Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur 5. Gün / Gölgelerin Yolu – Brent Weeks / İnceleme


Kitabın Adı : Gölgelerin Yolu

Orijinal Adı : The Way of Shadows

Serinin Adı : Night Angel Trilogy /Gece Meleği Üçlemesi

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Brent Weeks

Çevirmen : Uğur Mehter

Yayınevi : ARTEMİS

Sayfa Sayısı : 589

Basım Yılı : Mart,2013

Orijinal Dili : İngilizce

10 numara 5 yıldızlık kitap mı istiyorsun?

Şu an işte öyle bir kitabın incelemesini okuyacaksın sıkı dur!

Ama tabii ki no spoilersız bir şekilde :))

Kitabımız azıcık büyü, çokça entrika, savaş, ihanet ve karakteri barındırıyor. Ve bu çokça karaktere az az olsa da değinmeye çalışacağım ve kitabı okurken kafanızın karışmaması –ki anlatırken de karışmaması için elimden geleni yapacağım. :) Taht oyunlarından veya buna benzer kitaplarda bildiğiniz üzere bir çok karakter karakterin olması ve bu karakterlerin birden fazla isim alması kafamızı karıştırıyor ve sanki Rus edebiyatına ait bir kitap okuyormuşuz gibi hissediyoruz. Şahsen ben öyle hissediyorum. :) Ve bunun tür kitaplar ve seriler için okurken bir karakter listesi tutuyorum. :)

Gece Meleği Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Gölgelerin Yolu kitabı Azoth adında ki Cenaria’nın çocuk esirgeme kurumu olan çocuk kamplarında veya diğer bir adıyla çocuk genelevlerinde yaşayan çocuğun 10 yaşındaki hayatından başlayarak 20 yaşına kadar ki hayatını anlatıyor ve bu geçen 10 senede nasıl Kylar Stern adında ki gözden düşmüş bir soylunun evladının ismini ve unvanını alarak yeni yaşamını ve Durzo Blint’in yeminini bozarak nasıl onun çırağı olarak bir suikastçıya dönüştüğünü anlatıyor.

Azoth, çocuk kampında ki yaşamında bir yanına en yakın arkadaşı Jarl’ı bir yanına gözü gibi sakındığı ve kollayıp kolladığı ve kardeşi gibi baktığı Taşbebek’i alarak yaşamına devam etmektedir ve hem kendisini hem de arkadaşlarını kampın bir nevi kaptanı olan Sıçan’dan korumaktadır. Tabii bu ne kadar etkilidir orası tartışılır. Çünkü Jarl, Sıçan’a her hafta kira yerine geçen parayı vermemektedir ve dayak yemektedir ve Azoth bunu engelleyemiyordur ki zaten kendi parasını bile zor bulurken onun parasını nasıl versin ki zavallıcık. Allahtan küçük çocuklardan kira alınmıyordur ve bir şekilde Taşbebek bu konuda paçasını sıyırıyordur. Konumuza geri dönecek olursak Jarl dayak yerken bir yandan da Sıçan tarafından eziyet ediliyordur ve bu da sırf Sıçan’ın sapkın düşünceleri yüzünden ve de Azoth’un baş kaldırmasına olan sinirindendir. Azoth bu tür olaylara engel olamadığı için Cenaria’nın ölüm makinesi, ünlü suikastçı Durza Blint’e  onu çırağı olarak almasını ve onu bir insanı nasıl öldürüleceğini öğretmesini için yalvarmıştır. Ama ruhsuz, gamsız, kendini beğenmiş, ölüm makinesi ve sarımsak dişlemekten başka bir şey yapmayan Blint için bu imkansız bir olaydır ve onu reddetmiştir tabii ilk başta. Ama Taşbebek’in ölesiye dövülmesinden sonra Blint onun eğer Sıçan’ı öldürürse çırağı olacağı hakkında bir seçenek sunmuştur ve Azoth’un bu konu hakkında yapabileceği bir seçenek yoktur ve sırf Taşbebek ve Jarl’ın çektiği acılar için Sıçan’ı öldürecekti ve sözünde durarak öldürmüştür de.

Rövanş, adalet aşkından ve hataları düzeltme arzusundan ibarettir. Ama intikam, lanetlenmektir. İntikam Kılıcı’nın avatarı Gece Meleği’nin üç yüzü vardır: Rövanş, Adalet, Merhamet.

