Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi – Duygu Özlem Yücel / İnceleme


Kitabın Adı : Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi
Yazarın Adı : Duygu Özlem Yücel
Yayınevi : Destek Roman
Sayfa Sayısı : 270
Tür : Duygusal / Hüzünlü / Aşk / Türk Edebiyatı
Basım : Ağustos,2013 / 9.Basım

“Hani şu, filmlerdeki, bir anda insanların başına gelen şeyler gibi mi?” dedim konuyu dağıtmaya çalışırcasına.

Güldü ve “Evet” dedi, akıl almaz gülümsemesi yanağındaki gamzeleri ortaya çıkarırken.

“Hani şu, sen işyerinde odama daldığın gün başımıza gelen şey gibi!…”

Hani bazı kitaplar vardır ya o saf aşkı, mutluluğu, sevgisi ve karakterlerine olan aşkımızdan dolayı kitap kendine aşık eder ve 5 yıldızında ilerisini vermek isteriz. Yere göğe sığdıramayız hani. Anlat anlat bitiremeyiz. Herkes okusun isteriz. Ama bazı kitaplar vardır ki yine aynı şekilde o saf aşkı, mutluluğu sevgisi, karakterlerine olan aşkımızın had safhada olması ama ‘Lanet olsun böyle kitaba’ diyerek kapattığımız o mutsuz sonlu kitaplar vardır ve bizi üzdüğünden, canımızı yaktığından 1 puan vermek isteriz ama kitap hak etmez o puanı. Çünkü mükemmeldir. Vicdanınız el vermez o kitabı yerden yere vurmaya. Belki yaşanmış belki yaşanmamış bir hikayenin kaleme alındığı bir aşk hikayesini gerçekmiş gibi kelimeleri içinize çeker, yalar yutar ezberlersiniz ve içinizden o ayrılıklarından sonra keşke barışsalar diye çırpınarak kitabın sayfalarını tek tek çevirip kitabın sonunu beklersiz. Ama sonuna geldiğiniz zaman da ise öyle bir yıkılırsınız ki gerçek acının tadını kelimeler ile alırsınız.

Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi işte tam anlattığım gibi bir kitap. 1 yıldızı da hak ediyor ama 5 yıldızı da. Göklere de çıkartılacak bir kitap… ama o sonu ile yerlere çarpılacak da bir kitap!

Ben nadir bu tarz kitapları okurum. Sayılıdır. Çünkü bu tarz kitapları okuduğum zaman uzun bir süre kendime gelemem içten içe parçalar beni. Her ne kadar sıksam da göz yaşları tek tek yanağıma düşer. Durduramam… Ve bu duygudan da nefret ederim. Sevmiyorum daha doğrusu sevemiyorum mutsuz olmayı. Her daim gülmek, gülümsemek isteyen bir insanım ben. Ama yeri gelir içi basık, karanlık kitaplarda okurum ama mutsuz sonla biten aşk hikayeleri kadar etkilemez beni. Bunlar sanki benim için bambaşka bir dünya. Nefes alamayacak konuma getirttirir beni. Sevemiyorum bu duyguyu! Sanki ben yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Abartıyorum düşlerimde, yerden yere vuruyorum kendimi… Ve daha sonra çekiyorum acısını. Atlatmak istiyorum. Çalışıyorum ve çabalıyorum. Ve daha aşıyorum hepsini kazanan ben oluyorum. Ama unutuyor muyum? Tabii ki hayır! Nasıl unutabilirim ki?! O sahneler benim beynime kazındı bir kere çıkabilir mi artık?! Çıkamaz!

Dedim ya sayılıdır bu türü okuduğum. İlk mutsuz sonla biten ve yıllar geçse dahi unutamadığım bir kitaptır Canan Tan’ın Piraye’si! Yıllardır döner döner düşünürüm. Çoğunuz kitabı okumuştur ve biliyordur kitabın nasıl bittiğini. “O çocukla kadın ne yapacak?” “Hiç o çocuğun yüzüne baktığında sevdiği adamı görmeyecek mi o kadın?” “Her kucağında tutuşunda kocası aklına gelip kafayı yemeyecek mi bu kadın?” gibi sonu gelmeyen, kitabın geleceğine ışık tutamayan hatta karanlık köşelerinde kalmış cevapları olmayan sorular… Piraye’den sonra uzun bir süre mutsuz sonlu, içimi kanatacak kitap okumadım. Daha doğrusu okuyamadım elim gitmedi. Ama 3 yıl sonra dayanamadım ve Güneş Demirel’in Şimdi Benimsin’i okudum. O satırlara ince ince işlenmiş mutsuzluk! Aman Allah’ım kahretti beni! Yeri geldi devam edemedim kapattım kitabı. Ama dayanamadım bir solukta okuyacağım, bitireceğim bu kitabı dedim. Bitirdim bitirmesine! Ama ne oldu sonra? Aklıma direk Piraye geldi! Yine elim ayağıma dolaştı, gözlerim doldu. Ve bu sefer aklımda iki kitabın mutsuzluğu vardı. Tam kaldıramayacağım bir yük, ömür boyu bu iki kitabı hatırlayacağım derken karşıma bu kitap çıktı!

