Aylardan Ask – Meral Kır / Inceleme


oQWyam

Kitabın Adı : Aylardan Aşk
Yazarın Adı : Meral Kır
Yayınevi : Müptelâ Yayınları
Sayfa Sayısı : 576
Basım : Haziran, 2014
Tür : Romantik / Yetişkin

XW1lj7

Mükemmel bir işe, mükemmel bir aileye, mükemmel bir hayata yani kısacası yaşamınızda mükemmel olan her şeye sahip olsanız ve birkaç saat içerisinde tüm bu mükemmel olaylar dizisi tepe taklak olsa ne yapardınız? Nasıl bir boşluğun içine düşerdiniz? Neler hissederdiniz? Düşünemiyorsunuz değil mi? Tanem de düşünememişti…

24 yaşına girmesine bir gün kala, her şey hayatında mükemmel bir düzen içerisinde giderken, hayatındaki en büyük toplantıya dakikalar kala bir telefon görüşmesi ile Tanem’in mükemmel hayatı tepe taklak olmuştur.

Telefon görüşmesinden sonra dünyası başına yıkılan Tanem, gözyaşlarının ardı arkası kesilmeden arabasına binmiş ve körlemesine sürmeye başlamıştır. Daha fazla gidemeyeceğini anlayan Tanem, araba öyle durdurulamayacak bir yerde durdurur ki hayatından 2 koca yılı hastane yatağında yatarak geçirir.

2 yıl boyunca bilinci kapalı bir şekilde, başında daha 33 yaşında olmasına rağmen bir beyin cerrahı olan Yağız, Tanem’i tekrardan o mükemmel hayatına kavuşabilmesi için elinden geleni yapıyordur. Buna yeni bir ilaç bulunmasından tutunda, tüm dünyada uygulanmış ve işe yaramış tüm tedavilerin Tanem için uygun olup olmadığını araştırıyor ki eğer uygunsa tedaviye başlıyordur. Ama en büyük tedavi onun yeni bir ilaç üretmesi ile sonuçlanmış ve Tanem 2 yıl boyunca ondan ümidi kesmeyen ailesi ile kavuşmuştur.

Kavuşmasına ama bu sefer mükemmel bir şekilde değildir.

Yaklaşık 10 yıl önce tüm ailesini yani annesini, babasını ve kardeşini bir trafik kazasında kaybeden Yağız, yatağında yatan bu bir içim su kız için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor, çabalıyor ve emeklerinin karşılığını da yavaş yavaş alıyordur. Amerika ile beraber çalıştığı ilaç Tanem üzerinde işe yaramış ve tıpta yeni bir çağ açmasına rağmen Tanem gözlerini açtığı zaman, geçirdiği uzun ameliyatlar ve kazanın şokundan dolayı hafızası kaybetmiştir. Ne o mükemmel yaşamını hatırlıyordur ne ailesini ne de o kaza gününü…

Onlar abiydi, babaydı, anneydi, abla ya da arkadaştı. Tanem’in sevenleri Tanem’den, Tanem de sevdiklerinden vazgeçmiyorken, onun da başka şansı yoktu.

O zümrüt yeşili cennet gözlerini açtığı zaman neye uğradığını şaşıran Yağız, bu kızın acaba daha ne kadar güzel olabilir ki diye düşünerek yavaş yavaş kalbini Tanem’e kaptırmaya başlamıştır. Sonuçta kızımız hiçbir şeyi hatırlamıyordur ve 2 yıl boyunca onun yanında olan, onu tedavi eden bir o kadar zeki ve bir o kadar da yakışıklı olan doktoruna güvenmeye, pardon pardon âşık olmaya başlamıştır. :))

Savaşta ve aşkta her şey mubahtır diyen Tanem, Yağız’ı elde etmek için elinden geleni arkasına koymaz ve resmen savaş gardını kuşanmış bir savaşçı edası ile Yağız’a kendini âşık edebilmek için savaşmaktadır. Ama kiminle mi? Yoksa neyle mi? Tabii ki Yağız’ın katır gibi inadı ile ve bir türlü eğitilemeyen odun duyguları ile.

Yağız’ın bulduğu ilaç sayesinde tekrardan dünyaya gözlerini açan Tanem, ailesini hatırlayamadığı için onlardan uzak duruyor ve aynı zamanda da onları ve kaza gününü hatırlayabilmek için hafızasını zorluyordur. Tabii bu sırada ailesi hiçbir şekilde desteklerini onun üstünden çekmiyor ve ellerinden gelen desteği veriyordur. Özellikle ablası Asya…

Asya kitabımızın bir diğer deli kızımız. :) Kardeşinden bir gün desteği kesmeyen, her gün hastaneye uğrayarak destek veren Asya, bir gün çok komik bir olay sayesinde hem Yağız’ın en yakın arkadaşı hem ev arkadaşı hem de kardeşi olan Doruk ( <3……) (Evet, evet ona aşığım! Her ne yaparsa yapsın!)  ile tanışır ve yakuşukluma gönlünü kaptırır. Hatta evli birer çift edası ile onun evinde yaşamaya başlar. Asya’nın Doruk’un evine taşınması demek Yağız’ın evine taşınmış olması demek olduğu için Tanem de bunu bir fırsata dönüştürerek biricik ablasının yanına taşınır. Yani Yağız’ın dibine… Yani savaşta ve aşkta her şey mubahtır diyerek…

Acısıyla, tatlısıyla, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla, hüznüyle, mutluluğuyla, sırlarıyla, hastalığıyla sağlığıyla Yağız’ın ve Tanem’in aşkını nefes kesmeden okuyoruz.

