Konuşan Kitaplar #18 Blog Tur 3. Gün / Umutsuz – Colleen Hoover / İnceleme


umutsuz-gif

Umutsuz turumuzun 3. gününden herkese merhaba!!!

Bugün;

 Yorum Durağım ve Kördüğüm Hayaller kitabımızı yorumluyoruz.
Kitaplarım ve Ben kitabımızdan minik alıntılar paylaşıyor.
Ve Kitap Sayfaları 6 maddede kitabımızı neden okumalıyız açıklıyor.

Ayrıca 3 şanslı kişinin Umutsuz kazanacağı yarışmamıza katılmayı unutmayın!!!
Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

scrollWithLineCFG_31

umutsuz-3d

Kitabın Adı : Umutsuz
Orijinal Adı : Hopeless
Serinin Adı : Hopeless Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Colleen Hoover
Çevirmen : Kübra Tekneci
Yayınevi : Epsilon
Sayfa Sayısı : 429
Basım Tarihi : Ekim, 2013
Tür : YA / NA

Kitapların sevdiğim yanlarından biri karakterlerin hayatlarının belirli kısımlarının bölümler halinde özetlenmesidir. Merak uyandırıcıdır, çünkü gerçek hayatta bunu yapmak mümkün değildir. Bir bölümü bitirip yaşamak istediğimiz şeyleri atlayarak ruh halinize uya istediğiniz bir bölümden hayatı yaşamaya devam edemezsiniz. Hayat bölümlere değil… dakikalara bölünebilir. Hayatınız boyunca olan olaylar hızlı çekim, boş sayfalar ya da bölüm araları olmaksızın ardı ardına devam eden dakikalara hapsolur, çünkü ne olursa olsun hayat devam eder, kelimeler akar, gerçekler hoşunuza gitse de gitmese de ortaya çıkar ve hayat asla durup soluklanmanıza izin vermez.

Hani bazı kitaplar vardır, okuduktan sonra okuma kalitenizi yükseltir, böyle bir kitabın daha bulamayacağınızı düşündürür, yoğun ve saf anlatımı ile sizi mest eder, elinizden bıraktırmaz, 1 gün, hatta ve hatta saatler içerisinde bitirir ve tadı damağınızda kalır, sonra kitabın kapağını kapatır yazara ve kitabın böyle bir kurguya sahip olduğu için lanetler okursunuz, hatta kendinizi frenleyemez küfürler edersiniz, daha sonra ise kendinize geçer bir daha böyle bir kitabı nerede bulacağınızı kara kara düşünür ve sonra bulamayacağınızı fark ederek kendinize de küfürler etmeye başlarsınız. Çünkü artık okuma seviyeniz aynı değildir. Değişmiştir. Seviyeniz yukarılara çıkmıştır. Seçici olmaya başlarsınız. Elinizde ki kitapların çoğu bile bir hiç gibi görünür gözünüze.

İşte bu ve bundan daha fazlasını Umutsuz yaşattı bana. Aylar önce İngilizcesinden okumaya başlamıştım kitabı. Ama daha sonra tamda en heyecanlı sahnelerin olduğu yerde kitabı kapatıp bir köşeye bırakmıştım. Şimdi o hareketi yaptığıma o kadar pişmanım ki anlatamam. O zaman okusaydım eğer hiç zaman kaybetmeden yazarın diğer kitaplarını okumuş olurdum ve zaman kaybetmezdim.

Son zamanlarda okuduğum kitaplar ile okuma kalitemi yükselttiğimi düşünürken meğersem yanılıyormuşum. Umutsuz kitabı ile karşılaştığım zaman resmen okuma seviyemin yerlerde olduğunu fark ettim. Umutsuz kitabı ben de anlatamayacağım daha doğrusu açıklayamadığım duygular bıraktı. Sadece al, oku ve beraber tartışalım diyeceğim kitaplar kategorisinde. Aslında son zamanlarda okuduğum kitaplar da nedense hep bunu yapıyorum. Çünkü o kitaplar gerçekten ben de silinemez izler bırakıyor. Bakınız Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi  veya Tatlı Bela veya Ayaklı Bela veya veya Fırsatçı, Never Too Far, Korkak ve Canavar… ve kısacası bu liste uzarrr gider. Ve bu kitapların çoğunun tek bir ortak noktası var. O da bu kitapların çoğunu bana sevgili blog kardeşim Tuğçe’nin Kitaplığı’nın önermesi. Bence onun okuduğu kitapların bir takipçisi olun. Şahsen ben artık öyle oldum. Çünkü onun sayesinde okuma seviyem yükseldikçe yükseldi. Seni seviyorum Tuğçe’nin Kitaplığı ve okuma zevkini de… <3 <3 <3

