Cocuk Da Yapamadım Kariyer De – Vefa Enver / Inceleme


b18c5121-4c0b-4082-aae8-dc4122802265

Kitabın Adı : Çocuk Da Yapmadım Kariyer De
Serinin Adı : Çocuk Da Yapamadım Kariyer De Serisi
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Vefa Enver
Yayınevi : Ephesus
Basım : Ekim, 2013
Sayfa Sayısı : 304
Tür : Romantik -Komedi

Aslı, Sibel ve Ahu birbirinden farklı üç kızımız. Üçü de çılgın. Üçü de işkolik. Üçü de romantikliğin dibine vuran ama ben öyle değilim diye geçinenlerden. Ve üçü de 30 yaşında kariyerinde bir noktaya gelmiş ama hala evlenememiş çocuk sahibi olamamış evde kalmış kızlar.

Aslı, 30 yaşında, bir televizyon şirketinin pazarlama departmanında 5 yıllık bir personeldir. 5 yıldır önce şirkete hangi konumda girdiyse halen o konumdadır. Yani konumundan ne ileri bir adım atmıştır ne de geri… Ama son zamanlarda o kadar çok çalışıyordur ki neredeyse hayatından bezmiş bir noktaya gelmiş, bu kadar çok çalıştığı halde terfi edemediği için delirme noktasına gelmiştir. Hele ki çalışmaktan kafayı yiyip evde kalan patroniçesini gördükçe daha da çok kariyer dünyasından korkmaya başlamış ve patroniçesinin daha da fazla görev vermemesi için dualar etmeye başlamıştır. Ama ne yazık ki bu duaları kabul olmuyor, iş üstüne iş gelmeye devam ediyordur. Peki bu kadar iş hayatına karşın aşk hayatı nasıl mıdır? Tek kelime ile berbat!

Metin adında ne olduğu belirsiz, kimin nesi kimin sesi olduğu ortada olmayan birisidir ve 2 senedir ilişkilerine bir ad koymadan Aslı ile yuvarlanıp gidiyordur. Her buluşmalarında Aslı’yı ayağına çağıran heriften zaten bir şey beklenilmemeli değil mi Aslıcım? Adam direk ‘Ben öküzüm önünde gideniyim’ diye bağırıyor ve sen senelerdir bu adama katlanıyorsun. Pes! Sibel ve Ahu aklını başına getirmese hala saftirikçe onun seni sevdiğini düşünerek pembe baloncuğunda yaşamaya devam edeceksin. Ki Allahtan Sibel ve Ahu gibi ilişki uzmanı iki süper arkadaşın var da seni o öküzün ellerinden çekip aldılar. Hayır sen o öküzle çıkmaya devam etsen, sen hala hayal etmeye devam edeceksin, o öküz seni kullanmaya devam edecek ve bunun sonuncunda da o şeker gibi yumuşak kalbin paramparça olacaktı. Ama herkesin bir cankurtaranı olduğu gibi arkadaşları cankurtaranı olmuştur.

Peki Metin’den sonra hayatına kim veya kimler mi olmuştur? Ehh benden söylemesi Aslı hiç beklemediğiniz bir kişiye aşık olacak ve aşka yaşamaya başlayacaktır. Hatta aşk kelebeklerinin bile karnında hissetmiştir. Düşünün o kadar romantik bir aşk yaşacaktır Aslı. Hem de tüm şehvetiyle, tüm aşkıyla, tüm kıskançlık krizleri ile. Yani kısacası her şeyi ile.