Sevgili blog kardeşim Tuğçe’nin Kitaplığı, son zamanlarda beni kitap önerilerine boğuyor ve önerdiği kitaplar dili ne olursa olsun o kadar güzel oluyor ki elimden bırakamıyorum! Son önerdiği kitap ise Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi! Daha dün önerdi. Dayanamadım gittim aldım. Zaten D&R’da indirimde. Haberiniz olsun. Aldım elime direk okumaya başladım. Yaklaşık 5 saat içerisinde bitirdim kitabı, bitirmesine ama kitabın kapağını kapattıktan sonra üzerimde bıraktığı etkiyi silmek kaç yıl sürecek? Can’ın aşkını, Aslı’nın delidoluluğunu veya o sonu ben nasıl unutacağım? Nasıl silip atacağım zihnimden?

Biraz küstah, biraz kendini beğenmiş, egosu hafifçe tavanda, kendine fazlasıyla güvenen ve oyun oynanmayacak kadar akıllı birisi olarak tanıtıyor Aslı onu. Ama ben bunlara bir o kadar duygusal, gamzelerinden tutunda yüreğinde bir bebek gibi narin kollarında besleyip büyüttüğü kalbine aşık olunabilecek, yanınızdan ayırmak istemediğiniz birisi o. O kim mi? Can. Aslı’nın can’ı kanı!

Karşısına çıkıp duran çılgın, sempatik, her yana enerji saçan, biraz asabi biraz da deli dolu kız diye tanıtıyor Can onu. Ama ben yine bunların yanına bir o kadar deli bir aşık, aşkına tutunabilmek için hayatından her şeyi silip atmış, sadece aşkını düşünebilen ve sadece tek bir kişiye aşık birisi. Can’ına! Can’ın ufaklığı o!

“Burası kimin odası?”
“Konu neydi? Ben yardımcı olabilirim.”
“Burası kimin odası diyorum. Yardımcı olabilir misin demedim!”
“Patronlardan birisinin odası ufaklık. Şimdi sorun neyse söyle de çözmeye çalışalım.”
“Ufaklık!!!!”

Kızımız 23 yaşında, üniversiteden yeni mezun olmuş, deli dolu kabına sığamayan birisi. Her dakika hatta her saniye bir şey yapabilir. Uzun iş başvurularından sonra son durağı malum kişi ile tanışacağı bir şirket. Ve toplantı odasında tam 1 saattir bekliyor. Ee dedik ya deli duramıyor yerinde, hemen görüşmek istiyor birileri ile, işe alınmak istiyor veya görüşme yapmak istiyor. Ama ne gelen var ne giden. Deli kız kalkıyor ayağa yürümeye başlıyor büyük patron kapılarına. Çalmadan dalıyor içeriye. Şirketin en kadar berbat bir yer olduğu hakkında sayıyor, döküyor. Ama karşısındaki de o kadar güzel bir tepki veriyor ki hayatı boyunca unutamıyor ve bir ömür kendisi ile saklıyor bunu.

“Bu arada tanışmadık değil mi? Ben Can.” Elini toklaşmak için emin bir tavırla bana doğru uzattı.
“Can Sipahioğlu…” ve devam etti…
“Şu meşhur patron!”

Siz böyle bir tepki alsanız ne yaparsanız? Arkanıza bakmadan kaçarsınız değil mi? Kızımızda öyle yaptı! Ama kader bu illa sizi yan yana getirecek! Arkadaşı Aylin ve sevgilisi ile gittiği, hayatını komple değiştireceği, bir daha eski Aslı olmayacağı tatilde imkansız diye bir şey gerçekleşiyor ve bir mektup eline düşüyor. Kimden mi? Hadi ama kim bu gizemli adam tahmine demiyor musunuz? Meşhur patronumuz Can tabii ki! :)

Dün gibi hatırlıyorum diyorum ya… aslında o tatile ve tatilden sonrasına dair her anıyı dün gibi hatırlıyorum ben. Çünkü beynimden silemiyorum., çünkü silinsin istemiyorum., çünkü bir anını bile kaybetmek istemiyorum. Giydiğim, yediğim, içtiğim, söylediğim, duyduğum ve yaşadığım hiçbir şey beynimden uçup gitsin istemiyorum.

 

Selam Ufaklık,
Şimdi beni nerden buldun diyeceksin ama ben seni değil, sen yine beni buldun.
……..
Merhaba demeden geçmek olmazdı, değil mi?
Kendine iyi bak!
Can S.

Hele tatilde ilk bir araya gelip de Aslı’nın dışarıya vuramadığı tepkileri!

Kalp atışları…
Kontrol kaybı…
Düşünce bulanıklığı…
Heyecan….
Kahvaltı? Yarın?
Sizce?

İlk buluşmalarından sonra Aslı’nın biten tatilinin hüznü üstüne çöreklenirken Can’dan öyle bir mükemmel bir teklif gelmiştir ki Aslı’nın gözü ne ailesini, ne yanında getirdiği arkadaşları ne de bir başka kişiyi görmüştür ve Can’ın teklifine balıklama atlayarak hayatında bambaşka bir evreye geçmiş ve ilk sırada kendisi olması ile beraber her şeyi değiştirmiştir.

