Tatlı Şeytan – Wendy Higgins / İnceleme


0000000627567-1

Kitabın Adı : Tatlı Şeytan
Orijinal Adı : Sweet Evil
Serinin Adı : The Sweet Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Wendy Higgins
Çevirmen : Demet Orhan
Yayınevi : GO! Kitap
Basım : Aralık, 2014
Sayfa Sayısı : 536
Tür : Young Adult / Paranormal / Fantastik

Neden bir kitabın 80%’ini duygusal, karamsar ve de mutsuz olur ki?! Hem de bu kitap daha serinin ilk kitabı olmasına karşın. Neden? Neden? Acaba bütün bu mutsuzluklar, karamsarlıklar, duygusallıklar şeytanlar yüzünden mi? Evet, evet yanlış duymadınız! Bu sefer ki melekli kitabımız kötü melekleri yani şeytanları anlatıyor. Ve de onların biricik müritleri, Lejyonerleri ve de çocuklarını… Yani anlayacağınız bu kitap bildiğimiz, okuduğumuz kitaplara hiç mi hiç benzemiyor. Ama şu gerçeği söylemeden geçemeyeceğim kitap çok güzeldi! Çünkü klasiklerden dışarı çıkmış kendine özgü bir konusu ve de bir havası vardı.

Klasik melek kitaplarında Melek ve çocukları Nefilleri anlatırken, bu kitabımızda Şeytan ve Nefillerini anlatıyorlar. Bu da bizim başka bir bakış açısı ile bakmamızı sağlıyor. Acımasızlığı, cezalandırmayı, kötülüğü ve siyahın tüm tonlarını canlı canlı görüyoruz.

Kitabımızın ana karakterlerinden birisi olan Anna Whitt, bebekliğinde Pattie Whitt tarafından evlat edinilmiş 16 yaşında bir lise öğrencisidir. 8 yaşından itibaren özel güçler kazanan kızımız yavaş yavaş bu güçlerini genişletmiş ama herkesten saklar olmuştur. Bu bakımdan dolayıda neredeyse lise yıllarına kadar hiç arkadaşı yoktur. Ama lise yıllarında yetenekli söz yazarı Jay ile tanışarak çok yakın arkadaş olmuşlardır. Anna ne zaman ki Jay’in en sevdiği grubun konserine gitmiştir işte o an da kendince normal olan sırlarla dolu hayatı tepe taklak olmuştur. Ne zaman ki masum kızımız Raidan Rowe ile tanışmıştır işte o an da gerçek yaşamının nasıl bir şey olduğu ile tanışmıştır.

Raidan Rowe, 18 yaşında, lise son sınıf öğrencisi, gerçek hayatını noktasına virgülüne kadar bilen bir gençtir. O da Anna ile tanıştıktan sonra kurulu olan tüm düzeni alt üst olmuş, tabiri caiz ise feleği şaşmıştır. O andan sonra her ikisini de çok zorlu bir hayat bekliyordur. Hem de en karanlığından, en duygusalından ve en mutsuzundan…

Raidan, Anna’ya gerçek hayatını yani onun bir Nefil yani bir Şeytanın çocuğu olduğunu söyledikten sonra Anna bunu inkar etmiş ama daha sonra özel güçlerinin olmasının sebebinin bu olduğunu anlamıştır. Ama hala inanamadığı gerçekler vardır. Ve bu inanmadığı gerçekleri de zamanla yaşayarak kavramış ve gerçek hayatla yüz yüze gelmiştir.

Kaidan kaşlarını çatıp, “Su sızdırıyorsun,” dedi.
Ellerimle ıslak yanaklarımı sildim. Offf! Elimi sinirli sinirli salladım. “Ben duygulandığım zaman hep ağlarım, her zaman da duygulanırım zaten.”