Kitabımızın ilk 100 sayfası geçmiş ve günümüzdeki olayları, karakterleri tanıyarak başlıyoruz. Hem de tüm karakterlerin gözünden yazılan bölümler ile. İlk 100 sayfada hangi karakterimizin kişiliği nasılmış, bir konu hakkındaki düşünceleri nasılmış yani kısacası her şeyi öğreniyoruz. Yazarımızın bu bakış açısı ile kitabını yazması gerçekten harika olmuş. Sonuçta şu karakter acaba şu olayda nasıl düşünürdü acaba diye tahminler yürütmek yerine, evet evet şu karakter şu olay için şöyle düşünürdü diyerek tahminlerden uzak duruyoruz. Ayrıca olayların hepsi kitapta o kadar güzel bir şekilde bağlanmış ki sanki dizi izler gibi bir başka bölüm gelmesi için çıldırıyor ve kitapta sayfa üstüne sayfa çeviriyoruz. Ee şimdi her şeye değinmişken kapağa da değinmezsek olmaz değil mi? O ne güzel kapaktır öyle <3 O nasıl güzel iç tasarımdır. Ayların tek tek arkalarındaki hikâyelerin yer aldığı renkli sayfalara ne denmeli? Veya veya o kurdeleli şahane ayraç? Kısacası şunu demek istiyorum ki uzun soluklu acısıyla, tatlısıyla, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla bir aşk hikâyesi mi okumak istiyorsunuz? Ee buyurun o zaman sizi Aylardan Aşk okumaya davet ediyorum!

damy (1)

Konusan Kitaplar #26 Blog Tur / Sınırları Zorlamak – Katie McGarry / Inceleme


eopr97

Kitabın Adı : Sınırları Zorlamak
Orijinal Adı : Pushing The Limits
Serinin Adı : Pushing The Limits Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Katie McGarry
Çevirmen : Tuğçe Nida Sevin
Yayınevi : Aspendos
Basım : Şubat, 2014
Sayfa Sayısı : 416
Tür : Young Adult / Romance / Günümüz

“Babam kontrol manyağı, üvey annemden nefret ediyorum, ağabeyim öldü ve annemin… annemin sorunları var. Sizce nasıl olabilirim?”

Echo Emerson, bir yıl öncesine kadar okulun en havalı kızı, hatta en havalı züppe kızı olup, yine okulun kralı sayılabilecek birisi olan Luke ile çıkıyordur. Dersleri mükemmel derecede iyi olup, annesinin sanat yeteneğinin genleri taşıyan elleri ile mükemmel tablolar ortaya çıkartıyordur. Her şey yolundadır. Mutlu bir ailesi olup, abisi ile arasında mükemmel bir bağ olup mutluluktan yüzünden gülümseme eksik olmuyordur. Ta ki o geceye kadar…

Bir tek gecede tüm her şeyin paramparça olabileceğini inanır mısınız? Ya da bunu hayalinizde canladırabilir misiniz? Aynı bir camın bir saniye patlayıp tozla buz olması gibi düşünün. İşte Echo’nun hayatı aynı bir cam gibi bir saniyede patlayıp tuzla buz olmuştur.

Önce abisini askeri eğitimine karşı çıkmıştır ama o bunu çok istediği için Afganistan’a gitmiş, görevlerini yerine getirmeye çalışmış ama bu meslekte fazla ilerleyemeden bir bomba yüzünden hayata gözlerini kapatmıştır. Annesi geçmişten beri devam eden ama bir şekilde bastırmayı başardığı krizlerine artık engel olamamış ve etrafına zarar vermeye başlamıştır. Echo’nun babası ise çocuklarının annelerinin bu manzarasını, delilik krizlerini, daha fazla görmemeleri için onu hastaneye yatırıp ondan boşanmış ve geçmişte çocuklarına bakıcılık yapan Ashley ile evlenmiştir. Peki tüm olaylarımız bitti mi? Ne yazık ki hayır! Bir gecede annesini görmeye giden Echo, hatırlayamadığı bir olay başından geçmiştir. O kaza sonunda hastane yatağında uyandığında kollarında derin yaralar ve aklında kocaman bir kara delik vardır. Bu kara delik o geceyi yutması ile beraber, Echo’ya geceleri uyku uyuyamaması için elinden gelen her şeyi yapan bir lanettir. O olaydan sonra Echo her gece bir rutin haline gelen kabuslar görme seanslarını ile boğuşmakla kalmayıp bir zombiye dönüşerek, eski sosyal hayatından çok ama çok uzaklara çekilmiştir. Kolundaki yaralar yüzünden yazın çöl sıcağında bile giymek durumunda kaldığı uzun kollu kazaklar dışında, uzun eldivenleri yüzünden zaten insanların ona sanki üçüncü gözü varmış gibi bakmaları yetmiyormuş gibi bir de uyuşturucu bağımlısı gibi gözlerinin altında mosmor halkalar yüzünden insanların garip bakışlarından rahatsız olup en yakın arkadaşları ile bile zaman geçiremiyordur. Gerçi olan tüm olaylardan sonra kendi köşesine çekilen Echo biraz yalnız kalmak, daha doğrusu köşesine çekilip kolları ve eski mutlu anları ile kendisini sarıp sarmalamak istiyordur.

