Otekiler Arasında – Jo Walton / Inceleme


Ötekiler Arasında-Kapak

 

Kitabın Adı : Ötekiler Arasında
Orijinal Adı : Among Others
Yazarın Adı : Jo Walton
Çevirmen : M. İhsan Tatari
Yayınevi : İthaki Yayınları
Basım : Kasım, 2013
Sayfa Sayısı : 381
Tür : Fantazya / Bilim-Kurgu / Young Adult

O, bir yıl önce kız kardeşinin daha doğrusu ikizinin ölmeden, kaçık cadı annesini terk edip yıllar önce onları terk edip giden babasının yanına gitmeden önce Morwenna Phelps idi. Ama tüm bu olaylar yaşanıp ikizi öldükten, dedesi felç geçirdikten, kaçık cadı annesini terk edip adını sanını dahi bilmediği babası Daniel’ın yanına kaçıp, Daniel’ın 3 kız kardeşi ile yaşamaya başladıktan ve Arlinghurst adındaki yatılı kız okula gittikten sonra Morwenna Markova olmuştur.

“Morwenna Markova’nın telaffuzu biraz zor,” dedim uzunca bir aradan sonra.
Güldü. “Doğduğunuzda ben de aynı şeyi söylemiştim. Morwenna ve Morganna.”

Talihsiz bir olayın sonucunda ikizi Morganna’yı kaybeden Morwenna (Mori), daha fazla kaçık annesi ile kalamayacağını anlamıştır. Çünkü tam da o sıralarda az da olsa annesi ile yaşamasını kolaylaştıran dedesi de felç geçirmiş ve hastanede yatıyordur. İşte bu nedenlerden Mori evden kaçmış ve Sosyal Hizmetler Kurumuna giderek orada yaşamak istediğini söylemiş ama onlar uzun araştırmalar sonucu babası Daniel’ı bulmuş ve Mori’yi onun yanına göndermişlerdir. Yıllar sonra Mori’nin yanlarına gelmesini şaşkınlıkla karşılayan Daniel ve üç kız kardeşi, hemen hazırlıklara başlayarak onu yaşadıkları yerin en iyi okulu olan Arlinghurst’a göndermek için hazırlıklara başlamışlardır. Okula özel kıyafetler, ayakkabılar, eşyalar vs. Sonuçta birbirlerine fazlasıyla benzeyen ve ayırt edilemeyen üç kız kardeşin bitmek bilmeyen para yığınları vardır. En azından Mori böyle düşünüyordur.

Aslında Mori için kalacak bir yer ve üniversiteye girebilmek için toplamak zorunda kalacağı puanı toplamasını sağlayacak bir lise olduktan sonra diğer kusurların bir önemi yoktur. Babasının onunla çok fazla ilgilenmemesinin veya halalarının onunla fazla ilgilenmesi gibi… Çünkü onun hayatta hiçbir şeye değişmeyeceği, zor zamanlarında yanında olan, zorluklarla karşılaştığı hayatında bir dayanak olan bir kitaptır. Aynı Mor’un öldüğü gece yaralanıp sakat kalan bacağına destek olan dedesinin eski bastonu gibi…

Önemli değil. Kitaplarım var, yeni kitaplar ve onlar olduğu müddetçe her şeye göğüs gerebilirim.

Bu düşünceyi sırtına alarak Arlinghurst’a giden Mori, yeni arkadaşlar edineceğini hiçbir zaman düşünmüyordur. Çünkü o diğer kızlar gibi değildir. O süslenip püslenmeyi sevmeyen, sevgilim olsun diye Cumartesi günü izin günlerinde eteğini kısaltmayan veya dedikoduları takip etmeyip, dedikodu yapmayan birisidir. Çünkü o, çatlak cadı annesinin büyülerinden kaçmakta, bu büyülerden kaçmak için yapacağı büyüleri sormak için deli gibi çevresinde perileri aramaktadır. Evet, evet yanlış yazmadım. Kızımız perileri görüyor! Sonuçta annesi cadı, yapmayın ama!

Gerçekte bir bilim-kurgu arazisinde yaşıyor olmamıza rağmen fantastik bir arazide yaşıyormuş gibi eğitilmiştik. Cahilce elflerin ve devlerin bize bıraktıkları şeyler arasında oynamış, perilerin mülkleri üzerinde hak iddia etmiştik.

İlk başta bu olaya ben de şaşırdıysam da belli bir süre sonra sayfalar kendi kendini çevirdiği an da alıştığımı fark ettim. Hatta perilere ve perilerin yaşadıklara yerlere Tolkien’in kitabında olan yer alan yerlerin ve kişilerin isimlerini vermişlerdir. İşte bu yüzden perilere elf olarak seslenmektedirler. Tabii bir zamanlar Mori bunu ikizi Mor ile yapıyordur. O öldükten sonra bu işe kendisi devam etmiştir.

Mor’u severdim, ama değerini hiçbir zaman yeterince bilememiştim. Neden bahsettiğimi her zaman anlayan ve ne tür oyunlar oynamak istediğimi bilen birine sahip olmanın ne kadar harika olduğunu asla anlayamayacağım.

