Kitap Dostları #7 Blog Tur 3. Gün / Korkak ve Canavar – Barış Müstecaplıoğlu / Yazar ile Röportaj


1383068_530927530317785_1902813961_n

Kitap Dostları 7. Blog Turunun 3. ve son gününden herkese merhaba!!!

7. Blog Turumuzda Korkak ve Canavar‘ı tanıttık, yazarımız Barış Müstecaplıoğlu‘nu tanıdık, tadımlık önokuma paylaştık, Türk Fanstatik Edebiyatının ne olduğunu, hangi konumda olduğunu öğrendik ve kitabımızın bizlerde ne izler bıraktığını sözcüklere döktük.

Sevgili yazarımız bizi kırmayarak bir röportaj yaptı. Bugün ise o röportajı yayınlayacağız ve aynı zamanda yine kitabın bizde nasıl izler bıraktığını kelimelere dökeceğiz.

Ayrıca hala devam eden yarışmamıza katılmayı unutmayınız!!!

Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

scrollWithLineCFG_31

1)       Kısaca kendinizden ve yazarlık hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Boğaziçi Mezunu bir İnşaat Mühendisiyim ama hiç mühendislik yapmadım, mezuniyetten bu yana İnsan Kaynakları ve Eğitim sektöründe çalışıyorum. Kendimi bildim bileli de yazıyorum, yazmak en uzun zamandır yaptığım iş.

2)       Yazı yazma hayatınıza nasıl başladınız?

Güzel bir roman okuduğum zaman içimde bir coşku uyanırdı, ben de başkalarında böyle duygular uyandırmak, hayatımı renklendiren o güzel eserler gibi eserler yaratmak isterdim. Öyküler yazarak başladım, kendimi hazır hissettiğimde de ilk romanımı kaleme aldım.

3)       İlk kitabınızı yazarken hiç bu noktaya geleceğinizi düşündünüz mü? Sonuçta hem ülkemizde hem de yurtdışında tanınan bir yazarsınız.

İyi romanlar yazmayı hayal etmiştim, kendimi buna hazırlamak için çok çalıştım. Öykülerimin beğenilmesini bekliyordum, ama yurtdışındaki başarı umduğumdan hızlı oldu. Türkçe yurtdışında çok bilinen bir lisan olmadığından farklı dillerde yayınlanmak Türk yazarlar için kolay değil. Kitaplarım Avrupa ülkelerinden Çin’e, Arabistan’dan Hindistan’a çok farklı coğrafyalarda beğenildiğine göre evrensel bir tat yakalamışlar.

4)       Perg Efsanesinin karakterlerini yazarken hangisinin psikolojisini daha iyi yansıttığınızı düşünüyorsunuz?

Karakterlerim arasında bir ayrım yapamam, Leofold da Guorin de, sonradan öyküye dahil olan Nume ve Nela da farklı açılardan sevdiğim karakterler. Hepsinin yeri ayrı.

5)       Perg nasıl oluştu? İsminin bir anlamı var mı?

Denizi ve denizde geçen öyküleri çok sevdiğim için adalardan oluşan bir diyar hayal ettim. Böylece uzun deniz yolculukları, efsanevi gemiler ve deniz yaratıkları düşleyebilecektim. Perg isminin gerçek dünyayı referans alan bir anlamı yok, içimden gelen bir kelimeydi sadece.

6)       Kitaplarınızı oluştururken önceden tasarlıyor musunuz yoksa kaleminizi elinize aldığınız da mı dökülüyor?

Herhalde mühendis kökenli olduğum için çok planlı yazıyorum, romana başlamadan önce on beş, yirmi sayfalık bir özet hazırlıyorum, hangi bölümde ne olacağını daha baştan biliyor oluyorum. Elbette bir seneyi aşan yazma sürecinde olaylarda, karakterlerde birçok değişiklik yapıyorum, ama romanın ana iskeleti değişmiyor.

7)       Kitaplarınızın veya serilerinizin sonuna geldiğinizde nasıl bir ruh haline bürünüyorsunuz? Hiç boşluğa düştüğünüz oluyor mu?

Aklımda yazacak çok öykü, yaratacak çok karakter var, bu yüzden herhangi bir boşluğa düşmüyorum, bilakis bir sonraki kitaba başlamadan önce biraz dinlenebilmek, diğer işlerimi halledebilmek için yüreğimdeki yazma isteğini dizginlemem gerekiyor.

8)       Ufukta yeni kitaplar veya seriler var mı?

Şamanlar Diyarı serisinin ikincisi Kasım’daki Tüyap Kitap Fuarı’na yetişecek. Serinin üçüncü ve son kitabını da seneye bitirmeyi umuyorum. Sonrasında yazacağım romana henüz karar vermedim, aklımda iki ya da üç farklı öykü var, ama her koşulda bir seri olmayacak, bu sefer tek kitaplık bir öykü olacak.

9)       Türkiye’de fantastik roman yazmak neden bu kadar zor? Siz hangi zorluklarla karşılaştınız? Karşılaştığınız zorlukların nasıl üstesinden geldiniz?

