Misafir Yorumcu Obsidiyen ve Oniks’i Yorumladı!!!


Benim için çok değerli olan bir arkadaşım yani Ayşegül, Obsidiyen ve Oniks’i okurken her cümlesine yorumunu ister telefon aracılığı ile olsun isterse sosyal medya ile mesaj yağmuruna tutarak kahkahalara boğmuştu. Ben de bir yerden sonra dedim ki neden bunları bir metin haline getirip blogumda ‘Misafir Yorumcu’ adı altında yayınlamıyoruz. Baktı kafasına yattı bizim arkadaşın, ee tabi bir de yazmayı seviyor durur mu?! Hemen başladı yazmaya! Zaten jet hızı ile okudu kitapları, yorum onun yanında çocuğu kalır. :))

Eh kızımız azıcık komik -azıcık biraz fazla olabilir :D – o yüzden yorumlar ağır espri içermektedir. Ve ayrıca çoğu yer tarafımca sansürlense de ağır spoiler içermektedir. Baştan uyarıyorum sakın kitabı okuyamayanlar okumasın. :) Okuyanlarda diyecek bir şeyim yok saygıyla arkadaşımın kulaklarını çınlatabilirsiniz. :D

Lafı fazla uzatmıyorum ve hem ilk Misafir Yorumcu yazıma hem de karşılaştırılmalı Obsidiyen vs. Oniks yorumuna geçiyorum. Keyifli okumalar!!! :))

divider

1062571_10201952757480380_1902646744_n

Obsidiyen vs Oniks

Evet an itibariyle bitirdiğim Lux serisinin ilk iki kitabı hakkındaki görüşlerim Şimdiden uyarayım bunlar sadece benim fikirlerimdir ve çok çok ağır spoil içerir okumadıysanız pek fazla tavsiye etmem yorumumu okumanızı yoksa “Aaaa ama bu kadar spoil verirli mi?!” diye götü başı dağıtmayın aman.

İki kitabı da iki bitirdim. Gözlerim ve beynim felç. Ama değdi mi derseniz neden olmasın derim size. Biraz aşk biraz aksiyon sevdiğim türden bi kitaptı. Kitabı okurken sürekli Dammy’ye mesaj atıyordum yani Damla’ya. 1. Kitap boyunca susmak bilmedim ettiğim küfürler şoklar ve garip garip yorumlarım üzerine Dammy baya bir güldü. Her okuyanın dediği gibi ilk kitap “biraz” fazla Alacakaranlık. Katy’nin annesi bana fazla Reene’yi hatırlattı. Biraz şapşal, yemek yapmasını bilmez falanda falan. Kitapta pek fazla göremedik kendisini sürekli çalıştığından hangi insan bünyesi bunu kaldırır hiç bilmiyorum. Ve Katy kitabı okuyan herkes kendinden azda olsa bir parça bulmuştur çünkü kız blogger hacı. Kitaplara bayılıyor hattaha sayfalarını kıvırmaya karşı. Aynı Ben! Biz! O sayede kalbimizi kazanmış olsa da ikinci kitapta Daemon’a çektirdikleri yüzünden her sayfada karnına uçan tekme atmak istediğim doğrudur. Neyse oraya sonra gelicez. Dee var elbette. Şuan kitapta Dee’yi nasıl tarif ettiğini hatırlamıyorum bile aklımda canlanan tek kişi Alice karakterini oynayan Ashley Greene. Tam anlamıyla o. Modayı sevişi, alışverişe bayılışı, yerinde duramayışı, arkadaş edinmek için bildiğin kıçını yırtması. Ama onu da sevip bağrımıza bastık mı ? Evet.Ash var birde o da sonradan aramıza katılıyor ona da Rosalie dersek çok doğru ederiz. Güzel ve kibirli ama sonra, çook sonra biraz daha duruluyor (Eeee sen kafeteryada kafana spagettiyi yersen böyle olursun bebişim) Son olarak bahsetmek istediğim kişi tabiî ki karşı konulmaz varlık Daemon. Diğerlerinden de elbette bahsedeceğim ama sonra. Gelelim Daemon’a. Katy’nin de bilhassa salyalarını akıttığı, gördükçe kalbi pır pır ettiği sixpackleri ilk değinmek istediğim konu. Ve o yemyeşil gözleri ile bronz teni ile hepimizin aklını başından gitti. Başta biraz öküzlük ettiği doğru ama biz onu böylede sevdik böyle de bağrımıza bastık. İkinci kitapta o kadar romantik ki bir daha kimse ona öküz dememeli bence yoksa karşısında beni bulur. Ne kadar başta kalkanları kalksa da o da en az Katy kadar kedicik. Yufka yürekli. Ben olsam ikinci kitapta Katy’nin kıçına tekmeyi basmıştım. Kıyamam ne çektirdi kız.

