Pabucumun Ajanı – Asude / Inceleme


papucumun ajanı

Kitabın Adı : Pabucumun Ajanı
Serinin Adı : Ajan Serisi
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Asude
Yayınevi : Ephesus
Basım : 2014
Sayfa Sayısı : 496
Tür : Romantik – Komedi / Türk Edebiyatı

“Hayatta doğru düzgün yaptığın bir iş yok mu?” Ses tellerine yüksek gerilim hattı döşenmişlerdi sanki.
Aynı sinirle yanıt verdim. “Var işte, sana katlanıyorum. Tam zamanlı berbat bir iş!”

Yoruma başlamadan önce izninizle sesli bir kahkaha patlatmak istiyorum, sevgili kitap kurtları! Uzun bir aradan sonra ilk defa bu kadar komik bir kitap elime aldığım için korkarak söylüyorum ki yorumumun çoğu kahkahalardan oluşacak. :D

Kitabın kapağını nasıl açtığımı veya nasıl kapattığımı bilmiyorum ama kitabın kapağını kapattığım zaman çenem inanılmaz derecede ağrıyordu. Şapşal Deniz sağ olsun! Ama hakkını yemeyelim hödük Tuna sayesinde de az kahkaha atmadım. Bir insan bu kadar hödük, odun veya kalas olabilir mi diye düşünmeyin direk elinize Pabucumun Ajanı’nı alın, okumaya başlayın ve Tuna ile tanışın. Eğilmemiş odun!

Deniz Akın, daha 25 yaşında olmasına rağmen annesine göre evde kalmış bir kız kurusudur ama Deniz’in şahsi düşüncesi ise daha iş bulamamış bir ev kızıdır. Ve bir iş bulabilmek içinde yapılan her şey mubahtır diyerek kolları sıvamış ardı arkasına tonlarca delilik yapmıştır. Bu deliliklerin çoğunu ne yazık ki kader engellemiştir. Ama bir deliliği Deniz’e öyle bir engelsiz koşu parkuru sağlamıştır ki Deniz bile neye uğradığını şaşırmıştır. Üstüne kot pantolonu ve tişörtü ile Ankara’nın en büyük şirketlerinin bir tanesinde yönetici katında artık bir sekreter olarak çalışmaya başlamıştır. Hem de karşısında eğilmiş bir hödük olan ama aynı zamanda Uranüs gezegeninin baş yakışıklısı Tuna Üstüner adında bir patron dururken ve hem de o Uranüslü elinde Deniz’in saçma sapan CV’sini tutarken ve ve Deniz sekterlik denilen mesleğinin ‘s’ini bilmeden ve ve ve en önemlisi de Ahmet adlı şirketin bir diğer yöneticisi olan adamın kuzeni sıfatı olarak. Uranüslü’nün Ahmet’ten nefret ettiğini söylemiş miydim? Söylemedim mi? Ehh söyleyeyim o zaman: Tuna Üstüner, günahını bile Ahmet’e tercih edecek kadar ondan nefret ediyordur! Hatta şöyle söyleyebilirim, Tuna’nın duygularının, nefret masum bir duygu kalır. Ne kadar şekerler değil mi? Aynı kat içerisinde birbirini boğazlamak isteyen iki kuzen, oraya nasıl geldiğini bilmeyen bir kız…

Kitabımız Deniz’in iş başvurusu maceraları ile başlıyor. O şirketten diğer şirkette koşarken, her yerden aynı cevabı almasından bıkmış ve en sonunda kendisini ve vasıflarını beğenmeyen şirketler ile birazcık dalga geçmek ve birazcık da hıncını alabilmek için über komedi bir CV hazırlamıştır. Hazırladığı über komedi Cv’yi en yakındaki şirkete vermeye ant içerek, en yakındaki şirkete doğru yola koyulmuş, kapısından içeri girmiş ve görevliler tarafından ‘Niçin geldiniz?’ sorusuna karşılık bir akrabamı göreceğim cevabını vermiş ve kader ona yine ve yeniden oyun oynayarak o akrabasını şirketin ortaklarından bir tanesi olarak karşısına çıkarmış, bu da yetmezmiş gibi asansöre binip yönetim katına çıkarken hödük, eğilmemiş odun, şiddet tarafı insanlık tarafından daha baskın olan ama tüm bu olumsuz davranışlarına karşılık bir o kadar yakışıklı olan Tuna Üstüner ile tanışmıştır.

Sevgili kızımızın çenesi bir saniye bile kapanmadığı için başına o kadar çok işler açmıştır ki say say bitmez. Örneğin yeni şirkete alınmasının sebebi çenesi yüzündendir. O yazdığı saçma sapan CV’de. Ki CV’yi hatırladıkça kahkahalar atıyorum. Hayatımda bu kadar komedi bir CV görmedim. Okuyan birisi Deniz’i kesinlikle astral seyahate yollar ki okuyan kişi bundan daha azını yapmamıştır. Eheheh hödük Tuna! Bir diğer örnek ile çenesi ile hödük Tuna’ya aşık olmasıdır. Yetmemiş o çene ile ne delilikler yapmış, şirketten kendisini attırmış ama yine çenesi sayesinde şirkete geri gelmiş ve bu sefer daha güzel zeminler hazırlayarak Tuna’yı kendisine bağlamaya ant içmiştir. Ehh gerçek olur mu olmaz mı bu büyüleri bilemem ama über komedi olduğunu itiraf edebilirim. :D Hele saçlarını boyadıktan sonra kafasına geçirdiği BİM poşeti yüzünden gül gül geberdim. :D Deniz’e kaç kez ‘deli oğlum bu kız’ dediğimi hatırlamıyorum. :D

Bu yaz sıcaklarına bire bir devam olan Pabucumun Ajanı sayesinde bir günde kitap nasıl biter bir kez daha gördüm. Hatta yetmedi bu sıcak havalarda onun yüzünden uykusuz kaldım ama bu çılgın kitap sayesinde de kahkahalar üstüne kahkahalar attım. :D

Deniz ve Tuna arasındaki ulaşılamaz ve imkansız gibi gözüken aşk her ne kadar klasikleşmiş olsa da sevgili yazarımız Asude bu klasik olayı o kadar güzel bir şekilde yoğurmuş, şekil vermiş ve pişirip önümüze koymuş ki bizi sitcom tadında über komedi bir kitap ile karşı karşıya bırakmış. Kitabı bu kadar geç okuduğuma pişman mıyım? Evet! Ama sonuçta geç olsun güç olmasın değil mi? ;)