Ve de zamanla Raidan’a gönlünü kaptırmıştır. Oğluşumuzda kızımıza karşı boş değildir ama oğluşumuz önlerinde ki engellerin farkındadır. Bu bakımdan dolayı Anna’dan uzak kalabildiği kadar kalıyordur ki bu yüzden kitabımız inanılmaz duygusal olup okuyucuları hüzünlendiriyordur.

“Lütfen,” diye yalvardım. “Beni kendinden uzaklaştırma. Arkadaş olabiliriz, hem…”
Çenemi sıkı sıkı tutup gözlerime baktı.
“Biz asla arkadaş olamayız, Anna. Bunu kafana şimdiden yaz. Biz, hiçbir şey olamayız.”

Genel hatları ile kitabı çok beğendim. Serinin ilk kitabı olmasına rağmen inanılmaz açıklayıcı olup bundan sonra ki kitaplarda neler olacağını hakkında okuyucuyu bir meraka sürüklemiş ve tırnaklarını yemesini sağlamıştır. Bana bu kitap neden Ölümcül Oyuncaklar Serisinin ilk kitabını anımsatmıştır ki sanırım bu yüzden bu seriyi çok seveceğim. Aynı ilk kitabı çok sevdiğim gibi. Bunların yanı sıra kitabın karakterlerini de çok fazla sevdim. Nedense kitabı okurken onlar benim arkadaşım gibi hissettim. Sanırım bu yüzden bir an önce ikinci kitaba başlayacağım. Büyük ihtimal o da bir solukta bitecektir.

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 5!

5

damy (1)

Yaz Okuma Şenliği #3 : İşgalci – Melissa Landers / İnceleme


Untitled-1Kitabın Adı : İşgalci
Orijinal Adı : Invaded
Serinin Adı : Alienated Series
Seri Sırası : 2
Yazarın Adı : Melissa Landers
Çevirmen : Demet Orhan
Yayınevi : GO! Kitap
Basım : Haziran, 2015
Sayfa Sayısı : 428
Tür : Bilim Kurgu / Genç Yetişkin / Uzaylılar

Öncelikle yoruma başlamadan önce sizleri uyarmam gerekiyor sevgili kitap kurtları. İşgalci, serinin ikinci kitabı olduğu için onun yorumunu yazarken ilk kitapta yer alan önemli gelişmeler hakkında spoiler alabilirsiniz. O bakımdan olayı serinin ilk kitabı olan Yabancı kitabını okumadıysanız lütfen İşgalci yorumumu okumayın, yoksa üzülebilirsiniz, yapmayın etmeyin okumayın yalvarıyorum size!

Serinin ilk kitabı Yabancı’yı okuyanlar bilir, kitabın sonunda her şey karman çorman olmuş, milletin çoğu birbirine girmiş, olmayacak şeyler olmuştu. Yani olaylar olaylar diyeceğimiz şey gerçekleşmişti. L’eihlilerin dünyamıza gelmesi L’eihr ve Dünya arasında kurulacak ittifak için çok önemli olsa da planlanan çoğu şey geri tepmiş ve neredeyse ittifakın bitmesine sebebiyet verilecek olaylar olmuştur. Örneğin; Aeylx’in sh’alear bitkisini gezegenimize getirerek, tarım ürünlerine zarar vermesi gibi veya bilim adamlarımızın L’eihrlilerden aldığı nanoteknolojik bir şeyle suyumuzu kirletmeleri gibi ya da Dünyaperverlerin, Eron’u öldürmesi gibi. En acısı da bu olsa gerek. Eron, gezegenimizi kurtarmak için sh’alear bitkisini sökmek için yola çıktığı zaman linç edilerek öldürülmüştür. Bu olaydan sonra L’eihrlilerin İhtiyar heyeti uzaylılarını yurtlarına çağırmış ve dünyaya ne gibi zararlar verdiklerini bir bir anlatmalarını istemiştir. Bunun karşılığında da cevaplar almışlardır. Mesela en büyük cezalarından birisi olan iphet gibi. Ama bunun dışında Cara dünyasına dönememiş ve L’eihr gezegeninde kalmak zorunda kalmıştır. Yani değişim programı erkenden başlamıştır. Aeylx ise dünyalıların daha fazla düşman olmamaları için Syrine ile birlikte gezegenimize gönderilmiştir ve dünyamıza ayak basar basmaz da turnelere basmışlardır.

