Yürüyen Kentler – Philip Reeve / İnceleme


Kitabın Adı : Yürüyen Kentler

Orijinal Adı : Mortal Engines

Serinin Adı : Yürüyen Kentler Serisi

Serinin Orijinal Adı : The Hungry City Chronicles

Seri Sırası : 1

Yazarın Adı : Philip Reeve

Çevirmenler: Müren Beykan /Fulya Yavuz

Yayınevi : ON8 Kitap

Sayfa Sayısı : 352

Basım Yılı : Mayıs, 2013

Sen bir kahraman değilsin, ben de güzel değilim ve büyük olasılıkla, sonsuza kadar mutlu yaşayamayacağız.

Hani bazı kitaplar vardır ya sizi yazarın kurguladığı dünyanın kapısından içeri alır, muhteşem bir yolculuğa çıkartır, diyar diyar dolaştırır, aklınızı başınızdan alır, yolculuk bittikten belli bir süre sonra kendinize gelemezsiniz işte Yürüyen Kentler kitabı bu tür kitaplardan birisi.

Ben bu duyguları çok az kitaplarda yaşarım. Özellikle seri kitaplarında. Belli başlıdır ve peşini hiç bırakmam. Örneğin Harry Potter Serisi ve Ateş ve Buz’un Serisi başı çekmekte. Bunlarla ilgili en küçük bir yazıyı bile ayıla bayıla okurum. Bir serinin dizisini, diğer serinin filmlerini milyon kez izlemişimdir. Hiç bıkmadan, usanmadan. Kitaplarına değinmiyorum bile. Okuya okuya yıprandı yavrucuklarım. :))

Ve işte artık o kategoriye yeni bir seri daha katıldı. Yürüyen Kentler Serisi. Defalarca dönüp dönüp okuyacağım, çevremde okumayan kalmasın diye herkese göndereceğim bir seri. Ve zaten birinci kitap olan Yürüyen Kentler canım ciğerim bir arkadaşım okusun diye yola çıktı bile. Düşünün kitabı daha yeni bitirdim ve hemen herkes okusun diye elimden geleni yapıyorum. Çünkü kitapla ilgili o kadar konuşulacak şey var ki anlatamam. İçimde patlar yoksa. :))

Kitabımıza gelecek olursak yazar bambaşka bir dünya kurmuş. Kitap bir distopya, post apocalyptic ve bilim-kurgu. Türlerin en temelini kitabın zemine oturtmuş sevgili yazar ve binanın katlarını çıkmaya başlamış ve önümüze sunmuş. Her bir katta da ağzım açık, hayranlık duyarak okumamı sağlayan türden. Kitabımızın dünyasında kast sistemi var. Ütopyalarda veya distopyalarda bu sisteme bayılıyorum ben. Öyle böyle değil. Neden mi? Bir kere aşırı derece isim oluyor, sınıf oluyor, sınıflara ait özel diller oluyor, kıyafetler oluyor, meslekler oluyor vs. vs. vs. Böylece ilk 100 sayfa veya kitabın kalınlığına göre yarısına kadar kim kimin nesi, kim ne yapar, ne eder bilemeyiz. Kitap ne zaman yarısına gelir veya olaylar oturmaya başlar işte o zaman kitap tadından yenmez. Çünkü artık karmaşık olan bulmacayı büyük bir zevkle çözmüş oluruz. Ve bu sayede artık hayaller kafamızda şekillenmeye başlar. İşte şöyle bir dünya var, şu sınıf şöyle giyiniyor ve bir asil, ama böyle giyinenler ve konuşanlar şu sınıfa ait diye kurmaya başlarız. İşte ben buna bayılıyorum! Hem de ne bayılma!

Kitabımız Loncalar ve Sınıflar grubundan oluşuyor. Aslında şöyle söyleyeyim sınıflarda bir nevi Loncaların mekanı. 5 tane Lonca var. Tarihçiler Loncası (alınlarında mavi göz var ve siyah cübbe giyiyorlar)(Baştarihçi Valentine hariç diğerleri bağrıma basacağım birer ninelerim birer dedelerim ve Val ben seni öldürmeden sen kendi kendini boğazla lütfen), Seyrüseferciler Loncası (mor cübbe giyiyorlar), Mühendisler Loncası (alınlarında kızıl çark var ve beyaz naylondan –diye düşünüyorum çünkü hışır hışır ses çıkartıyorlar :))- cübbe giyiyorlar ve de arada gogginling denilen gözlüklerden takıyorlar –merak edenler için kitap kapağında kızın gözündeki gözlük- ) (Ve benim en sinir olduğum ve başında Başmühendis ve ayrıca Londra’nın Belediye Başkanı kendini bir halt zanneden, geleceği ben bulacağım havalarında gezen mühendis topluluğu eski-tekno parçalarını Dış Topraklardan çıkaracağım diye kafayı bozmuş insanların topluluğu. Mümkünse bunlarda Val ile birlikte ölüp gitsinler.)

“Mühendisler Loncası sandığından çok daha ilerisi için planlar yapıyor. Londra hareket etmeye asla son vermeyecek. Hareket yaşamdır. Son gezgin kenti yiyip, son sabit yerleşmeyi de silip süpürdükten sonra, kazmaya başlayacağız. Yeryüzü çekirdeğinin ısısıyla çalışan dev makineler inşa edecek ve gezegenimizi yörüngesinden çıkartacağız. Mars’ı, Venüs’ü, asteroitleri tüketeceğiz. Güneş’i de yiyip bitirecek, sonra da uzay boşluğunda yol alacağız. Kentimiz bundan bir milyon yıl sonra, yiyebileceği kasabaları değil, yepyeni dünyaları avlamak üzere yolculuk ediyor olacak!”

