Tut Elimi – Rebecca Donovan / İnceleme


1471872_579464862125910_24262612_n

Kitabın Adı : Tut Elimi
Orijinal Adı : Reason to Breathe
Serinin Adı : Breathing Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Rebecca Donovan
Çevirmen : Handan Sağlanmak
Yayınevi : Parodi
Basım : Ekim, 2013
Sayfa Sayısı : 486
Tür : Genç Yetişkin / Romance / Günümüz

Artık azalan nabzımı yok sayamazdım.
Kalp atışlarım ritmini korumak için mücadele ediyordu. Karanlık her yerimi sardı.
Kayıp gitmek çok kolaydı sanki; sessizliğe teslim olarak hiçliğin kucağında çözümü bulmak… Bu yere doğru sürükleniyordum. Fedekârlığımın anılarına tutunmaya çalıştım sonra.
O sıcaklık, kalp çarpıntıları, Evan’ın gözlerinde ki gerçek…
Yaşamak bir seçenek miydi hâlâ?
Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi…

Emmily ‘Emma’ Thomas, zeki, derslerinde başarılı, hayatını kurtarmak için üniversiteye gitmek için deli gibi çırpınan, deli gibi ders çalışan, bütün etkinliklerde, bütün kulüplerde yer aldığı yetmezmiş gibi 3 spor dalında başarılı olup üniversitede burs kazanabilmek için kapıları sonuna kadar açan çevik bir sporcudur. Kısacası 10 numara 5 yıldız bir kızdır. Ama tüm bu iyi şeylerin yanında kötü şeyler olmazsa olmazdır. Daha küçük yaşta babasını kaybettiği yetmiyormuş gibi annesi de babasının ölümünü kabullenemeyip önce kendini içkiye vermiş, daha sonra işsiz kalarak kızına bakamayacak konuma gelmiştir. Kızının daha fazla acı çekmesini istemeyerek – ki nereden bilebilir ki?- Emma’yı amcası ve yengesinin yanına göndermiştir. Amcası, erkek kardeşinin emanetini kucaklarını alarak karşılamışsa da karısı Carol bir o kadar nefret ile onu evinde, yanında, yakınında istemiyordur. Ve tüm bu duygularını Emma’nın vücudunda hiç olmayan izler bırakacak göstermektedir. Dediğim gibi annesi nereden bilebilir ki kızının amcasının evinde güvende değil, onun yanında kaldığından daha fazla acı çekeceğini, yetmiyormuş gibi her nefes alıp-verdiği hayatı sırf bu işkence dolu günlerinden dolayı nefret edeceğini?

Evan Mathews, bir o kadar yakışıklı, bir o kadar seksi, bir o kadar düşünceli, bir o kadar çalışkan oğluşumuz. Kızımız Emma gibi spor sever, denemediği, yapmadığı, başarılı olmadığı spor dalı olmayan oğluşumuz bir gün yine babasının işi dolayısı ile taşınmak durumda kalmışlar ve 2 yılda yeni yeni alıştığı arkadaşlarını arkada bırakarak onları terk etmiştir. Yeni hayatında, yeni evinde, yeni okulunda onu bambaşka bir hayat, bambaşka olaylar ve bambaşka duygular onu bekliyordur…

Önceden sadece gözleri ile takip ettiği kızı, gazetecilik dersinde onunla ağız dalaşına girdiğini fark ettiği anda onun diğer kızlardan farklı olduğunu anlamıştır. Onun diğer kızlardan farklı olduğunu anladığı ise kalbinin bambaşka bir ritm ile attığını anlayarak onunla daha fazla zaman geçirebilmek için elinden gelen her şeyi yapar olmuştur. Ama ne yazık ki bu düşüncelerini ileri bir zamana atmak zorundadır çünkü oğluşumuz, kızımızda ilk izlenim olarak güzel bir iz bırakmamıştır. :)

Gazetecilik dersindeki gerilimden sonra Emma, Evan’a (bu arada bu isme bayıldığımı söylemiş miydim? Eğer söylemediysem eğer hemen itiraf ediyorum: Bu isme bayılıyorum!) iyice gıcık olmuş ve her nereye giderse peşinde görür olmuştur. Ve her seferinde onu gıcık edecek, daha doğrusu içini gıcıklayan bir gülümseme gönderiyordur. Bu gülümseme ile çileden çıkan tatliş kızımızın eli ayağı birbirine dolaşıyordur. Sinirini bozan duygularının yanına içinde yavaş yavaş başlayan bazı duygular patlak vermiştir. Örneğin; Evan gülümsediği zaman midesinde kelebeklerin uçuşması gibi…

Ama o kelebeklerin uçuşunu durduran, daha doğrusu direk öldüren bir etmen, bir kişi vardır. Emma’nın en yakın arkadaşı olan, zenginlik ile yoğrulup büyümüş, manken gibi bir kız olan ve Emma ne kadar acı çekerse çeksin, ne kadar okulda görünmez olursa olsun hiç peşini bırakmayan tek ve yegane arkadaşı Sara, Emma’ya her bir olayda o kişiyi hatırlatmaktadır.