Azoth artık Dunzo Blint’in çırağı olmuştur ve eğitimine başlanmıştır tabii bunun öncesinde herkesin Azoth’un ölmesine inanması lazımdır ve ona bambaşka bir kimlik lazımdır. İşte burada devreye Blint’in arkadaşı, babacan, tatlı mı tatlı, bir baba gibi bağrına basılacak ve bir dede gibi yanakları sıkılası,(evet bu karakteri çoook sevdim, şahsen kendileri kitaptaki favori karakterlerimden birisidir :)) karanlık geçmişi ile hayatına devam eden ve köleliğe karşı örgütlenmiş ve bu konuda kral ile münakaşa içinde olan Kont Rimbald Drake girmektedir. Uzaktan akrabası olan Kylar Stern’in kimliğini Azoth’a vermiştir ve onu baştan yaratarak evine almıştır. Kylar’ın yeni kimliğini benimsemesi için hem Blint hem Drake hem de genelevlerin kraliçesi, Sa’kage’nin dokuzlarından, Cenaria’nın en zenginlerinden Gwinvere Kirena nam-ı diğer Mama K canla başla çalışarak Kylar’ı gündüzleri bir beyefendi geceleri ise bir suikastçı yapmışlardır ve Kylar bu çift karakterleri kimliğine 10 yıl içerisinde benimsemiş ve mükemmel birisi haline gelerek boynuz kulağı geçer tabiri ile Blint’i solda sıfır bırakarak hayatına devam etmiştir.

Tabii bu on yıl içerisinde neler neler olmamıştır ki. Kylar, Cenaria krallığının ileri gelen bir ailenin çocuğu olan ve Kont Drake’in büyük kızı olan Serah’a deliler gibi aşık olan Lord Logan Gyre ile yakın arkadaş olmuştur ve Gyre’nin haberi olmasa da Kylar onu her türlü beladan uzak tutmuştur ve başı bir belaya batsa özel suikastçısı olarak görevini yerine getirmiştir. Bunun haricinde Taşbebek yediği ölümcül dayaktan sonra yüzü ve vücudu mahvolmuştur  ama hem Blint’in hem Kylar’ın haftalık Blint’den aldığı haftalık paralar sayesinde, hem de Logan’ın hayatını koruyacak olan uzak diyarlardan gelmiş büyücü Solon sayesinde hayatta kalmış ve gözlerini Elene Cromwyll olarak açmıştır ve güzel bir çocukluk ve gençlik geçirerek devam etmiş ve üvey babası öldükten sonra kraliyet ailelerinden birisinin evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlamıştır. Ve bu yıllarda Kylar onu gözetlemiş ve içinde ki aşkı yıllarca içinde büyütmüştür. Tabii bu aşkı karşılıksız zannederek ve Blint onun aşık olmasını yasaklamıştır çünkü ona göre aşk bir suikastçının engelidir. Ruhsuz işte ne olacak -.-

“Hissettiğin şey, acı,” dedi Efendi Blint, neredeyse nezaketle. “Sanrıları terk etmenin getirdiği acı. Sanrılar anlamlıdır Kylar. Aslında daha yüce bir amaç yok. Tanrılar yok. Doğru ya da yanlışın bir hakemi yok. Senden gerçekleri sevmeni istemiyorum. Sadece gerçeklerle yüz yüze gelecek kadar güçlü olmanı istiyorum. Bunların ardında hiç kimse yok. Sadece bir kılıç kadar güçlü ve acımasız bir silaha dönüşmemizdeki mükemmeliyet var. Yaşamanın hiç güzel bir yanı yok. Hayatın kendisi bir hiçlikten ibaret. Bu sadece kimin kazandığını kanıtlayan bir dikili taş ve kazananlar bizleriz. Biz hep kazanırız.  Ama kazanmanın bile bir anlamı yok. Kazanıyoruz çünkü kaybetmeyi küçük düşürüyoruz. Sonuçlar anlamları farklı çıkartmıyor. Bunu haklı çıkartabilecek kimse yok. Haklı çıkmak diye bir şey yok. Adalet diye bir şey yok.”

