Mabet – Sarah Fine / Kitap Tanıtımı & Ön Okuma / Ön Okuma Partisi


1503743_801677283182896_1452989651_n

Herkese bu güzel Pazar gününden merhaba!!!

Önokuma partimizin 3. ve son  kitabı olan Mabet’in bir diğer parçasını okumaya hazır mısınız?

Ee hadi o zaman dün Anime ve Kitap Sever‘in bıraktığı yerden devam edelim o zaman!

Ayrıca yarışmaya katılmayı unutmayın sevgili kitap kurtları! :)

scrollWithLineCFG_31

Secevek Biri – Addison Moore | 15 – 19 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller

Sessiz İntikam – Laura Landon | 16 – 20 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Yorum Durağım
4. Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
5.Gün: Kördüğüm Hayaller

Mabet – Sara Fine  | 17 – 21 Ocak
1.Gün: Tuğçe’nin Kitapligi
2.Gün: Anime ve Kitap Sever
3.Gün: Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
4. Gün: Yorum Durağım
5.Gün: Kördüğüm Hayaller

scrollWithLineCFG_31

mabet

Kitap Tanıtımı

“Planım : Şehre gir. Nadia’yı al. Bir çıkış yolu bul. Bu kadar basit.”

Bir hafta önce on yedi yaşındaki Lela Santos’un en iyi arkadaşı Nadia intihar eder. Oysa bugün, uğurlama merasiminin ters gitmesi sayesinde Lela cennette, uzaktaki büyük kapılarla çevrili şehre, cehenneme bakıyordur. Karanlık ve yolunu şaşırmış yaratıklarla dolu olan İntihar Kapıları’ndan kimse kendi isteğiyle geçmez. Ama Lela herhangi biri değildir, en yakın arkadaşının ruhunu kurtarmaya kararlıdır – kendi ahiret hayatını feda etmek zorunda kalsa bile.

Lela, Nadia’yı bulmaya çalışırken bu karanlık şehrin uçsuz bucaksız sokaklarında devriye gezen muhafızlara yakalanır. İçlerinde insana en yakın olan liderleri Malachi, diğerlerinden tek bir nokta dışında farklıdır: ölümcül etkileyiciliği. Lela ile tanıştığında Malachi de kendi planını yapar: Nadia’yı geride bırakmak pahasına bile olsa Lela’yı şehirden çıkar. Çünkü Malachi, Lela’nın bilmediği bir şeyi bilmektedir: Bu karanlık şehir Lela’nın hayatını geçirmek zorunda kalacağı en kötü yer değildir. Malachi, onu bu kaderden uzak tutmak için her şeyi yapmaya hazırdır.

scrollWithLineCFG_31

BİR

Bir yıl sonra

Kaslarım güçlü ve kontrollü bir şekilde kasılarak beni yere indirip kaldırıyordu. Tekrar ve tekrar, kollarım titreyip nefesim boğazımdan kesik kesik fışkırana kadar. Sonra birkaç kez daha, sadece yapabileceğimden emin olmak için. Şınavı bitirip mekiğe geçtim.

Kapının çalınmasıyla aklım, bilinçsizce yaptığım tekrarlardan sıyrıldı. “Tatlım? Çok sessizsin.”

Geriye yattım ve terden nemlenmiş kıvırcık saçlarımı kaşıya­rak kafamı kapıya doğru eğdim. Bakıcı annem Diane kapıyı biraz aralayıp içeriyi süzdü.

Doğruldum ve yüzümü koluma sildim. “Bitiriyorum. Gele­bilirsin.”

Kapıyı ardına kadar açtı. “Kendini çok zorluyorsun.”

Komodinin üstündeki suyu aldım. “Yapmam gereken şey bu sanıyordum.”

Masama dağılmış olan kitaplara ve kâğıtlara baktı. “Nasıl bu kadar enerji buluyorsun, anlamıyorum. Çok geç yatıyorsun.” Kaşlarını çatmasıyla koyu kahverengi cildi kırıştı. “Yeteri kadar uyumadığını biliyorum.”

Son birkaç senedir uykum çok dinlendirici geçmiyordu ama ona bundan bahsetmedim. “Yetiştirmem gereken çok şey var.” Diane’le geçirdiğim bir sene boyunca, zor da olsa ortalamamı sınırın iki puan üstüne geçirmeyi başarmıştım.

“Bundan çok daha fazlasını yapıyorsun. Bugün posta kutusu­nu kontrol ettin mi?”

“Evet. Boş.”

