Göçebe – Stephenie Meyer / İnceleme


Kitabın Adı : Göçebe

Orijinal Adı : The Host

Yazarın Adı : Stephenie Meyer

Çevirmen : Mine Atafırat

Yayınevi : Epsilon

Sayfa Sayısı : 680

Basım Yılı : Mart, 2009 (2.baskı)

Ya bedeniniz bir parazit tarafından yönetiliyorsa…

Ya bu parazit bir ruhsa…

Ve bu parazit görünümlü ruh ensende açılan küçük bir delikten girip vücudunu ele geçiriyorsa…

Ve vücuduna girdiği anda vücuduna olan tüm kontrolünü kaybediyorsan…

Ve artık beyninin, kalbinin, kolunun, bacağının, kısacası tüm uzuvlarının kontrolünü artık o ruh yapıyorsa…

Ve sen iradeni zorlayıp düşünmeye veya bir uzvunu hareket ettirmeye dahi kalktığın anda seni geri püskürtmek için sana bütün acıları çektiriyorsa…

Veya sen bu tip davranışlara devam etmeye kalkarsan senin vücudundan çıkıp seni ölüme mahkum ediyorsa.

Yani ölüm ile yaşamak arasında –ki bu duruma ne kadar yaşamak denirse- ince bir çizgi varsa…

Yeni dünyanın böyle olduğunu düşünün. Origin gezeninde dünyaya gelmiş yeni bir ırkın bütün gezegenleri ele geçirdiğini ve neredeyse tüm gezegenlere, ki bizim bildiğimiz veya bilmediğimiz bütün gezegenleri ele geçirdiklerini düşünün. Bu gezenler Çiçek, Ayı, Örümcek, Yosun, Yarasa ve Ejderha gibi gezegenler olduğunu düşünür. Ama tabii ki bu gezegenler arasında bizim gezegenimizde. Sonuçta türler arasında günümüzde bile çözülememiş spesifik canlılarız. Düşünün o zaman dilimi daha ileriyi bile anlatsa dahi insan türü daha çözülememiş ve bu konuda çözdük gibi iddialara girip kendilerini ön plana çıkartmaya çalışıyorlar. Nelerle mi? İlaçları ile. Zekaları ile. Baskıcı rejimleri ile. Ölüm tehditleri ile. Veya kendilerini iyi gösterip, dünyayı kurtaracağız, bizler merhametli şeyleriz diyerek tüm zihinleri yıkayarak.

 

Kim bu dünyada yaşamak ister ki? Ama ya zorlanırsan? Ya tekrardan merhametli dillerini kullanırlarsa?

 

İşte böyle bir istilanın ortasında bütün insanların içinde ruh denilen parazitlerin olmadığını görürseniz ya da içinize giren parazitin aslında seni kontrol edemediğini sen onu kontrol ettiğini anladığında ve bu durumu Şifacı denilen doktorların anlayıp yetişkin bedeni yerine küçük çocuk bedenleri kullanıp öyle yaşamaya devam ettirirlerse. Ve aslında onların polisi olan Avcılar ve Şifacılar biliyorsa.

 

İşte bu ve bunun karmaşık bir dünyada mı yaşamak istersin? Yoksa kaçıp bir yerlerde saklanıp insanların seni bulmasını mı istersin?

 

Ne kadar zor bir olasılık bariz bir şekilde meydan da ama sonuçta ağlamayan bebeğe süt vermezler diye bu duruma cuk oturan bir atasözümüz var. Eğer ki bu mevcut duruma isyan edersen yiyeceğini, içeceğini, barınacağın yeri, kendini veya başkalarını koruyacak silahlara veya türevlerine, eğer ki hasta olursan veya yaşlanırsan – ki bu iki durumda kaçınılmaz bir gerçektir – ilaç veya tedavi yapabilecek araç-gereçleri sahip olmak zorundasın ya da bulmalısındır. İşte kaçmanın en zor kısımlarından birisi de budur. Zorluklar… Zorluklar… Ve zorluklar…

Melanie işte bu zorluklara yıllarca katlanmış bir genç kız. Ve tek başına değil. Önceleri yanında Jamie varken sonradan Jared katılıyor. Melanie anne, Jared baba olmuşken Jamie ailenin çocuğu olarak hayatlarına mutlu, mesut yaşayarak devam ederken ki neredeyse bütün zorlukların üstesinden gelirlerken bir gün Melanie, halasının kızı olan Sharon’u bulabilmek güvenli sığınıklarından çıkar ve hazin sonla karşılaşır. Avcılar. Ama onlara yakalanacağıma ölürüm daha iyi diye Melanie, bulunduğu binanın asansör boşluğuna bırakarak kendini ölümün kucağına atmıştır. Ama vücudu nasıl bir dinçliğe sahipse o kadar hasara rağmen kurtulur ve parazit ruh ensesinden vücuduna girerek yerleşir. Yerleşir yerleşmesine ama Melanie’nin vücudunu ele geçiremez çünkü Melanie hem bir yetişkindir hem de bu uğurda yıllarca savaştığı için ruhun vücuduna girdi anda direnç göstermeye başlamıştır. Önce ve en kolay yapabildiği yapmaya başlamıştır. Yani ruhun ki artık onun bir adı vardır Göçebe’nin zihninde konuşmaya başlar. İlk başlarda Göçebe bu durumda ne yapacağını şaşırır. Çünkü bir önce gezegenlerinde ister ayı olsun ister ejderha bedene ve zihne tamamen hakim olmuştur ve orada ki ömrünü tamamladıktan sonra başka bir gezegene geçmiştir. Ama Melanie’de bu durum öyle değildir. Zihninde konuşan birisi vardır ve sağlıklı düşünmesini engelliyordur. Bu durumu ilk başlarda Avcı’ya (kısaca ben ona cadaloz ve sürtük diyorum) anlatmıştır ama kardeşinin anılarına gelince Melanie ona bu konuda durması için yalvarmıştır ve bilinmeyen bir sebepten Göçebe onu dinlemiştir.