Sibel, Aslı gibi 30 yaşında, bir erkekten başka bir erkeğe konan, Kazanova erkeğin kız hali bir şekilde yaşamına devam ediyordur. Yani tam bir seks manyağıdır. O kadar çok sevgilisi olmuştur ki yazsa yüz sayfalık bir defter çıkar. Tamam azıcık abartmış olabilirim ama öyle. :D Sibel’in kariyer hayatı ise Aslı veya Ahu gibi çok çalışmayı sevmeyen bir bünyeye sahip olmadığı için, Aslı’nın tam tersine basit bir üniversiteye gitmiş ve bir inşaat şirketinde genel müdürün sekreterliğini yapıyordur. Yani çalışmaya az vakit ayırıp zevklerine daha çok zaman ayırıyordur. Sonuçta Sibel için zevkleri ilk sırada geliyordur. Yine bir gün yine o böcekten bu böceği konarken bir böceğe o kadar çok kapılmıştır ki ne onun peşinin bırakabiliyordur ne de kalbinin ona doğru uçuşunu durdurabiliyordur. Onu deli gibi sıksa da, kıskançlıklar krizi geçirmesinden sonra Sibel’i sinir küpü yapsa da alttan alta ona aşık olmaya başlamış ama bunu onu terk ettikten sonra fark etmiştir. Azıcık –tabii bu azıcıktan fazla olabilir- aşk acısından sonra mutlu sona ulaşmışlardır. Hele o son buluşmaları o kadar romantik ve şekerdi ki Sibel bu planı yapan arkadaşına tüm sevgi sözcüklerine boğsa yeridir. :)

Ahu da diğer iki arkadaşı gibi 30 yaşındadır. Kariyer dünyasında ise diğer arkadaşlarına göre tam bir işkolik, deli gibi çalışan, terfi alabilmek için gecesini gündüzüne katan tam bir çalışma makinesidir. Tabii bu çalışma hayatına ayırdığı zamandan dolayı aşk hayatına zaman ayıramıyordur. Bu iş yüzünden 3 yıldır çıktığı Can ile ilişkileri gittikçe sarpa sarıyor, en küçük bir konudan kavga çıkıyor, daha sonra köpek gibi pişman oluyorlar, birbirlerine deli gibi özür diliyor ve barışıyorlardır. Ama bu kısır döngü her daim devam ediyordur. Ta ki Ahu kürtaj olana, Can da onu aldatana kadar… Bu iki önemli olay birbirlerinden ayrılmalarına daha doğrusu kopmakta ısrar eden iplerin kopmasına neden olmuştur. Ahu, Can’ın kendisine yaptığı ihanetin acısını üzerinden uzun süre atamazken bir yandan da aşk acısı çekiyordur. Her ne kadar hala aşık olmadığını inkar etse de. Ama her aşkın bir belirti noktası, gel bana bebeğim dediği nokta vardır ya, işte bunu Ahu da yaşamış ve hayatında bazı önemli kararlar vermişlerdir.

Kitapta yer alan yan karakterleri ile, Serkan olsun Baran olsun Can olsun Kaan olsun Hakan olsun hiç fark etmez, hepsi kızlarımız gibi farklı farklı özelliklere sahip olup, eğlenceli, okundukça yüzünüzde farklı duyguların oluşmasına sebep olacak bir kitap ortaya çıkarmıştı. Özellikle Ahu’nun, Sibel ile sevgilisine kıro esprileri yaparak gülmekten sayfaları çeviremediğim sahneleri ile, Aslı’nın yaşadığı hayal kırıklığı sonucunda hüzünlenmemi sağlayan sahneleri ve Ahu’nun işe olan aşkından dolayı diğer önemli gelişmeleri görememesinden dolayı sinir olmamı sağlayan sahneleri ile kitabı çok sevdim. Ama yer yer de sıkılmadığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Sıkılmamın sebebi ise yazarımızın ilk kitabının olmasının acemiliğinden dolayı ortaya çıkan hatalardan olabilir veya kitabımızda yer alan bazı olayların kafamda uyuşmamasından dolayı ortaya çıkan bağlantı bozukluğunda da olabileceğini düşünüyorum. Ama bunun dışında, 3 farklı kişiliğe sahip bu üç kızımızı okumanızı isterim. Belki içlerinden birisi size benziyordur değil mi? Ben kendime karakterle fazla uyuşamadım ama aralarından da en çok Aslı’yı sevdim. Çünkü o kadar saftirik, o kadar saf, o kadar sakar bir insan ki onun sahnelerini okurken eğlendiğimi göz ardı edemem. Şahsen onun saftirik sahnelerini okuyabilmek için Ahu’nun ve Sibel’in sahnelerini hızlı hızlı geçtiğimi de itiraf etsem sorun olmaz herhalde. :))

