Fırsatçı – Tarryn Fisher / İnceleme


2df2e-tarrynfisherfc4b1rsatc3a7c4b11

Kitabın Adı : Fırsatçı

Orijinal Adı : The Opportunist

Serinin Adı : Love Me With Lies

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Tarryn Fisher

Çevirmen : Meltem Türkmen

Yayınevi : ASPENDOS

Sayfa Sayısı : 316

Basım Yılı : Mayıs, 2013

Orijinal Dili : İngilizce

Olivia, Caleb ve Leah arasında devam eden bir aşk üçgeni için kemerlerinizi bağlayın sayın okuyucular.

Geçmiş ile geleceğin harmanlandığı Fırsatçı kitabımız Olivia-Caleb, Caleb-Leah aşklarını anlatmaktadır. Olivia-Caleb geçmiş Caleb-Leah ise gelecektir. Her iki kadınında ortak noktası Caleb’tir ve her iki kadınında ortak zaaflarıdır. Kazanan ise şanslı insandır. Çünkü o kadın, dünyada ki en ince ruhlu, en romantik, en karizmatik, en duygusal, en sportif ve dünyada ki en en en kendini beğenmiş erkeği kendine aşık etmiştir. Hırsları ile, aldatmacaları ile, oyunları ile… Ama yine de kendine aşık etmiştir. Her iki kadın da bu adama aşık olabilmek için ellerinden geleni yaptılar, iyi şeylerde kötü şeylerde. Ama sadece bir tanesi kazandı.

Ve kazanan kadın o muhteşem adam ile evlendi. Yani her şeyi oldu. Mutlu oldu. Dünyalar onun oldu.

Peki o muhteşem adam için de aynıları geçerli mi?

Orası belirsiz. Çünkü o muhteşem adam hangi kızla olursa herhangi bir sebepten, gerekli veya gereksiz bir sebepten, geçmişe dönüyor ve sahip olmadığı kadını hatırlıyor ve onunla olmak nasıl olurdu diye düşünmeye başlıyor. Ve bu onu hem mutsuz ediyor hem de yanında ki kadından uzaklaştırıyordur. Peki bu kadınlarla nasıl mı tanışmıştır. Veya geçmişten geleceğe nasıl mı gelmişlerdir?

Olivia ile üniversite yıllarında tanışmıştır. O haşarı, genç, duygularını dengede tutamadığı ve karizmatikliğin zirvesinde olduğu zamanlarında oğlumuz; güzel, zeki, kitap kurdu ve bir bakanı bir daha bakmaya zorlayan kızımız ile bir ağacın altında tanışmıştır. Hem de ilk reddini basketbol takımı arkadaşlarının gözleri önünde almıştır. Bu onu bir taraftan yıkmış olsa da bir taraftan daha da fazla hırslandırmıştır. Ve bu hırsı mutlu sona yaklaştırmış onu. Ama ta ki o güzel kız Olivia’yı annesi ile tanıştırana kadar. O zaman gelene kadar mutlu mesut yaşamışlar, her mutluluğu tatmışlar, her şeyi yüzeysel yaşamışlar (ki bu Caleb için imkansız bir şeydir çünkü sonuçta o yakışıklı ve ateşli bir erkektir :D ) ve bunu da sırf Caleb’in Olivia’nın istekleri doğrultusunda yapmıştır. Düşünün ne kadar düşünceli ve romantik bir erkek! Benim bile aşık olasım geldi :D İşte her şey bu kadar mutlu mesut devam ederken bir gün Caleb, Olivia’yı ailesi ile tanıştırmak ister. Her şeyin mutlu mesut olacağını düşünürken cadaloz annesi her şeyi karıştırır ve ayrılıklarına bir engel oluşturur. Ve bu olaydan sonra ilişkileri sekteye uğrayarak devam eder ve bir olaydan sonra Olivia, Caleb’i terk eder.

Ve işte o büyük olaydan sonra kitabımız geleceğe gelir. 3 yıl acısı ile tatlısı ile geçtikten sonra Olivia bir avukat, Caleb ise bir kaza geçirmiş ve hafızasını kaybetmiş bir kişi haline gelmiştir. Caleb’in hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia şansını bir daha denemek ister. Hem de 3 yıl sonra. Artık ne kadar tren rayında gider diye düşünerek yola koyulur. Bakalım bu yol nasıl devam eder orası bilinmez.

Leah ise Caleb’in hafızasını kaybetmeden önceki sevgilisidir ve yakında nişanlısı olacaktır. Biraz hırçın, biraz cadaloz, biraz tehditçi ama bunarlın yanı sıra güzel mi güzel bir kadındır. Hem de o mükemmel kızımız Olivia’dan daha güzeldir. Düşünün über güzel :) Ve aynı zamanda zeki. Ama bu zekiliğini iyi yolda mı kullanıyordur yoksa kötü yolda mı bilinmez. İşte bu da kitabımızın hem iyi hem de kötü meleğidir. Ama kötü meleği daha ağır basmaktadır.