Ayrıca yazarın ilk basılı kitabı olan Gül ve Avcı’ya yaptığım yorumda (yorumu okumak için tık-tık!) yazarın daha ilk basılı kitabı olduğunu ve bu yüzden bazı acemilikleri yansıttığını söylemiştim. Ve eminim ki diğer çıkacağı kitaplarda yazarın kendini geliştireceğini ve bu tip hataları kitaplarında artık görmeyeceğimizi yani kısacası kendisini geliştireceğini söylemiştim. Ve tahminlerim bir bir tuttu! Asude, Pabucumun Ajanı’nda hem dilini, hem kendisini geliştirmenin yanı sıra, konuyu daha derinlemesine inceleyerek kitabın sayfalarını ardı arkasına çevirmemi sağladı. Ve über komedi kalemine yavaş yavaş bağlanmamı sağladı! :) Ve inanarak söylüyorum ki sevgili yazarımız daha da ileride Pabucumun Ajanı’ndan daha da mükemmel kitapları ellerimizin arasına koyacak. :)

Ama bu kadar olumlu özelliğe karşılık, bir olumsuzluğa değinmeden olmaz değil mi? :) Kızımız resmen Pabucumun Ajanı! Cidden bakın! Bu kadar kutsal(!) bir görev ona bahşedilirken o ne bir çekmece karıştırıyor, adamdan ne koparsam kardır edası ile ne adamın ağzını yokluyor, ne de gizli bir bilgi edinebilmek için kendisini paralıyor. Ama bunun yerine aşkına aşk katıyor ve bu arada o kutsal görevini (!) aşkı ile boğuyor. Kitabın sadece çok küçük bir kısmında ajanlık yapan kızımız, kitabın o über komedi sonu ile ajanlık kariyerine son mu koyuyor yoksa koymuyor mu bilemem ama serinin ikinci kitabını ölümüne merak ettiriyor. Galiba hemen gidip alacağım kitabı! Çünkü merakımdan çatlıyorum. Devamında ne olacak!!!! Ama şundan eminim ki deli kızımız ne sekreter olsun ne de ajan, o sadece ve sadece Tuna’ya aşık, kafasında BİM poşeti ile sokaklarda koşan pijamalı kız olsun bana yeter! :D

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

damy (1)

Meral Kır ile ‘Aylardan Ask, Aylardan Haziran!’ dedik…


XW1lj7

Herkese merhaba!!!

Konuşan Kitaplar ailesi olarak bir turun daha sonuna geldik. Hem de mükemmel bir kitabın turunun sonuna. :'(

Hüzünlü müyüm? Evet! Neden? Çünkü bu kitaba tur yaparken Konuşan Kitaplar ailesi olarak çok eğlendik. :)

Mutlu muyum? Evvettt! Neden mi? Çünkü Meral Kır adında mükemmel bir insan ile tanışmanın yanı sıra onun mükemmel bir röportaj yaptım ve aynı zamanda onun kaleminden çıkan mükemmel bir kitap okudum! <3 Ayrıca Doruk gibi bir insana da aşık oldum! <3

Az sonraaaa sevgili yazarımız ile yaptığım röportajı okuyacaksınız ama ondan önce yapmanız gerekenler var sevgili kitap kurtları! 

Artık yarışmalara da mı şart koşmaya başladım ne? *ıslıkçalanvepispisgülenifade* *gözlüklüadamıunutmayalım* *:D*

İlk yapmanız gereken Konuşan Kitaplar Facebook sayfası üzerinden devam eden yarışmaya katılmak. Buyurunuz Tık-Tık!!!

‘Ben şansımı daha fazla denemek istiyorummmm!’ diyenlerdenseniz o zaman sizi Rafflecopter üzerinden devam eden yarışmamıza davet ediyorum. Onun için de buyurunuz Tık-Tık!!!

Ha bu arada hediye ettiğimiz kitapların hepsi yazarımızdan imzalı ona göre kitap kurtları! 

Daha fazla sözü uzatmıyorum ve yazarımızla yaptığım röportaj ile sizi baş başa bırakıyorum! Bakalım neler neler öğreneceğiz kitabımız ve serimiz hakkında! :) 

scrollWithLineCFG_31

aaa

1)      Öncelikle beni kırmayıp Yorum Durağım’a konuk olduğun için teşekkürler Meral abla! :* Ve hazırsan seni sorularımla azıcık terletmek istiyorum. *pispissıratanifade* Hadi başlayalım mı?! Kısaca kendinden ve yazarlık hayatından bahseder misin?

Asıl işi muhasebe olan uzun yıllardır rakamlarla uğraşan ancak kelimelere aşık biriyim. Onlu yaşlarımın başında günlük ve şiir yazmaya ardından da kurduğum çocukça hayalleri kağıda dökerek başladı yazarlık hayatım. Yazmak benim için tutku, şimdi de onu Aylardan Aşk’la taçlandırdım.

2)      Yazmaya başlamandaki en büyük etken neydi?

Kendimi yazarak ifade edebilen, konuşmaktan ziyade yazmayı tercih eden biriyim. Bu bir etken midir bilmiyorum ama sanırım sebep budur.

3)      İlk gözden olan Aylardan Aşk, Müptela Yayınlarından aylardan haziran diyerek rengarenk şemsiye konsepti ile biz okuyucuları ile bu ay buluştu. Peki Aylardan Aşk’ın arka planda ki hikayesi nedir? Aylardan Aşk gerçek bir hikaye mi?

Yaşanmış bir hikaye değil ancak içinde yaşanmışlıklar serpiştirildi tabii ki.

4)      Hazır kitaptan muhabbet açılmışken devam edelim. Yazarlarımız der ki her kitaplarından en az bir karakter yaratıcısının izini taşır. Peki kitabımızdaki hangi karakter seni yansıtıyor?

Tanem’le biraz birbirimize benziyoruz. Yeter ki istemeyelim bizi bizden başkası durduramaz.

5)      Aylardan Aşk’ı okuyanlar kitabın genel temasını biliyor. Bilmeyen için kısaca bilgi vermek gerekirse aşkın, dramın, aksiyonun, gerilimin, ihanetin, hüznün kısacası tüm duyguların bir araya gelip bir bütün olması ile Tanem ve Yağız’ın hikayesi ortaya çıkıyor. Bu kadar çok duyguyu bir araya getirirken zorlandın mı?

Kurguyu oluşturduğum da bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. İyi bir okurum ve öncelikle kendi beklentilerimi karşılamaya çalıştım ama oldu gibi :)

6)      Kitabımızın konusundan devam edecek olursak, kitabımızda görüyoruz ki çok fazla bilimsel, tıbbi ve sağlıkla ile ilgili bilgi ve araştırma gerektirecek yerler var. Peki sen o kısımları yazarken birisinden yardım mı aldın, yoksa o kısımlar uzun bir araştırma döneminden sonra mı ortaya çıktı?