Kitabın 4. Basımının kapağına gelecek olursak, çok şeker bir kapağa sahip. Hem kitabımızın kapağını oldukça iyi anlatıyor, hem de pembe kraliçemiz Vefa Enver’i çok şeker bir şekilde yansıtıyor. Bu konuda tüm emeği geçen herkese ve Ephesus Yayınlarına teşekkürler!

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

damy (1)

Reklamlar

Konusan Kitaplar #24 Blog Tur / Labirent: Olümcül Kacıs – James Dashner / Inceleme


4a967cb7-d387-42ae-9180-3fd89807186f

Kitabın Adı : Labirent: Ölümcül Kaçış
Orijinal Adı : The Maze Runner
Serinin Adı : The Maze Runner Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : James Dashner
Çevirmen : Gizem Yeşildal
Yayınevi : Pegasus
Basım : Ocak, 2014
Sayfa Sayısı : 408
Tür : Distopya / Young Adult / Bilim-Kurgu

Hatıla.
Hayatta Kal.
Koş.

Thomas, hafızasını kaybetmiş sadece adını hatırlar bir şekilde tepeden onlarca erkeğin ona dik dik bakışları altında bir Kutu’nun içerisinde uyanmıştır. Geçmişinde ne oldu, nasıl bir yaşamı olduğu veya her şeyin dışında geçmişe dair anılarını nasıl hatırlamayıp, sadece ismini hatırladığı konusunda hiçbir fikri yoktur. Bunların dışında ise neden o çocukların arasına geldiğini, nasıl geldiğini hiç bilmiyordur. Ve özellikle o çocukların ona neden hortlak görmüş gibi batkılarını kesinlikle bilmiyordur.

Sadece bir kutudan çıkıp, çocukların dediğine göre Kayran denilen bir yere gelmiştir.

“Tanıştığımıza memnun oldum, çaylak,” dedi çocuk. “Kayran’a hoş geldin.”

Hala neden geldiğini bilmiyormuş halde, Thomas salak salak etrafına bakarak dolaşırken, etrafında hangi Kayranlı varsa ona tonlarca soru sormaktadır. Tabii ki de her sorduğu sorunun cevabını alamayınca buraya karşı nefreti de bir o kadar artmaktadır. Ama o kadar ergence davranıp o kadar deli saçması soru soruyordur ki utanmasam kitabın içerisine girip ağzının ortasına bir tane çarpasım geldi.

Her neyse Thomas durmaksızın sorularına devam ederken, Kayran’da yaşayan çocuklarda onun kim olduğunu, neden geldiğini çözmeye çalışıyorlardır. Tabii bu arada Izdırap Veren denilen canavarlar da Kayran’ın dışarısında, Labirent dedikleri yerde bulunmaktadır. Bu canavarlar ısırdıkları zaman ya ısırılanı öldürüyordur ya da Değişim adını verdikleri ızdıraplı bir evreden geçmelerini sağlıyordur. Ve Değişim sırasında ısırılan kişi geçmişine dair bir takım hatıralar hatırlamaktadır. Mesela neden oraya gönderildikleri, eski yaşadıkları dünyanın nasıl oldukları ile vs. Yani kısacası Değişim onlar için bir geçiş evresi gibi bir şeydir. Geçmiş ile geleceğini birbirine bağlıyor, bir takım şeyler görmelerini sağlıyor ama bunları bir başkalarına anlatamıyorlardır çünkü onları engelleyici bir güç ortaya çıkıyordur.

