Candor – Pam Bachorz / İnceleme


Kitabın Adı : Candor

Orijinal Adı : Candor

Yazarın Adı : Pam Bachorz

Çevirmen : Muzaffer Mankır

Yayınevi : DeliDolu

Sayfa Sayısı : 280

Basım Yılı : Ocak, 2013

Buradan çıkış yok. Hissetmek, karar almak, söz sahibi olmak imkansız. Candor’da seçim şansı yok.

 Candor öyle bir yer ki oraya giren bir daha çıkamıyor. Çünkü oraya giren herkes dört bir yanı çevrilmiş hopörlerden çıkan klasik müziğin huşusuna kapılıyorlar ve beyinlerinin içine o müziğin içerisinde yer alan mesajlar kazınıyor.

Kaynakları boş yere harcama

Her zaman, her ihtimale hazırlı ol.

Her zaman ailenin gururlandırmak için çabala.

Barbarlık yanlış bir şeydir. Asla başkalarının mallarına zarar verme.

Sağlıklı kahvaltılar zeki dimağlar yaratır. Mükemmel insanlar asla geç kalmaz.

Yukarıda ki cümleler tüm mesajların sadece küçük bir kısmı. Ve bu mesajlar yüzünden insanlar bireysel düşünebilme yeteneklerini kaybediyor ve Candor’a bağımlı hale geliyorlar.

Peki bu mesajları kim mi ortaya çıkartıyor?

Candor sitesi olarak kurulan ama daha sonra büyük bir ilçeye hatta şehre dönüşen bu yerin kurucusu Campell Banks’tir. Bu siteyi kurmasının amacı ölen çocuğundan uzak bir yerde ailesi ile birlikte huzurlu yaşayabileceği ve insanları yönetebileceği bir yer oluşturmaktır. Ama çoğu şey ters gitmiştir. Bunarlın başında karısı onu terk etmiştir. Hem de Candor’u kurduktan hemen sonra. Diğer oğlu Oscar Banks ise ondan habersiz mesajlara karşı çıkıyordur ve kendi CD’lerini oluşturarak, beynini o düşünceler ile doldurarak bireysel düşünebilme yeteneğini geliştiriyordur. Hatta bunu ileri taşıyarak kendi yaşıtı çocuklara bunu aşılıyor ve bir birey olduklarını hatırlatıyordur. Tabii kişiler hep zengin çocukları oluyor ya da yüklüce kendi parasına sahip kişiler oluyordur. Bu kişilerin aklına girerek özel CD’ler veriyordur ve kaçış planı hazırlardır. Onların ortadan kaybolmaları Candor için bir felaket ve Campell için ise Dinleme Odası’nı daha sık kullanılması için insanları daha çok teşvik etmesi sağlıyordur. Bu da daha fazla mesaj, daha fazla beyni yıkama, daha fazla itaatkar insan, daha fazla beyinsiz, daha fazla Campell mutluluğu ve daha fazla insanlık dışı durumlar ortaya çıkıyordur. Dinleme Odası’na giren her bir kişi girdiği gibi çıkmıyor. Çünkü orada beyninin ne kadar düşünebilme yeteneğinin büyüklüğüne göre o oda da kalıyor ve beyni Candor’da yaşabilmek için iyi bir vatandaş oluyor(!). Ama çıktığında o kadar hasarlı oluyor ki artık iyi insan olsa da olmasa da bir şey fark etmiyor çünkü beyni bir sürü mesaja mazur kalarak felç geçirmiştir veya odaya girmeden önceki hayatında olmayan bazı tikler edinmiş ya da bazı olmayan cisimler görmeye başlamıştır.

İşte böyle berbat bir yer ve berbat bir yöneticiye sahip! Ama insanlar onu örnek bir vatandaş olarak görüyor ve hem ona hem de oğlu Oscar’a ‘Değerli’ diyorlar. Artık ne kadar değerliyseler!

Campell, sırf kendi hırsı doğrultusunda insanlara işkence ediyor ve ayaklarının dibinde eğilecek köleler yaratırken oğlu Oscar’da babasının kurduğu dünyanın içinde bir dünya kurarak insanları Candor çukurundan kurtarabilmek için kendi yaşıtı insanlardan para veya haraç (çikolata, içki vs.) alarak kendine zula yapıyor ve bir gün gelip kendisinin de bu cehennemden kaçacağını düşünüyordur.