Bir ara özellikle beyin cerrahisinde lisans yapabilecek duruma geldiğime ikna olacak kadar araştırma yaptım. Ancak Tanem’in ilerleyen süreçte yaptıklarının ve yaşadıklarının ikna edici olabilmesi için bu şarttı. Ayrıca her ne kadar kurgu da olsa gerçeğe dayalı olmasını tercih ettim.

7)      Gelelim can alıcı soruya, sence aşk nedir?

Aşkın ne olduğunu Tanem ve Yağız’la birlikte çok sorguladık ama ona bir anlam yükleyemedik. Bence aşk, kişiye ve duruma göre çeşitlilik gösterebilir. Aşk bazen sadece şehvetken bazen de sahibini küle çeviren yangının ilk kıvılcımı. Sahi aşk neydi? Bilen var mı?

8)      Aşktan devam edecek olursak, kitabımızdaki aşkların gözleri hep yaşlı. Neden böyle yazmayı seçtin?

Aşkın mutluluk getirdiğine inanmıyorum. Aşk çoğunda gözyaşıdır. Eğer aşıksanız kırılmaya, en ufak rüzgarda savrulmaya hazırsınız demektir. Öyle olmasaydı “sevgiliye yar denmezdi.” Ve o yardan aşağıya kendimizi bıraktığımız da canımızın acımaması mümkün değil.

9)      Peki gülen bir aşkı ilerideki kitaplarda görecek miyiz? (Blogger aslında kitabımız seri olacak mı diye sormaya çalışıyor :D )

Kesinlikle olacak. Orada bizim hatamız var. Kitabın sonuna “ Doruk ve Asya’nın hikayesinde görüşmek üzere” yazmadık.

10)   Birazda karakterleri tanıyalım. Tanem, Yağız, Doruk (<3), Asya… ve böyle uzayıp giden uzun bir karakter listemiz var. Ve eminim ki hepsi senin göz bebeğin ama illaki bir tanesini daha da fazla seviyorsundur. Peki o şımarık çocuk hangisi? :)

Ben en çok Yağız’ın anne ve babasının aşkını sevdim ve en çok onlar için üzüldüm.  Yağız ve Tanem ise benim gözbebeğim ammaaaa Doruk benim yaramaz çocuklarım.

11)   İtiraf etmek gerekirse ilk sayfalardan beri benim gözdem Doruk. Ama neden öyle bir son? Neden bana “Bu burada bitmemeli!” diye çığlıklar attırdın sevgili yazarım? Neden ha neden? :’(

Aslında Doruk ve Asya, Tanem ve Yağız’ın açıklarını kapatmak için vardı ve sanırım bunu da başardılar. Ancak ve ancak onlarda kendi hikayelerini yaşamayı hak ediyorlar. Kısaca “Bu burada bitmemeli!” diye atılan çığlığa cevabım “ ne bitmesi daha yeni başlıyoruz.”

12)   Sona doğru gelecek olursak gelecek planların nelerdir?

Planlar istekler gelecekten beklentiler değişiklik gösterse de asla bitmez. Benim de bugün için, yarınlardan beklentim Doruk – Asya ve sonrasında Ahmet – Sena çiftlerinin de hikayelerini yazıp okuyucu ile buluşturmak.

13)   Son olarak biz okuyuculara tavsiyelerin veya söylemek istediğin bir şey/ler var mı? Benim var! Seni çook seviyorum! Ama Doruk’u daha fazla! (Nankör okuyucu Damy! :D) 

Hayallerinizin peşini asla bırakmayın. Saygı ve sevgiyle kalın…

Hızlı Soru & Cevap

En son okuduğunuz kitap: Gonca Çiftçioğulları / Gece gelen ölüm

En son izlediğiniz dizi: Behzat Ç.

En son izlediğiniz film: Adını hatırlamıyorum ama çok güzel bir Kore yapımıydı.

En son dinlediğiniz müzik: Adele – Set Fire to the Rain

Çay mı? Kahve mi? : Kesinlikle Kahve

Çikolata mı? Şeker mi? : Kesinlikle çikolata

damy (1)

Aylardan Ask – Meral Kır / Inceleme


oQWyam

Kitabın Adı : Aylardan Aşk
Yazarın Adı : Meral Kır
Yayınevi : Müptelâ Yayınları
Sayfa Sayısı : 576
Basım : Haziran, 2014
Tür : Romantik / Yetişkin

XW1lj7

Mükemmel bir işe, mükemmel bir aileye, mükemmel bir hayata yani kısacası yaşamınızda mükemmel olan her şeye sahip olsanız ve birkaç saat içerisinde tüm bu mükemmel olaylar dizisi tepe taklak olsa ne yapardınız? Nasıl bir boşluğun içine düşerdiniz? Neler hissederdiniz? Düşünemiyorsunuz değil mi? Tanem de düşünememişti…

24 yaşına girmesine bir gün kala, her şey hayatında mükemmel bir düzen içerisinde giderken, hayatındaki en büyük toplantıya dakikalar kala bir telefon görüşmesi ile Tanem’in mükemmel hayatı tepe taklak olmuştur.

Telefon görüşmesinden sonra dünyası başına yıkılan Tanem, gözyaşlarının ardı arkası kesilmeden arabasına binmiş ve körlemesine sürmeye başlamıştır. Daha fazla gidemeyeceğini anlayan Tanem, araba öyle durdurulamayacak bir yerde durdurur ki hayatından 2 koca yılı hastane yatağında yatarak geçirir.

2 yıl boyunca bilinci kapalı bir şekilde, başında daha 33 yaşında olmasına rağmen bir beyin cerrahı olan Yağız, Tanem’i tekrardan o mükemmel hayatına kavuşabilmesi için elinden geleni yapıyordur. Buna yeni bir ilaç bulunmasından tutunda, tüm dünyada uygulanmış ve işe yaramış tüm tedavilerin Tanem için uygun olup olmadığını araştırıyor ki eğer uygunsa tedaviye başlıyordur. Ama en büyük tedavi onun yeni bir ilaç üretmesi ile sonuçlanmış ve Tanem 2 yıl boyunca ondan ümidi kesmeyen ailesi ile kavuşmuştur.

Kavuşmasına ama bu sefer mükemmel bir şekilde değildir.

