Gece Isırıkları – Chloe Neill / İnceleme


gece-isiriklari-chloe-neill

 

Kitabın Adı : Gece Isırıkları

Orijinal Adı : Friday Night Bites

Serinin Adı : Chicago Vampirleri Serisi

Seri Sırası : 2

Yazarın Adı : Chloe Neill

Çevirmen : Zeynep Akdede

Yayınevi : Optimum

Sayfa Sayısı : 403

Basım Yılı : Aralık, 2012

Chicago Vampirleri Serisinin 2. kitabı olan Gece Isırıkları, serinin 1. kitabı olan Bazı Kızlar Isırır kitabına göre temposunu düşürmüş, esprilerle harmanlanmış, içinde hiç aksiyon olmayan, daha çok karakterlerin iç dünyalarına odaklanmış, bol bol karakter analizi yapan durgun bir devam kitabı. 

 

Nedense seri kitaplarının 2. kitaplarını pek sevmem. Çok nadirdir sevdiğim. O da içindeki bir olayın paçasını tutarım, olay bitene kadar da bırakmam. Ve bu sayede bir nebze bile olsa sıkılmam kitaptan. Daha doğrusu kitap işkenceye dönmez. Ama ne yazık ki bu olay çok ama çok nadirdir. Ve bu küçük dilimin içine Chicago Vampirleri Serisinin 2. kitabı giremedi. Hatta girmemesini bırakın seriden soğuttu diyebilirim. O kadar yavaş o kadar olaysız ki sayfaları çevirmek bile bir işkenceye dönüştü. Hele o çeviri aman tanrım. O çeviri yedi bitirdi beni. Kısa cümlelerde ve konuşmalarda hiçbir şey yok, çevirmenin hakkını yemeyelim ama o uzun cümleler yemin ederim iki kez okuttu bana kitabı. İşkence üstüne işkence. Bir de bazı yerleri çevirmen devrikleştirmeye çalışmış ama olmamış, daha da çıkılmaz bir işin içine girmiş. Ee haliyle bende çıkamadım. Aslında kitaptan soğumamı sağlayan en büyük etkenlerden birisi de bu. İç dünyaların fazlaca anlatılması, Göçebe kitabı sayesinde fazla etkilemedi. Ama şöyle de bir şey var bu bir vampir kitabı. Bana göre ‘nerede vampir, orada savaş, katliam ve olay’ diye düşünüyorum. Ki ben birinci kitabı yorumlarken ilk başta (Tık-Tık), son dönemde çıkan sayıca fazla vampir kitaplarından sıkıldım ve bu yüzden bu türü sevmiyorum ama bu kitap beni sevdirdi demiştim. İzninizle lafımı geri alıyorum. Ben vampir kitabı cidden okuyamıyorum. Ya da pasif giden, bazı kitap veya serilerin karakterleri değiştirilip yazılan vampir kitaplarını okuyamıyorum ve kesinlikle okumamam lazım. Bana göre boşa zaman kaybı. Aslında bu bütün kitaplar için geçerli. İster polisiye, ister distopya, isterse başka bir tür olsun, işin içine bir kitabın kopyacılığı girince o kitap isterse yok satsın okuyamıyorum. Çünkü o kitap hiçbir şekilde gözümde orijinal değil.

 

Diyeceksiniz bu kitapla ne alakası var? Diğer okuyan arkadaşlarım serinin bazı yönlerden Sookie Stackhouse serisine benzediğini söyledi. Ben o seriyi okumadım o yüzden bilmiyorum ne kadar benzeyip benzemediğini ama bunu duymam bile serinin seviyesi gözümde bir tık düştü. Tamam doğru, vampirlerle ilgili artık neredeyse orijinal bir şey kalmadı, sonuçta tonlarca farklı konularda kitaplar yazıldı. Mecbur bir yerden sonra orijinallerden kopya çekiliyor. Şahsen bu ne kadar etik en kadar değil onu tartışmayacağım ama bana göre bu tür kitaplar zaman kaybından başka bir şey değil. Boş zamanın oturacaksın okuyacaksın ondan sonra iki kitabı karşılaştıracaksın. Ama okuyacak o kadar fazla kitabım var ki buna zaman ayırabileceğimi bile düşünemiyorum. Ama dediğim gibi ben diğer seriyi okumadım. Bu yüzden sadece kitabın kendisini inceleyeceğim, yani karşılaştırma yapmayacağım.