Aslında bence pek zor değil, bilakis şamanlardan ve göçebe Türklerden, Bizans’a ve Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan çok zengin bir kültürel mirasa sahibiz. Bu mirası günümüz fantastik romanına taşıyarak son derece renkli romanlar yazılabilir. Türkiye’de zor olan bu romanları yazmak değil, bu romanlar sayesinde geçinebilmek, başka bir işle ilgilenmeden sadece yazmaya odaklanabilmek. Çünkü kitap satışları çok düşük, yayınevleri de hayatta kalabilmek için popüler kitaplar basmaya yöneliyor. Benim gibi bir yandan geçinebilmek için profesyonel hayatta çalışıp diğer yandan bu seviyede romanlar yazabilmek yıpratıcı bir mücadele. Ama bu mücadeleyi göze alıyorsanız, yazmanızı engelleyecek bir durum görmüyorum. Ülkemizde daha önce bu tür kitaplar yazılmadığı için beceremeyeceğimize karşı ciddi bir önyargı vardı, yayınevleri Türk yazar basmaktan kaçınırdı, Perg Efsaneleri ve sonrasında gelen kitaplarla, birkaç sene önce kurduğumuz FABİSAD’ın çalışmalarıyla bu önyargı da önemli ölçüde kırıldı. Genç arkadaşların işi artık daha kolay.

10)    Ve sizce neden fantastik türü ülkemizde okullardan uzak tutuluyor? Veya bir kişi fantastik bir kitap okuduğu zaman olumsuz eleştiri alıyor?

Biz de belli bir yaştan sonra hayal kurmak, sıra dışı olmak yadırganır, hayal kurmak yalnızca çocuklara özgü görülür ve küçümsenir. Bu yüzden de Amerika ve Japonya gibi sadece fantastik edebiyatta, fantastik sinemada değil, bilimde, teknolojide, iş dünyasında da hayal gücünü kullanıp yaratıcı işler yapan toplumların çok gerisindeyiz. Bu konu sadece fantastik roman özelinde değil, toplumumuzda hayal gücü ve yaratıcılığa verilen değer açısından ele alınmalı, konuşulmalı.

11)    Eğitimciler veya aileler fantastik türü hakkında ne kadar bilgi sahibi?

Son dönemde özel okullardan öğrencilerine seminer vermem için birçok teklif alıyorum, bu nedenle gelecek için umutluyum. Ama daha alınması gereken önemli bir mesafe var. Devlet okulları fantastik edebiyatın ve hayal gücünün gençler için, bir toplumun kalkınması için değerini henüz pek fark edebilmiş değil.

12)    Son dönem okuyucuların, ister yurtdışı olsun ister ülkemiz olsun, gelecek duruşu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce fantastik edebiyatını ilerletirler mi yoksa gittikçe geriye mi götürürler?

Okurların beklentilerini yüksek tutmalarını umuyorum. Özensiz yazılmış, özgünlüğü olmayan kitaplara pek yüz vermesinler. Yoksa her önüne gelen fantastik roman yazmaya kalkıyor. Fantastik romanın edebiyatın bir dalı olduğunu, fantastik öykülerden edebi bir tat da almak gerektiğini unutmasınlar. Böyle yaparlarsa yazarları daha iyi yazmaya sevk ederler, aksi takdirde kolaya kaçanlarla cümlelerini elmas işçisi sabrıyla işleyenler arasında bir fark kalmıyor.

13)    Her kitabınızın muhakkak sizde ayrı bir yeri vardır. Perg Efsaneleri sizin için nasıl bir yere sahip?

İlk yazdığım kitaplar oldukları için bu serinin yüreğimde her zaman ayrı bir yeri olacak. Farklı olana karşı önyargıları, farklı olanı sevebilmeyi işlediğim bir seri oldu, bu temalar da benim için son derece önemli.

14)    Korkak ve Canavar’daki karakterleri yaratırken kimlerden ilham aldınız?

Karakter yaratırken tanıdığım herkesin farklı farklı yönlerini kullandığım oluyor. Mesleğim gereği bugüne kadar binlerce insanla mülakat yaptım, hayat hikâyelerini dinledim, bunlar da ilginç fikirler verebiliyor. Tarihteki şahsiyetler, izlediğim bir film, bir gazete haberi, hayattaki her şey ilham kaynağı olarak kullanılabilir. Ama epey bir kısmı da sadece hayal gücü.

15)    Bu türün çoğu yazarı gibi sizde FRP oyuncusu musunuz?

Üniversitede okurken FRP’ye değil ama FRP tabanlı bilgisayar oyunlarına çok düşkündüm, yazmaya başladığımdan beridir pek fırsatım olmuyor. Günün birinde kitaplarımdan oyun yapılırsa belki onu oynarım.

16)    Ejderha Mızrağı mı? Unutulmuş Diyarlar mı?

Her iki serinin de ilk kitapları çok iyiydi, sonrasında gelen devam kitapları ilk kitapların tekrarı gibiydi, beni pek cezbetmedi. Kitapları kıyaslamak kolay bir iş değil, zira hepsini farklı sebeplerden sevebiliyorsunuz. Unutulmuş Diyarlar bence daha özgün bir kurgu, ama Ejderha Mızrağı’nda da Raistlin gibi unutulmaz karakterler var.

17)    En sevdiğiniz fantastik yazarları, kitapları ve karakterleri nedir?

Ursula K.Leguin’in Yerdeniz Büyücüsü serisi ve bu serinin kahramanı Ged. Terry Pratchet’in Disk Dünya serisi ve hemen hemen tüm karakterleri. Stephen King ve Peter Straub’un birlikte yazdıkları Tılsım. Neil Gaiman’ın hemen hemen tüm kitapları.

18)    Son olarak fantastik okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayal kurmaktan hiç vazgeçmemelerini diliyorum. Hayatın en güzel renklerinden biri hayal gücü.

*Bu güzel röportajı bizimle yaptığı için Barış Müstecaplıoğlu’na tekrardan teşekkür ederiz! 

V0ZpRkE

7 thoughts on “Kitap Dostları #7 Blog Tur 3. Gün / Korkak ve Canavar – Barış Müstecaplıoğlu / Yazar ile Röportaj

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s