Aeylx, sabah bambaşka bir şehirde gözünü açıyordur, akşam bambaşka bir şehirde gözlerini yumuyordur. Zaten zar zor dünyaya adapte olması yetmiyormuş gibi bir de bu Cara’sız, onun desteği olmaksızın tek tek geziyordur şehirleri… Bu işin zorluğunu birden beşe katlıyordur. Ayrıca tüm bu zorlukların yanı sıra arka arkası kesilmeyen suikast girişimlerden sağ çıkmaya çalışıyordur.  Her nereye giderse gitsin yanında muhakkak bir güvenlik görevlisi olmak zorundadır. Bakınız: korumaları David Shape gibi. David, Syrine ile Aeylx’i gölgesi gibi takip ediyor ve onları canla başla koruyordur. Tabii son dakika yaptığın şerefsizliği hiçbir zaman unutmayacağız ya neyse sevgili Shape. Yaptığın o şerefsizlik üzerine ağzına burnuna ıslak odunla dalasım geldi. Ki biliyorsun ki son damlasına kadar bunu hak ediyorsun, boşuna inkâr etme ciciş!

L’eihr gezegenine hoş geldin. Bir haltlar karıştırmaya kalkarsan fişini çekeriz. Hadi iyi günler!

Aeylx bu tür zorluklar yaşarken kızımız Cara ise bambaşka zorluklara karşı göğüs geriyordur. Örneğin; onu istemeyen L’eihrliler gibi ya da onu istemedikleri için elinden gelen yapan L’eihrliler gibi ya da ya da  ileri seviye dersleri ile onu hayattan bezdirmek isteyen yönetim gibi. Bak onu aşağılayan uzaylıları saymadım bile. Onlara girersek işin içinden çıkamayız zaten. Cara’nın hem oda arkadaşı hem de en yakın arkadaşı olan Elle ve Elle’nin desteği olmasa resmen hayatı zindan olur ve bu tür zorluklara göğüs geremezdi. Elle ise hem Eron’un l’ihanı yani biz Dünyalıların tabiri ile eşi hem de Aeylx’in biyolojik genetik materyal bakımından kız kardeşidir. Kısacası Cara, L’eihr gezegeninde güvenebileceği tek kişi Elle’dir. Bu yüzden de kızı hiçbir zaman yanından ayırmıyordur.

“Cah-ra Sweeney, birinci Aegis’ten Aelyx’in l’ihan’ı,” diye başladı Alona. “Özgürce, kendi iradenle ve hiçbir baskı altında kalmadan kaderini Kutsal Ana ile birleştiriyor musun?”
Cara hafifçe öksürerek “Evet,” dedi.
“Varlığını L’eihr gezegeninin gelişimine adayacak mısın?”
“Evet.”
“Ve istisnasız her konuda Yazgı’ya itaat edecek misin?”
Cara tereddüt etti. İtaat onun doğasına ters düşüyordu ama biraz daha beklerse liderlerine hakaret etmiş olacağının da farkındaydı. Bir saniye daha beklemeden dudaklarını yalayıp kaderini mühürledi.
“Evet.”
“O zaman sana hoş geldin diyorum, kardeşim,” diyen Alona’nın bulutlu gri gözleri parıldayarak canlandı.