Yaklaşık 10 yıl önce tüm ailesini yani annesini, babasını ve kardeşini bir trafik kazasında kaybeden Yağız, yatağında yatan bu bir içim su kız için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor, çabalıyor ve emeklerinin karşılığını da yavaş yavaş alıyordur. Amerika ile beraber çalıştığı ilaç Tanem üzerinde işe yaramış ve tıpta yeni bir çağ açmasına rağmen Tanem gözlerini açtığı zaman, geçirdiği uzun ameliyatlar ve kazanın şokundan dolayı hafızası kaybetmiştir. Ne o mükemmel yaşamını hatırlıyordur ne ailesini ne de o kaza gününü…

Onlar abiydi, babaydı, anneydi, abla ya da arkadaştı. Tanem’in sevenleri Tanem’den, Tanem de sevdiklerinden vazgeçmiyorken, onun da başka şansı yoktu.

O zümrüt yeşili cennet gözlerini açtığı zaman neye uğradığını şaşıran Yağız, bu kızın acaba daha ne kadar güzel olabilir ki diye düşünerek yavaş yavaş kalbini Tanem’e kaptırmaya başlamıştır. Sonuçta kızımız hiçbir şeyi hatırlamıyordur ve 2 yıl boyunca onun yanında olan, onu tedavi eden bir o kadar zeki ve bir o kadar da yakışıklı olan doktoruna güvenmeye, pardon pardon âşık olmaya başlamıştır. :))

Savaşta ve aşkta her şey mubahtır diyen Tanem, Yağız’ı elde etmek için elinden geleni arkasına koymaz ve resmen savaş gardını kuşanmış bir savaşçı edası ile Yağız’a kendini âşık edebilmek için savaşmaktadır. Ama kiminle mi? Yoksa neyle mi? Tabii ki Yağız’ın katır gibi inadı ile ve bir türlü eğitilemeyen odun duyguları ile.

Yağız’ın bulduğu ilaç sayesinde tekrardan dünyaya gözlerini açan Tanem, ailesini hatırlayamadığı için onlardan uzak duruyor ve aynı zamanda da onları ve kaza gününü hatırlayabilmek için hafızasını zorluyordur. Tabii bu sırada ailesi hiçbir şekilde desteklerini onun üstünden çekmiyor ve ellerinden gelen desteği veriyordur. Özellikle ablası Asya…

Asya kitabımızın bir diğer deli kızımız. :) Kardeşinden bir gün desteği kesmeyen, her gün hastaneye uğrayarak destek veren Asya, bir gün çok komik bir olay sayesinde hem Yağız’ın en yakın arkadaşı hem ev arkadaşı hem de kardeşi olan Doruk ( <3……) (Evet, evet ona aşığım! Her ne yaparsa yapsın!)  ile tanışır ve yakuşukluma gönlünü kaptırır. Hatta evli birer çift edası ile onun evinde yaşamaya başlar. Asya’nın Doruk’un evine taşınması demek Yağız’ın evine taşınmış olması demek olduğu için Tanem de bunu bir fırsata dönüştürerek biricik ablasının yanına taşınır. Yani Yağız’ın dibine… Yani savaşta ve aşkta her şey mubahtır diyerek…

Acısıyla, tatlısıyla, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla, hüznüyle, mutluluğuyla, sırlarıyla, hastalığıyla sağlığıyla Yağız’ın ve Tanem’in aşkını nefes kesmeden okuyoruz.

Kitabımızın ilk 100 sayfası geçmiş ve günümüzdeki olayları, karakterleri tanıyarak başlıyoruz. Hem de tüm karakterlerin gözünden yazılan bölümler ile. İlk 100 sayfada hangi karakterimizin kişiliği nasılmış, bir konu hakkındaki düşünceleri nasılmış yani kısacası her şeyi öğreniyoruz. Yazarımızın bu bakış açısı ile kitabını yazması gerçekten harika olmuş. Sonuçta şu karakter acaba şu olayda nasıl düşünürdü acaba diye tahminler yürütmek yerine, evet evet şu karakter şu olay için şöyle düşünürdü diyerek tahminlerden uzak duruyoruz. Ayrıca olayların hepsi kitapta o kadar güzel bir şekilde bağlanmış ki sanki dizi izler gibi bir başka bölüm gelmesi için çıldırıyor ve kitapta sayfa üstüne sayfa çeviriyoruz. Ee şimdi her şeye değinmişken kapağa da değinmezsek olmaz değil mi? O ne güzel kapaktır öyle <3 O nasıl güzel iç tasarımdır. Ayların tek tek arkalarındaki hikâyelerin yer aldığı renkli sayfalara ne denmeli? Veya veya o kurdeleli şahane ayraç? Kısacası şunu demek istiyorum ki uzun soluklu acısıyla, tatlısıyla, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla bir aşk hikâyesi mi okumak istiyorsunuz? Ee buyurun o zaman sizi Aylardan Aşk okumaya davet ediyorum!

damy (1)

Cocuk Da Yapamadım Kariyer De – Vefa Enver / Inceleme


b18c5121-4c0b-4082-aae8-dc4122802265

Kitabın Adı : Çocuk Da Yapmadım Kariyer De
Serinin Adı : Çocuk Da Yapamadım Kariyer De Serisi
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Vefa Enver
Yayınevi : Ephesus
Basım : Ekim, 2013
Sayfa Sayısı : 304
Tür : Romantik -Komedi

Aslı, Sibel ve Ahu birbirinden farklı üç kızımız. Üçü de çılgın. Üçü de işkolik. Üçü de romantikliğin dibine vuran ama ben öyle değilim diye geçinenlerden. Ve üçü de 30 yaşında kariyerinde bir noktaya gelmiş ama hala evlenememiş çocuk sahibi olamamış evde kalmış kızlar.

Aslı, 30 yaşında, bir televizyon şirketinin pazarlama departmanında 5 yıllık bir personeldir. 5 yıldır önce şirkete hangi konumda girdiyse halen o konumdadır. Yani konumundan ne ileri bir adım atmıştır ne de geri… Ama son zamanlarda o kadar çok çalışıyordur ki neredeyse hayatından bezmiş bir noktaya gelmiş, bu kadar çok çalıştığı halde terfi edemediği için delirme noktasına gelmiştir. Hele ki çalışmaktan kafayı yiyip evde kalan patroniçesini gördükçe daha da çok kariyer dünyasından korkmaya başlamış ve patroniçesinin daha da fazla görev vermemesi için dualar etmeye başlamıştır. Ama ne yazık ki bu duaları kabul olmuyor, iş üstüne iş gelmeye devam ediyordur. Peki bu kadar iş hayatına karşın aşk hayatı nasıl mıdır? Tek kelime ile berbat!

