları aşarak önce Fransa’ya gitmiş ve Héléné ile tanışarak, ona aşık olmuş ve önce karısını ile çocuğunu unutmuş ama daha sonra Polonya göçmenlerini İngiltere’ye giden gemiye binmesi ile İngiltere’ye gitmiş ve orada askerlik yapmaya başlamıştır ve o sırada karısı ile çocuğunu hatırlamıştır ve komutanı sayesinde form doldurarak Polonya kamplarında onları bulmaya çalışmıştır.

Silvana ise soğuk kış günlerinde ayakları su toplayana kadar yürümüş yürümüş  ve önce kendi kamp yapmaya çalışmış ama sonra beceremeyerek başkalarının yanına sığınmıştır. Ama o insanların nasıl olduklarını bilmediği için bir zaman sonra ihanete uğramış ve tekrardan oğlunu kucağına alarak ormanlar da yaşamaya başlamışlardır. Yine bir gün donarak ölmeden önce bir adam onları bularak evine almış ve onlara ailesi ile birlikte başlamışlardır. Bir zaman sonra da o ailenin yanından ayrılarak doğa ananın kollarına dönmüştür anne-oğul. Ta ki askerler onları bulup ve Janusz’un formunda tanımladığı kişilere bire bir uymaları ile İngiltere’ye giden gemiye binerek yıllardır yüzünü geç sesini duymadığı kocasının yanına dönüyordur.

Ten istasyonunda karşılaşmaları ile ne Silvana eski Silvana’dır ne Janusz eski Janusz’dur ne de Aurek eski Aurek’dir. Zaman onları o kadar değiştirmiş ve tanınmaz hale getirmiştir ki o zorlukları aşmak için çok emek vereceklerdir.

Kitap genel çerçeve de bunları anlatmaktadır ve kitapta en çok sevdiğim kısımlardan birisi ile bir bölümün şimdiki zamanda okurken bir diğer bölümde geçmiş zamana dönüyoruz ve hem Silvana’nın hem de Janusz’un ağzından geçmişte ne yaşadıklarını. Zamanla geçmişte yaşadıkları gizemli olayların sırlarını gelecekte ki bölümlerde öğrenerek kitabı daha zevkle okudum. Zaten kitabın sonuna kadar sabırla okumamın sebebi de bu sırların ne olduğunu öğrenmekti. Eğer onlarda olmasa kitabın sonunu görebileceğimi zannetmiyorum. Çünkü okurken o kadar çok sıkıldım ki bitsin artık dediğim yerler çok oldu. Bu tür kitabı gerçekten seven insanlar okusun diyebilirim. Yoksa cidden sıkılabilirsiniz (:

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 2.5/3 arasında gidip gidip geliyor. (:

541461_10151433581812360_1092084213_n

ALTI ÇİZİLENLER

  • Aşkın olduğu yerde affediş de vardır…
  • Sevmek ve kaybetmek…birbirlerine nasıl bu kadar yakın olabiliyorlardı?
  • Özümüzde hala aynı kişileriz. Zaman bunu değiştiremez.
  • Tıpkı içkiyi bırakıp da hala votkanın dudak yakan hissinin hayalini kuran bir adam misali…