 

Bir gün Göçebe bu durum için Şifacı ile görüşmek istediğini dile getirerek yola düşmüştür ama asıl amacı Melanie’nin aklından çıkmayan Jeb amcasının çizdiği çizgilerdir. Ve bu çizgiler yolda devam ederken çölün ortasında yer alan dağların çizimidir. Ve her ikisi de düşünmeden bu yolculuğun içine dalarlar. Günlerce yürürler, aç kalırlar, susuz kalırlar ama pes etmezler. Çünkü bir şekilde Jeb amcasının onları bulacağını düşünür Melanie. Ve bulurda. İşte bundan sonra olaylarımız yavaş yavaş başlar. Orada buluna 50 yakın insan onun bir hain olduğunu ve bu yüzden aralarına almak istemezler. İşte bu durumda zor durumda kalan Melanie’ye sadece Jeb, önce kötü ama daha sonra ondan zarar gelmeyeceğini anlayan Ian ve onun değişik birisi ama özünde ablası olarak gören Jamie inanmış ve yanında kalmıştır. Melanie güçlüklerle savaşarak zorlukları asmıştır ve en büyük zorlukta Avcı’dır. Çünkü bir türlü Göçebe’nin peşini bırakmamıştır.

 

Kitabımız genel çerçeve bir aksiyonun azaldığı bir çoğaldı yani Jeb’in çizdiği çizgiler gibi bir alçalıp bir çoğalıyordur. Ve bana göre o alçalmalar o kadar fazladır ki bir an kitap hiç bitmeyecek zannettim ve hatta 100 sayfadan sonra kitabı bırakmayı düşündüm. Bu kitabı okuyan arkadaşlarımın söyledikleri cesaret verici sözler olmasa anında bırakırdım ama sırf devamında olacak aksiyonlar için devam ettim. Ama pişman mıyım? Azıcık çünkü kitap elimde resmen süründü. O sıkıcı iç konuşmalar yüzünden bir sayfa okuyup okuyup bıraktım ve resmen rezil ettim kitabı. Yazık oldu resmen. Ama iyi ki okumuş muyum? Evet iyi ki okumuşum çünkü yeni bir fantastik dünya ile tanıştım. Ruhların gelerek, özellikle kullandıkları farklı araçlarla beğenimi kazandı. Ama bir daha okur muyum? Tabii ki de hayır! Özellikle o 100 sayfa için bile elime almam o kitabı elime. Eziyet çekerim yoksa :)) Peki size tavsiye eder miyim? Kesinlikle! Hemen alın okuyun diyemem ama mümkünse boş vaktinizde -özellikle ilk 100 sayfa için inanılmaz bir boşluk yaratın- alın okuyun. İnanın kurguyu beğeneceksiniz. Ayrıca çeviride güzel. Hiç takılmadan okuyup bitirirsiniz :)

 

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4 (1 puan iç bayıltıcı baştan gitti, kusura bakma Stephenie! :D )

579570_10151433581942360_1260439767_n

 

divider

183726_10151600166207360_1907285830_n

Kendi türüme has en doğal içgüdülerle, bu bedenin düşünce merkezine yerleştim. Her nefesine, her tepkisine hakim oldum. Öyle ki, o artık başka bir varlık değildi. O ben’di. 

11

Sıcacık gülümsüyor. Çatılan kaşlarımın ortasını öpüyor. “Üzülme Mel. Mucize diye bir şey vardır. Seni asla kaybetmeyeceğim. Benden uzaklaşmana asla izin vermeyeceğim.”

11

“Evet, ama bu benim ne olduğumu değiştirmez, Jamie. Ben de ruhların yaptığını yaptım. Melanie’den önce bir çok sahibim oldu. Hiçbir şey… tekrar tekrar hayatlara kastetmemi engelleyemedi. Bu benim hayatım.”

“Melanie senden nefret ediyor mu?”

Bir an düşündüm. “Eskisi kadar değil.”

Hayır. Senden hiç nefret etmiyorum. Artık değil.

“Artık benden hiç nefret etmediğini söylüyor,” diye mırıldandım. 