Serinin ikinci kitabı ile beraber hikayemize yeni kişiler olaya dahil olmuştur ve bu karakterlerin bazıları iyiyken bazıları kötüdür. Ki bazıları vardır ki en korkulası olanlar onlardı çünkü ne oldukları belli değildir. Bakınız kurulda yer alan Jaxen ile Aisly gibi. Renklerini belli etmeyen sözde kardeşler etrafında negatif enerji yayıyorlardır ve Cara bir şekilde bu iki uzaylıdan uzak durmaya çalışıyordur ama kader ya bu bir şekilde yollarını kesiştiriyordur. Bu durumu elinden geldiğinde Aeylx’e anlatmıyordur çünkü onun gezegeninden ona yardım edemeyeceğini bunun yerine kendini yiyip bitireceğini biliyordur. Aynı şekilde Aeylx’de ona karşı düzenlenen suikastları Cara’dan saklıyordur.

Genel olarak kitabımız inişli çıkışlı bir şekilde olayları bize can damarımdan bize vererek yüreklerimizi ağzımıza getirmiştir ama serinin ara kitabı görevi gördüğü içinde sonuca doğru yaklaşılan olayların başlangıcını yapmıştır. Ya da ben öyle düşünüyorum. Bu yüzdende her seri için geçerli olan görüşüm ya da ara kitapları okurken beni sıkması bu kitapta yaşanmamış ve beni resmen seriye başlamıştır. Nasıl başlayıp bitirdiğimi bilmiyorum çünkü bir bölümde Aeylx’in yaşadığı zorlukları okuyarak bir başka bölüme geçerek Cara’nın çektiği zorlukları okumak hem yüreğimi ağzıma getirdi hem de sayfaları hızlıca çevirmemi sağladı. Özellikle kitabın sonu süperdi! O son dakikalarda yaşanan aksiyon dolu sahneler yok mu, aman tanrım! Bir ara küfür ederek kitabı kapattığımı biliyorum. :)) Ama sonra gözyaşlarımı bastırdım ve dişlerimi sıkarak okumaya devam ettim ama tabii bu ardı ardına küfür etmemi engellemedi canlar. İşgalci’yi okurken benden size tavsiye sakinleştirici alarak okuyun bu kitabı anacım. Yoksa saçını başınızı yolup sinir hastası olursunuz benim gibi. Yapmayın etmeyin tavsiyemi dinleyin lütfen!

Puanım ise 5 üzerinden 4,5!

thz3y

Ayrıca Yaz Okuma etkinliğimizi takip etmeyi unutmayın sevgili okurlar!
Etkinlik boyunca devam edecek yarışmaları da sakın unutmayın! 

11535738_706438129502689_8293325722443096025_n

damy (1)

Yaz Okuma Şenliği #2 : Yabancı – Melissa Landers / İnceleme


e1304ea4-e571-4f2d-a4f0-2638c1f3c0ec-1

Kitabın Adı : Yabancı
Orijinal Adı : Alienated
Serinin Adı : Alienated Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Melissa Landers
Çevirmen : Demet Orhan
Yayınevi : GO! Kitap
Basım : Ekim, 2014
Sayfa Sayısı : 424
Tür : Bilim Kurgu / Genç Yetişkin / Uzaylılar

Hiç Dünya’nın uzaylılar tarafından ziyaret edildiğini düşündünüz mü? Hem de dostça bir şekilde gelip sizlerle arkadaş olduğunu? Hatta aradan 2 yıl geçtikten sonra kendi vatandaşlarından 3 tanesini ‘Değişim Programı’ adı altında Dünya’ya gönderip Dünyadan da 3 insanı alıp kendi gezegenlerine götürdüklerini düşünün. Düşünemediniz değil mi? Ben de düşünememiştim ta ki Yabancı kitabını okuyana kadar. Uzaylı oğlum bu diyorsun, alır seni uzay gemisi ile kaçırır bir güzel de üstünde deneyler yaparlar diye düşünüyorsun. Yok efendim L’eihr gezegeninden gelen uzaylılarımız böyle değil. Pek efendiler, pek masumlar, pek dost canlısılar. ‘Mi acaba?’ diyesim geldi şu an. Siz yarı yarıya öyle düşünün çünkü kitabından sonuna kadar benim hep umudum vardı. İnişli-çıkışlı da olsa bu sevimli uzaylılar dostumuz.