Ama zaten bu kitapta her karakterin bir kötü melek tarafı vardır. Çünkü birbirlerini elde edebilmek için hep bir plan ve oyun içerisindedir. :) ama en çok kötü melekliği tabiî ki de sevgili baş kahramanız Olivia yapmıştır.

Kitabımız kısaca böyledir ama ben kitabın kötü olayları yani duygusal kısımlar başlamadan önce mükemmeldi. Hem de nasıl mükemmel bayılıyordum kitaba ya. Sayfaları nasıl çevirdiğimi bilmiyorum, düşünün. Ama ne zaman duygusal olaylar başladı ben kitaptan koptum, elime almak istemedim, uzattıkça uzattım, yani kısaca kitaptan soğudum. Sevmiyorum ben duygusal hikayeleri. Zaten romantik kitapları zor okuyan bir insanım, bir de işin içine duygusallık katıyorlar resmen soğuyorum. Sevmiyorum işte. Dayanamıyorum onların acılarına. En son bu türde Ateşböceği Yolu kitabını okumuştum. Ki bu iki kitap her ne kadar benzemese de sonuçta ikisi de duygusal. Ve ben Ateşböceği Yolu’nu okuyunca bir ay kendime gelemedim. Kahretti beni. Bu kitapta ki hüznüm o kadar sürmedi çünkü hemen üstüne birkaç kitap okudum. Unuttum mu? Hayır!

Kısacası şunu söylemek istiyorum duygusal türü sevenler okusun. Veya gerçek aşk işte o arkadaş ve ben ağlamak istiyorum dersen kesinlikle git al. İnan çok eğleneceksin. Çünkü sen hem konuyu seviyorsun hem de çeviri mükemmel. Hem de harika. Hiçbir kelime de cümle de takılmayacaksın. Emin ol. Ve bayılacaksın.

Kitaba puanım ise sırf o damarlık duygusallık beni bitirse de  5 üzerinden 5 :)

385472_10151433582022360_1769049046_n

deneme (1)

1 (1)

İnsanların adlarını ilk duyduğunda onları tersten okumak gibi garip bir alışkanlığı vardı. Ben Aivilo idim, o da Belac.

1 (1)“İşte,” demişti, uçak pistinin kenarlarında dizilmiş olan ışıkları göstererek, “en sevdiğim renk bu.”

“Mavi bu,” demiştim. “Yani?”

“Herhangi bir mavi değil, bu Havaalanı mavisi,” demişti. “Ve bunu sakın unutayım deme.”

1 (1)“Ağaca neden kızgınsın?”

Kim olduğunu görünce yüzümü ekşittim. Eliyle teslim olmuş gibi yapıp güldü.

“Sadece bir soru sordum, Gün ışığım, hemen saldırma.”

1 (1)“Bir hayvan olarak doğmuş olsaydın bir lama olurdun,” diye bağırdı arkamdan.

1 (1)“Aaah, ama herhangi bir para makinesi değil,” dedi, ne yazık ki önceden göremediğim üstündeki tanıtım yazısını göstererek.

“Bu romantik bir para makinesi.”

1 (1)“Ne dedin az önce?”

Caleb utanmışa benziyordu.

“Düşes, ama neden diye sorma. Öyle birden aklıma geldi. Özür dilerim.”

1 (1)Seninle olmak istiyorum, Caleb. Şu birkaç gün rüyamda bile göremeyeceğim kadar güzeldi. Seninle geçirdiğim her saniye seni daha da çok seviyorum.

1 (1)“Gitmek istemiyorum.” Şimdi bana bakıyordu – sadece bana. Yüz hatlarını inceleyip ne kadar samimi olduğuna karar

vermeye çalıştım.

“Belki eğer sen de mezun olmuş olursan benimle gelirsin. Öyle bir olasılık olabilir. Ama sen burada

olduğun sürece, ben de burada kalacağım.”

1 (1)“Neden böyle bir şey yaptın?” diye sordum gözlerim hâlen kapalı şekilde. “Bunu yapmamalıydın.”

“Çünkü seni seviyorum. Yaptığı hatayı anlayacak, onu tanıyorum.”

“Sen iyi bir insansın, Caleb Drake.”

“Bir insan en çok sevdiği şey kadar iyidir, değil mi?”

1 (1)“Çünkü aptal bir oyunu kazanmaktansa seni tanımayı daha çok önemsiyorum”

1 (1)Sesi neden bu kadar nazikti?

Neden bana bağırmıyordu? Canının acıtan kişi bendim.

Bendim. Benim suçumdu. Benim günahım. Benim pisliğim.

1 (1)

481078_10151509026752360_1011133331_n

6 thoughts on “Fırsatçı – Tarryn Fisher / İnceleme

  1. Geri bildirim: Tuğçe’nin Kitaplığı Fırsatçı’nın Yazarı Tarryn Fisher ile Röportajı… | Yorum Duragım

  2. Ben kitabı okurken çok beğenerek okudum fakat sonu istediğim gibi bitmediği için üzülmüştüm.Sanırım devam kitabı varmış…

  3. Geri bildirim: Subat Ayı Kitapları #1 | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s