11

Kımıldadığını hissettim. Şiltenin üstünde kayarak yanıma geldi. Melanie’nin de istediği buydu. Çok yakındık. Doğru düşünmek, doğru nefes almak mümkün değildi. Ama ondan uzaklaşamıyordum. Melanie, Jared ile yakınlaşmamdan birden rahatsız oldu. Oysa bunu kendisi istiyordu. 

11

Jared birden öne doğru bir hamle yapıp benden uzaklaştı. Aynı anda, yumruğu güm diye, Kyle’ın suratına indi.

Kyle’ın gözleri kaydı ve ağzı gevşeyip çarpıldı.

Odada birkaç saniye süren derin sessizlik oldu.

Doktor alçak sesle, “Tıbbi açıdan konuşmak gerekirse, şu anda bunun Kyle’ı ayıltmak konusunda pek yararlı olduğunu söyleyemem.”

Jared ciddiydi. “Ama ben kendimi daha iyi hissediyorum.” dedi. 

11

Melanie, yaptığın doğruydu, diye onayladı. O hatalı. Domuzluk ediyor.

Teşekkür ederim.

Biz kızlar, birbirimize destek olmalıyız.

11

 

Maggie, “Katil göreceli bir terimdir,” dedi öfkeyle. “Ben, sadece bir insanı öldüren birini katil sayarım.”

Jared öfke saçan bakışlarla ona bakarak, “İnsan da göreceli bir terimdir, Magnolia,” dedi. “Bu terimin biraz merhamet, biraz da şefkat içerdiğini sanıyordum.”

11

 

Kyle’ın, “İyi oyun çıkardık,” dediğini duydum.

Ian, “Sen ne salaksın,” diye cevap verdi.

“Senin beynin, benim yakışıklılığım var. Adaletli bir dağılım.”

11

 

Ian fısıltıdan biraz daha yüksek bir sesle, “ Ama ya Göçer’in yerinde olsaydın,” dedi. “Bir insan bedenine yerleştirilip bu gezegene bırakılsaydın, kendini kendi türüne yabancı hissetseydin, yerine geçtiğin canı kurtarmaya çalışacak kadar iyi bir insan olsaydın, onu ailesine kavuşturmak için hayatını tehlikeye atsaydın ve birdenbire kendini senden nefret eden ve sana zarar veren, seni tekrar tekrar öldürmeye çalışan vahşi yabancıların arasında bulsaydın…” durakladı ve bir an sesi duyulmadı. Sonra, “Buna rağmen bu insanları kurtarmak ve iyileştirmek için elinden geleni yapsaydın, sen de kendine özgü bir yaşamı hak etmiş olmaz mıydın? Bu kadar bir hakkın bile olmaz mıydı?” diye ekledi. 

11

 

“Buna ne diyorsun, Göçer? Yine aynı odayı paylaşacağız.”

“Ama Jamie, Jared nerede kalacak?”

Ian, “Dur tahmin edeyim,” diye sözümü kesti. “O odanın üç kişiye yetecek kadar geniş olduğunu söylemiştir. Yanılıyor muyum?”

“Evet. Nereden biliyorsun?”

“Tahmin ettim, doğru çıktı.”

11

 

“Sen bir şey istiyor musun, Ian?”

“Evet, Jared’a utanmazın biri olduğunu söylemeni istiyorum, evlat.”

“Ne?”

“Boş ver. Git de Göçer’e yiyecek bir şeyler getir.”

11

 

“Jared benim geçmişim. O, başka bir hayat. Sen benim bugünümsün.”

Bir an konuşmadı. Konuştuğunda, sesinden duygulandığı belli oluyordu. “Ve eğer istersen, geleceğin de olurum.”

“Evet, lütfen.”

481078_10151509026752360_1011133331_n

6 thoughts on “Göçebe – Stephenie Meyer / İnceleme

  1. Geri bildirim: Cumartesi İlk 10: 2013 Yazında Okuduğum En İyi Kitaplar | Yorum Duragım

  2. Alacakaranlık serisinden sonra hayal kırıklığına uğrayacağımı düşünüp hala “Acaba okusam mı?” diye düşündüğüm ve sırf bu yüzden filmini izleyip her şeyi berbat etmek istemediğim bir kitap :D

    • Filmi ile kitap bambaşka haberin olsun! Kitabın ilk 100 sayfası içini karartır, bayar ama ondan sonraki heyecan ilk 100 sayfayı telafi ediyor. Oku bence. Ben sırf meraktan okumuştum. :D

  3. Kitaba basladim ama cok sikici.Biraksam yazik olacak.30 sayfadayim hicbir sey anlamadim.Bu kitabi okumak en buyuk iskence:D
    Umarim devam edebilirim.BUYUK bir sabirla okumaya devam edecegim sanirim:))

  4. 2 gun once yorum yazmistim buraya.Ilk 150 sayfasi o kadar sikici ki..Anlatilmaz yasanir:-)) Ama sonrasi..Muhtesem otesi.Hayatimda okudugum en iyi roman.Tesekkurler Stephanie Meyer:**

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s