Şimdi kitaba gelmek istiyorum. Herkesinde dediği gibi ilk kitap birçok yönüyle Alacakaranlık. Her sahnede aklınıza aa Bella’da böyleydi Alice’de şöyleydi diyebilirsiniz. Her cümlenin olduğu gibi bunun birde “ama”sı var. Ne kadar sahneler tanıdık gelsede kitabı okumak istiyorsunuz, devam ediyorsunuz. Kendine özgü bir orjinalliği var. Biraz aşk biraz paranormallik istiyorsanız alın okuyun ya da okuduysanızda ben sizin ağzınızı yiyim iyi yapmışsınız. Başta biraz benzerlik var diye okumamak yazara ayıptır. Sonuçta burada vampir yok Katy başta öyle sansa da ya da zombi ya da kurt adam hiç biri yok. Dee’nin şaka amaçlı kurt olmasını saymıyorum tabiî ki. Onlar uzaylı lan. Bildiğin uzaydan gelmiş. Işık küresi pırıl pırıl parlıyorlar. Tabi Katy’nin öğrenmesi baya uzun sürdü. Ne zaman bi gariplik olsa boşveriyordu. Eee bende Daemon’a baksam benimde aklım başımdan gider. Ama o kadar yakışıklı birinin dünyadan olduğunu düşünmekte ayıptır. Öküz gibi davranıp öküz gibi yiyen birinin o sixpacklere sahip olması için “uzaylı” olması gerek. Her neyse ilk kitap klasik biraz Kız oğlan karşılaşır nefret ederler sonra anlaşmaya çalışırlar daha sonra oğlan kızın hayatını kurtarırken ne olduğu anlaşılır. Kız hiç şok olmaz aman sizin sırrınız bende güvende der. Napsın onlarda tamam der. Ama kötü adam yani arumlar -ki ben onları hep Harry Potter’da ki ruh emiciler olarak hayal ediyorum- gelir. Kız seviyor ya onları korumak için dikkati kendi üzerine çeker amma işler o an boka sarar kahramanımız gelir onu kurtarmaya çalışır sonra Voilà! Kurtulurlar ve çocuk ee madem her türlü başımız belaya giriyor hoşlandığımı söyleyeyim diyor. Ama asıl işte işler burada boka sarıyor buradan ikinci kitaba atlıyoruz işte burada biraz klişeden kurtuluyoruz açıkçası bir oh sonunda! dediğinizi duyuyorum evet aynısını bende yaptım ilk kitaptaki kız erkek aşık olur ama erkeğin “garipliği” yüzünden beraber olamazlar ama sonra kız öğrenir kabullenir birlikte “bir şeyi” yenerler ve aşklarını itiraf ederler bu kısım ağır klişe ama her kitapta olan bişey ve itiraf edelim hepimiz bu olaylar dizisine bayılıyoruz yok aman cıks demeyin yoksa evinize arumları gönderirim ve obsidiyeniz olduğunu hiiiiç sanmıyorum Eğer tabi varsa bana da adresini verin bende alayım çünkü bu yazıdan sonra peşime baya bir düşecekler.

