Dostluk Ekmeği – Darien Gee / İnceleme


Kitabın Adı : Dostluk Ekmeği

Orijinal Adı : Friendship Bread

Yazarın Adı : Darien  Gee

Çevirmen : Simge Ölmez

Yayınevi : ARKADYA

Sayfa Sayısı : 408

Basım Yılı : Şubat 2013

Orijinal Dili : İngilizce

Bir damla gözyaşı ve umutla yoğrulmuş küçük bir hediye, kırılan kalbinizi iyileştirip tüm hayatınızı değiştirmeye yeter mi?

Diye soruyor kitabımız bize. Küçücük bir hamur bütün acılarımızı söndürüp, hüzünlerimizi yok eder mi? Düşünebiliyor musunuz? Amiş Dostluk Ekmeği evet ediyor. Kapınızın önüne konan kilitli poşet içinde ki hamur sizi kasvetli havanızdan alıyor mutlu bir dünyanın bir içine bırakıyor.

Bu hamur nelere sebep olmadı ki?

Yıllardır birbiri ile görüşmeyen Julia ve Livvy’nin yeniden barışmalarını sağlamış ve Julia’nın oğlunun ölümünden sonra tekrardan hayata dönerek kocasına ve şeker mi şeker kızına daha fazla zaman ayırmasına ve onlarla daha fazla şey yapmasına sebep olmuştur. Ayrıca Julia’ya arkadaş bulmasına bile neden bulmuştur. Bu arkadaşları yolunu kaybetmiş tonton ninemiz Madeline ve Hannah’dır. Madeline kocasının ölümden sonra yalnız yaşamaya devam eden ve emekliliğinden sonra üvey oğlunu bulmak için yollara düşen dul bir kadındır. Küçük, mütevazi bir kasaba Avalon’dan geçerken satılık bir ev görüp orayı almaya karar verir. Daha sonra ise evin kendisine göre çok büyük olduğunu düşünerek yıllardır yapmak istediği mesleği yani aşçılık bir nevi birilerine yaptığı şeyleri yedirmeyi görev edinerek evinin bir kısmını Madeline’nin Çay Bahçesine dönüştürür. Ne kadar sevecen bir insan değil mi? Aynı babaannelerimiz ve anneannelerimiz gibi. Ülkeler farklı olsa da sanırım bazı şeyler değişmiyor ne yaparsınız :)

İşte o dükkan üç arkadaşın buluştuğu noktadır. Madeline’nin bir kez daha enlere yol açtığını görün. Ki daha nelere sebep olacaktır.

Hannah ise despot bir babanın ve onu yumuşatmaya çalışan bir annenin arasında abisi ile büyümüştür. Babasının ağır disiplini ile küçük yaşlarda çello çalmaya başlar ve daha genç yaştayken bile dünyanın aranan çellistleri arasına girmiştir. Ama bu iyi mükemmelliği Fransız, beş para etmez müzisyen kocasının onu aldatmasına bir engel değildir. Pis zampara, o güzel mi güzel şahane mi şahane kızımızı Chicago gibi bir cennetten koparıp en ücra köşedeki kasabaya götürmüş, ev almış, içine yerleştirmiş ve üstüne üstlük kendisi merkezde kalıp eşyalarını istemiş ve onun eşyalarını yollayacağını söylemiştir. Kadın ruhu durur mu? Durmaz! Bastı onu mekanında bir güzel rezil etti ve eline yüzüğü verdi. Sen yoluna ben yoluna icabı. Oh olsun o pisliğe. Aslında orada tokadı yapıştıracaktı bak ne güzel oluyor! Her neyse zaten kızımız bu olaydan sonra yüreciğini uçurdu boyu boyuna huyu huyuna birisine kaptırttı :D

Ama bunun öncesinde iyileşme süreci vardı ki o zamanı yine koltuğunun altına alıp sarıp sarmalayan Madeline ve onun kafesi yapmıştı. Ah hamuru unutmayalım :)

Peki bu hamur nereden mi çıktı?