Kazanmak. Cara Sweeney, bunu kendine iş edinmişti ve işleri yolundaydı. Şeref Öğrencileri Topluluğu başkanı olmuş muydu? Evet. Genç Liderler Ödülünü almış mıydı? Evet. İki yıl üst üste eyalet münazara şampiyonu olmuş muydu? İki kere evet. Okul birinciliğini elinden kaçırınca, bu unvanı da söke söke almanın bir yolunu bulmuştu.

Cara Sweeney, ergenlikten yetişkinliğe geçti yaşlardaki evresini yaşayan, zeki, mutlu ve güzel kızımız. Kendileri o über zekâsını kullanarak okul birinciliği koltuğuna oturmuştur. Yaklaşık 2 yıl öncesinde L’eihrliler gezegenimizi keşfederken, sevgili kızımız Cara’nın annesi kanser ile mücadele ediyordur. L’eihrliler kendilerini dost göstermek için mi yoksa çok iyi niyetli duygulara sahip olduklarından dolayı mı bilinmez ama Cara’nın annesine yardım etmişler ve kullandıkları bir ilaç ile kanseri tamamen atlatmıştır. Cara ve ailesi bu duruma o kadar şaşırmıştır ki evlerine gelen L’eihrliye kadar onları kandırdıklarını ve annesinin tekrar hastalanacağını düşünmektedirler. Ama düşündüklerinin tam tersi çıkmış ve annesi ölene kadar dipdiri bir şekilde hayatına devam edecektir.

İlk defa gerçekleşecek olan LDEPL’eihr Değişim Elçisi Programı – ilk defa gezegenimizden Çinli, Fransalı ve Amerikalı bir aile seçilmiş, L’eihrlilerden ise Aelyx, Eron ve Syrine adında 3 genç seçilmiştir. Ve tahmin edin bakalım Amerika’dan hangi zeki, okul birincisi ve duruma göre L’eihrlilere minnet borcu olan birisi seçilmiştir? Tabii ki de Cara! Ahh deli kız başına ne çılgınlıklar gelecek bir bilsennn! *pispissırıtmaifadesi*

LDEP kapsamı altında okul birincisi, zeki ve ülkesini çok güzel bir şekilde savunup misafirini baş üstünde tutacak olan kızımız Cara’ya düşen L’eihrlimiz ise ensesinde atkuyruğu yaptığı saçları ile bir o kadar yakışıklı, bir o kadar kaslı ve bir o kadar soğuk, suratsız ve bomboş duygusuz gözlerle etrafa bakan Aelyx’tir. Bu çılgın oğlumuzun çılgın ismi Ey-liks diye okunuyormuş. Resmen müzik gibi değil mi? Âşık olabilirsiniz genç kızlar! Ben şimdiden nikâhı bastım bile. :D

Uzaktan bakınca sıradan görünmüştü ama yakından bakınca çocuğun görüntüsü muazzamdı. Midtown’daki sporcuların hepsinden daha uzundu; üzerine oturan üniforması, göğüs ve kol kaslarını ortaya koyuyor, üniformasının kumaşı geniş omuzlarının üzerinde gözle görülür şekilde geriliyordu. Tokasından kurtulan açık kestane rengi saç, sivri çenesinin kenarına düşmüştü. Bakışlarını Cara’ya çevirdiği zaman, kızın neredeyse dibi düşecekti. Onu afallatan, çocuğun gözleri olmuştu; vücudunun geri kalanı gibi kahverengi değildi; grinin en nefis tonuydu. Yoksa bu bakışlar için de mi özel üreme programı uyguluyorlardı? Hiç normal değildi bu.