Onlar bilmiyordu ama “eski ben”in kuralları bir bir bozuluyor, kaleleri bir bir yıkılıyordu
“Peki,” dedim ve kapıya doğru yönelen çiftle beraber birkaç adım attım.

“Eski ben” ayakta kalabilmek için son kez direndi.
Derken adımlarım yavaşladı…

“Eski ben” can çekişti.
Elimdeki bavulu çekmeyi bıraktım.

“Eski ben” son kez cılız bir nefes aldı.
Ve aniden durdum…

“Ben gelmiyorum!”
“Eski ben” işte o an öldü!

İşte Aslı’nın bu değişimlerinden sonra yaşamı da değişti. O artık aşık bir Aslı idi. O artık ağlayan bir Aslı idi. O artık sevgilisini kaybetmek istemeyen, mutlu mesut yaşamak isteyen bir Aslı idi. Sevgisi ve aşkı uğruna yapmayacağı şey kalmayan Aslı idi. O büyümüştü. O artık bir ufaklık değildi! O artık bütün acıları tam tattım derken son dakika Can’dan beklenmeyecek bir davranışla son darbeyi aldı ve kendini kaybetti!

Can’dan bahsetmiyorum bile yüreğimi yıktı geçti o artık. Onun son dakika vuruşu bitirdi beni. Kelimeleri kifayetsiz bıraktı. Yapmayacaktı bunu. Savaşacaktı. Sırrını ilk baştan söyleyecek ve Aslı’ya böyle acı çektirtmeyecekti. Hatalı çok hatalı. Ama hepsi bitmek bilmez sevgisi ve ölümsüz aşkı yüzünden. Hep Aslı’yı rahat ettirmesi yüzünden. Ama olmadı be Can! Saklamayacaktın o sırrını. Olmadı cidden!

İki ne yaptığını bilmeyen insan, iki acemi aşık ve iki sersem dansçı… Hepsiydik! Hiçbiriydik! Birbirimizin her şeyiydik ve hiçbir şeyiydik.

Bunların haricinden yazarın dilini merak ediyorsanız eğer, yazarımız bambaşka bir dil ile karşımızı çıkıyor. Daha doğrusu bambaşka bir anlatım ile. Benim sevdiğim ve bayıldığım bir anlatım şekli ile. Sanki yaşadığı veya yaşanmış bir olayı anlatırken nasıl kelimelere dökeriz işte öyle kitabımızın anlatım şekli. Dili sade ve yalın. Hiçbir takılma veya pürüz yok. Sayfaları çevirdikçe çeviriyorsunuz. Okudukça heyecanlanıyor, mutlu oluyor, hüzünleniyor ve en sonunda gözyaşlarınızı akıtarak kapatıyorsunuz kitabı.

Bir hocam zamanında gerçek bir aşk kitabı okumak istiyorsam mutsuz sonla biten bir kitap okumamı ve ben de daha çok etki bırakacağını söylemişti. Haklı, hem de fazlasıyla. Yine ve yeniden benim üzerimde iz bıraktı bu kitap. Okuyun ve okutun!

Kitaba puanım 5 üzerinden 5. Ne üstü ne altı!

5

damy (1)

18 thoughts on “Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi – Duygu Özlem Yücel / İnceleme

  1. Mutsuz bi film gibi,ama bu böyle olmamalıydı,ne yapmaya çalışıyosun dersin ya hani okurken kavga edersin öyle bişe.bide bi defa okumak kesmez okursun defalarca,bazen altını çizersin kelimelerin okursun okursun bazen kendini bulursun diyaloglarda,duygularda.kısaca okunulcak bi aşk romanı.

    • Bir okuyucu ile aynı duyguları paylaşmak veya birbirimizi anlamak o kadar güzel bir duygu ki anlatılmaz yaşanır. Keşke böyle bitmeseydi diyoruz ama o zaman da içimize bu kadar işlemeyecekti. Ahh çekiyoruz sadece. :(

  2. Harika tek kelimeyle bi solukta okudum başından kalkmadan. sonunda gözyaşlarıma hakim olamadım ama. çok etkilendim ya. üzülüyorum böle şeylere bile hemen :( BAŞARILAR…

  3. Geri bildirim: Eylül Ayı Kitapları #1 | Yorum Duragım

  4. Geri bildirim: Cumartesi İlk 10: 2013 Yazında Okuduğum En İyi Kitaplar | Yorum Duragım

  5. Çok güzel bir şeye benziyor, daha adından belli :D Türk yazarlardan da çok iyi aşk hikayeleri çıkıyor ya çok seviniyorum, kendinden bir şeyler buluyorsun <3 Çekilişi kazanırım da en kısa zamanda okuyabilirim umarım <3

  6. Geri bildirim: Konuşan Kitaplar #15 Blog Tur / Her Son Bir Başlangıçtır – Duygu Özlem Yücel | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s