Bir gün Julia ve Graice okuldan gelince kapılarının önünde ki basamakta bir tabak ve yanında baloncuklu bir hamur bulmuşlardır. İçinde yarı kek yarı ekmek olan şeyden 3 dilim olan tabağı alarak eve giren anne- kız ilk başta ne yapacağını bilememiş ama Graice’in itirazlarına dayanamayarak açıp yemişler ve bayılmışlardır. Kalan üçüncü dilimi ise Mark’a yani babasına saklayacağını söyleyen Graice odasına koşarak kart hazırlayacağını söylemiştir. Ama mutfağa geri döndüğünde annesi o dilimi çoktan mideye indirerek nefsine müdafaa olamamıştır ve kızının çığlıkları ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucu alarak hamuru alarak tabağın yanındaki tarife göre yapmaya başlamıştır. 10 günlük yapım aşamasını tamamladıktan sonra geri kalan 3 hamuru komşularına, dostu olmayan dostlarına ve Graice’in okuluna göndermiştir. Çocukların büyük ısrarlarına dayanamayan aileler kendilerine düşen hamurları ekmek haline getirmiş geri kalan 3 hamuru komşularına dağıtarak elden ele geçmelerini sağlamışlar ve Madeline’nin yanında çalışmaya başlayan Connie’nin katkıları ile Dostluk Ekmeği Kulübünü kurmuşlardır.

Bu kulüp sayesinde sel felaketine maruz kalmış olan kardeş kasabalara yardım eli uzatmış ve 7000 den fazla ekmeği sel bölgesine göndermişler ve ülkede ünlerine ün katmışlardır. Tabii bu kadar iyiliğin karşılığında onları tökezleyecek şeylerde ortaya çıkmıştır ama bunların hiçbirisine boyun eğmemişler ve yollarına devam etmişlerdir o güçlü kadınlar.

Kitap genel çerçeve olarak konusuna ve yazarın yazma şekline göre beğendiğim bir tür. Bu türle ilk defa Küçük Mucizel Dükkanı ile başladım ve zaman zaman kötü konularla ve sadece yazmak için yazan yazarların kitapları okumak zorunda kaldım ama zaman zamanda Dostluk Ekmeği gibi harika konularla karşılaştım. Bu tür kitaplarda temel olan hüzün, parçalanmış evlilikler, ger dönüş yapılan mutluluklar, yeni aşklar, yeni aileler gibi konular bu konularda da işlenmiştir. Ve tabii yazarın mükemmel hakimiyeti ve kelimeler arsında kurduğu oyun ile harika bir eser ortaya çıkmıştır. Julia ve Livvy arasında kırılmaya yüz tutmuş kız kardeşlik bağlarının nasıl tekrar birbirlerine bağlanması, gazeteci olan Edith’in nasıl o suratsız, arkadaş olmamak istemeyen duygularını kırıp sevecen birisi haline gelmesi ve diğer karakterlerin birbirlerine bağlanması ve ortak bir çalışmaya girmesi özellikle kitabın sonunda yaptıkları yardım çalışması ağzını açık bırakacak kadar büyük bir beraberliği gösteriyor.

Arada fantastik okumaktan sıkılıp kollarına koştuğum bu türde ki bir kitabı okumamı sağlayan sevgili Arkadya Yayınlarına teşekkür ederim. Hem çevirisi hem de kapağına hayran kaldım diyebilirim. Son zamanlarda ülkemizde yurtdışı kapaklarına göre daha güzel kapaklar ortaya çıkmaktır ve bu benim kitaba olan aşkımı kat be kat arttırmaktadır. Ve ayrıca Arkadya Yayınlarının püsküllü ayraçlarını unutmamak gerek. Onlarda bir şahane şahsen. Sanırım yeni bir ayraç koleksiyonu başlatmama sebep oldular :)

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4 :))

579570_10151433581942360_1260439767_n

 

481078_10151509026752360_1011133331_n

Konuşan Kitaplar ile Kitap Günleri / Yağmur Sonrası – Sarah Jio / Kitap Tanıtım Videoları


Sarah Jio ile ülkemiz de ilk olarak çok sevilen Mart Menekşeleri kitabı ile tanıdık. Birçok okuyucu tarafından okunan bu kitabı yazarın devam kitaplarının ülkemizde Arkadya Yayınları damgası ile çıkmaya devam etmesini sağladı. Yazarın ülkemizde yayınlanan ikinci kitabı ise 2.Dünya Savaşı yıllarını bize tekrardan yaşamımızı sağlayan Yağmur Sonrası.