Örnek bir vatandaş gibi davranan, herkese örnek olmaya çalışan ve herkesinde örnek aldığı bir vatandaş olan Oscar sırf örnekliğini gösterebilmek için Mandi adında, Candor’a taşınmadan önce güzellik yarışmasına katılmış, sarışın bir güzellik olan ama Candor’a taşındıktan sonra o upuzun sarı saçlarını at kuyruğu yapan ve bol bol kıyafetler giyen, pembe bir araba kullanan klasik bir Candor kızı ile çıkmaktadır. Sırf etrafına örnek olabilmek için. Sırf etrafında ki insanlara ‘Değerli’ olduğunu gösterip, planlarına devam etmek istiyordur.

Ama bir kız yoluna çıkana kadar.

O kız yoluna çıkınca ne o mükemmel zekası ile çalıştığı derslere kendini vermiştir, ne başarılı olup üniversiteye gideceğim diye çabalamıştır ne de sevgilisi Mandi’yi düşünmüştür.

Kim mi bu kız?

Siyahlar içerisinde, yasaklara aykırı olduğu halde makyajla gezen, geceleri sokağa çıkıp kay kay süren, elinde sprey boya taşıyan, tam bir gotikler kraliçesi Nia’dır. Gözü derste yoktur, neden Candor’a geldiğini bir türlü anlamamaktadır ve Oscar’ın davranışlarını da anlamamaktadır. Çünkü Oscar uzun zaman sonra kendine göre bir kız bulmuş daha doğrusu özgür bir düşünceye sahip bir kız bulmuştur ve kaybetmek istemiyordur. Yani beyninin mesajlar ile yıkanmasını istemiyordur ve bu yolda da elinden gelen her şeyi yapıyordur. Peki bu ne kadar faydalıdır? Önceden arkadaşı olup sonradan düşmanı olan Sheirman’ın yaptıklarını mı durduracaktır yoksa Nia’ya nasıl kendi mesajları ile doldurduğu CD’leri mi düşünecektir? Yoksa Mandi’den ayrıldıktan sonra Nia ile çıkması ile kendisine gelen tepkileri mi yok sayacaktır yoksa hala ölümsüz aşkı yerine geçen Nia’dan ayrılarak ‘Değerli’ vatandaş olmaya devam mı edecektir?

İşte bu çelişkilerin yaşandığı distopik bir hikaye ile karşı karşıyayız. İnsanların nasıl bir cümle ile beyinlerinin yıkanarak, kendi düşüncelerini bile beyan edememelerini görüyoruz bu kitapta. Ve nasıl Campell gibi adamların yatakalrında rahat uyuyabildiklerini. Hadi mesajlarla insan beyin yıkamalarını geçtik o Dinleme Odası’nı inşa ederken hiç mi vicdanın sızlamadı be adam?! Hadi diğer insanların kölen haline getirmek istiyorsun, oğlunu neden o kategoriye sokuyorsun?! Oğlun be adam senin oğlun! Kendi canın kendi kanın! Hadi birisi fevri davranışları sonucu suda boğularak öldü veya suda intihar etti, karın seni ve oğlunu tek edip gitti, ailenden geriye kalan tek kişiyi, oğlunu da kafayı yiyerek mi yanında tutacaksın? Tabiî ki de tutamazsın! Onun da bir yerden sonra mevcut bir duruma baş kaldırır ve hem sana hem de topluma karşı çıkar ve son onun bu davranışlarını ilk başta görmezsin ama bir zaman sonra neler olduğunu görürsün ama iş işten geçmiştir.

Kitapta öldüresiye dövmek istediğim ilk ve son kişi olan Campell, her söylediği kelimeler sayesinde ilginç ölüm teknikleri ile karşı karşıya kalmıştır. Hani bir kaşık suda boğulması gereken insanlar vardır ya ha işte Campell onlardan birisi. Al bir kaşık suda boğ sonra ne hali varsa görsün diye ıssız bir yere at! Bütün kitap boyunca deli etti resmen beni. Dedim en sonunda girip kitabın içine bir güzel benzeteyim şu adamı, akıllansın, uslansın, adam olsun çocuğuna ve çevresinde ki insanlara nasıl davranması gerektiğini öğrensin. Ha hazır elim değmişken oğlu Oscar’ı da sırf baz davranışları yüzünden elden geçireyim dedim. Babası kadar olmasa o da sinir etti beni bazı yerlerde. Ama hiç ağlamam diyen karakterin sevgilisi için döktüğü o gözyaşları yok mu resmen ciğerlerimi dağladı! Ah be oğlum dedim gel beni sev , sevgi aşılayım ben sana, aşık ol bana. Dedim de ne oldu?! Geldi mi?! Yoooo! -.- Sırf o yüzden ne hali varsa görsün diye şekeri alınmış çocuk ifadesi ile ortalıkta bıraktım ya zaten! :D