Tüccarlar Loncası (yeşil cübbe giyiyorlar) ve sonuncu ise ve benim çözemediğim tek grup Birleşmiş Ayrıştırma İşletmecileri Loncasıdır. Loncalarda da bir çok kademe var ama o kadarını çözemeden kitap bitti açıkçası o yüzden es geçiyorum o kısımları. :))

Sınıflarımız ise 1. , 2., 3. (çıraklar sınıfı) ve Hurdacılardır. 1. ve 2. sınıflarda tahmin ettiğiniz gibi Lonca üyeleri var. Kendini beğenmişler!

Evet şimdi asıl yere gelmeden. Şahsen ben yazarın o kurgusuna bayıldım. Hiç akla gelmeyecek bir kurgunun üstüne ağlarını örmüş. Ne mi yapmış? Yürüyen kentler. Uçan kentler. Ayakları yere değmeyen kentler. Değenlerin, sabitlenenlerin öldüğü kentler. Evet kitabımızda Londra hareket ediyor! Hem de alt zemininde –Derin Ayrıştırma bölümünde yakıt ihtiyacı giderilirken, üst katta –Tepe Katta Magnus Crome, Londra’sının dümenini eline almış onu hareket ettiriyor. Canice. Önüne çıkan büyük küçük kent demeden yiyerek.

Kentlerin kasabaları yemesi, kasabaların daha küçük kasabaları yemesi, hatta daha küçük kasabaların sabit yerleşim yerlerini yutuvermesi doğaldı. Buna Kentsel Darvincilik deniyordu. Büyük mühendis Nikolas Quirke, bin yıl önce Londra’yı ilk Mobil Kent’e dönüştürdüğünden bu yana dünyanın düzeni böyleydi.

Katherine ürperdi. “Başka bir çözüm yolu olmalı mutlaka,” diye karşı çıktı. “Diğer kentlerin belediye başkanlarıyla konuşarak bir yol bulunama mı?”

Valentine usulca güldü.”Ne yazık ki, Kentsel Darvincilik böyle işlemiyor, Kate. Kentin kenti yediği bir dünyada yaşıyoruz. Ama endişelenme; Crome büyük adamdır, mutlaka bir yol bulacaktır.”

Kitap inanılmaz bir kurguya sahip sırf bunları anlatarak bile yorumuma noktayı koyup 10 numara 5 yıldızlık bir kitap diyebilirim. Ama azıcık da karakterlerden ve ilişkilerine değinmek istiyorum. Açıkçası benim için buraya kadar bir başkası anlatsa yerimde durmam koşa koşa gider kitabı alırım. :)

Kitabımızın baş karakterinden birisi olan annesini ve babasını bir kentin yendiği zaman enkaz altına kalıp öksüz kalan ve Eser Sahteciliği hakkındaki makalesi ile Baştarihçi Thaddeus Valentine’dan ödülünü alıp alt tabakadan 3.Sınıf bir çırak olarak müzede Tarihçiler Loncasının Asbaşkanı Chudleigh Pomeroy’un yardımcısı olan Tom Nartworsthy, ne zaman Valentine ile kızı Katherine ile karşılaşır ve birlikte bir iş yapmaya başlarlar ve bu işin ortasında Valentine’ı öldürmek isteyen daha doğrusu annesinin kanını yerde bırakmayan Hester Shaw sahneye çıktıktan sonra bütün işler sarpa sarmıştır. Hester Shaw, Val’i öldürememiş (ahh keşke öldürüp delik deşik etseydi!), intihar edip Dış Topraklar’a düşmüştür, bazı kan davasından dolayı bu olayı Tom’un gördüğünden dolayı, Val’in Tom’u dış topraklara atması, her iki gencinde Dış Topraklar’ın çamuruna düşmesinden dolayı her ne kadar yaralıda olsalar hayatta kalmaları ile aksiyon, bilim-kurgu ve bol bol savaş sahnelerine start verilmiş oluyor. Ama en çok Shirk’in ortaya çıkması ve benim işte ikisi de ölecek diye damara bağlamam ama kör talih şansları ile bu olaydan da paçayı kurtarmaları ama meğersem yaşayacakları en küçük dehşet ve savaş sahnesinin bu olduğunu öğrenmem ile kitabın sonunu nasıl getirdiğimi bilmemem arasında bir kara boşluk var. Dediğim gibi birkaç gün kendime gelemedim. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum ama Philip yazarın dibi. Kitap boyunca ayakta alkışladım resmen.

Ayrıca çeviri ise mükemmelin ötesiydi. Tek bir hata bulmak bile o kadar zor ki şaşırırsınız. Ne kadar özenildiğini kitabın kapağından (ki ben ilk kitap kapağından daha çok sevdim hatta bayıldım diyebilirim, resmen özel bir hava katmış kitaba ve kitaplara diğer serilerinde kapakları mükemmel, resmen özel koleksiyonluk) tutunda çevirisine kadar her şeyde görebiliyorsunuz. Keşke kitabı okuyan kişiler olsanız da oturup uzun uzun kitap hakkında doyasıya konuşsak. Ama bu satırlarım sizi kitaba almaya iter de okuyanlarla uzun uzun bu serinin kitaplarını konuşuruz.

Kitaba puanım 10 numara 5 yıldız!!!

5

scrollWithLineCFG_31

Ve On8 Kitap’ı daha yakından tanımak için:

On8 Kitap İnternet Sitesi

On8 Kitap Facebook Sayfası

tıklamanız yeterlidir. Benden söylemesi çok cana yakın insanlar. Bence hemen tanışın :)

damy (1)

3 thoughts on “Yürüyen Kentler – Philip Reeve / İnceleme

  1. Geri bildirim: Cumartesi İlk 10: 2013 Yazında Okuduğum En İyi Kitaplar | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s