Miras – Gemma Malley / İnceleme


 

Kitabın Adı : Miras

Orijinal Adı : The Legacy

Serinin Adı : The Declaration Series

Seri Sırası : 3

Yazarın Adı : Gemma Malley

Çevirmen : Zarife Biliz

Yayınevi : DELİDOLU

Sayfa Sayısı : 243

Basım Yılı : Kasım 2012

Orijinal Dili : İngilizce

Bildirge serisinin 3. ve son kitabı olan Miras’ta artık her şeyin son aşamasına gelinmiş ve seriye son noktayı koyan, kitabın ismi gibi bir miras ortaya çıkıyor. Bu öyle bir olay ki tüm seride ki olaylar hatta gelmiş ve geçmiş bütün olayları tek bir noktada toplayan bir sır ortaya çıkıyor. Kısacası bu kitap  tüm serinin düğüm noktası.

 

Serinin 1.kitabı Bildirge yorumum için Tık-Tık!

Serinin 2.kitabı Direniş yorumum için Tık-Tık!

 

1.kitabımız serinin başlangıç noktası, bazı olayların nasıl başladığını ve nasıl devam edeceğini ortaya çıkarırken, 2. kitapta yeni karakterlerin ve 1. kitapta arka planda kalan karakterlerin ortaya çıkması ile yeni yeni sırların ortaya çıkması, eski sırların çözümlerinin bulunmasını okumuştuk. 3. kitapta ise tek bir sırrın ve çözümü üzerinden kitabımızın konusu ortaya çıkmaktadır.

 

2.kitabın sonunda olaylardan sonra Anna ve Peter Yeraltı’nın gözetiminde İskoçya’da bir çiftlik evine taşınır ve orada bir yerden çocukları Molly ve Ben’e bakarken bir yandan da kendi sebze ve meyvelerini  ekip biçerken hem karınlarını doyuruyor hem de onları satarak kazançlarını sağlıyorlardır. Yeraltı ile olan bağlantıları ise Yeraltı’nın özel kaynağı olan bir jeneratörden gelerek elektriği sağlayan bilgisayardır. Jude’un mesajları ile Yeraltı’nda ve Hükümet’te neler olduğunu öğrenmektedirler. Ama sadece Peter bu bağlantıyı istiyordur, Anna buna çok karşıdır çünkü diğerleri ile bağlantılarını koparıp dünyada sadece kendilerinin var olmalarını, sadece kendi sorunlarını düşünmelerini istemektedir.

 

Ölümsüzlük ilacında oluşan bir sorun yüzünden artık ölümsüzlük ölümlü hale gelmiştir. İlacı düzenli alan insanların vücutlarında sus çekilmesi ve ateşlerinin çıkması ile beraber ufacık kalarak kömürleşiyorlardır. Bu durumun sebebi ise kitabın ilk bölümünü okuyunca anlıyoruz. İlaç geçmişten günümüze türetilerek gelmiştir yani ilacın formülü yoktur. Albert Fern’in yaptığı ilk numune üzerinden bilim adamların üretmesi ile bugünlere gelmiştir. Ama bu duruma Doğa Ana karşı çıkmıştır ve ölümsüzlüğü yenecek bir virüs orataya çıkmıştır ve bu durumda ne Richard Pincent bir şey yapabilmektedir ne de bilim adamları.

 

Richard Pincent’ın o çaresiz anlarını okuduğum zaman yüzümde oluşan o aptal gülümsemeleri hayatım boyunca unutamayacağım sanırım. Nasıl çözüm bulacağını bilememesi, sırf gelen bir mail üzerinden bir Albert Fern’ün yüzüğünün peşine düşme çalışmaları, Peter’a zarar verme ama verememe çabaları, en yakın arkadaşı bir nevi sağ kolu olan  Derek Samuels’ten yediği kazığı öğrendiği zaman ki surat ifadesini canlı canlı canlandırarak kahkaha attım resmen :D

 

Ve tabii ki İlahi adalet sonunda yerini buldu ve gününü gördü sevgili Richard’ım. Ohh olsun ona az bile o çektikleri bin beterini çeker inşallah. Özellikle Peter’a ve Anna’ya yaptıklarını unutmayacağım. -.-

 

Kitapta ki sır ise öyle büyük sır ki burada anlatırsam kitabı okumanızın bir amacı kalmaz ve can alıcı yeri anlatarak bütün seriyi size ziyan etmek istemiyorum :)

 

Ama öyle bir sır ki ağzınız beş karış kalacak ve bu sırrı ilk çözeni öğrendiğinizde ise daha çok şaşıracaksınız. “Bu mu çözdü yahu?!” diye tepki vermiştim ben :D Peter’ım dururken o mu yahu diyerek de devam etmiştim :D Ama işte hiç beklemediğin kişi hiç beklenilmeyen bir şey yaptığında insan böyle oluyor.

