Konuşan Kitaplar #21 Blog Tur 5. Gün / Gül ve Avcı – Asude / İnceleme


1465114_762238473793444_229666826_n

Konuşan Kitaplar 21. Blog turunun 5. ve son gününden herkese merhaba!!!

Bugün :
Yorum Durağım bendeniz kitabımızı inceliyor,
Kitap Avcısı‘da kitabımızı inceliyor ve
Küçük Kız, yazarımızla röportaj yapıyor.

Ve halen devam etmekte olan yarışmamıza katılmak için Tık-Tık!!!

scrollWithLineCFG_31

Kitabın Adı : Gül ve Avcı
Yazarın Adı : Asude
Yayınevi : Ephesus
Basım : Kasım, 2013
Sayfa Sayısı : 464
Tür : Tarihi-Aşk

Güçlü, kuvvetli, zengin, yakışıklı, üzerinden belalı bir evlilik geçirip bu evlilik üzerinden belalı bir eşin ölümünü ve yerinde durmaya bir çocuğun başına kalması ile sonlanmış, bir iş adamı Harewood Dükü Julian Benedict Wharton; sefil bir hayat yaşamış, karnını doyurabilmek için manevi babasının hala devam ettiği Dedektiflik görevinde pasif görevler alarak, arka planda kalıyor ama yine de eski zamanda ki Leydilere, Konteslere veya evde oturup koca bekleyen kadınlara göre taşı sıkıp parasını kazanan, güçlü, kararlı, dediğim dedik, bir o kadar inatçı, bir o kadar da yufka yürekli, beyaz atlı prensini bekleyen prenses olan Evelyn Rosa Drummond ile yolları kesişir.

Hem de nasıl kesişme!

Aklınıza hayalinize gelmeyecek bir şekilde!

Manevi babasının yanında Dedektifçilik oynamaya devam eden Rosa, bir gün manevi babasının oğlunun-aslında manevi babasının onun kocasını olmasını çok isteyen oğlu- nerede olduğunu bulamayan yaşlı adam, Rosa’dan oğlunu bulması için yalvarır ve bu yakarışlarına dayanamayan Rosa, kardeşi olarak gördüğü genci aramaya başlar. Hem de bir  bayan olarak! Hem de gecenin bir körü! Hem de sefil insanların yaşadığı tehlikeli sokaklarda! Nasıl bir cesaret var kızda inanın ben de bilmiyorum! Azıcık korkan insan yahuu!!! Kız başına hiçbir unvanın olmadan, koruman olmadan, gece vakti sarhoşların fokur fokur kaynadığı barlara, dövüş alanlarına nasıl gidebiliyorsun öyle! Pes yahu!

Her neyse, kızımız gidiyor kardeşi gibi gördüğü erkeği kurtarmak istiyor ama hayat ona hiç yaşanmaması gereken bir anı yaşatıyor ve karşısına Harewood Dükünü çıkartıyor. Hem de nasıl mı? Bir Lord’dan beklenemeyecek bir şekilde. Üst tarafı çıplak, ter içinde kalmış, elleri yumruk haline gelip dövüş pozisyonu almış bir şekilde. Ve zil zurna sarhoş halde… Zengin mi zengin, para içerisinde yüzen Lordu karşılarında görünce bütün keşlerin gözü dönmüş ve onunla dövüşüp, yerle bir etmek için sıraya girmişlerdir. Tabii ki tam tersi olmuştur! Bir eli yağda bir eli balda büyüyen Lord’un bu kadar mükemmel dövüşeceğini kimse düşünemiyordur ve karşısına çıkan rakiplerini bir bir alaşağı indirdiği zaman etrafında ki insanlar neye uğradığını şaşırmışlardır. Durum böyle giderken kızımız bir bakışta dövüşen adamın bir Lord olduğunu anlamış ve gözlerini dikip izlemeye başlamıştır.

Bu izleyiş körkütük sarhoş olan yakışıklımızın ara sokağın bir tanesine sızıp kalması ve yardımsever kızımızın yüreği onu orada bırakmaya elvermeyeceği için ona yardım etmek için pır pır etmektedir. Bakın adamı hiç tanımadığını saymıyorum veya hala tehlikeli sokaklarda olduğunu saymıyorum veya veya kardeşi gibi gördüğü adamı aramaya geldiğini unuttuğunu hiç saymıyorum. Bütün bu amaçlarını bir kenara fırlatarak adamı kaldırıp bir motele götürüyor. Ve işte bütün ipler burada kopuyor….

Adam kızla neredeyse zorla birlikte oluyor ama kızımız bunu memnuniyetle karşılıyor. Saf kızım otur bir düşün allasen! Adam sarhoş hadi yardım ediyorsun, bırak odasına çık git, daha ne bekliyorsun. Hadi bekliyorsun işlerin oraya kadar gelmesine nasıl izin veriyorsun! Sen güçlü, ayakları üzerinde duran birisisin, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran bir kızsın, nasıl başarıyorsun böyle gerizekalı bir davranışı. Hadi başardın hiç mi oturup düşünmüyorsun o adamın seni bırakıp gideceğini, bir çöp gibi seni köşeye atacağını. Bu kadar mı aklını kaybettin!