Ve bu Değişimi geçirenlerden birisi de Gally adında ki bir çocuktur. Thomas, Kayran’a ayak basar basmaz onu suçlamaya, iftiralar atmaya, onun bir düşman hatta kötü bir insan olduğu hakkında Kayranlıları dolduruyordur. Daha neden oraya geldiğini bilemeyen Thomas bir de bu tür şeylerin yüzüne çarpılması ile neye uğradığını şaşırmıştır. Ve o dakikadan sonra Kayranlılardan köşe bucak kaçmaya başlamıştır.

Ta ki Chuck denilen çocuk yanına gelene kadar…

O geldiği anda bir çocuğun ne kadar çok konuşabileceğini bilmeyen Thomas, bun ugörmüş, duymuş ve deneyimlemiştir. Tabii her ne kadar Chuck’dan şikayet ettiyse de Thomas’ın ondan başka adam akıllı bir arkadaşı yoktur ve ondan başkasına güvenemiyordur.

Thomas’ın Kayran’a ayak bastıktan sonra tüm kötü olayların yavaş yavaş başlarına geldiğini söylemiş miydim? Eğer söylemediysem söylüyorum. Thomas ne zaman Kayran’a ayak basmıştır işte o andan itibaren felaketler bir bir gerçekleşmeye aşlamıştır. Örneğin Kayran’da iki yıldır sadece erkek çocukları olmasına rağmen Thomas’ın Kutu’dan çıktığının ertesi günü Kutu’dan bir kız çıkmıştır. Kızın oradan çıkması ile neye uğradıklarını şaşıran Kayranlılar birden kızı kendileri kapmaları için aralarında kıyasıya bir mücadeleye girişmişlerdir. Ama oranın lideri olan Alby, şoku hemen üstünden atıp kızı Tıpçıların yanına götürmelerini söylemiştir. Ki kızı tam götürecekleri an elinde bir kağıt parçası tuttuklarını fark eder ve hemen alıp okuyarak neye uğradıklarını şaşırmışlardır.

Çünkü kağıtta Kayran’a gönderilen son kişi olduğu yazıyordur. Bunun üzerine çoğu Kayran’lı bunun sorumlusunun Thomas olduğunu düşünerek üstüne yürümeye başlamıştır. Ama liderin ve Newt’in koruması ile Thomas onlardan uzaklaştırılmış ve çalışma alanını seçmek üzere tek tek gezmekte ve her bir gün farklı yerlerde çalışmaktadır. Ama Thomas herkesin dişini tırnağına takarak o konuma geldiği ve seçimlerle seçilen görev olan aynı zaman Kayran’da ki en zor görev olan Koşuculuğu seçerek, Labirent’e girmek istiyordur. Her ne kadar nedenini bilmese oraya girmek ve keşfetmek istiyordur. Çünkü Labirent onu çekiyordur.

Buraya kadar aslında kitabın ilk 50 sayfasında olan olaylar ve bu olaylar beni o kadar sıktı ki anlatamam. Özellikle Thomas’ın bir ergen gibi davranıp, etrafındaki çocuklara salak salak sorular sorması saçımı başıma yolmama sebep oldu. Ee be çocuk oraya gelen çocuklarda bir şey bilmiyor zaten. Yavaş yavaş öğrenmişler. Sence dişlerine tırnaklarını takıp öğrendikleri o az bilgiyi de şıp diye sana anlatmalarını filan mı bekliyorsun? C’mon! Bu kadar delirme dostum. Bir otur düşün taşın onlar senin felaket tanrısı diye görüyor, sence sana Kayran’ın veya Labirent’in en bilinmeyen sırlarını anlatır mı? Yapma etme gülüm. Ama tam ben, Thomas’ın bu tip hareketlerine küfür üstüne küfür ederken yavaş yavaş aklı başına geldi oğluşumuşumuzun ve adam gibi davranmaya başladı. Bu tam olarak kitapların ortalarına denk geliyor. Eğer bu davranışları kitabın ortalarına doğru değişmeseydi kesinlikle bırakırdım. Bu kadar bir ergen çocuk olamaz. Delirtti resmen yahu!