Aşkın ve aile ilişkilerinin ön planda olduğu bu kitap Konuşan Kitapların özel etkinliğine konuk oldu. Bugün ben ülkemizde ve yurt dışında yayınlanan kitap tanıtımlarını sizinle paylaşacağım. Ayrıca etkinlik takvimimiz ve yarışma kodumuz ise bakmayı unutmayın lütfen! :)

Ülkemizde yayınlanan kitap tanıtım videosu

Yurtdışında yayınlanan kitap tanıtım videosu

Etkinlik Takvimi:

26 Nisan 2013

Kitap Tanıtımı : Kitaplarım ve Ben

Video Tanıtımı : Yorum Durağım

Ön okuma : Kördüğüm Hayaller

27 Nisan 2013

Konuk Yorum : Marie Puder Ölmedi

Ön Okuma 2 : Kitap Sayfaları

28 Nisan 2013

Yazar Söyleşisi ve Kitap Kulübü Yorumları : Tuğçe’nin Kitaplığı

Alıntılar : Kitap Avcısı

Ön okuma 3 : Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi

Alıntılar : Kitap Aşığı

Yarışmaya katılmak için ise aşağıda ki koda tıklamanız yeterli :)

a Rafflecopter giveaway

Beyaz Perde / Gelecekten Haberler #3


Yeni bir Beyaz Perde / Gelecekten Haberler postundan merhaba dostlar!!!

Kitaplardan sonra en çok zevk aldığım kısma hoşgeldiniz! :))

Şahsen daha önce ki postlarımda da belirttiğim gibi filmlerle ilgili fragmanları paylaşırken çok mutlu oluyorum ve zevk duyuyorum. Ve buna başlamamı sağlayan Sevgili Melis’ime tekrardan tekrardan teşekkür ederim! I <3 U Kore delisi, kitap manyağı, Iron Man fangirl’i ve bunun için benimle deliler gibi tartışan, saçımı başımı yolacak seviyeye gelen bu çatlak kızın blogu Kördüğüm Hayaller’i ziyaret etmek için Tık-Tık! Bakarsınız bir yarışma yapıyordur, katılıverin gari! :D

Uzun lafın kısası bu postu gelecek aylarda dev gibi beyaz ekranlarda göreceğimiz yakuşuklu erkeklerimiz adına yayınlıyorum. Siz olmazsanız ne yapardık be Thor, Wolverine, Stark ve türevleri?! Soruyorum size duyun sesimi! :D

Her neyse aşkımızı daha fazla gün yüzüne çıkarmadan tadımlık filmlerimize bakalım neler varmış. :)

İlk filmimiz olan Wolverine #2 yine bomba gibi kadrosu ve sahneleri ile yine aklımızı başımızdan alıyor. Bu filmimizde sevgili Wolverine sıkılmış ülke sınırları içinde çalışmaktan ve uluslararası çalışmaya karar vererek tee Çin’lere gitmiş. Amaç : Ölümsüzlükten kurtulmak, mi acaba? Onu artık izleyince göreceğiz.

Yönetmenliğini James Mangold’un üstlendiği, başrollerini ise Hugh Jackman,Will Yun LeeSvetlana KhodchenkovaRila Fukushima ve Hiroyuki Sanada’nın paylaştığı The Wolverine bir aksilik olmazsa ülkemizde 26 Temmuz 2013 seyircileri ile bulaşacak. Dört gözle bekliyorum o tarihiii :D

Şu zamana kadar 2 fragman yayınlandı ve ben ikisini de sizinle paylamak istiyorum :)

İkinci filmimiz ise The Hunger Games / Açlık Oyunları’nın ikinci filmi olan Catching Fire / Ateşi Yakalamak. Kitaplarını ayıla bayıla, tekrar tekrar okumama rağmen ilk filmini hiç beğenmemiştim ve bu yüzden diğer filmlerine karşıda bir önyargı oluştu bende. Ama ne yazık ki Ateşi Yakalamak filminin fragmanını izleyerek beni utandırdı. *.*

Dediğim gibi önyargılarımı kırarak alt etti beni. Sanırım önyargısız bir şekilde 1. filmi tekrar izlemem gerek :)

Francis Lawrence’ın yönetmenliği üstlendiği filmin kadrosu Jennifer LawrenceJosh HutchersonLiam HemsworthWoody HarrelsonElizabeth Banks,Philip Seymour Hoffman ve Donald Sutherland gibi ünlü isimlerden oluşuyor ve bir aksilik olmazsa filmimiz ülkemizde 22 Kasım 2013 tarihinde çıkacak.