Metin adında ne olduğu belirsiz, kimin nesi kimin sesi olduğu ortada olmayan birisidir ve 2 senedir ilişkilerine bir ad koymadan Aslı ile yuvarlanıp gidiyordur. Her buluşmalarında Aslı’yı ayağına çağıran heriften zaten bir şey beklenilmemeli değil mi Aslıcım? Adam direk ‘Ben öküzüm önünde gideniyim’ diye bağırıyor ve sen senelerdir bu adama katlanıyorsun. Pes! Sibel ve Ahu aklını başına getirmese hala saftirikçe onun seni sevdiğini düşünerek pembe baloncuğunda yaşamaya devam edeceksin. Ki Allahtan Sibel ve Ahu gibi ilişki uzmanı iki süper arkadaşın var da seni o öküzün ellerinden çekip aldılar. Hayır sen o öküzle çıkmaya devam etsen, sen hala hayal etmeye devam edeceksin, o öküz seni kullanmaya devam edecek ve bunun sonuncunda da o şeker gibi yumuşak kalbin paramparça olacaktı. Ama herkesin bir cankurtaranı olduğu gibi arkadaşları cankurtaranı olmuştur.

Peki Metin’den sonra hayatına kim veya kimler mi olmuştur? Ehh benden söylemesi Aslı hiç beklemediğiniz bir kişiye aşık olacak ve aşka yaşamaya başlayacaktır. Hatta aşk kelebeklerinin bile karnında hissetmiştir. Düşünün o kadar romantik bir aşk yaşacaktır Aslı. Hem de tüm şehvetiyle, tüm aşkıyla, tüm kıskançlık krizleri ile. Yani kısacası her şeyi ile.

Sibel, Aslı gibi 30 yaşında, bir erkekten başka bir erkeğe konan, Kazanova erkeğin kız hali bir şekilde yaşamına devam ediyordur. Yani tam bir seks manyağıdır. O kadar çok sevgilisi olmuştur ki yazsa yüz sayfalık bir defter çıkar. Tamam azıcık abartmış olabilirim ama öyle. :D Sibel’in kariyer hayatı ise Aslı veya Ahu gibi çok çalışmayı sevmeyen bir bünyeye sahip olmadığı için, Aslı’nın tam tersine basit bir üniversiteye gitmiş ve bir inşaat şirketinde genel müdürün sekreterliğini yapıyordur. Yani çalışmaya az vakit ayırıp zevklerine daha çok zaman ayırıyordur. Sonuçta Sibel için zevkleri ilk sırada geliyordur. Yine bir gün yine o böcekten bu böceği konarken bir böceğe o kadar çok kapılmıştır ki ne onun peşinin bırakabiliyordur ne de kalbinin ona doğru uçuşunu durdurabiliyordur. Onu deli gibi sıksa da, kıskançlıklar krizi geçirmesinden sonra Sibel’i sinir küpü yapsa da alttan alta ona aşık olmaya başlamış ama bunu onu terk ettikten sonra fark etmiştir. Azıcık –tabii bu azıcıktan fazla olabilir- aşk acısından sonra mutlu sona ulaşmışlardır. Hele o son buluşmaları o kadar romantik ve şekerdi ki Sibel bu planı yapan arkadaşına tüm sevgi sözcüklerine boğsa yeridir. :)

Ahu da diğer iki arkadaşı gibi 30 yaşındadır. Kariyer dünyasında ise diğer arkadaşlarına göre tam bir işkolik, deli gibi çalışan, terfi alabilmek için gecesini gündüzüne katan tam bir çalışma makinesidir. Tabii bu çalışma hayatına ayırdığı zamandan dolayı aşk hayatına zaman ayıramıyordur. Bu iş yüzünden 3 yıldır çıktığı Can ile ilişkileri gittikçe sarpa sarıyor, en küçük bir konudan kavga çıkıyor, daha sonra köpek gibi pişman oluyorlar, birbirlerine deli gibi özür diliyor ve barışıyorlardır. Ama bu kısır döngü her daim devam ediyordur. Ta ki Ahu kürtaj olana, Can da onu aldatana kadar… Bu iki önemli olay birbirlerinden ayrılmalarına daha doğrusu kopmakta ısrar eden iplerin kopmasına neden olmuştur. Ahu, Can’ın kendisine yaptığı ihanetin acısını üzerinden uzun süre atamazken bir yandan da aşk acısı çekiyordur. Her ne kadar hala aşık olmadığını inkar etse de. Ama her aşkın bir belirti noktası, gel bana bebeğim dediği nokta vardır ya, işte bunu Ahu da yaşamış ve hayatında bazı önemli kararlar vermişlerdir.

Kitapta yer alan yan karakterleri ile, Serkan olsun Baran olsun Can olsun Kaan olsun Hakan olsun hiç fark etmez, hepsi kızlarımız gibi farklı farklı özelliklere sahip olup, eğlenceli, okundukça yüzünüzde farklı duyguların oluşmasına sebep olacak bir kitap ortaya çıkarmıştı. Özellikle Ahu’nun, Sibel ile sevgilisine kıro esprileri yaparak gülmekten sayfaları çeviremediğim sahneleri ile, Aslı’nın yaşadığı hayal kırıklığı sonucunda hüzünlenmemi sağlayan sahneleri ve Ahu’nun işe olan aşkından dolayı diğer önemli gelişmeleri görememesinden dolayı sinir olmamı sağlayan sahneleri ile kitabı çok sevdim. Ama yer yer de sıkılmadığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Sıkılmamın sebebi ise yazarımızın ilk kitabının olmasının acemiliğinden dolayı ortaya çıkan hatalardan olabilir veya kitabımızda yer alan bazı olayların kafamda uyuşmamasından dolayı ortaya çıkan bağlantı bozukluğunda da olabileceğini düşünüyorum. Ama bunun dışında, 3 farklı kişiliğe sahip bu üç kızımızı okumanızı isterim. Belki içlerinden birisi size benziyordur değil mi? Ben kendime karakterle fazla uyuşamadım ama aralarından da en çok Aslı’yı sevdim. Çünkü o kadar saftirik, o kadar saf, o kadar sakar bir insan ki onun sahnelerini okurken eğlendiğimi göz ardı edemem. Şahsen onun saftirik sahnelerini okuyabilmek için Ahu’nun ve Sibel’in sahnelerini hızlı hızlı geçtiğimi de itiraf etsem sorun olmaz herhalde. :))

Kitabın 4. Basımının kapağına gelecek olursak, çok şeker bir kapağa sahip. Hem kitabımızın kapağını oldukça iyi anlatıyor, hem de pembe kraliçemiz Vefa Enver’i çok şeker bir şekilde yansıtıyor. Bu konuda tüm emeği geçen herkese ve Ephesus Yayınlarına teşekkürler!