Ama kitap işte o dediğim andan itibaren öyle bir açıldı ki anlatmam! Hayran bıraktı beni resmen! Bir sonraki sayfayı çevirmek için resmen maraton koşucusu gibi deli gibi hızlı bir şekilde çevirdim. Çünkü sırlar öyle hızlı bir şekilde açıklandı ki neye uğradığımı şaşırdım. Hele ki o olayların akışı, aksiyonun sonu gelmeyecek gibi heyecanı tavan yapması. İşte o anda kitaba aşık oldum! Ve son 250 sayfayı kitabı elimden bırakmayarak deli gibi okudum.

Eğer ki kitabın ilk başı bu kadar içimi baymasaydı eminim ki kitaba daha çok puan verirdim. Ama dediğim gibi o ilk başı neredeyse kitabı bıraktırıyordu bana. Ama o son. Özellikle o çocukların neden oraya gönderilişinin sırrı beni öyle bir gaza getirdi ki The Maze Runner serisinin bir diğer kitabı olan The Maze Runner Files’ı okudum. Ve bu kitap sayesinde birkaç tane daha sırrın cevabını öğrenmiş oldum. Ayrıca o kitap sayesinde tekrardan ve tekrardan Newt ve Minho’ya aşkım arttı. Ve fangirllik derecesinde peşlerini bırakmayı planlanmıyorum :D

Kitabın çevirisine gelecek olursak gerçekten iyiydi, sevgili çevirmenin ellerine sağlık. Ayrıca kapağın orijinal kullanılması da kitaba ayrı bir hava katmıştı. Gerçekten kitaplığımda şahane duruyor. Orijinal kapak kullandığın için teşekkürler Pegasus!

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

scrollWithLineCFG_31

Turumuzda 5. ve son gününde:
Anime ve Kitap Sever yazarımızla yapılan röportajı paylaşıyor.
Tuğçe’nin Kitaplığı, Yorum Durağım ve SaklamaKabı ise kitap hakkında ki düşüncelerini paylaşıyor.

Ayrıca iki şanslı kişinin kazanacağı Labirent: Ölümcül Kaçış yarışmasına herkesi davet ediyoruz.

Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

damy (1)

Konuşan Kitaplar #23 Blog Tur / İlk Defa – Cora Carmack / Cora Carmack ile Röportaj


1513303_724232487587568_1271125708_n

Konuşan Kitaplar 23. Blog turunun son gününden herkese merhaba! 

Bu zamana kadar kitabımızı ve yazarımızı tanımış, kitabımızdan alıntılar paylaşıp yorumlamıştık. Ve hatta hayalimdeki Bliss ve Garrick’i bile sizlerle paylaşmıştık. Ve şimdi sıra yazarımızda röportajda! 

Yazarımızla röportajımız Girls In The Stacks sitesinden alınmıştır ama çeviri bana aittir. O yüzden bir hatam varsa kusura bakmayın. :)

scrollWithLineCFG_31

Cora Carmack

New Adult (NA) bu günlerde sıcak ve çok tartışılan bir konu, bize sana göre NA’nın ne olup ne olmadığını anlatabilir misin?