 

Serinin ilk kitabı olan Bazı Kızlar Isırır’da bir yüksek lisans öğrencisi olan Merit’in, vampirler arasında oluşan bazı çıkar ilişkilerinden dolayı yanlışlıkla Cadogan evinin sahibi Ethan Sullivan tarafından vampire dönüştürülmüş ve bir gece yaşayan olmuştur. Tabii vampir olması başına gelen tek şey değildir. 3 yıldır ev arkadaşı olan Mollary’nin –nam-ı diğer Mal (söyledikçe gülesim geliyor :) )- büyücü olduğunu öğrenirler ve Merit’in kendisini geliştirmesi için kılıç dersleri aldığı hocası ve bir büyücü olan Catcher ile birbiri ile sevgili olarak Merit’in, en büyük isteği olan Cadogan evine taşınmasını sağlarlar. Merit ayaklarını sürüye süreye, daha doğrusu birinci kitapta yıllardır boş olan Muhafızlık görevine getirilmiştir ve bu yüzden korumak için yemin ettiği Cadogan evine ve sahibi Ethan’a acil bir saldırı durumunda hazır beklemek için 7/24 evde kalmak durumundadır. Bunlar yetmiyormuş gibi birinci kitapta başladı dövüş ve savunma derslerine ikinci kitapta devam etmektedir. Tabii daha da kötüleşerek. Çünkü sebebi bilinmeyen bir nedenden –aslında bu nedeni kitabın sonunda öğreniyoruz- Merit insanlığını ve vampirliğini iki ayrı cisim şeklinde bedeninde gizliyordur. Çünkü kendisi vücudunda iki ayrı kişiliğinin farkındadır. Çok fazla sinirlendiği zaman vampir kişiliği ortaya çıkıyordur, özellikle dövüş antrenmanları sırasında ve bu yüzden kendini kaybederek Catcher’ın ilgisini üzerine çekip, ilerleme kaydetmeyip gerilediğini düşündürtüyordur. Ama normal hayatta ise eski Merit nasılsa öyle devam ediyordur. Şakacı, yemeğe düşkün, gıcık olduğu insanlar arkasından yapmadığını bırakmayan ve birinci kitapta başının belası olan, daha doğrusu bütün vampirlerin başının belası olan Celina’yı bulup öldürmek için elinden geleni yapıyordur, tabii korkarak. Çünkü daha doğru düzgün bir eğitimi bile yoktur.

 

İkinci kitabımız Merit’in eve taşındıktan sonra daha sıkı dövüş derslerini almasını sağlamıştır ve vampir camiasında karanlık işlerin döndüğünü ortaya çıkartmaya çalışan bazı insanlar, ki bunlar gazeteciler oluyor, ile uğraşmak durumda kalıyorlardır. Her gün Cadogan Evi’nin çevresinde bir sürü muhabir korumalardan röportaj almaya çalışıyor, alamazlar ise fotoğraflarını çekerek gazetelerde manşet yaparak, vampirlerin geçmişte başlayıp günümüzde de devam eden karanlık partileri –insandan kan içtikleri partiler- satır aralarına gizliyorlardır. Ve özellikle bir muhabir bunun için özel araştırmalar yapmaya başlamıştır. Bu araştırmalar ise Merit’in büyükbabasının başında olduğu ve tüm insan dışı varlıkların birlik ve beraberliğini sağladı Temsilcinin Ofisi tarafından duyulup, hemen önlenmeye çalışılmıştır. Ama ne yazık ki tam bir sonuç alamamış, sadece kimin veya kimlerin bu işin arkasında olduğunu bulmuşlardır. Bu kişi veya kişiler ise Merit’in eski sevgili, yüksek sosyeteden, babasının işlerinin başına geçmeyip hedefinde ilerleyerek gazeteci olmuş Nicholas Breckenridge’dir. (Kitap boyunca doğru dürüst şu soyadı telaffuz edemedim ya, yanarım yanarım ona yanarım, aa dostlar!)