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

damy (1)

Konuşan Kitaplar #23 Blog Tur / İlk Defa – Cora Carmack / İnceleme


25

Kitabın Adı : İlk Defa
Orijinal Adı : Losing It
Serinin Adı : Losing It Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Cora Carmack
Çevirmen : İmge Tan
Yayınevi : Pena Yayınları
Basım : Aralık, 2013
Sayfa Sayısı : 280
Tür : New Adult / Romance / Günümüz

Bliss Edwards, geleceğinde daha en yapacağına karar verememiş bir üniversite dördüncü sınıf öğrencisi. Tiyatrocu. Güzel. Alımlı. Zeki. Her şeyin yerli yerinde, her olayın tamı tamına zamanında yapılması için uğraşan bir mekanik. Tam bir kontrol manyağı…  Ama bu yaşına kadar nasıl başardıysa bir bakire…

Garrick Taylor, üniversitede tiyatro bölümü okumuş yetmemiş üzerine yüksek lisansını yapmış. Yani tiyatro dalında eskiden öğrenciyken şimdi öğretmen… Yakışıklı. Sarışın. Kaslı. Seksi. İngiliz. Seksi bir aksana sahip seksi bir İngiliz… Ama öğretmen. Ne yazık ki bir öğretmen! Hem de öğrencisi tarafından çıplak olarak yüzüstü bırakılan bir öğretmen…

Bliss Edwards, üniversiteden de bakire olarak ayrılacağı için en yakın arkadaşlarından birisi olan Kelsey’e dert yakınırken, en yakın arkadaşı Kelsey daha fazla yakarışlarına dayanamayarak, seksi kıyafetleri Bliss’in üstüne geçirdiği gibi en yakın bara doğru sürükler. Sürükler sürüklemesine ama bizim bakire kızımız bir yandan seks yapmaktan korkarken bir yandan da seks yapacağı erkeği bulamamakta veya beğenmemektedir. Arkadaşının bulup getirdiği her erkeği ret etmiş veya sırt çevirmiştir. Tabii bu davranışlarına daha fazla dayanamayan Kelsey, sinirden küplere binmiştir.

Arkadaşı sinir küplerine binerken bizim biricik kızımız lavaboya doğru yol almıştır. Tam yolunun üzerinde Shakspeare okuyan bir erkek ile karşı karşıya geldiğinde laf atmadan duramamıştır.

“Eğer bu bir kız tavlama yöntemiyse, daha kalabalık bir bölüme geçmeni öneririm.”

Bu lafı attıktan sonra tabire caizse oluşumuzda mavi ekran belirmiş ve karşısında ki çıtırın ne demek istediğini idrak etmeye çalışmaktadır. Ama espritüel bir şekilde… Onlar birbirleri ile sakalaşmaya devam ederken birisi okudu kitabı kapatmış, birisi ise bir sandalye çekerek masaya oturmuştur. Muhabbet uzayıp gittikçe kızımızın karşısında ki sarışın İngiliz aksanlı seksi konuştukça, içinin yağları erimeye başlamış ve seks yapıp bekaretini kaybetmek artık daha cazip bir iş haline gelmiştir. Tabii gönderdiği sinyaller karşısında yürüyen bay seksi de ona bir takım sinyaller göndererek, kapısında bir çilingirin beklediği evine davet etmiştir. Hem de motoruyla… Hem motorlu hem seksi hem İngiliz hem seksi bir aksana sahip bir erkek hayal edebiliyor musunuz? Hah! İşte o Garrick Taylor’un ta kendisi!

Garrick ile hayallerimizi süslemeye devam ederken kızımız onun motoru görmesi ile neredeyse kalp krizi geçirmiş ve oğluşumuzun zoru ile kaskı takarak motora binmiş ve oğluşumuza bir ahtapot gibi dolanmıştır.

Seks.
Seks yapacaktım.
Bir erkekle.
Yakışıklı bir erkekle.
Yakışıklı bir İngiliz erkeğiyle.

Söylemeyi unutmuş olabilirim. Ayıptır söylemesi kızımız azıcık eşek şanslıdır. Olmayacak zamanlarda başına olmayacak şeyler gelmektedir. Bakınız motordan aceleyle inmesi sonucu sıcak egzozdan bacağını yakması gibi. Bakınız yakışıklı erkeğimizi tam sevişecekleri zaman terk edip gitmesi gibi. Çıplak ve dumura uğramış bir şekilde. Tüm bu eşek şansları yetmiyormuş gibi bir gece önce çıplak bir şekilde terk edip gittiği seksi bir aksana sahip seksi İngilizin yeni Üst Hazırlık öğretmeni olması gibi…

Çünkü yeni öğretim üyesi sadece sekiz saat önce yatağımda çırılçıplak yatan adamdı.

Evet, evet! Yanlış duymadınız! Bir gece önce kendi evinde, kendi yatağında çıplak bir şekilde bırakıp, terk ettiği yakışıklı İngiliz evladı, Bliss son senesinin son döneminin son dersinin öğretmeni. Hem de haftada üç gün mecburiyetten yüz yüze geleceği öğretmeni! Yıl sonu galasında hazırlayacak kişi bile o! Yani uzun lafın kısası bir dönem boyu yüz yüzeler.

İlk başta her ne kadar birbirlerini görmezden gelseler bile, önce aralarında uzun uzun bakışmalar başlamış daha sonra bu uzun bakışmalara dokunuşlara geçmiş, bunlarda yetmeyip birbirlerine kaçamak öpücükler vermeye başlamışlardır. Ama birbirlerine tam olarak bağlanmalarına sebep olan şey ise 7 ölümcül günahtan birisi sayılan, en kudretli hatta en kutsal duygu olan kıskançlık duygusu ile bu iki gencimiz birbirlerine bağlanmıştır.

Tabii kızımızın yine her şeyi düşünen fikirleri ile bu birazcık zor olmuştur…

Tanrı yardımcın olsun ama ben öğretmenimin erkek arkadaşım olmasını istiyordum.

Sonuçta birisi öğrenci birisi öğretmendir ve bir takım kurallara göre birbirleri ile aşk yaşamaları ve aşık olmaları yasaktır. İşte kızımız bunları düşünürken oğluşumuz ‘Aman canım banane!’ diyerek önündeki yasak elmanın tadını çıkartmaktadır. Çıkartır çıkartmasına ama yukarıda bahsettiğim kudretli duygu yine aralarına girmiş ve ayrılmalarına sebebiyet vermiştir. Kısacık bir süreliğine… Daha sonra köpek gibi aşık bir şekilde birbirlerine geri dönmüşlerdir.