Şu zamana kadar bir fragman çıktı ama o da gözlere şenlik cinsinden. İzleyin ne demek istediğimi anlayın dostlar! :))

Üçüncü filmimiz ise Elysium. Daha yeni keşfettiğim ve bayıldığım bir distopya ile harmanlanmış bir bilim-kurgu filmi. Sanırım çıkmasını dört gözle bekleyeceğim. :)

2009 yapımı District 9 (Yasak Bölge 9) filmiyle adından söz ettiren Güney Afrikalı yönetmen Neill Blomkamp’ın yazıp yönettiği Elysium’un başrollerini Matt DamonJodie Foster ve Sharlto Copley paylaşıyor ve film bir aksilik olmazsa 3 Ağustos 2013 tarihinde seyircileri ile buluşuyor.

Filmin şu ana kadar tek fragman yayınlandı ve o tek fragman en yazık ki bana yetmedi. -.- Daha fazlasını istiyorum aa dostlarr!!!

Ve ve ve 4. ve son filmimiz sevgili assolistimiz, biriciğimiz, tek kahramanımız tahtının ve gezegeninin öncüsü sevgili Thor’umuza ait. <3

Thor #2 filmi olan Thor : The Dark World yine bizi bizden alıyor ve şu lanet olası Odin’in o yamuk ağzına bir çekiç fırlat da dünya kaç bucakmış görsün diyor insan. Hala tutsak altında tutun ne işe yarayacaksa. Kanma bunlara sevgili  Thor’um bak hiç bir şey olmayacak dünya bir pislikten temizlenecek hadi koçum bırak şu kızın peşini desek de sevgili Thor işi gücü yokmuş gibi kızı almış bir güzel gezegenine götürüyor. Oğlum kız aklına girmesin bırak aşkı meşki git güzelce kurtar dünyanı yahu! Kızdırma beni! Hayır illa aşık olacaksan gel bana ol ona ne oluyorsun :D

Her neyse daha fazla belli etmeyeyim duygularımı da sizi sevgili fragman ile başbaşa bırakayım. Ama onun öncesine filmin künyesine kısaca bir bakalım isterseniz. :)

Alan Taylor’ın yönetmenliğini üstlendiği filmin kadrosuna ve canlandırdıkları karakterlere gelirsek Chris Hemsworth (Thor), Natalie Portman (Jane Foster),Tom Hiddleston (Loki), Anthony Hopkins (Odin), Christopher Eccleston (Malekith), Jaimie Alexander (Sif), Ray Stevenson (Volstagg), Zachary Levi (Fandral) ve Idris Elba (Heimdall) ve film bir değişiklik olmazsa ülkemizde 1 Kasım 2013 tarihinde vizyona girecek. Çoook geç ama diye isyan edesim varrr!!!

Bence bu kadar yakınma yeter artık. O tek ve biricik fragmanımızı izleyelim de bir sonraki filmde ne olacak bir bakalım :)

Bir Beyaz Perde / Gelecekten Haberler’in daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bir sonra ki postta görüşmek üzere :)

Ve unutmadan bütün poster/fragman/haberler Sinefabrik sitesinden alınmıştır.

Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur 5. Gün / Gölgelerin Yolu – Brent Weeks / İnceleme


Kitabın Adı : Gölgelerin Yolu

Orijinal Adı : The Way of Shadows

Serinin Adı : Night Angel Trilogy /Gece Meleği Üçlemesi

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Brent Weeks

Çevirmen : Uğur Mehter

Yayınevi : ARTEMİS

Sayfa Sayısı : 589

Basım Yılı : Mart,2013

Orijinal Dili : İngilizce

10 numara 5 yıldızlık kitap mı istiyorsun?

Şu an işte öyle bir kitabın incelemesini okuyacaksın sıkı dur!

Ama tabii ki no spoilersız bir şekilde :))

Kitabımız azıcık büyü, çokça entrika, savaş, ihanet ve karakteri barındırıyor. Ve bu çokça karaktere az az olsa da değinmeye çalışacağım ve kitabı okurken kafanızın karışmaması –ki anlatırken de karışmaması için elimden geleni yapacağım. :) Taht oyunlarından veya buna benzer kitaplarda bildiğiniz üzere bir çok karakter karakterin olması ve bu karakterlerin birden fazla isim alması kafamızı karıştırıyor ve sanki Rus edebiyatına ait bir kitap okuyormuşuz gibi hissediyoruz. Şahsen ben öyle hissediyorum. :) Ve bunun tür kitaplar ve seriler için okurken bir karakter listesi tutuyorum. :)

Gece Meleği Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Gölgelerin Yolu kitabı Azoth adında ki Cenaria’nın çocuk esirgeme kurumu olan çocuk kamplarında veya diğer bir adıyla çocuk genelevlerinde yaşayan çocuğun 10 yaşındaki hayatından başlayarak 20 yaşına kadar ki hayatını anlatıyor ve bu geçen 10 senede nasıl Kylar Stern adında ki gözden düşmüş bir soylunun evladının ismini ve unvanını alarak yeni yaşamını ve Durzo Blint’in yeminini bozarak nasıl onun çırağı olarak bir suikastçıya dönüştüğünü anlatıyor.