 

Sosyetenin bu işin içine girmesinden dolayı, Merit soyadını kullanarak Ethan ile birlikte yüksek sosyetenin içine girebilmek için partilerine, kokteyllerine katılmaya başlarlar. Tabii bu şekilde ikisi daha çok sevgili gibi görünüyordur. Zaten biricik sarışınımız, servi boylumuz, yürüyen takım elbisemiz kısacası yakışıklılık abidemiz Ethan’ın biricik isteğidir. Ve birkaç saat olsa da onunla baş başa kalarak bu istediğini yerine getiriyordur. Tabii bu partilerin sönük amacı, gerçek amacı ise Merit’in abası ile arkadaşlık kurup, bağlarını güçlendirerek, kaynaklarından yararlanmaktır.  Ama kurnaz baba Merit onları kendi zekasıyla alaşağı etmeye çalışarak, sözünü dinlettirmeye çalışıyordur. Bir yere kadar böyle olsa da bir yerden sonra bomba patlamış ve olay baba Merit’in kaynaklarından, başka yöne kaymıştır. İşte kitabımızda ki tek heyecanlı gizemli olayda buydu. Tabii bir tane daha var ama o da Merit’in içinde neden iki cismin yer aldığıydı. Şahsen ben ona olay gözüyle değil, bir açıklama gözüyle bakıyorum. Kitabın son 50 sayfasında olan bu tüm olaylara şekil değiştirenlerin başı olan Gabriel’in katılması ile son noktayı koyuyoruz.

 

Evet sayarsak toplam alarak, altı üstü 3 olay var. Bu 3 olaya da olay olur mu bilemem, ben şahsen demem çünkü 400 sayfalık bir kitabın bu kadar az olay içermesini anlayamıyorum. Ki bir de vampir kitabı. Eğer elimde 3. kitap olmasa ve şu kahrolası Gabriel’in neci olduğunu öğrenmek istemesem ve sonradan gizliden gizliye aşk mektubu gibi Merit’in kapısının altından atılan zarfların içinden çıkan, üstünde KM harfleri yazan kartvizitleri kimin gönderdiğini öğrenmek için kendimi yiyip bitirmesem asla bu seriye devam etmem, 2. kitapta noktayı koyarım ve bende o şekilde kalırdı. Ama kör olası devam olayları yüzünden 3.kitabı okumak durumundayım ve başladım bile diyebilirim. Hem de ne başlama. İlk bölümden olayların olacağı sinyalini verdi. Hem de serinin vazgeçilmez olayı ile, Ethan’a nasıl ihanet etsek? İlk kitabı okuyan bilir Ethan’a yapılan bir ihanet vardı, hiç merak etmeyin 2. kitapta da oldu ve bu gidişle 3. kitapta da olacak gibi gözüküyor. Bence serinin adını Ethan’a ihanet diye değiştirmesi lazım yazarımız. :D

 

Kitap kapağı ile –biliyorsunuz ne orijinal kapağa uyuyor ne de Türkiye’de çıkan 1.kitabın kapağına. Çünkü kızlarımız bambaşka ki 3. kitap tam bir facia. Keşke düz siyah bir zemin üstüne vampir dişleri olsa inanın daha cazibeli olurmuş. Başka bir rahatsız edici olay ise başta da söylediğim gibi çeviri. Ben şunu düşünüyorum çevirmenimiz uzun cümlelere ve devrik cümlelere hakim değil. Çünkü o kadar kötü ki anlatamam. İlk başlarda iki kez okumak durumunda kaldım. Ama bir yerden sonra bu durumdan sıkılıp bıraktım. Artık ne olursa olsun düşüncesi içerisindeydim çünkü. Kısa cümleler ve konuşmalar, özellikle espriler güzel bir şekilde çevrilmiş. O esprilerde zaten kitaba tutunduğum nadir noktalardan birisi.

Kitabı tavsiye eder miyim? Eğer cidden vampir aşkınız varsa, ben vampirlerle yatıp kalkıyorum, onlarsız yapamıyorum, onlarsız yapamıyorum, sanki onların dünyasında yaşıyorum diyen bir Allah’ın kulu varsa gitsin alsın. Ama normal seviyede vampirleri seviyorsanız gidin başka adam akıllı bir seri okuyun ve benim gibi zamanınızı boşa harcamayın. Ve benim gibi lanet bir merakınız olup seriyi devam ettirmeyin ben size anlatırım, siz hiç merak etmeyin. :D

 

Kitaba puanım 5 üzerinden 2.5.

 

iki buççuh

 

deneme (1)

Bana baktı, sonra göz kırpıp elini kalbinin üzerine koydu. “Sen, Mer ki bunu tüm kalbimle söylüyorum, tam bir moronsun.”

sticker,375x360

“Çok toysun!”

“Mavi kafa! Sana söyleyeceğim tek şey bu.”

“Isır beni, acımasız kız!”