Omuzlarını silkti. “Gelecek, canım. Hissediyorum.” Bazen gönderdiğim tek okul başvurusunun Diane’e, benden daha çok şey ifade ettiği hissine kapılıyordum. Bunu kabul etmekten ne kadar nefret etsem de mümkün olabileceğini hiç düşünmediğim bir gelecek için umutlanmaya başlamıştım.

Diane, “Bu akşam Nadia’yla planınız var mı?” diye sordu.

“Onda kalacağım. Annesi yeni erkek arkadaşıyla Seyşel Ada­ları’na gitti.”

“Başını derde sokma.”

Başımızı hiç derde sokmazdık. Diane bu yüzden Nadia’yı çok seviyordu. Nadia, sürekli mükemmel olma telaşı dışında, yani… mükemmeldi. Kaşlarımı çattım. Belki de değildi. Son zamanlar­da çok gergin gözüküyordu.

Hızlı bir duştan sonra eşyalarımı çantama atıp kapıya yönel­dim. Nadialara gitmek kısa sürüyordu, ancak oturdukları sokağa girmek başka bir dünyaya adım atmak gibiydi. Komşuları gel­diğimi görünce kapılarını kilitleyip perdelerini kapatıyorlar mı diye merak ederdim. Belki de bunu yapmaları için bile birilerine para veriyorlardı.

Diane’in amcasının bana ödünç verdiği eski, külüstür Corol­la, Nadiaların evinin önündeki garaj kapısı sıralarının önüne park ederken bana küçükmüş gibi geliyordu. Tegan’ın BMW’sinin ya­nına park ettim. Nadia’nın öbür arkadaşları geleceğimi duyduk larında, genellikle arabalarını çekerlerdi. Bir yıla yakındır takılı­yor olsak da arkadaşları, özellikle de Tegan, benim gibi birisiyle zaman geçirdiği için sinir olmaya ve şaşırmaya devam ediyordu. Bir hafta kadar önce Nadia’ya artık gına gelmişti. Tegan’a, bir yere gitmediğimi ve onun en azından benimle konuşması gerek­tiğini söylemişti.

Nadia’nın önce benim fikrimi almış olmasını isterdim.

Nadia benden önce davranıp ön kapıyı açtı. “Siz ikinizin işleri yavaştan almanızı istemiştim ama öyle görünüyor ki Tegan’ın te­rapisti ona, seninle bir bağ kurması gerektiğini söylemiş.”

“Bu bayağı… tatsız gibi.” Dudağını ısırıp biraz güldü, biraz da utandı. “Kızma.”

Çantamı sırtlayıp merdivenlerden dikkatle çıkmaya başladım.

Tegan’ın kıçını tekmeleme isteğimi uzun süredir bastırıyor­dum. “Önemli değil. Aşırı makyajdan bahsetmediği sürece kavga çıkmaz.”

Tegan, Nadia’nın omzunun üzerinden bana baktı. Kısa kah­verengi saçları havalı biçimde yüzünün etrafından sivriliyordu. Nadia’ya bir şişe gazoz uzatırken, “Selam Lela. Gözetmeninin gelmene izin vermesine sevindim,” dedi.

Tegan bağ kurma konusunda oldukça zayıftı.

Nadia şişeyi alıp Tegan’ın kafasına hafifçe vurdu. “Yapma şunu. Bu akşam rahatlamak istiyorum.”

Tegan Nadia’ya dil çıkarttıktan sonra bana döndü. “Baksana, bu hafta sonu bir Dominik festivali olduğunu okudum. Belki gi­dip senin kökenini kutlayabiliriz.”

Gözlerimi kapayıp kafamı sallayarak, benimle konuşan bu yeni Tegan’dan azap duydum. Nadia, “Lela Dominik Cumhuri­yeti’nden değil,” diye benim yerime cevap verdi.

“Yakın sayılır ama, değil mi?” Tegan gerçekten kafası karış­mış görünüyordu, çünkü muhtemelen şimdiye dek konuştuğu tek koyu tenli kişi bendim. «O zaman, nerelisin?»

“Şey, buralıyım.”

Gözlerini devirdi. “Hayır, yani köken olarak.” Çantamın ko­lunu öyle sıktım ki parmak boğumlarım bembeyaz oldu.

Buralıyım.”

“Ah, haydi Lela, biraz ayrıntı ver. Belki sizin çullukların da bir festivali vardır.”

İç çektim. «Sanırım Porto Rikalıyım.»

Sanırım mı? İnsan böyle bir şeyden emin olmaz mı?”

scrollWithLineCFG_31

1 adet Mabet kazanmak için TIK-TIK!!!

damy (1)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s