Azoth, çocuk kampında ki yaşamında bir yanına en yakın arkadaşı Jarl’ı bir yanına gözü gibi sakındığı ve kollayıp kolladığı ve kardeşi gibi baktığı Taşbebek’i alarak yaşamına devam etmektedir ve hem kendisini hem de arkadaşlarını kampın bir nevi kaptanı olan Sıçan’dan korumaktadır. Tabii bu ne kadar etkilidir orası tartışılır. Çünkü Jarl, Sıçan’a her hafta kira yerine geçen parayı vermemektedir ve dayak yemektedir ve Azoth bunu engelleyemiyordur ki zaten kendi parasını bile zor bulurken onun parasını nasıl versin ki zavallıcık. Allahtan küçük çocuklardan kira alınmıyordur ve bir şekilde Taşbebek bu konuda paçasını sıyırıyordur. Konumuza geri dönecek olursak Jarl dayak yerken bir yandan da Sıçan tarafından eziyet ediliyordur ve bu da sırf Sıçan’ın sapkın düşünceleri yüzünden ve de Azoth’un baş kaldırmasına olan sinirindendir. Azoth bu tür olaylara engel olamadığı için Cenaria’nın ölüm makinesi, ünlü suikastçı Durza Blint’e  onu çırağı olarak almasını ve onu bir insanı nasıl öldürüleceğini öğretmesini için yalvarmıştır. Ama ruhsuz, gamsız, kendini beğenmiş, ölüm makinesi ve sarımsak dişlemekten başka bir şey yapmayan Blint için bu imkansız bir olaydır ve onu reddetmiştir tabii ilk başta. Ama Taşbebek’in ölesiye dövülmesinden sonra Blint onun eğer Sıçan’ı öldürürse çırağı olacağı hakkında bir seçenek sunmuştur ve Azoth’un bu konu hakkında yapabileceği bir seçenek yoktur ve sırf Taşbebek ve Jarl’ın çektiği acılar için Sıçan’ı öldürecekti ve sözünde durarak öldürmüştür de.

Rövanş, adalet aşkından ve hataları düzeltme arzusundan ibarettir. Ama intikam, lanetlenmektir. İntikam Kılıcı’nın avatarı Gece Meleği’nin üç yüzü vardır: Rövanş, Adalet, Merhamet.

Azoth artık Dunzo Blint’in çırağı olmuştur ve eğitimine başlanmıştır tabii bunun öncesinde herkesin Azoth’un ölmesine inanması lazımdır ve ona bambaşka bir kimlik lazımdır. İşte burada devreye Blint’in arkadaşı, babacan, tatlı mı tatlı, bir baba gibi bağrına basılacak ve bir dede gibi yanakları sıkılası,(evet bu karakteri çoook sevdim, şahsen kendileri kitaptaki favori karakterlerimden birisidir :)) karanlık geçmişi ile hayatına devam eden ve köleliğe karşı örgütlenmiş ve bu konuda kral ile münakaşa içinde olan Kont Rimbald Drake girmektedir. Uzaktan akrabası olan Kylar Stern’in kimliğini Azoth’a vermiştir ve onu baştan yaratarak evine almıştır. Kylar’ın yeni kimliğini benimsemesi için hem Blint hem Drake hem de genelevlerin kraliçesi, Sa’kage’nin dokuzlarından, Cenaria’nın en zenginlerinden Gwinvere Kirena nam-ı diğer Mama K canla başla çalışarak Kylar’ı gündüzleri bir beyefendi geceleri ise bir suikastçı yapmışlardır ve Kylar bu çift karakterleri kimliğine 10 yıl içerisinde benimsemiş ve mükemmel birisi haline gelerek boynuz kulağı geçer tabiri ile Blint’i solda sıfır bırakarak hayatına devam etmiştir.