Bu çocuğumuzun daha doğrusu çocuklarımızın gezegenimize gelmesi insanları iki gruba toplamış durumda. Her ne kadar dış görünüşten insan gibi görünseler de aslında içleri boş kutu gibi bir takım doğrularla büyümüş ve bu doğruların dışına çıkmak istemeyen gelişmiş canlılardır. İşte bu yüzden insanlar kendi içerisinde gruplaşmaya başlamışlardır. Bu gruplaşmalar Cara’nın okuluna kadar sıçramış ve LİKİHL’eihr İşgaline Karşı İnsan Hareketi – grubuna katılan öğrenci sayısı gün geçtikçe artmış ve 8 ay boyunca bir L’eihrliyi evinde yaşatacak Sweeney ailesine karşıda cephe almaya başlamışlardır. Gün geçti tehdit dozajlarını yükselten bu LİKİH grubu sonuçları iyi olmayan denize doğru yelkenlerini açmış ilerlemektedirler.

Rahatlık ve mutluluk: Aeylx’in Dünya üzerinde hiçbir zaman yaşayamayacağı iki şey.

Ha bu arada demiyorum ki bizim L’eihrliler masum? Sizce de öyle bir durum söz konusu olabilir mi? Sonuçta adamlar yıllardır yaşadıkları yaşam biçimden çekip alınıyor ve kendi gezegenlerine göre pislik içindeki bir gezegene gönderiliyorlar ve nefret ettikleri canlı kolonisi ile birlikte yaşamaya zorlanıyorlar. Sizce bu durumda ne yapardınız? Eğer birazcık isyankârsanız bu duruma isyan eder, baş kaldırır ve yaşadığınız süre boyunca gizli gizli her pisliği yapardınız değil mi? İşte bizim hikâyemizdeki isyankâr, pislik yapan gencimiz ise Aelyx. Hem ne pislikler yapacak!!! Sakın dış görünüşüne aldanıp benim gibi hemen nikâhı basmayın aa sevgili kitap kurtları. Yaptıklarını öğrenince şok geçireceksiniz resmen. Tabii sonunda yola gelse de olsun. Adam sonuçta bir kere kötü şeyler yaptı değil mi? Neyse zamanla bakarsınız affederiz. :P

Genel olarak kitap hakkında yorum yapmam gerekecek olursa güzeldi. Özellikle vampirler, kurt adamlar, büyücüler, cadılar, zombiler dışında uzaylılara el atmamız, onların gezegenimize gelmesi gibi olaylar çok güzeldi. Ayrıca farklıydı da. Özellikle Aelyx’in Dünya’ya geldikten sonra küllerinden doğmuş gibi bambaşka bir insan olması ve emekle emekleye yürüme aşamasına geçerek bir insana benzemesi de harikaydı. Tabii bu harika olay örgüsünü ortaya çıkartan yazarımızın da hakkını yememek lazım… Sonuçta ortaya mükemmel bir konu çıkartmış ve bunu çok güzel olay örgüleri ile bağlayarak bizlerin önüne sunmuş. Yer yer çoook uzattın be sevgili yazarım desem de yine de kitabı çok sevdim. Bunların dışında yan karakterlerde tam yerinde dengeli bir şekildeydi. ‘Bir kötü dostun varken neden bir de iyi dostun olmasın ki?’ tezini ortaya koyan arkadaşlıklar yer alıyordu kitapta. Son olarak ise kitap o kadar güzel yerde bitti ki devamını okumamak için kendimi resmen çok zor tutuyorum. Yakın hatta çoook yakın bir zamanda onun da yorumu ile sizlerle beraber olacağım.

Puanım 5 üzerinden 4!

4

Ayrıca Yaz Okuma etkinliğimizi takip etmeyi unutmayın sevgili okurlar!
Etkinlik boyunca devam edecek yarışmaları da sakın unutmayın! 

11535738_706438129502689_8293325722443096025_n

damy (1)