New Adult, Young Adult ile Adult edebiyatı arasında kalan bir köprü gibi. Daha az olgunlaşmış içerik, ses veya bakış açısına sahip ama eğer ille de 16 ve 30 yaşlarında bulunan düzenli bir işe ve kendisini bilen kadınları okumak istiyorsanız, işte tam da bu noktadasınız. Hayat, karmakarışıklığın ortasından atlayamıyor ve bu yüzden neden kitaplar? Benim için, New Adult, karakterlerin kanatlarının gün geçtikçe büyümesiyle, onların geldiği yaşlarda yeni yeni özgürlükleri keşfetmeleriyle ve hepimizin sahip olduğu gibi çocukluk resimlerine bakarak ‘Ben ne zaman büyüdüm?’ düşüncelerini geçirdikleri yetişkin olduklarını öğrenmeleriyle ilgili. Çoğu tartışmaların ortasında bu türün gerekli olup olmadığı hakkında düşünceler dönmekte. Kitapçılarda bu kitapların nasıl satacağı ile ilgili de bir sürü konuşmalar var. Ama benim için burada mükemmel bir soru yatıyor, insanlar bu tür kitaplar okumak istiyorlar mı? Söyleyebileceklerim bu kadar.

Hadi, azıcık İlk Defa kitabının baş karakteri Bliss hakkında konuşalım. İlk olarak Bliss ismi aklına nereden geldi? Biz bu ismi çok seviyoruz!

Tanrım, keşke bilebilseydim. Onun tam ismi (Bliss Edwards) bir gün aklımda bitiriverdi. Garrick veya Cade’in  (aslında Wade)  isimlerinin nereden geldiğini hatırlıyorum. Ama ne zaman Bliss’in isminin geldi yeri düşünüyorum, işte o zaman kocaman bir boşluk oluşuyor. O kim olduğunu biliyor ve bu yüzden bir yazar olarak ben de biliyorum. İşte bu kadar basit.

Bliss hikaye boyunca bizim tapılası olduğunu düşündüğümüz bazı oldukça eğlenceli ve garip şeylere sahip. Okuyucuların Bliss’in beceriksizliğini onunla ilişkilendirdiğini mi düşünüyorsun?

Evet, öyle düşünüyorum. Genellikle Bliss gibi kızlar kitaplarda ikincil karakterler oluyorlar hem de ilginç bir arkadaş olarak. O kızların kendilerine ait bir hikayelerinin olması benim için çok önemli. Çünkü çoğunlukla onda kendimi buluyorum. Çoğu kahramanlar gibi utangaç ve hassas ya da cesur ve kendine güvenen birisi gibi hissediyorum. Her zaman bir yerlere düşen birisiyim. Ve bu konuda tek başıma olmadığımı düşünüyorum. Bana elini uzatan bir çok okuyucuya sahibim ve kendilerini tanımlayacak kahramanları yazmamı bekliyorlar. Ve bu da çok fazla duymak istediğim bir şey!

AYDINLANMA NOKTASI

Star Wars mu Star Trek mi? Beni öldürün ama bu soruyu cevap vermemi istemeyin!
Downton Abbey mi Dr. Who mu? Downton Abbey
Ağır Metal mi Pop mu? Pop
Romance mı Erotika mı? Romance
Çocukluğunun favori kitabı? Ellerimden düşmeyen Harry Potter. Ama ayrıca The Dark is Rising Serisine de bayılıyorum!
Son zamanlarda okuyup seni kızartan bir kitap? J. Lynn’nın Gamble Brothers kitabı olabilir.
Son zamanlarda bir oturuşta bitirdiğin kitap? Unravel Me – Taherah Mafi. ( Çok şanslıydım ve kitabın ARC’sine sahiptim. Bu o kadar güzeldi ki bir oturuşta ikinci seferi de okumayı düşündüm.)
Pancake mi waffle mı? Waffle!

scrollWithLineCFG_31damy (1)

Konuşan Kitaplar #23 Blog Tur / İlk Defa – Cora Carmack / İnceleme


25

Kitabın Adı : İlk Defa
Orijinal Adı : Losing It
Serinin Adı : Losing It Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Cora Carmack
Çevirmen : İmge Tan
Yayınevi : Pena Yayınları
Basım : Aralık, 2013
Sayfa Sayısı : 280
Tür : New Adult / Romance / Günümüz