Tabii bu on yıl içerisinde neler neler olmamıştır ki. Kylar, Cenaria krallığının ileri gelen bir ailenin çocuğu olan ve Kont Drake’in büyük kızı olan Serah’a deliler gibi aşık olan Lord Logan Gyre ile yakın arkadaş olmuştur ve Gyre’nin haberi olmasa da Kylar onu her türlü beladan uzak tutmuştur ve başı bir belaya batsa özel suikastçısı olarak görevini yerine getirmiştir. Bunun haricinde Taşbebek yediği ölümcül dayaktan sonra yüzü ve vücudu mahvolmuştur  ama hem Blint’in hem Kylar’ın haftalık Blint’den aldığı haftalık paralar sayesinde, hem de Logan’ın hayatını koruyacak olan uzak diyarlardan gelmiş büyücü Solon sayesinde hayatta kalmış ve gözlerini Elene Cromwyll olarak açmıştır ve güzel bir çocukluk ve gençlik geçirerek devam etmiş ve üvey babası öldükten sonra kraliyet ailelerinden birisinin evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlamıştır. Ve bu yıllarda Kylar onu gözetlemiş ve içinde ki aşkı yıllarca içinde büyütmüştür. Tabii bu aşkı karşılıksız zannederek ve Blint onun aşık olmasını yasaklamıştır çünkü ona göre aşk bir suikastçının engelidir. Ruhsuz işte ne olacak -.-

“Hissettiğin şey, acı,” dedi Efendi Blint, neredeyse nezaketle. “Sanrıları terk etmenin getirdiği acı. Sanrılar anlamlıdır Kylar. Aslında daha yüce bir amaç yok. Tanrılar yok. Doğru ya da yanlışın bir hakemi yok. Senden gerçekleri sevmeni istemiyorum. Sadece gerçeklerle yüz yüze gelecek kadar güçlü olmanı istiyorum. Bunların ardında hiç kimse yok. Sadece bir kılıç kadar güçlü ve acımasız bir silaha dönüşmemizdeki mükemmeliyet var. Yaşamanın hiç güzel bir yanı yok. Hayatın kendisi bir hiçlikten ibaret. Bu sadece kimin kazandığını kanıtlayan bir dikili taş ve kazananlar bizleriz. Biz hep kazanırız.  Ama kazanmanın bile bir anlamı yok. Kazanıyoruz çünkü kaybetmeyi küçük düşürüyoruz. Sonuçlar anlamları farklı çıkartmıyor. Bunu haklı çıkartabilecek kimse yok. Haklı çıkmak diye bir şey yok. Adalet diye bir şey yok.”

Bunun haricinde bu on yılda Logan, Serah ile nişanlanmış ve evlilik arifesine girmiştir tabii son dakikalara kadar. Bundan sonrası sır tabisi :)) Sonracığıma Jarl, Mama K’nın yanında önemli bir konuma gelmiştir ve Mama K hem Kylar’a hem de Jarl’a önemli sırlarını bir bir dökmüştür. Blint ise ölüm makinesi gibi insanları katletmeye devam etmiştir ve bir engel çıkana kadar hem istediği tarafta çalışmıştır. Bu engel Roth Ursuul’dur ve Blint’i kendisi adına çalışması için tutmuştur daha doğrusu tehdit etmiştir çünkü elinde önemli bir koz vardır ve bu koz Blint’i resmen kahretmiştir. Ve bu kozun arkasında Kylar’ın ölümüne kadar bir sürü çirkin olay vardır. Ama sevgili deli, manyak, gerizekalı Roth Ursuul bir şeyi bilmiyordur. O da Kylar’ın bir ka’karifer yani önemli bir büyücü olduğunu. Kylar’da resmen dünyayı ele geçirecek bir büyücülük yeteneği vardır – azıcık abartmış olabilirim :D – ama kullanamıyordur çünkü kanalları kapalıdır. Sen o kadar büyücü yeteneğine sahip ol ve yolların tıkalı olsun. Ne kadar saçma! -.-

Bunların dışında üçüncü karakterlerimiz Kral Gunder ve Logan’ın en yakın arkadaşı Prens oğlu, general ve Logan’ın babası Lord Regnus Gyre’nin en yakın arkadaşı ve kraliyete lanetler okuyan Brant Agon ve Mama K’nın kız kardeşi ve Blint’in aşkı Vonda vardır.