Mori, Arlinghurst’a başlayıp yavaş yavaş oraya alışmaya çalışırken, kendisi gibi kitap kurdu olan babası, Daniel’a her hafta bilim-kurgu ve fantastik kitaplar hakkında mektuplar yazıyordur. Babasının haricinde bir türlü aklımda tutamadığım, çünkü kızımızın o kadar çok akrabası var ki, birkaç akrabası ile de mektuplaşıyordur.

Okulda çok başarılı olan kızımız tek izin günü olan Cumartesi kasabaya gidiyor ve kasaba kütüphanesinden yeni kitaplar alıyor, okuyor ve teslim ediyordur. Ve bu kütüphane onun için bir şans kapısı olmuştur. Kütüphane sayesinde artık Salı akşamları okuldan çıkıp kitap kulübü ile buluşuyor ve en sonunda kendisi gibi aynı kafadan insanlarla yaşı ne olursa olsun arkadaşları olmuştur. Her ne kadar bazı yazarlarda düşünceleri birbirleri ile çelişse de onları okuldaki kızlardan daha çok seviyordur. Tabii aralarından Wim’i daha da çok seviyordur. :D

Bu Wim kim midir? Hım… Wim, İngiliz aksanına ve sarı uzun saçlara sahip, yakışıklı, 17 yaşında seksi bir oğluştur.

Wim hafif bir rüzgarla sallanan yeni çiçek açmış dallara ya da yanınıza konan ve uçmasın diye nefesinizi tutarak izlediğiniz nadide bir kelebeğe benziyor. Bu aynı türden bir soluksuzluk.

Tabii yeni yeni duyguları canlanan sevgili kızımız Mori, Wim hakkındaki kötü söylentilere rağmen ona bakmaya devam ediyordur. Ve sonunda bu bakışmalar buluşmalara, buluşmalarda ikisinin sevgili olmasına kadar dönüşmüştür.

Aslında kitabın en şirin yerlerinden birisi de buralardı. Tama oğlumuz kızımıza göre daha deneyimli olsa da aralarında oluşan bir takım şeyleri nasıl ilerleteceklerinin veya buluşma anında ne yapacakları hakkında kararsız kalmalarında ki acemilikleri o kadar güzeldi ki o yerleri gülümseyerek okudum. Kitapta sevdiğim bir yer ise kızımızın perileri veya elfleri tanıtış şekli ve onlarla konuşma çabalarıydı. Ayrıca Ötekiler Arasında sayesinde perilerden tiksindim diyebilirim. Oğlum hiç nasırlı peri mi olur? Peri dediğin yüzü ak pak, erkek peri dünyanın en seksi varlığı, kız peri ise bir nevi Victoria’s Secret olması gerekir. Ama bu kitapta periler tam tersi. Ya çok çok güzel periler var ya da yüzüne dahi bakamayacağız –ki görebiliyorsanız tabii- çok ama çok kötü periler var. İşte bu noktada azıcık hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Tüm çocukluk, gençlik, ergenlik ve şimdiki zaman ki olan hayallerim çöpe gitti diyebilirim. “Nasıl olur nasıl nasıl?” diyerek evde dolaştığımı ben bilirim. :)) Bunların dışında bir de kitapta sevdiğim bir diğer özellikle ise kitabın günlük şeklinde olmasıydı. Bütün olaylar kızımızın düzden, soldan, sağdan, hem tersten hem dünden, hem sağdan hem soldan yazdığı bir günlüğün sayfalarından okuyoruz. Bu günlük gibi yazılış şekli olayları daha samimi bir dille yazılmasını sağlamış ve okurken sanki biz yaşıyormuşuz gibi bir duygu katmış. Bu yüzden yazarımızın kitabı bu şekilde yazmasına bayıldım diyebilirim.

Son olarak ise Mori’nin okuduğu tüm kitaplar hakkında neredeyse her sayfanın sonunda bir dipnot olması ve kitabın sonunda bu kitaplarının isimlerinin olduğu bir listenin yer almasıdır. Mori’nin okuduğu kitapların birkaçının okumuş olduğum veya ismini duymuş veya hiç duymamış olduğum halde kendimi kızımızın yerine o kadar kolay koymuşum ki sanki bütün olayları ben yaşıyormuşum gibi hissettim.

Kitap hakkında değineceğim son nokta ise sonunu hiç beğenmem olacak. O kadar saçma bir şekilde bitti ki anlatamam. 5 dakika önce kitaba kendimi kaptırmış, paldür küldür okuyup sayfa çeviriyorken bir dakika sonra bi’ baktım ki kitap bitmiş, devamı yok. Öyle saçma bir yerde bitti ki saçımı başımı yolasım geldi. Kitap hakkında ne mutlu son diyebilirim ne de mutsuz. Çünkü o kadar belirsizliklerle bitti ki kitabı fırlatasım geldi. Bir öyle bitemez dostum! Anla beni sevgili yazar! Ya bunun devamını yaz ya da sonu değiştir tekrar yaz, çıldırtma adamı! -.-

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

damy (1)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s