Nia’ya gelecek olursak bazı yerlerde öyle bir sinirle saçını başını yolasım geldi ki anlatamam size aaa dostlar. Nasıl sinir kızdır öyle! O çocuğa çektirdikleri yok mu?! Say say bitmez emin olun. Mandi deseniz elimin altından geçecek başka bir insan. Al kafasını duvardan kıvılcım çıkart yine yetmez o zevk, anca ayağının altında ezeceksin öyle zevk alırsınız. -.-

Bu kadar şiddet yeter sanırım :D

Bunun haricinde kitabın konusu harikaydı. Seri olursa devam kitabını dört gözle bekleyeceğim bir kitap oldu çünkü sonunda öyle bir geçti ki acabalar acabalar kafamda uçuşmaya başladı. Bence çıkacaksa hemen çıksın. Yazar motor yazar olsun pilisss :D Çeviri kısmına gelecek olursak çok güzel bir çeviriye sahipti ve bu yüzden sevgili çevirmene teşekkürlerimi iletiyorum. Aksamadan, kelimelerin tekrarı olmadan çok güzel bir kitap okudum sayesinde. Ama tek bir şey dışında. Kitap geniş zamanda yazılmıştı ve nedense bu tr kitapları bir türlü sevemiyorum. Sanki okurken dilimde bir pürüz bırakıyor. Ya da bu türe aşina değilim bilmiyorum ama geniş zamanla yazılan kitapları sevmiyorum, sevemiyorum ve sanırım sevemeyeceğim de. Ve tüm bunarlın dışında kitabın kapağı yurtdışı kapağına göre kat be kat daha güzel ve bunun için DeliDolu’ya teşekkürlerimi iletiyorum. Bir kitap ancak bu kadar güzel bir kapak temsil edebilirdi.

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4 :)

579570_10151433581942360_1260439767_n

deneme

2“Çocuklar anlamaz. Öfkelenir, direnirler. Mesajların, içlerine nüfuz etmesi daha uzun zaman alabilir. Çocuklar, mesajların kendilerini ve mükemmel olmayan çocuklarını değiştirip geliştirmesi için sabırsızlanan yetişkinlere benzemez.”

2

“Benim sıram.” Elimle defterin üstünü kapatıyorum.

Nia başını kaldırıp usulca bakıyor bana. “O elini koyacağın başka güzel yerler bulabilirim.”

2

“Bunları al.” CD’leri ayağının yanına atıverince göz göze geliyoruz. Bir anlığına, sanki tekrardan yalnızmışız hissini yaşatıyor bu bana.

“Bir hediye? Bana?…” Gözlerini Mandi’ye çeviriyor. “Ne tatlı. Bir muz kadar tatlı.”

2

“Bu ilk randevumuz.”

“O halde beni yalnız bırak ve kendin için de bak. Müzede sürekli birini takip etmezsin; bir randevuda bile!” Gülümseyip hafifçe itiyor beni. “Veya… çok tatlı olsan bile.”

Geriye doğru sendeleyip elimi göğsüme vuruyorum. “Beni yaraladın.”

Nia gülmekle yetinip eliyle beni kışkışlıyor. “Kaybol, Picasso.”

2

“Seni seviyorum,” diyorum alçak bir sesle.

“Ben de seni seviyorum,” diye fısıldıyor.

2

Hangisinden daha fazla nefret etmeliyim? Bunu isteyenden mi, yoksa onu verenden mi?

2

Okula. Ondan uzağa. Yaşamam gereken hayatıma. Güvenli. Ve yalnız!…

2

Unutmaya başlamalıyım. Normal yaşantıma geri dönmeliyim. Her şeyin kontrolümde olduğu, güvende olduğum yaşantıma kaldığım yerden devam etmeliyim.

2

Elimi kapı tokmağına koyuyorum. “Ben değerliyim!” diye bağırıyor.

Ben ve benim suçlu bilincim kapıdan çıkıp gidiyoruz.

2

Son bir bakış ve sonunda gitmek için arkamı dönüyorum.

Şimdi koşmaktan başka bir şey kalmıyor geriye.

2

“Where is DeliDolu?” diyenlere Tık-Tık!

DeliDolu Resmi Web Sayfası

DeliDolu Facebook Sayfası 

481078_10151509026752360_1011133331_n

2 thoughts on “Candor – Pam Bachorz / İnceleme

  1. Başladım da bitiremedin bu kitabı, başında çok sıkldım bıraktım. Ama hala okumak istiyoruuum, hele bu yorumdan sonra :D Gerçi okumadım spoiler yemeyeyim diye :D

    • Spoiler vermedim gibi yani ben öyle düşünüyorum :D
      Alıntılara bak yeter, direk okuma aşkını geri getirir :D
      Oku ki içimde kalan şeyleri bir paylaşayım seninle yoksa patlayacaklar balon gibi. Kimse anlatamıyorum çüküüüü :D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s