Bence bu kadar aşk itirafı yeter, kitabımıza dönelim lütfen. :P

Umutsuz’a gelecek olursak… Bir kere bu kitabın ben de bıraktığı izleri kelimelere zor aktıracağımı düşünüyorum. Çünkü kitabın kapağını açtığım zaman birkaç tahminde bulundum. Dedim ki bu kız oğlana böyle davranıyor, laubali bir şekilde konuşuyor, oğlanla resmen dalga geçiyor, oğlanda kızın her daim peşinde, hiç yanından ayrılmıyor, hep bir izleme, hep bir güzel laf söyleme peşinde bunlar kesin 25 sayfa sonra sevgili olur, 50 sayfa boyunca canım cicim olurlar, 50. sayfanın sonunda ayrılır arada bir ayrılık rüzgarları eser ama sonra yine birleşirler, son sözde de bir evlenme sahnesi olur ve kitabı kapatır diye düşünüyordum. Ve düşünmemle kaldım! Bu kitap bir güzel avucumu yalamamı sağladı. Hem de afiyetle. Çünkü benim böyle düşünmemin sebebi karakterlerimizin lise çağında gençler olması. Ergenler bunlar ya falan diye düşünüyorum. Ama neredeeee.. Kitap beni bir tuzağa düşürmüş, bir duygu karmaşası yaşatmış, bir fırtınalar kopartmış içimde, ancak okuyan anlayabilir beni…

Kitabımız kızımız Sky’ın ağzından yazılıyor ama diğer karakterlerimizin duygularını da hiç merak etmeden, yazarımız o yoğun kalemi ile hissettiriyor bize. Sky, Karen’in yanına 5 yaşında gelmiş evlatlık birisi. Hiçbir teknoloji aleti yanına yanaşmadan, Karen’in vegan diyeti (şeker, un, et vs.den uzak durarak) ile büyümüş ve evde eğitim almış birisi. Yan komşusu asi genç, erkeklerle gönül eğlendiren Six ile yakın arkadaş. Aslında tek arkadaşı… Arada annesinden gizli odaya aldığı erkekler hariç tabi ki…

Aslında bu tabloya baktığınız zaman ne kadar normal birisi gibi gözüküyor değil mi? Asi, bir o kadar inatçı, kurallara uymayan… Ama değil…

Çünkü onun bilinç altında yatan korkular, karabasanlar, hüzün, acı, mutluluk, sevgi ve bir o kadar da bitmeyen özlem var. Geçmişte tanıdıklarına. Tabii bunların yanında adlandıramadığı duygularda var. Mesela Holder’a karşı… :)

Holder ise içinde kıvılcımlar olan genç bir delikanlı. Nerede kendini frenleyeceğini bilmiyor. Her duyguyu uç nokta da yaşayan ama geçmişini de unutmayan birisi. Acıyı mutluluk ile, sevgiyi hüzün ile karıştırarak hayatına dengesiz bir çizgi çizerek devam ediyor. Ama Sky karşısına çıkana kadar.

Sky ne zaman markette yakışıklı, gamzeli, tapılası seksi Holder ile tanışıyor işte o zaman tüm hayatı alt üst oluyor Sky’ın. Daha doğrusu geçmişi su yüzüne çıkarak Sky’ın hayatını alt üst ediyor. Ama ne geçmiş… Okusanız ağzınız açık kalır. Çünkü yazar öyle bir bağlamış ki sonu hiç tahmin edemeyeceğimiz bir düğüm ve sonuç…

Aslında açık olan bazı olaylar var. Sonuçta kız 5 yaşında Karen’in yanına geliyor ve ufakta olsa bir şeyler gözünün önüne gelmesi lazım. Ama kızımız 5 yaşına kadar ne yaşadıysa 5 yaşında Karen’in yanına gelince bütün o olayları silip atmış ve yeni yaşamına merhaba demiş. İnternetsiz, televizyonsuz, arkadaşsız, asosyal bir yaşama…

Yine bu sınırlamalarla yaşamına devam eden Sky artık 18 yaşına geldiğini ve üniversiteye gitmeyi istediğini ve bu yüzden liseye giderek aktivite derslerini alması gerektiğini Karen ile konuşur, tartışır ve bir sonuca varırlar. Six’in gittiği liseye kaydını yaptırırlar ama aksilikler bir kere üst üste gelecek ya işte bunda da gelir ve Six lise son sınıfında öğrenci değişim programı yüzünden asosyal kızımızı bir başına bırakarak hüzünlü bir şekilde İtalya’ya gider. Bu duruma Sky’da aynı derecede hüzünlü olsa da yine de tek başına kaldığı için mutludur çünkü üniversite yaşamında tek başına kalacağını biliyordur. Annesiz ve Six’siz…

Okulun ilk günü onun için berbat gitmiştir. Çünkü penceresinden odasına aldığı erkekler o okuldadır ve dedikodular her yerde dolaşıyordur. Dolabı iğrenç benzetmeler yazan kağıtlarla doludur ama Sky bunların hiçbirisine aldırmıyor hatta yaratıcı alaycılığını kullanarak onlara cevaplar yazıyordur.

