Alper Kamu: Cehennem Çiçeği – Alper Canıgüz / İnceleme


cehennem-cicegi_5027961

Kitabın Adı : Cehennem Çiçeği
Serinin Adı : Alper Kamu Serisi
Seri Sırası : 2
Yazarın Adı : Alper Canıgüz
Yayınevi : APRIL
Sayfa Sayısı : 221
Basım Tarihi : Haziran, 2013
Tür : Polisiye / Yetişkin Edebiyatı / Türk Edebiyatı

Siz hiç 5 yaşında bir erkek çocuğunu içki içerken gördünüz mü?

Veya sigara içerken?

Veya ağzı en az bir büyük kadar pis olduğunu?

Veya polislere dedektifliğin ne olduğunu öğrettiğini?

Veya gerçek bir cinayeti çözdüğünü?

Veya yaşına göre baya bir ileri seviyede olan kitapları okuduğunu gördünüz mü?

Görmediniz mi?

Hiç mi?

İyi o zaman hiç sorun değil! Bu kalıba tam oturan tam dokuz yıldır beş yaşında olan bir kahramanımız var!

Kim mi?

Alper Kamu!

“Bilirsiniz , insanlar doğar, ölür ve sonra büyür”

Alper, 9 yıldır 5 yaşında. 5 yıllık hayatı boyunca mahallede ki çocuklara bir çete lideri, kabadayı, boyuna ve yaşına bakmadan ondan daha kahraman olmayan; evinde divanın altına yatarak kitap okuyarak kendi dünyasını kuran, kendi kahramanları çarpıştıran; polislerin yanında ise dedektifliğin nasıl olduğunu öğreten, bir cinayeti çözebilmek için hangi adımların izleneceğini gösteren bir çocuk o.

Cehennem Çiçeği, Alper Kamu serisinin ikinci kitabı. İlk kitabı Oğullar ve Rencide Ruhlar. Açıkçası ben ilk kitabını okumadım ve ikinci kitabını okurken bir boşluk hissetmedim. İkisi birbirinden bağımsız olarak ilerleyen konuları ele alıyorlar. Ama yapıtaşlarında aynı karakterler ve aynı olaylar var ve eğer ki ikinci kitapta, birinci kitaptan bir bölüm varsa dipnot olarak yazılıp, o yazının nereye ait olduğunu, neden öyle yazıldığını açıklıyor. Ki bu kitapta sevdiğim bir diğer özelliği idi.

 “Bir baba olarak söyle evladına: Aşk var mıdır yok mudur, boş mudur dolu mudur, ne kokar, ne boktur?”

Gülmesi biraz dinince, “Tanrı gibi düşün,” dedi babam, ki böyle bir yanıtı hiç beklemiyordum. “İnanıyorsan varolup olmaması pek önemli değildir. Ayrıca en büyük inkarcının da en inançlının da içinde bir nebze kuşku vardır. Ve elbette ki, aşk da Tanrı da ölümsüzdür.”

Kitabımızda 5 yaşındaki Alper’in birinci kitapta kaldığı maceraları hiç ara vermeden devam ediyor. Sokakta arkadaşları ile şakalaşıyor, oynuyor, bir üst mahalledekilerle kavga ediyor, laf dalaşına giriyor, ağzını bozuyor, içki içiyor, sigara içiyor, evde ona bakan ablasına aşık oluyor ve aşkın nasıl bir duygu olduğunu öğreniyor, babasının kardeşi ölünce babasına destek oluyor, annesinin sinir krizlerini yatıştırıyor ve ailesinin geçmişini aydınlatıyor.

“O kadar büyütülecek bir şey değil. Okuma yazmayı evde babam öğretti. Ben de o günden beri elime ne geçerse okuyorum işte. Kardeşim yok, arkadaşlarım budala ve annem de kaçık. Siz olsanız ne yapardınız?”

Ailesinin geçmişini, amcasının ölümünden sonra babası ile amcasının dairesine yaptığı ziyaret sonucu, Alper’in amcasının gardırobundan çıkan resimler ve içinde Adalet yazan yüzüğü alıp eve getirmesi ile su yüzüne çıkartmaya başlıyor.

Aslında ‘çilingir sofrası’ diye bir söyleyiş vardır ve çilingir sofrasına ise o adı vermelerinin sebebi her kim olursa olsun bir yudum içkiyi ağzına koyduktan sonra yavaş yavaş içlerinde saklı duran kilitli kapıları açtıkları için öyle söylüyorlarmış.