Kitabımız klasik bir romantik-komedi ve New Adult olduğu için mutsuz sonla bitmeyeceğini biliyordum ama böylede bir sonla biteceğini hiç düşünmemiştim! Kamonnnn sevgili yazarım! Böyle son mu olur?! Ne öyle bugün git yarın gel devamını okuyacaksın gibi! Hiç ama hiç olmadı! Adam gibi bitirip yarım bırakmasaydın ya! Beğenmedim. -.- Hani Garrick benim olacaktı?! El kızına kaçmayacaktı? Çok pis bir şekilde duygularımla oynadın ey sevgili yazar! :’(

Şaka bir yana aşk, kıskançlık, dostluk, aile, pişmanlık, duygusallık, ikinci aşık, itiraflar vs. vs. vs. Bir romantik-komedide üç aşağı beş yukarı hangi duygular varsa bunda da aynı duygular dozajında vardı. Azıcık rahatlamak, azıcık gülmek, hatta azıcık kahkaha atmak, yeri geldiğinde ağlamak istiyorsanız buyurun sizi İlk Defa okumaya devam ediyorum.

Mor aşkımdan dolayı aşık olduğum kapağı ile, mükemmele yakın çevirisi ile, mükemmel bir şekilde editlenmiş hali…

Yetmeyip benim gibi Cade denen aptal çocuğu boğmak üzere sizi kitabı okumaya davet ediyorum.

Kitabı puanım ise kızımızın eşek şansından, oğluşumuzun yürüyen seksi aksanlı seksi bir İngiliz olmasından dolayı 5 üzerinden 5 veriyorum!

5

damy (1)

Konuşan Kitaplar #23 Blog Tur / İlk Defa – Cora Carmack / Yabancı Bloglarda İlk Defa


1513303_724232487587568_1271125708_n

Konuşan Kitaplar 23. Blog Turunun 4. gününden herkese merhaba!!!

Üniversitenin tek bakiresi olarak mezun olmak istemeyen Bliss hızlıca birini bulup bu işi çözmeye karar verir. Mümkün olduğunca çabuk… Tek gecelik bir ilişki… Bliss o kişiyi bulur ancak gerçekten gülünç bir bahaneyle onu yatakta bırakarak kaçar. Ertesi gün sınıfa giren yeni tiyatro öğretmeni ona çok tanıdık geliyordur. Bliss tam sekiz saat önce onu yatakta bırakmıştır… Yalnız… Çıplak…

Gibi ilginç bir konuya sahip Cora Carmack’ın kaleme aldığı ülkemizde PENA Yayınlarından çıkan ve Losing Serisinin 1. kitabı olan İlk Defa tanıyoruz, yazarını daha derinlemesine inceliyoruz, karakterlermizi inceleyip hayalimde canlanan kişileri sizlere sunuyoruz ve takibi kitabımızı incik cincik inceliyoruz. :)

Bugün ise;
Bendeniz Yorum Durağım yabancı bloglar İlk Defa hakkında neler demiş onları sizlerle paylaşıyorum
Ve kitabımız hakkındaki düşüncelerimi yazıyorum.
Aynı şekilde Kitapların Tatlı Cadısı‘da kitabımızı inceliyor.
Son olarak ise Sihirbazın Güncesi, yazarımızın en sevdiği alıntıları bizlerle paylaşıyor.

scrollWithLineCFG_31

25

“Romans hayranlarına bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Karakterler muhteşem, kitabı tatlı bir gülümsemeyle bitiriyorsunuz.”

forever17books.com

 “Bu yılki favori kitaplarımdan biri de İlk Defa. Tatlı, eğlenceli ve romantik. Hikâyesi kesinliklebeni esir aldı. Enfes tadına tekrar varabilmek için bir kez daha okuyacağım.”

adreamofbooks.blogspot.com

 “Karakterler o kadar iyi yazılmış  ki onlar ne hissediyorsa siz de aynısını hissediyorsunuz. Kendi kendime güldüm, yanaklarım kızardı, âşık oldum, ağladım… Kesinlikle okunacaklar listenizde olmalı, hatta ilk sıraya bu kitabı yazın.”

reviewingwonderland.co

damy (1)

Holy Frigging Matrimony – Emma Chase / İnceleme


Kitabın Adı : Holy Frigging Matrimony
Serinin Adı : Tangled Series
Seri Sırası : 1.5
Yazarın Adı : Emma Chase
Yayınevi : Self-Publisher – Emma Chase
Sayfa Sayısı : 40
Basım : 4 Aralık 2013
Tür : Romantik-Komedi / Günümüz / New Adult

Tangled Serisi hız kesmeden devam ediyor…

Serinin ilk kitabı Tangled çıktığı ilk günden beri çok okunan, beğenilen ve listelerden düşmeyen bir kitap olup aynı zamanda geçen gün kazanılanların açıklandığı Goodreads Best Books of 2013 çekilişinde serinin yazarı Emma Chase, Best Debut Goodreads Author kategorisinin kazananı olmuştur.

Bu güzel ve kutlanılmaya değer haberin yanı sıra 4 Aralık 2013 Cuma günü serinin #1.5 kitabı -kısa hikayesi- Holy Frigging Matrimony yurt dışında raflarda yerini aldı. Daha doğrusu elektronik satış sitelerinde ki raflarda :D Ee bu güzel kitaba dayanamayan ben de elektronik kitap uluslararası ayrıcalıklarından yararlanıp, kitabı hemen tabletime indirdim ve başlamam ile bitirmem biz oldu. Gerçekten de kısa hatta kısacık hikaye ismini sonuna kadar hak ediyor kitap. 40 sayfa olarak gözüken kitabın sadece 26 sayfası yeni kitabımıza ayrılmış geri kalan 14 sayfada ilk kitabımız Tangled’ın ilk bölümüne ayrılmış. Bunu gören ben saçımı başımı mı yolsam, yoksa camdan kendimi aşağı mı atsam diye intihar planları yapmaya başladım. Ne ara kitap başladı ne ara bitti oturdum kara kara düşündüm. Hayır aylardır özlemini çektiğim Drew sonunda ellerimin arasında, doya doya okumak, özlem gidermek istiyorum ama Holy Frigging Matrimony’i okuduktan sonra ne dişimin kavuğuna yetti, ne Drew özlemimi giderebildim ne de ben daha fazlasını istiyorum diye yırtınırken gelip birisi beni sakinleştirebildi. :(

7341435

Serinin ilk kitabı Tangled da, kendini beğenmiş, kadınlara kendini adamış, yakışıklı, seksi ve bir o kadar da işinde başarılı olan Drew, bir gün barda Kate ile tanışmış ve daha sonra onu babasının şirketinde bir rakip, başarılarının önünü kesecek bir yürüyen bir cadı olarak gördüğü zaman onu yerle bir etmek ve önüne geçip babasının gözüne girebilmek için elinden gelen her şeyi yapmaya başlamış ve tabii bu sırada fark etmese de Kate’ aşık olmuş, fark ettiğinde ise aşık olmasına gribim ben diyerek yatak döşek yatmaya başlamış, ama daha sonra grip olmadığını aşk acısı çektiğini öğrenip ayaklanmış ve Kate’i nişanlısından ayırıp kendisine aşık edebilmek için elinden geleni yapmaya başlamıştır. Tabii onun şaklabanlığına, aşk acı çekmesine, yakışıklılığına daha fazla dayanamayan Kate’de ona aşık olmuş ve mutlu bir çift olmuşlardır.