O kişidir ki saçını başını yolmak istediğim, kitabın içerisine girip boğazını sıkıp öldürmek istediğim, yetmeyip sürüm süründürmek istediğim, Emma’ya ne yapıyorsa bin katını çektirmek istediğim, iki yüzlü, pislik, kendini beğenmiş, burnunun ucundan başka hiçbir yeri görmeyen, küçük dağları ben yarattım havasında etrafta dolaşan, sünepe, beş para etmez Emma’nın yengesi Carol’dır. En küçük bir olaydan nem kapıp, acısını Emma’dan çıkartan cadaloz karının bir gün yatacak yeri kalmaması için ve yetmeyip ölmeden acılar içinde kıvranması için dualar ettiğim pislik karı kitabın sonunda cinnet geçirip de Emma’ya yaptıklarını hiçbir zaman unutamayacağım. Daha doğrusu kitap boyunca yaptığı işkenceleri hiçbir zaman unutamayacağım….

Sen “biz” diye bir şey olacağını mı var sayıyorsun?
Henüz değil? Ben, olacağı zaman için hazırlanıyorum.

Evan bin kez aşkını Emma’ya itiraf ederken, Emma Evan’a ona aşık olduğunu, onu deliler gibi sevdiğini itiraf edemiyor, sırf yengesi yüzünden eli kolu bağlı şekilde eski süklüm püklüm hayatına devam etmek istiyor, görünmez olmak istiyor ama buna okulda dolaşan bir takım dedikodular izin vermiyordur. Örneğin; neden Emma’nın her gün el ele koridorda dolaştığı Evan ile değil de bir başka manyak birisi ile çıktığını veya neden Evan’ın kasabayı terk edip gittiğini, buna sebep olan kişinin Emma olup olmadığı okulda dilden dile dolaşıyor ve Emma’yı rahatsız edecek düşünceler ortalarda dolaşmaktadır.

Geçen ay boyunca inkar etmeye çalıştığım şeyi nihayet kabullendim. Gerçekle yüzleşirken, derin bir nefes aldım ve yutkundum. Ben, Evan Mathews’a aşıktım!

Hem yengesinin hem de bu dedikodulara fazla dayanamayan Emma kabuğuna çekilmek isterken başından öyle bir ağır olay geçer ki tüm herkesi şaşkına çevirirken şoka da uğratır. O andan sonra yengesi onu evin içinde görmezden gelirken sırf bir kolye uğruna ona yapmadığı şey kalmaz ve işte burada da kitabımızın sonuna ulaşıyoruz!

Allasen sevgili yazarım o son en öyle ya? Sen o kadar kalınlıkta bir kitap yazmışsın, gençlerimiz arasında ki aşkı döktürmüşsün, biz o aşkı hissetmişiz, yetmemiş onlar ağlamış biz ağlamışız, onlar gülmüş biz gülmüşüz de… O son ne ya? Bugün git, yarın gel de ben size yeni kitapta taptaze olaylar ile o sonu genişletilmiş bir şekilde okutacağım hiç merak etmeyin, der gibi iğrenç bir son ile bitirmiş, yetmemiş kitabın ismini de son dakikaya hadi sıkıştırayım bari demişsin. Eğer o son olmasaydı kitaba ayılıp bayılacaktım ama o lanet son için resmen saçımı başımı yoldum. Sinir hastası oldum yahu! Tamam sen illa öyle bir son yazmak istiyorsun anlayabilirim sevgili yazar da neden şıp diye hemen yapıştırdın o sonu! Tamam sen bize hissettirmeden yazmak istedin belki ama açıkçası beğenmedim. Zaten kızımız akıl almayacak kadar acı çekti. O kadar acıya nasıl dayanabiliyor onu bilmiyorum ya neyse… Yetmeyip bir öyle son yazıp, bize acı çektirdikten sonra neden mutlu sona bağlamaya çalıştın ki? Başkan mutlu sona bağlasaydın ya? Niye hem bize hem de Emma’ya acı çektiriyorsun? Zevk mi alıyorsun ha, zevk mi? Çılgın kadın!

Kısacası sonu hariç kitaba bayıldım. Çeviri mükemmeldi, editasyon mükemmeldi, kapak mükemmelin ötesinde mükemmeldi, konu deseniz en mükemmeli idi. Ama dediğim gibi sonu hiç sevmedim. Serinin devamını okur muyum? Okurum. Ama öncelikle sinirlerimi yatıştırmam lazım yoksa yazarın kulaklarını çınlatmaya devam edeceğim!

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!…

4

damy (1)

2 thoughts on “Tut Elimi – Rebecca Donovan / İnceleme

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s