Okulun ilk günü gittiği markette 1 yıl boyunca hem kasabadan hem de okuldan uzak kalan ama o yıl geri dönen Dean Holder ile karşılaşır. Birbirlerini hiç tanımasalar bile sanki Holder, Sky’ı tanıyormuşçasına onu arabasına kadar takip eder ve şüpheli sorular sorar. Bu durumdan işkillenen Sky ne soru sorduysa ona cevap verir ve Holder’ın o yakışıklı yüzünde ki gamzelerini yalamamak için kendini zor tutar. :D

Sorularını cevapladıktan sonra evine dönen Sky, günlük egzersizi olan koşmak için evden dışarı kendini atar ve koşmaya başlar ve ne tesadüftür ki(!) Holder’ın evinin önünde mola verir. Artık siz buna şans mı dersiniz kader mi bilemem ama ben buna eşek şansı diyorum! :D

Kızımız onu umursamıyormuş gibi davranıp evine doğru koşmaya başlarken sevgili tapılası yakışıklımız evine kadar onu takip eder ve 6 kilometrelik koşuya bünyesi dayanamayan sevgili kızımızın bayılırken yere düşmesini engeller ve evine kadar taşır. (Ne kadar romantik değil mi???? )

Buraya kadar ki anlattıklarım her kitaptaki basit tavlama, hadi canım bu kadar basitleşmesin şu kitap dediğimiz sahneler değil mi? Aynen öyle. Ama sakın bu kitabı öyle kitapların aynısıymış gibi düşünerek okumayın! Çünkü değil! Ben de öyle düşünüyordum. Kızın hal ve tavırları ne kadar basit, bundan cacık olmaz, oğlanda çok peşinden koştu ne öyle kız gibi derkennnnn ertesi sabah aralarında bir muhabbet geçip, bir tartışma aralarında patlak vermiş ve bu tartışmadan dolayı okulda Holder’ı karşısında gören Sky öyle bir şaşırmıştır ki işte o dakikadan sonra olaylar soluk almadan ilerledi.

Hele bir bilezik olayı var ki geçmişi su yüzüne çıkartmak için debeleniyor desek yeri.

Holder’ın ‘Hopeless’ dövmesine ise diyebileceğim tek kelimem bile yok. Okuyun ve onun nasıl bir anlama geldiğinizi kendiniz çözün. Çünkü ben ne anlama geldiğine hem de Holder’a o dövmenin ne anlam ifade etmesine bayıldım!

Kitabımız arada geçmişe gidip bize bazı sahneler gösterse de hiçbir şekilde tahmin yürütmemizi sağlamıyor.

Kitabın kurgusuna, yazımına, duygularının yansıtılmasına bayıldım desem az kalır. Çünkü bu kitap tekrar tekrar okuyacağım, kurgusuna tekrar tekrar hasta kalacağım, duygularının saflığına bir daha aşık olacağım, yetmeyip Holder’a bir daha, bir daha hatta dönüp bir daha  aşık olacağım, neden benim böyle sevgilim yok diye yakınacağım,çığlık atacağım, kendimi parçalayacağım, Sky’ın geçmişini düşünüp ortalığı tekrar tekrar dağıtmak isteyeceğim bir kitap.

Böyle karmakarışık duygulara sahip olmamın sebebi yazarın dilinin ham, saf ve tahmin edilemez olması. Sizi bir sonraki sayfaya öyle bir kuvvetle itiyor ki, Newton’un kurallarını deşiyor hatta altüst ediyor bile diyebilirim. :D

Ayrıca kitabın kapağında orijinal kapak resminin kullanılmasına ayrı bir şekilde bayıldım. Çeviriye gelecek olursak birkaç yerde anlatım bozukluğu ve eksiklik olsa da süperdi. Çevirmen esprileri ve duyguları kelimelere o kadar güzel bir şekilde yansıtarak çevirmiş ki bize tadından yenmez bir kitap ortaya çıkarmış. Çevirmenin ellerine sağlık diyorum.

Kitaba puanım ise lütfen bunu sormanızı bile istemiyorum. 5 + ∞ ! Bu puan bile kitaba az kalır diye düşünüyorum. Sadece şunu diyorum: Okuyun ve gelin hep beraber tartışıp, gözyaşları dökelim…

5

scrollWithLineCFG_31

1379821_676890185655132_366492927_n

V0ZpRkE

3 thoughts on “Konuşan Kitaplar #18 Blog Tur 3. Gün / Umutsuz – Colleen Hoover / İnceleme

  1. Offfff bu yorumuda okudum iicee bu kitaba merakım arttı. öyle bi ballandırarak anlatmısınız kı insan şimdi herşeyi bırakıp bu kitabı okumaya başlayası gelıyor:) Umarım çekilişi kazanır bir an önce okumaya başlarım. Ellerinize sağlık diyorum, çok güzel bir yazı olmuş.

  2. Geri bildirim: Ugly Love – Colleen Hoover / Inceleme | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s