7312262

Eğer ki birinci kitaba daha detaylı ve bol bol alıntılı yorumuma bakmak isterseniz Tık-Tık!!!

Tangled yorumumu okuduktan sonra az çok karakterlerimizin yapısını anlamışsınızdır. Serinin devam kitabı olan Holy Frigging Matrimony’de ise serimizin yan karakterleri olan Matthew ile Delores “Dee-Dee”‘nin düğününü ile karşı karşıyayız. Eğer ki 1. kitabı okuyan varsa 1.5 kitabın kapağını görenler kesin Drew ve Kate’in evleneceğini düşünecektir, ki ben öyle düşünerek havalara uçtum ama ne yazık ki kitabı okuyunca hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. Ben o kadar onların daha da mutlu hallerini görebilmek için kendini yiyip bitireyim, sen bu kazığı at sevgili yazarım! Olmadı bu, olmadı… Sen yeniden yazsana şu kitabı. Hem de bol bol Drew ve Kate olanından.

Her neyse itiraflarımı ve isteklerimi bir kenara bırakırsak, kitabımızda bir düğün organizasyonu var ve Drew’in en yakın arkadaşı Matthew ile Kate’in eski nişanlısı Billy’nin kuzeni Dee-Dee’nin evliliklerini okuyoruz. Daha doğrusu yıldırım nikahlarını. :D

Tabii düğün kuzeninin düğünü olduğu için salak, hala Kate’i elde etmeye çalışan ve Drew’in elinden Kate’i almaya çalışan beyinsiz, kendini müzisyen zanneden Billy’de salonda ön sıralarda yer almaktadır. Ben orada olsam kapıdan girdiği ilk anda ağzını burnunu kırardım ama sevgili yakuşuklum Drew benim düşüncelerimi birebir okuyup, itina ile uyguladı. :D Rezil olduğu ile kaldı ama Drew gibi bir adam bunu takar mı? C’mon! O her ne yaparsa yapsın gözlerden birisi!

Tabii bu olaya şahit olan Kate, önce Drew’e kızmış, bağırmış, çığırmış ama daha sonra Drew’in yaptığı şeyi gördükten sonra ona daha da çok aşık olduğunu görmüştür. Ve tüm bu olayların dışında Dee-Dee’nin veda konuşması sırasında yaptığı şeyde süperdi dostum! Hak ettin Drew boşuna ağlama!

Yukarıda da dediğim gibi kısacık, minnacık bir hikayeydi Holy Frigging Matrimony. Tadını fazlasıyla damağımda bırakan ve serinin kitaplarını beklemek için daha fazla gözyaşı dökmemi sağlayan ey sevgili yazar, yakarışlarımı duy ve şu kitapları çıkar! Sevgiler…

Kitaba puanım ise 5 üzerinden sonsuz!

5

deneme (1)

Kate bağışlayıcı bir şekilde gülümsedi, ama beni hatırlayınca, “Damatlar, gelinlerini almadan önce onları görmemeleri gerektiğini hatırlayamazlar. Bu bir gelenektir.”
“Kahrolasıca ve salakça bir gelenek. Ve ayrıca doğru bile değil… Gerçek kural ise düğünden önce damadın gelini görmesine izin verilmemesidir. Delores’in makyaj yapması beni bombok bir şekilde mutsuz ediyor.”
Kate kıkırdayarak, “Çünkü bütün her şey seninle ilgili, değil mi?” dedi.
“Şey… evet!”

scrollWithLineCFG_31Kate, parmağını sanki öğrencisini azarlayan bir öğretmen gibi bana doğrulttu. “Doğruyu söyle, Drew!”
“Neyim ben? 10 yaşında mı?”
“Duygusal yönden? Bazen. Ama zaten bu, konunun dışında bir şey. Elbisemi gördün mü?”
Belinin etrafından tuttum ve belden aşağılarımızı birbirine yaklaştırdım. “Hayır bebeğim, elbiseni görmedim.”

scrollWithLineCFG_31Son sekiz aydır LA’de yaşıyordur ve fazlacak olan hoşnutsuzluğum olsa da, Kate ile konuşmaya devam ediyordur. Kate’in söylediğine göre onlar – bana söylediği üzere- sadece “arkadaş”mış. Ama ben bunu yemiyorum. Eminim ki Kate’in gözünden onlar sadece arkadaşlar. Benim inandığıma göre. Ama erkeğe göre? Asla!

scrollWithLineCFG_31İki ayağı üzerinde zıplayarak, “Bu yüzden, geçen hafta Kate’e bir kaç tane sesli mesaj gönderdim. Görünüşe göre Kate hiçbirisini almamış.” dedi. Sesinde suçlayıcı bir ton vardır. Oldukça haklı bir şekilde. 
“Belki de sadece Kate seninle konuşmak istemiyordur.” 
Bir domuzun yaptığı gibi homurdanarak, “Ya da belki de sen onları silmişsindir,” dedi. 
Geriye doğru çekilmesini sağlayarak bir adım yaklaştım. “Belki de benim evimi aramamalısın.”
“Kate ile konuşmak için arıyorum.”
“Doğru… Benim evimde yaşayan Kate.”
“Onun kiminle konuşup konuşamayacağını söyeleyemezsin. Sen kim olduğunu zannediyorsun da böyle konuşabiliyorsun kahrolası?!”
“Erkek arkadaşı olarak. Kesinlikle beni anlatan kelime. Ve ayrıca artık seni anlatmayan kelime olduğunu düşünüyorum.”

scrollWithLineCFG_31Sonra dik dik bakışlarını bana gönderdi. Düşüneceli bir şekilde. Ve “Ne var?” diye sordum. Gözlerini parıldadı. Bana! Benim için! 
“Hiçbir şey. Sedece… Seni seviyorum, biliyorsun ki.”
Omuzlarımı silkerek, ” Sevilebilen birisiyim.” dedim.

*Alıntı çevirileri bana aittir eğer bir yanlış varsa kusura bakmayın. 

damy (1)