Agaçtaki – Janne Teller / Inceleme


Agactaki kpk 4 copy

Kitabın Adı : Ağaçtaki
Orijinal Adı : Nothing
Yazarın Adı : Janne Teller
Çevirmen : Abdulgani Çıtırıkkaya
Yayınevi : ON8
Basım : Nisan, 2014
Sayfa Sayısı : 181
Tür : Genç-Yetişkin

Hiçbir şeyin anlamı yok.
Zaten epeydir biliyordum bunu.
Ama şimdi fark ediyorum ki,
bir şey yapmanın da anlamı yok.

Pierre Anthon bu sözleri söyledikten sonra okulu bırakmış ve kendisini düşünceleri ile birlikte daha da fazla –artık nasıl başarabiliyorsa!- soyutlamıştır. Olmayan arkadaşlık bağlarını bitirmiş, sınıftan çıkıp gitmiş ve hiçbir şeyin anlamı yoktur diyerek de bir ağacın tepesine çıkarak, okula giden arkadaşlarını sinir etmeye, onlara çıktığı erik ağacının meyvelerini atarak kızdırmış ve sınırlarını zorlamıştır.

İnsanlar normal şartlar altında bir ağaca meyve toplamak veya yukarıya tırmanan bir kediye kurtarmak için ağaca çıkarken Pierre çok farklı bir amaç doğrultusunda o erik ağacına çıkmıştır. Çıkmıştır çıkmasına ama neden insanları rahatsız ediyordur? Psikopat mıdır bu çocuk? Veya ruh hastası? Bence her ikisi de muhtemeldir. Çünkü o manyak ve psikopat çocuk her şeye isyan etmesi yetmiyormuş gibi bir ağacın tepesine çıkarak okula giden arkadaşlarını rahtsız ediyordur.

Tabii bu duruma daha fazla kayıtsız kalamayan sınıf arkadaşları Pierre’yi o ağaçtan indirme çabalarına girmişlerdir. Girmişlerdir ama onlar bu konuda ne kadar inatçı ise Pierre onlardan bin kat daha inatçıdır. Sonuçta çocuk psikopat! Boşuna demiyorum.

Taş mı atmadıkları kaldı veya gece-gündüz o erik ağacın altında Pierre’nin totosunun ağrıyarak o ağaçtan inmesini beklemedikleri mi kaldı veya veya ona bağırıp çağırıp küfretmedikleri mi kaldı, anlat anlat bitmez! Ama katır gibi inatçı olan psikopat Pierre, inadından vazgeçmemiş ve o ağaçtan inmemiş, resmen o ağacın tepesini habitatı olarak kabul etmiştir. Totona kramplar girsin Pierre! O babanın da vicdanına kramplar girsin! Ne gamsız babadır yahu! Daha ergenliğin tepesinde çocuğu günlerce bir ağacın tepesinde yaşasın, hiç benim oğlum nerede kaldı, nerede yaşıyor, nereye gitti, ne yiyor, ne içiyor, başına bir şey mi geldi, diye hiç sormasın zaten! O da ayrı bi’ manyak zaten! Bence Anthon soyuna özel bir genetik hastalık bu manyaklık. Yoksa ne baba ne de oğul böyle olurdu.

Manyaklık tezimi bir kenara bırakırsam, arkadaşları Pierre’ye karşı yapmadığı şey kalmadığı halde, bir türlü onu o ağacın tepesinden indirememişlerdir ve onlarda farklı bir şekilde onu o ağacın tepesinden indirmenin yolunu bulmak için düşünmeye başlamıştır. Herkesten farklı sesler çıkıyordur ve hiçbirisi ortak bir kararda anlaşamıyordur.

Ama en sonunda birisinden öyle bir fikir çıkmıştır ki, o fikir sayesinde bir insan bir insanın nasıl başka bir insandan en değerli varlığını elinden alabilir veya nasıl bir başka insanı çooook zor bir durumda bırakabilir veya nasıl bir fikir sayesinde tüm dünyada tanınmış birer insan olurlar, işte bunu ‘o’ fikir sayesinde anlıyoruz.

Peki bu fikir ne mi?

‘Anlam’ı bulmak!

Ağaçtaki

Sizce bir anlam nasıl bulunur? Veya bir anlam sayesinde bir insanı nasıl bir ağacın tepesinden indirebilirsiniz? Veya bir anlam sayesinde dünya çapında nasıl tanınabilirsiniz? Düşünebiliyor musunuz? Ben bu kitaba kadar düşünemezdim.

Peşinden koştukları fikir olan ‘anlam’ yüzünden yavaş yavaş başlayan hırs duygusu, gün geçtikçe, insandan insana atladıkça gözlerini kör etmiş ve hayatta yapamayacakları veya yapmayacakları şeyleri o peşinden koştukları ‘anlam’ yüzünden yapar hale gelmişlerdir. Hem de hiç mi hiç aklınıza gelmeyecek şeyleri.

Çıplak ayaklarıma baktım ve Gerda’ya bunu ödetmeye karar verdim.

Kitaba ilk başladığımda sonunun bu kadar dehşet biteceğini düşünmemiştim. Özellikle birkaç ergenden böyle dehşet verici bir fikrin çıkacağını hiç düşünmemiştim. Hatta o peşinde koştukları ‘anlam’ın büyük bir dehşetin kapısını açacağını hiç mi hiç düşünmemiştim. Cidden bu olaya o kadar normal başladılar ki, istedikleri şeyler ile yüzümde bir gülümseme oluştu ama zamanla ergenler gözlerini öyle bir hırs bürüdü ki, birbirlerinden öyle dehşet şeyler istemeye başladılar ki yüzümdeki o gülümseme solup gitti ve yerine kocaman bir çenesi yerde sürünen ifadeye bıraktı.

Bize en büyük zorluk çıkaransa, Külkedisi’nin ta kendisiydi.

Hatta bir yer de öyle bi’ kanım dondu ki anlatamam. Ve dünyada bu kadar sapkın düşüncelere sahip ergenlerin olduğunu kara kara düşünmeye başladım. Ve hatta yazar o satırları yazarken bu tip düşüncelerin aklına nereden geldiğini de düşünmeye başladım. Sonuçta kolay kolay akla gelecek şeyler değil. Tabii ki de kitabın eğitici yönleri var ama yer yer de insan acaba kitabın içinde ki çocukların yaşındaki çocuklara göre bir kitap mı, onların okuyacağı bir türde mi diye de kara kara düşündürüyor. Ama tüm bu düşüncelerin haricinde ilk defa beni bu kadar şaşırtan, bu kadar ilginç bulduğum bir kitap okudum. Bir kitapta bütün karakterler mi acayip olur? Ya da bütün olaylar? Olurmuş okudum, gördüm ve de bu kitabın dengi gibi bir kitap bulabilecek miyim acaba diye de kara kara düşünmeye başladım.

Kitaba puanıma gelecek olursak eğer 5 üzerinden 5!

5

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s