Her neyse Rosa’ya karşı içimi de döktüğüme göre incelemeye devam edebiliriz. :)

Bu olayın üzerinden bir süre geçtikten sonra ve kızımız sağlamken, manevi babasına bir dedektiflik iş gelir ve bu işte kocası tarafından öldürüldüğünü düşünülen bir kadının cinayeti ile ilgilidir. Ve ölen kadınında kocası Harewood Dükü Julian Benedict Wharton’dur! Şansı görüyor musunuz? Kızımız artık bir intikam alacaktır. Ama bu intikamını alabilmesi için çok iyi bir strateji üzerinden ilerlemesi gerekmektedir yoksa zeki Lordumuz her şeyi çözebilir!

Kızımızın stratejik planı ise Lordun oğluna mürebbiye olarak evin içine girmektir. Ve şansı yaver giderek, tüm yalanları su yüzüne çıkmadan, planı tıkır tıkır işlemektedir ve evin içerisine girerek, küçük Lord iyi çok iyi anlaşarak öğretmenliği kutsal bir görev olarak üstlenmiştir. Tabii bu görevinin yanı sıra Lord’un gerçekten karısını öldürüp öldürmediğini araştırmaktadır.

Kızımız ne zaman evin içerisine adım atıyor işte bütün olaylar o zaman boy gösteriyor ve bütün çözümler bir bir çözülüyor, yerine yeni düğümler atılıyor ama en sonunda da hiçbir çözüm kalmayarak, bütün olaylar mutlu son ile bağlanıyor.

Kitabımızın kısaca konusu böyle. Bir gizemin peşinden koşan, avken avcı konumuna düşen ve bu konuda hiç şikayet etmeyen kızımın ve yakışıklığı erkeğimizin 19. yüzyılda ki halini okuyoruz.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki konu hakkında fark ettiyseniz çok derine inmedim. Çünkü karşılaştırabileceğim bir kitap yok. Nedeni ise bir Historical okuyucusu olmamam. O yüzden kitap konusu bakımından şu yönden zengin, şu yönden fakir, daha derine inebilirdi veya çok detay vermiş, daha güzel yazabilirdi, veya konu açık kalmış, yerine oturmamış gibi şeyler yazamam. Çünkü bu türü okumayı sevmeyen bir okuyucuyum. Aşk kitapları söz konusu olunca daha çok, blogumda da gördüğünüz üzere New Adult’ı seçiyorum. Hem günümüz hem de konularının akışlarını seviyorum. Ama geçmiş zamanda işlenen, Lordların, Düklerin, Kontların olduğu kitapları sevmiyorum. Ama hem ilk Historical kitabım hem de yeni bir Türk yazar olduğu için bir kez dahi olsa şansımı denemek istedim. Ve bu türün okuyucusu olmadığımı bir kez daha anladım. Tabii bu türün okuyucuları eminim ki benden daha güzel bu kitabı yorumlayacaktır ama ne yazık ki ben yorumlayamayacağım.

Ama yazım bölümüne de değinmeden geçemeyeceğim. Öncellikle cümlelerde ve bir paragrafta yer alan cümlelerde çok fazla ünlem işareti vardı. Bir yere kadar bu beni rahatsız etmese de bir yerden sonra çok fazla rahatsız etti. Örneğin bir kişi hakkında çok sinirli dediğimiz zaman onun çok sinirli olduğunu anlıyoruz. Bence bu cümlenin sonuna ünlem işareti konulmasına gerek yok. Tabii konulacak yere konur ki çoğunlukla bunlar cuk diye ünlem işaretinin oturduğu yerler ama dediğim gibi ünlem işareti resmen nokta işareti bolca kullanılmış. Cidden bazı yerlerde çok gereksizdi. Bunun haricinde bir paragrafta iki kişinin gözünden anlatımın yer alması çoğu zaman anlatım bozukluklarına sebep olmuştu ve belirli yerlerde de bu karaktere nasıl geçti diye düşündüğüm de oldu. Son olarak ise bazı çok uzun cümlelerde nokta veya noktalı virgül kullanılmamıştı ve bu da aynı şekilde anlatım bozukluğuna sebep olmuş.

Tabii ki ben de blogda yazı yazarken noktalama işaretlerine veya anlatım bozukluğuna çok dikkat etmem, hatta hiç etmem dersem yeri ama bir kitap okurken bu hataları çok çabuk buluyorum ve bu da okurken beni sıkıntıya sokuyor. Kitabın kapağını iki de bir kapatıyor, açıyorum veya okurken çok fazla ara veriyorum. Kısacası elimde sürünüyor.

Ama söylediğim tüm bu yazım tekniği konusunda ki sorunlar düzeltilemeyecek şeyler değil. Yeni bir yazar olan sevgili Asude eminim ki kendini geliştirecek ve saydığım tüm bu hatalardan kurtulacaktık. Ve işte o andan sonra tadından yenilmeyecek kitaplar ortaya çıkartacaktık. Ama mükemmel kitaplara kadar kendini cidden geliştirmesi gerekiyor. Özellikle de bir diğer konu olan betimlemeler konusunda. Eminim ki ileri ki kitaplarında kendine has, kalemine özgün betimlemeler okuyacağız.

Puan konusunda çok kararsız kaldım. Çünkü yukarıda da dediğim gibi önümde karşılaştırabileceğim bir kitap yok. O yüzden teknik yazımı konusuna puan verecek olursam 5 üzerinden 3 veriyorum. Ve yazım hayatında Asude’ye başarılar diliyor ve bir sonra ki kitabını da merakla bekliyorum.

3

scrollWithLineCFG_31

uq0c0

V0ZpRkE

One thought on “Konuşan Kitaplar #21 Blog Tur 5. Gün / Gül ve Avcı – Asude / İnceleme

  1. Geri bildirim: Pabucumun Ajanı – Asude / Inceleme | Yorum Duragım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s