Bliss Edwards, geleceğinde daha en yapacağına karar verememiş bir üniversite dördüncü sınıf öğrencisi. Tiyatrocu. Güzel. Alımlı. Zeki. Her şeyin yerli yerinde, her olayın tamı tamına zamanında yapılması için uğraşan bir mekanik. Tam bir kontrol manyağı…  Ama bu yaşına kadar nasıl başardıysa bir bakire…

Garrick Taylor, üniversitede tiyatro bölümü okumuş yetmemiş üzerine yüksek lisansını yapmış. Yani tiyatro dalında eskiden öğrenciyken şimdi öğretmen… Yakışıklı. Sarışın. Kaslı. Seksi. İngiliz. Seksi bir aksana sahip seksi bir İngiliz… Ama öğretmen. Ne yazık ki bir öğretmen! Hem de öğrencisi tarafından çıplak olarak yüzüstü bırakılan bir öğretmen…

Bliss Edwards, üniversiteden de bakire olarak ayrılacağı için en yakın arkadaşlarından birisi olan Kelsey’e dert yakınırken, en yakın arkadaşı Kelsey daha fazla yakarışlarına dayanamayarak, seksi kıyafetleri Bliss’in üstüne geçirdiği gibi en yakın bara doğru sürükler. Sürükler sürüklemesine ama bizim bakire kızımız bir yandan seks yapmaktan korkarken bir yandan da seks yapacağı erkeği bulamamakta veya beğenmemektedir. Arkadaşının bulup getirdiği her erkeği ret etmiş veya sırt çevirmiştir. Tabii bu davranışlarına daha fazla dayanamayan Kelsey, sinirden küplere binmiştir.

Arkadaşı sinir küplerine binerken bizim biricik kızımız lavaboya doğru yol almıştır. Tam yolunun üzerinde Shakspeare okuyan bir erkek ile karşı karşıya geldiğinde laf atmadan duramamıştır.

“Eğer bu bir kız tavlama yöntemiyse, daha kalabalık bir bölüme geçmeni öneririm.”

Bu lafı attıktan sonra tabire caizse oluşumuzda mavi ekran belirmiş ve karşısında ki çıtırın ne demek istediğini idrak etmeye çalışmaktadır. Ama espritüel bir şekilde… Onlar birbirleri ile sakalaşmaya devam ederken birisi okudu kitabı kapatmış, birisi ise bir sandalye çekerek masaya oturmuştur. Muhabbet uzayıp gittikçe kızımızın karşısında ki sarışın İngiliz aksanlı seksi konuştukça, içinin yağları erimeye başlamış ve seks yapıp bekaretini kaybetmek artık daha cazip bir iş haline gelmiştir. Tabii gönderdiği sinyaller karşısında yürüyen bay seksi de ona bir takım sinyaller göndererek, kapısında bir çilingirin beklediği evine davet etmiştir. Hem de motoruyla… Hem motorlu hem seksi hem İngiliz hem seksi bir aksana sahip bir erkek hayal edebiliyor musunuz? Hah! İşte o Garrick Taylor’un ta kendisi!

Garrick ile hayallerimizi süslemeye devam ederken kızımız onun motoru görmesi ile neredeyse kalp krizi geçirmiş ve oğluşumuzun zoru ile kaskı takarak motora binmiş ve oğluşumuza bir ahtapot gibi dolanmıştır.

Seks.
Seks yapacaktım.
Bir erkekle.
Yakışıklı bir erkekle.
Yakışıklı bir İngiliz erkeğiyle.

Söylemeyi unutmuş olabilirim. Ayıptır söylemesi kızımız azıcık eşek şanslıdır. Olmayacak zamanlarda başına olmayacak şeyler gelmektedir. Bakınız motordan aceleyle inmesi sonucu sıcak egzozdan bacağını yakması gibi. Bakınız yakışıklı erkeğimizi tam sevişecekleri zaman terk edip gitmesi gibi. Çıplak ve dumura uğramış bir şekilde. Tüm bu eşek şansları yetmiyormuş gibi bir gece önce çıplak bir şekilde terk edip gittiği seksi bir aksana sahip seksi İngilizin yeni Üst Hazırlık öğretmeni olması gibi…

Çünkü yeni öğretim üyesi sadece sekiz saat önce yatağımda çırılçıplak yatan adamdı.