Kitabın fazla detayına girmek istemiyorum o yüzeysel bir şekilde elimden geldiğince size anlatmak istedim. Kitabın baş karakterleri tabii ki de bununla sınırlı değil. Daha bir sürü büyücümüz, askerimiz ve kampta yaşayan çocuklarımız var. Ve tabii ki Sa’kage örgütü. Kitap boyunca bana muamma olan örgüt. Çünkü kitapta o örgüt öyle bir anlatılıyor ki zannedersiniz bir kişi. İlk başta bu konuda kafam karışsa da zamanla bütün taşlar yerine oturdu. Bu örgüt öyle bir örgüt ki günümüzün mafya birliği. Bütün pis işler, paralar, krallığın düşmesi, düşmanların ülkeye sorulması hep onların elinde. Yani dokuzların. Ve bu dokuzların başı hariç herkes birbirini biliyordur ve bu bilinen kişiler yaptıkları herhangi küçük bir hatada başları ellerine veriliyordur. Hem de hiçbir acıma gösterilmeden.

Kitaba genel çerçeve de bayıldım diyebilirim. En sevdiğim kitaplar arasında ilk beşte yerini aldı. Hem karakterin karışıklığı ve onları çözmeye çalışmam, hem ülkenin bir ütopya/distopya olması hem de bir sürü entrikanın, olayın, suikastçının, kılıcın ve büyünün olması ile düğün alayına döndü resmen benim için. Dili ağır mı derseniz, kendi kategorisine göre mükemmel bir kullanılmış ve çok güzel bir şekilde dilimize çevrilmiş. Çevirmene buradan çok teşekkür ederim. :)

Kitabı kesinlikle okumanız için tasfiye ederim ve eğer Taht Oyunlarını ve türevlerini seviyorsanız hiç durmayın ve gidin alın.

Ayrıca bu kitabı okumamı sağladığı için Artemis Yayınlarına çok teşekkür ederim ve en yakın zaman da 2. kitabı çıkarması için bütün içten dileklerimi iletiyorum :)) Şahsen kitabın sonu (yahu bir kitap orada biter mi öyle son mu olur sevgili yazar sana sesleniyorum!) ve  son sayfalarda ki ikinci kitap ile ilgili kısa bölüm beni kesmedi, hemen 2. kitaba başlamamı daha da çok körükledi. :)

Ve şuna değinmeden geçemeyeceğim. Kitabın son sayfalarında bulunan yazarla ilgili kısa bir bilgi ve yapılan bir röportajının olması ile yazarı daha yakından tanımamı sağladı. Bu ince düşünceden dolayı Artemis’e tekrar teşekkürler.

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 5 :)

385472_10151433582022360_1769049046_n

 

481078_10151509026752360_1011133331_n

 

Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur Takvimi

The Madman’s Daughter/Kaçığın Kızı kitabının yazarı Megan Shepherd ile The ReadingLady röportajı…


Okuyan Kızlar Kulübü olarak ikinci blog turumuzu geçen hafta Dex Yayınlarından çıkan Kaçığın Kızı romanıyla yapmıştık hatırlarsanız. Kitabımızın yazarı Megan Shepherd bizleri kırmadı ve söyleşi teklifimizi kabul etti.

Gotik korku türünde yazılmış roman hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz buradan turumuzun diğer duraklarını ziyaret edip keyifli vakit geçirebilirsiniz.

The Reading Lady: Merhabalar Megan ve söyleşi talebimizi kırmadığınız için çok teşekkür ederim. Sizi daha yakından tanıyabilmemiz için bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Megan Shepherd: Merhaba Onur ve merhaba Türkiye! Kitabımın Türkiye’de yayınlandığını duyunca çok heyecanlanmıştım! Size de benim kitabımı okuduğunuz ve blog tur yaptığınız için çok teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse büyürken ailem bir kitap dükkanı sahibiydi ve ben orayı kendi özel kütüphanem gibi kullanırdım. Her türde kitabı alır okur ve bitince yerine koyardım. Bu şekilde okuma sevdalısı olmuştum. Daha sonra üniversitede Uluslararası ilişkiler okudum ve dış işlerinde çalışmak istiyordum. İşim sebebiyle birçok değişik ülkede yaşadım ama eşimle tanıştığımda Amerika’da temelli kalmaya karar verdim. Şimdi iki kedimizle birlikte küçük bir dağ kasabasında yaşıyoruz.
Devamı için Tık-Tık!…

Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur 1.Gün / Gölgelerin Yolu – Brent Weeks / Yazar Tanıtımı


Brent-Going-in-for-the-Kill

BRENT WEEKS

7 Mart 1977 yılında doğan Brent Weeks, New York Times’ın cok satan yazarlar listesine girmiş bir yazardır. Karısı Kristi ile birlikte Oregon’da yaşıyor ve yazım hayatına orada devam ediyordur.