 

Bunların dışında kitabım 1. ve 2. kitaba göre inanılmaz derece de durağandı. Hatta öyle bir an geldi k Jude’un iç dünyasını ve Sheila’ya olan aşkını okumaktan sıkıldım diyebilirim. Peter ve Anna’nın ağzından yazılan bütün bölümleri iple çektim ama ne yazık ki o bölümler o kadar azdı ki serinin diğer kitaplarında aldığım zevki bu kitapta alamadım. Ama tabii ki serinin son kitap olması beni bir yönden de hüzünlendirdi. Hiç bitmesin istedim ama her güzel şey gibi bununda bir sonu oldu.

 

Kitabın dili ve çevirisine gelecek olursak serinin diğer kitapları gibi mükemmeldi. Sayfa üzerine sayfa çeviriyordunuz ama çeviri konusunda dikkatimi çeken bir şey oldu. O da her 3 kitabı da farklı çevirmenlerin çevirmesi. Şahsen yayınevlerinin bu tutumunu onaylamıyorum. Eğer bir seriye bir çevirmen başlıyorsa son kitabına kadar onun getirmesini düşünüyorum. Bu seride 1. kitap ile 3. kitap arasında pek fazla dil değişikliği olmamıştı belki metnin orijinalinin bir fark yaratmamasından belki de yayınevinin bu konuya çok dikkat etmesinden bilmiyorum ama yine de her 3 kitabında çevirmeninin farklı olmasına rağmen çeviri çok güzeldi.

 

Son olarak bu güzel seriyi bize okuttuğu için DeliDolu Yayınevine sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Bu kadar güzel daha fazla distopyalar ile bize kavuşturması dileklerimi ise yanı başına ekliyorum :))

 

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4 :)

579570_10151433581942360_1260439767_n

 

 

alıntı

 

2

“Büyük bir hata yapıyor olduğumuzu düşünmüyorsun o halde?” diye sordu sessizce. “Sonsuz yaşam miti çağlardır insanoğlunun başına bela açıyor.”

“Miti öyle, ama gerçeği değil,” dedi asistanı. Sesinde sabırsızlık vardı. “Albert, böyle bir buluşu saklamak ahlak açısından yanlış. İnsanların bilmeye hakkı var. Bilim bencil olamaz. Bunu bana sen öğrettin.”

2

“Sen geçmişsin Albert, ben ise geleceğim.”

2

“Bu imkansız. Uzun Ömürlülük yenilmezdir, bunu biliyorsun. Bunu herkes biliyor. Toplumumuz bu gerçek üzerine kurulmuştur, doktor. Ben de bu gerçek yüzünden dünyanın en güçlü insanıyım. Uzun Ömürlülük’ün alt edemeyeceği bir virüs yoktur. İnsan hastalıklara, yaşlanmaya ve ölüme karşı bağışıklık sahibidir. Başka bir açıklaması olmalı.”

2

“Anlamı…” dedi yumuşak bir tavırla, “mücadele etmeye devam etmemiz gerektiği.”

2

Peter, Molly’yi hafifçe havaya atarken, “Uyumaya çalışıyor,” dedi Anna. Kendini yaşadığı ana dönmeye zorluyordu. “Uyku pısırıklar içindir,” diye yanıt verdi Peter. “Bence oyun oynamak istiyor. Öyle değil mi Molly?”

2

“Ama bunu yapmayacağım. Onun mutsuz ölmesini istiyorum Anna. Yaptıklarından dolayı acı çekerek ölmesini istiyorum.”

2

Büyük Depo da griydi ama o onun grisiydi, onun iğrenç bulamacıydı, onun hakimiyet alanıydı. 

2

Lütfen Jude, diye düşündü sessizce. Lütfen bei hayal kırıklığına uğratma.

2

Kuyruğunu kovalayan aslan, özgür kalan fare…

2

“Senin evin burası genç adam,” dedi Pip gözleri ışıldıyarak. “Bütün dünya senin evin…”

2

 

481078_10151509026752360_1011133331_n

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s