Klişelerden kurtulduk diyoruz ama gelgelelim Katy’nin kendisi ağır bir klişe. İlk kitapta sevgili Sixpack’miz yani sizin bildiğiniz adıyla Daemon onu kurtarmak için sihirli-uzaylı-ışıklı-yanardönerli meyve tabağı demeyeceğim tabi ki güçlerini kullanarak resmen ona bir hayat verdi ve bu onları bildiğin bağladı. GPS gibi mübarek biri diğerinin yanına gelince anlıyorlar enselerinden kaynar sular boşalıyor falan falan. Daemon Katy’i kaybetmekten korktuğu içinde ondan hoşlandığını söylüyor ama Katy yok anam sen bağdan ötürü böylesin diyor ama onunda bir yerleri –siz orayı biliyorsunuz- tutuşuyor onu gördükçe. Bildiğin götünü çeviriyor sonrada bi malak buluyor kendine. Blake. Normal şartlar altında seve seve kendisini boyfriendim olarak ilan ederdim sörfçü tatlı ve nazik ama meğersem pek bir yalancıymış. Katy’e mutant olduğunu söylüyor Daemon hayatını kurtardığı için onunda öyle olduğunu söylüyor ama o da ajan çıkıyor. Blake’i kıskanan Daemon hala bizim salak kız için kendini paralıyor biz hepimiz burada ölüp bitiyoruz ama Katy burun kıvırıyor. Okkalı bir tokat yese böyle olmayacak. Dawson var bide ondan bahsetmedik. Kendisini pek bilmiyoruz Daemon’un kayıp üçüzü. Kendisine sırf adı için aşığım. Ve evet büyük bir Dawson’s Creek hayranıyım ve adını her okudukça içim bir hoş oluyor. Kitabın sonunda kendisine kavuşuyoruz üçüncü kitapta nasıl olacak bilmiyoruz ama ön okumayı okuduğum için elleri Katy’nin üstünde gezerse kan çıkar söyleyeyim.

Blake dalgasına Dee’nin bir tanecik sevgilisi, yiyişme makinesi gerçek aşkı ölüyor. Katy artık Dee’nin yüzüne nasıl bakar bilmiyorum. Kim ne derse desin ONUN SUÇU. Daemon ona istediğini verebilirdi her şeyi öğretirdi ama o kıçının kenarıyla hepsini tepti ama sonunda Daemon’u da aldı barıştılar, kurtuldu da. Olan biricik Dee ve Adam’a oldu. Teşekkürler Katy çok sağol yani.

İkinci kitabın sonunda evet kavutular yiyiştiler, Dawson geri döndü bakalım üçüncü kitapta ne olacak. Hepimizin meraktan midesine Daemon oturdu ya da öküz. Açıkçası ben Daemon’ı tercih ederim. Kitabı okuduysanız üçüncü okuyun bence yok ben burada her şeyi güzelken bırakayım boka sarar her şey şimdi üçüncü kitapta diyorsanız. Eh öyle bir ihtimal var ama ön okumada gördüğüm üzere Katy’nin odasında ceset var hadi gel buradan yak

Bu kadar uzun bir yazıyı okuduysanız helal olsun ne diyeyim iyi ki okudunuz beni mutlu ettiniz. Tabi ki bütün konulara değinemedim zaten yeterince uzun oldu daha fazla yaka silkmeyin benden dedim. Ama baya eğlendim yazarken. Tüm samimiyetimle Lux serisi benim yani Ayşegül Yardımcı’nın gözünden. Çok ağır spoil var dedim ve hala okuduysanız ve normalde kitabı okumadıysanız yinede okuyun kitabı gerçekten eğlenirsiniz. Eğer filmi olursa Daemon’u görmek için yanıp tutuşuyorum umarım yakışıklı birini bulurlar ama gerçekten yakışıklı birini. Benden bu kadar öpüyorum hepinizi Dammy’nin yazdıklarını okuyun tam bir kitap kurdudur kendisi ve blogu da en az Katy’nin ki kadar iyi hattaha ona bin basar ona göre.

divider

Çoooookkkk teşekkür ederimmm yorumun için Ayşegül! :* <3

481078_10151509026752360_1011133331_n

2 thoughts on “Misafir Yorumcu Obsidiyen ve Oniks’i Yorumladı!!!

  1. Dammy bitanem yayınladığın için teşekkür ederim :* Okuyan herkes umarım keyif alır. Biliyorum hepinizin aklından geçenleri yazdım sadece buraya :D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s