Evet, evet! Yanlış duymadınız! Bir gece önce kendi evinde, kendi yatağında çıplak bir şekilde bırakıp, terk ettiği yakışıklı İngiliz evladı, Bliss son senesinin son döneminin son dersinin öğretmeni. Hem de haftada üç gün mecburiyetten yüz yüze geleceği öğretmeni! Yıl sonu galasında hazırlayacak kişi bile o! Yani uzun lafın kısası bir dönem boyu yüz yüzeler.

İlk başta her ne kadar birbirlerini görmezden gelseler bile, önce aralarında uzun uzun bakışmalar başlamış daha sonra bu uzun bakışmalara dokunuşlara geçmiş, bunlarda yetmeyip birbirlerine kaçamak öpücükler vermeye başlamışlardır. Ama birbirlerine tam olarak bağlanmalarına sebep olan şey ise 7 ölümcül günahtan birisi sayılan, en kudretli hatta en kutsal duygu olan kıskançlık duygusu ile bu iki gencimiz birbirlerine bağlanmıştır.

Tabii kızımızın yine her şeyi düşünen fikirleri ile bu birazcık zor olmuştur…

Tanrı yardımcın olsun ama ben öğretmenimin erkek arkadaşım olmasını istiyordum.

Sonuçta birisi öğrenci birisi öğretmendir ve bir takım kurallara göre birbirleri ile aşk yaşamaları ve aşık olmaları yasaktır. İşte kızımız bunları düşünürken oğluşumuz ‘Aman canım banane!’ diyerek önündeki yasak elmanın tadını çıkartmaktadır. Çıkartır çıkartmasına ama yukarıda bahsettiğim kudretli duygu yine aralarına girmiş ve ayrılmalarına sebebiyet vermiştir. Kısacık bir süreliğine… Daha sonra köpek gibi aşık bir şekilde birbirlerine geri dönmüşlerdir.

Kitabımız klasik bir romantik-komedi ve New Adult olduğu için mutsuz sonla bitmeyeceğini biliyordum ama böylede bir sonla biteceğini hiç düşünmemiştim! Kamonnnn sevgili yazarım! Böyle son mu olur?! Ne öyle bugün git yarın gel devamını okuyacaksın gibi! Hiç ama hiç olmadı! Adam gibi bitirip yarım bırakmasaydın ya! Beğenmedim. -.- Hani Garrick benim olacaktı?! El kızına kaçmayacaktı? Çok pis bir şekilde duygularımla oynadın ey sevgili yazar! :’(

Şaka bir yana aşk, kıskançlık, dostluk, aile, pişmanlık, duygusallık, ikinci aşık, itiraflar vs. vs. vs. Bir romantik-komedide üç aşağı beş yukarı hangi duygular varsa bunda da aynı duygular dozajında vardı. Azıcık rahatlamak, azıcık gülmek, hatta azıcık kahkaha atmak, yeri geldiğinde ağlamak istiyorsanız buyurun sizi İlk Defa okumaya devam ediyorum.

Mor aşkımdan dolayı aşık olduğum kapağı ile, mükemmele yakın çevirisi ile, mükemmel bir şekilde editlenmiş hali…

Yetmeyip benim gibi Cade denen aptal çocuğu boğmak üzere sizi kitabı okumaya davet ediyorum.

Kitabı puanım ise kızımızın eşek şansından, oğluşumuzun yürüyen seksi aksanlı seksi bir İngiliz olmasından dolayı 5 üzerinden 5 veriyorum!

5

damy (1)