Göz kırptım ve ona dişlerimi gösterdim. “Beni ayartmaya çalışma, seni cadı!”

sticker,375x360

“Ben kütüphanede çok zaman harcarım. Kitaplarla. Demek istediğim benim ev hayatım huzurludur. Annemle babam kavga etmez. Maddi bakımdan ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Pek çok açıdan şanslıyım ve bunun farkındayım. Ama ben bir hayalperesttim ve bu sosyetik şeylerle pek ilgili değilim.” Güldüm. “Ben bir okuyucuyum, bir savaşçı değil.”

sticker,375x360

Yüzündeki dalgın ifadenin Ethan’ın marifeti olduğunu tahmin ediyordum. “Ah,” diye fısıldadım yürürken. “Sihre başvurmadan da insanları büyüleyebiliyorsun galiba.”

“Kıskandın mı?”

Kesinlikle hayır.”

sticker,375x360

“Bir Cadogan vampiri olmayacaktın.” Dedi keskin bir şekilde.

“Sen de benim bu ışıltılı kişiliğimden mahrum kalacaktın.”

sticker,375x360

“İşte köpek balıkları, saat iki yönünde.”

Ethan kaşlarını kaldırıp karşısındaki gruba bir bakış attı ve sonra bütün dişlerini göstererek güldü. “İnsanlar, saat iki yönünde,” diye düzeltti.

sticker,375x360

“Benim patronum,” dedim “eşek herifin teki.”

“Hangi patronunu kastediyorsun?” Catcher ocağın başında durmuş, tavada bir şeyler çeviriyordu. Bana baktı. “Şu aşağılık vampirin teki olan mı yoksa şu aşağılık büyücü mü?”

“Ah, sanırım bu isim, her ikisine de gayet iyi gidiyor.”

sticker,375x360

“Ve elbiseye dikkat et. Bir servet değerinde.”

Kaşlarımı çatıp elbiseye baktım. “Servet derken?”

“Neredeyse on iki falan.”

“On iki. Bin iki yüz dolar mı?” Cadogan servetinin, üç haneli rakamlarından sorumlu olacağım düşüncesiyle korkarak elbiseye baktım.

Helen kıkırdadı. “On iki bin dolar tatlım.” Bombayı patlatmış, dehşet dolu bakışlarımı görmeden, koridorda gözden kaybolmuştu.

sticker,375x360

“Ve benim için ne anlam ifade ettiğini biliyor musun?” dedim kapının koluna uzanırken.

Ellerini yeniden saçlarından geçirdi. “Ne?”

“Sen en favori şekil değiştirenimsin.”

Jeff gözlerini devirdi. “erkeksi cazibemi inkar ettiğimden söylemiyorum ama zaten tanıdığın tek şekil değiştiren benim.”

481078_10151509026752360_1011133331_n

 

2 thoughts on “Gece Isırıkları – Chloe Neill / İnceleme

  1. Tam bir vampir tutkunu olarak, iyi-kötü demeden ne bulursa okumaya çalışan biri olarak açıkçası bu ikinci kitabı ben de çok sevememiştim. Serinin ilk kitabını beğenmiştim özellikle kızın esprileri, hazırcevaplılığı vs. Ama Gece Isırıkları biraz baydı beni de. Ama şu anda 3. kitabın sonlarındayım ve çok beğendiğimi söyleyebilirim. Evet çeviri de söylediğin hatalar burada da mevcut ama bir müddet sonra görmezden gelmeye başladım ben de :) Bu arada Sookie Stackhouse Güneyli Vampirler serisinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak yorumunda yazdıklarına çok şaşırdım çünkü bence iki serinin birbiriyle alakası bile yok. Benzeten neresini benzetmiş çok merak ettim belki ben kaçırmışımdır. Ama yok yaa hiç benzemiyorlar. Tavsiyem 3. kitaba başla çok güzel gidiyor :) Güzel bir yorum olmuş ellerine sağlık :)

    • Ben okuyanların yalancısıyım :P
      Ethan’ın oradaki bir karaktere benzemesi,vampirlerin kendilerini ortaya çıkarması gibi örnekler sanırım. Okumadığım için yorum yapamıyorum abla :)
      Ben de başladım 3. kitaba hatta yarıladım bile diyebilirim ve sonunda buram buram aşk ve 1. kitabı aratmayan bir kitap olmuş.
      Çeviri konusunda da çok haklısın artık bir yerden sonra görmezden geliyor insan :)
      Yorumun için teşekkür ederim :*

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s