Week Montana’da doğmuş ve Hillsdale Üniversitesi’nden mezun olmuştur. Yazım hayatına başlamadan önce ise kısa bir süreliğine öğretmen ve barmen olarak çalışmıştır. Yazım hayatına bar peçetelerine yazılar yazarak ilk adımını atmış ve sonra da dur durak bilmeden devam etmiştir.

The Night Angel Trilogy’nin / Gece Meleği Üçlemesi’nin ilk kitabı olan The Way of Shadows / Gölgelerin Yolu, Orbit Books tarafından 2008 yılında basılmıştır. The Night Angel Trilogy / Gece Meleği Üçlemesi 10 farklı dile çevrilmiştir.

weeks-signing

2010 yılında, Weeks, Lightbringer Series’e başlamıştır fakat başlangıçta bir üçleme olması amaçlanan bu seri 4.kitaba kadar uzatılacağı duyurulmuştur. Brent Weeks’in ikinci serisi olan Lightbringer Series’i Eylül 2012 yılında yayınlanmaya başlanmıştır.

Ayrıca Weeks çok sıradan bir yazar olup, ne bir kediye sahiptir ne de bir at kuyruğuna.

cheesiest-brent

Yazarın Serileri ve Kitapları

Night Angel Trilogy ( Gece Meleği Üçlemesi )

#0 Perfect Shadow ( Novella ) – 2011

#1 The Way of Shadows ( Gölgelerin Yolu ) – 2008

#2 Shadow’s Edge – 2008

#3 Beyond the Shadows – 2008

Lightbringer Series

#1 The Black Prism – 2010

#2 The Blinding Knife – 2012

#3 The Blood Mirror – 2014

#4 Untitle Book 4 – 2016

Uluslararası Kitap Kapakları

Perfect Shadow

11217526-tile

The Way of Shadows ( Gölgelerin Yolu )

4716065-tile

Shadows Edge

3754016-tile

Beyond The Shadows

532182_523538314354323_2027835198_n

The Black Prism

7165300-tile

The Blinding Knife

12499290-tile

Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur 1. Gün Tur Programı

15 Nisan 2013
Kitap Tanıtımı: Kitap Sayfaları (http://kitapsayfalarii.blogspot.com/)
Yazar Tanıtımı: Yorum Durağım (https://kitaplarindunyasi.wordpress.com/)
Çekiliş: Kitaplarım ve Ben (http://asabibakire.blogspot.com/)

Yarışma için ise aşağı linke Tık-Tık!

a Rafflecopter giveaway

Konuşan Kitaplar ile Blog Turu / Gölgelerin Yolu – Brent Weeks


Hayatta Kalabilmek İçin Neler Yapardınız? Bilseniz Siz Bile Şaşırırdınız!

Konuşan Kitaplarla fantastik bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? 15 -20 Nisan arası, Gölgelerin Yolu’nda Kylar Stern ile birlikte tehlikeli kurallar ve tuhaf büyülerle dolu bir yolculuğa çıkıyoruz ve sizleri de bu nefes kesecek yolculuğumuza bekliyoruz! Kemerlerinizi bağlayın ve keyfini çıkartın…

Ve unutmayın, bu turda Artemis Yayınları’nın katkısı ile 3 takipçimize Brent Weeks’in Gölgelerin Yolu kitabını hediye ediyoruz. Çekiliş detayları turun ilk günü…

Konuşan kitaplarda değişim devam ediyor, artık daha kalabalık ve daha uzun süreli, dolu dolu bir programla karşınızdayız…

İşte Konuşan Kitaplar;

http://kitaptelvesi.blogspot.com/ – Kitap Telvesi
http://kahvekokulukitap.blogspot.com/ – Maria Puder Ölmedi 
http://kitapsayfalarii.blogspot.com/ – Kitap Sayfaları
http://asabibakire.blogspot.com/ – Kitaplarım ve Ben
http://gokkusagindakisonrenk.blogspot.com/ – Kitap Avcısı
http://kordugumhayaller.blogspot.com/ – Kördüğüm Hayaller
http://tugceninkitapligi.com/ – Tuğçe’nin Kitaplığı
http://kitapasigi.blogspot.com/ – Kitap Aşığı
http://tarihiaskromanlari.blogspot.com/ – Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
https://kitaplarindunyasi.wordpress.com/ (En yakın katılımcıları olan ben hoşgelmişim sefalar getirmişim :))

Ve Tur Programımız;

*Blog turdaki katkılarından dolayı Artemis Yayınları’na teşekkür ederiz.