Bunun haricinde bu on yılda Logan, Serah ile nişanlanmış ve evlilik arifesine girmiştir tabii son dakikalara kadar. Bundan sonrası sır tabisi :)) Sonracığıma Jarl, Mama K’nın yanında önemli bir konuma gelmiştir ve Mama K hem Kylar’a hem de Jarl’a önemli sırlarını bir bir dökmüştür. Blint ise ölüm makinesi gibi insanları katletmeye devam etmiştir ve bir engel çıkana kadar hem istediği tarafta çalışmıştır. Bu engel Roth Ursuul’dur ve Blint’i kendisi adına çalışması için tutmuştur daha doğrusu tehdit etmiştir çünkü elinde önemli bir koz vardır ve bu koz Blint’i resmen kahretmiştir. Ve bu kozun arkasında Kylar’ın ölümüne kadar bir sürü çirkin olay vardır. Ama sevgili deli, manyak, gerizekalı Roth Ursuul bir şeyi bilmiyordur. O da Kylar’ın bir ka’karifer yani önemli bir büyücü olduğunu. Kylar’da resmen dünyayı ele geçirecek bir büyücülük yeteneği vardır – azıcık abartmış olabilirim :D – ama kullanamıyordur çünkü kanalları kapalıdır. Sen o kadar büyücü yeteneğine sahip ol ve yolların tıkalı olsun. Ne kadar saçma! -.-

Bunların dışında üçüncü karakterlerimiz Kral Gunder ve Logan’ın en yakın arkadaşı Prens oğlu, general ve Logan’ın babası Lord Regnus Gyre’nin en yakın arkadaşı ve kraliyete lanetler okuyan Brant Agon ve Mama K’nın kız kardeşi ve Blint’in aşkı Vonda vardır.

Kitabın fazla detayına girmek istemiyorum o yüzeysel bir şekilde elimden geldiğince size anlatmak istedim. Kitabın baş karakterleri tabii ki de bununla sınırlı değil. Daha bir sürü büyücümüz, askerimiz ve kampta yaşayan çocuklarımız var. Ve tabii ki Sa’kage örgütü. Kitap boyunca bana muamma olan örgüt. Çünkü kitapta o örgüt öyle bir anlatılıyor ki zannedersiniz bir kişi. İlk başta bu konuda kafam karışsa da zamanla bütün taşlar yerine oturdu. Bu örgüt öyle bir örgüt ki günümüzün mafya birliği. Bütün pis işler, paralar, krallığın düşmesi, düşmanların ülkeye sorulması hep onların elinde. Yani dokuzların. Ve bu dokuzların başı hariç herkes birbirini biliyordur ve bu bilinen kişiler yaptıkları herhangi küçük bir hatada başları ellerine veriliyordur. Hem de hiçbir acıma gösterilmeden.

Kitaba genel çerçeve de bayıldım diyebilirim. En sevdiğim kitaplar arasında ilk beşte yerini aldı. Hem karakterin karışıklığı ve onları çözmeye çalışmam, hem ülkenin bir ütopya/distopya olması hem de bir sürü entrikanın, olayın, suikastçının, kılıcın ve büyünün olması ile düğün alayına döndü resmen benim için. Dili ağır mı derseniz, kendi kategorisine göre mükemmel bir kullanılmış ve çok güzel bir şekilde dilimize çevrilmiş. Çevirmene buradan çok teşekkür ederim. :)

Kitabı kesinlikle okumanız için tasfiye ederim ve eğer Taht Oyunlarını ve türevlerini seviyorsanız hiç durmayın ve gidin alın.

Ayrıca bu kitabı okumamı sağladığı için Artemis Yayınlarına çok teşekkür ederim ve en yakın zaman da 2. kitabı çıkarması için bütün içten dileklerimi iletiyorum :)) Şahsen kitabın sonu (yahu bir kitap orada biter mi öyle son mu olur sevgili yazar sana sesleniyorum!) ve  son sayfalarda ki ikinci kitap ile ilgili kısa bölüm beni kesmedi, hemen 2. kitaba başlamamı daha da çok körükledi. :)

Ve şuna değinmeden geçemeyeceğim. Kitabın son sayfalarında bulunan yazarla ilgili kısa bir bilgi ve yapılan bir röportajının olması ile yazarı daha yakından tanımamı sağladı. Bu ince düşünceden dolayı Artemis’e tekrar teşekkürler.

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 5 :)

385472_10151433582022360_1769049046_n

 

481078_10151509026752360_1011133331_n

 

Konuşan Kitaplar #9 Blog Tur Takvimi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s