Çilingir sofrasının kudreti işte burada da devreye giriyor ve kardeşinin vefatından sonra arkadaşlarını eve davet eden Alper’in babası, bir güzel çilingir sofrasını kurarak geçmişi yad ediyorlar. Bu boş çenelik sayesinde Alper’de hem amcasının, hem babasının, hem de annesinin geçmişinin gerçek gizemini çözüyor.

 “Elbette.” Ceketini çıkartıp yanıma kıvrıldı babam. “Sana eğlenceli bir masal anlatayım öyleyse.”

“Hayır. Hüzünlü bir hikaye anlat bana.”

“Hüzünlü mü? Niye ki?”

“Babacığım,” dedim. “Sen de biliyorsun, vakit mutlu hikayeler için çok geç.”

Aslında bu kitabımızın sadece minik bir olayı. Asıl olay karşı apartmana taşınan, babası ölmüş hatta oraya taşındıktan sonra kardeşi de ölmüş, daha doğrusu Ümit’in söylediğine göre kendisi kardeşini öldürmüş bir olayın Alper’in sır perdelerini aralaması ile başlıyor olaylar. Neden Ümit kardeşini öldürdü? Ya da kardeşi neden öldürüldü? Neden Ümit’in annesi sinir krizleri geçiriyor? Neden Ümit’in diğer kardeşleri konuşmuyor? Veya dayısı bu konuda tek kelime etmeyip çatıda kuş besliyor? Neden polisler doğruyu göremiyor? Gibi sonu gelmeyen sorular kafasının içinde dönüp duruyor Alper’in.

 Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.

Bu olayı çözerken çok büyük riskler aldı Alper. Ölüme bir adım daha yaklaştı, ailesinin geçmişini çözeceğim derken diğer cinayetle işler sarpa sardı, karşı mahallenin çocukları ile kavgaya girişti, kendi mahallesinin çocukları tarafından dışladı gibi sonu gelmeyen olaylar yaşadı. Ama bunların hiçbirisi onu engellemedi ve engellemeyeceğini de bilerek yoluna canla başla devam etti.

Kitap hakkında görüşlerime gelecek olursak, ilk olarak şunu söylemek istiyorum ki kapağa bayıldım! O kadar güzel bir o kadar da sade ki insana direk ‘Ben bu kitabı alıp okumalıyım!’ düşüncesi oluşturuyor. Ayrıca o sadeliğine ve şıklığına ek olarak kadifemsi duygusu eşlik ediyor ki o ayrı bir şekilde beni kapağa aşık etti. :) ikinci olarak da yazarın o komik mizacı. Beni benden aldı resmen. İnsan her satırda mı kahkaha atar? Veya her satırda mı Alper’in yanaklarını sıkıp, totosuna totosuna vurmak ister? Veya yeri gelip de omuzlarından sarsıp ‘Sen nasıl bir çocuksun be?!’ diye bağırmak ister? Bu sıra feci derecede uzayıp gider ama şunu söyleyeyim ki ben kitabı çok sevdim. Her ne kadar basit bir cinayet işlense de yazar bunu 5 yaşındaki çocuğun gözü ve komik mizacı ile o kadar güzel bir şekilde yoğurmuş ki tadından yenmiyor. Ben okumayı bitirdikten sonra kitabı direk kardeşime verdim. O bu tür kitapları çok seviyor ve kitap okuma alışkanlığı olmayan kardeşim bu kitabı 2 saat gibi kısa bir sürede bitirdi. Hem de kahkahalar eşliğin ‘Bu ne biçim çocuk be!’ diyerek. Hatta şunu da eklemeyi unutmadı aynı benim düşündüğüm gibi ‘Keşke böyle bir kardeşim olsa da her gün kavga etsem.’ Aynı cümlenin bir değişik versiyonunu da bir kurdum. :))

Fantastik kitaplardan sıkıldınız mı? Veya aşk romanlarından? Veya diğer türlerden? Okurken azıcık kahkaha mı atmak istiyorsunuz? Farklı bir mi görmek istiyorsunuz? Peki bunların haricinde Türk yazar mı okumak istiyorsunuz?

O zaman hiç durmayın. Ben Alper Canıgüz ile yeni tanıştım ama her kitabını gözüm kapalı tavsiye ederim!

Ama bir şeyi inanılmaz merak ediyorum. Neden Alper Kamu serilerinin kapaklarının bir köşesinde kedi var? Ciddi anlamda içimi kemiren ve cevabını bulamadığım bir soru. İnşallah en yakın bir zaman diliminde bulurum! :)

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

scrollWithLineCFG_31

damy (1)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s