“Son iki buçuk yıldır bir koruyucu aileden diğerine geçmiş, birçok ev değiştirmişsin. Ailen öldüğünden beri burası senin dördüncü lisen. Benim ilginç bulduğum ise son bir buçuk yıl öncesine kadar hâlâ onu listesindeymişsin ve spor müsabakalarında yarışıyormuşsun. Bunlar genellikle bir disiplin vakasıyla uyuşmayan nitelikler.”

Noah Hutchings, yukarıdaki Bayan Collins’in sözleri ile anlatımının temsili misali. Ama küçük bir kısmı onu anlatıyor. Bana göre Noah, deri ceketli, seksi, yakışıklı, uzun boylu, 17 yaşında geçmişte bol bol acı çekmiş ama bir şekilde bu acıları üstünden atmaya çalışan bir bad boy. Evlenmek istediğin bir bad boy. Kitaba göre ise iki buçuk yıl önce ailesini bir yangında kaybetmiş, belli bir süre iki küçük kardeşi ile beraber başka ailelerin yanında yaşamış ama yerinde rahat duramayan ve haksızlığa gram tahammülü olamayan seksim üvey babasını dövmüş ve bu yüzden Sosyal Hizmetler tarafından tehlikeli sınıfına alınarak kardeşleri ile yolunu ayırmış ve seksimin daha da manyak hale gelemsini sağlamışlardır. O aileden bu aileye, o liseden bu liseye geçip hayatını mahveden sistemin yaptıkları yetmiyormuş gibi kardeşlerini sayılı sayıda görmelerini sağlıyor ve onlara karşı özlemini daha da arttırıyorlardır. Bu özleme daha fazla dayanamayan Noah kendini dizginlemiş, arada bazı şeyleri unutabilmek için içtiği esrarı bırakmış ve hatta içkiyi bile nadir içer konuma gelmiştir. Sırf kardeşlerini elde edebilmek için. Peki bu gayreti neyi mi elde etmesine sebep olmuştur? Artık gelecekte kardeşi olarak kabul edeceği dostu Isaiah’ın da üvey evlat olarak yerleştiği bir ailenin yanına yerleşmiş ve kardeşleri ile görüş günü daha da artmıştır. Ama bunların hiçbirisi Noah ile yeterli değildir. Çünkü o en azından ailesinden geri kalan kısmı bir arada tutmak ve özlemini bu şekilde giderebilmek istiyordur. Çok mu şey istiyordur? Hayır! Ama bazı şeyler için en yazık ki hem maddi hem de manevi gücünün sağlam olması lazımdır. Ve de geçmişinin de. Sonuçta o geçimini bir hamburgercide çalışıp kazandığı para ile devam ettirmektedir. Bu nereye kadar kardeşlerine babalık yapmasını sağlayabilir ki? Ayrıca onlara bu geçinim ile ne kadar huzur veya rahatlık verebilir ki? Değil mi? Bunlar hem benim hem de Bayan Collins’in sözleri.

1888725_744817632195720_1589289669_n

Bayan Collins kim midir? Bayan Collins bu hikayenin demir taşıdır! O olmasa seksi Noah’ım ile yaralı kuş Echo’nun bir araya gelmesi imkansız hale gelirdi. Sonuçta ikisinin konumunu geçin takılacakları ortam bile farklıdır. Peki nasıl mı bir araya geldiler? Hımm… Aslında çok zevkli bir ilk yaklaşımları var :D Sonuçta ikisinin de yaşadığı olaylar yüzünden psikoloji bozuk sayılıyor değil mi? İşte bu yüzden devreye lisenin yeni rehberlik öğretmeni Bayan Collins devreye giriyor. Ama şimdi Aires’ın bozuk arabasını da saymazsak ayıp olur. Echo, ölen abisinin arabasını tamir edip tekrardan çalışır konuma getirebilmek için belli bir miktarda paraya ihtiyacı vardır. Bu parayı kazanabilmek için de bir işe. Çünkü nankör babası milyoncuklarından çok az bir miktarını Echo’ya veremiyordur. Nalçak! Ama olsun sırf bu yüzden ikilimiz bir araya gelmiştir.

1798862_744804338863716_771810471_n

Eski yaşamına göre notlarında düşüş yaşayan Noah, Bayan Collins’in isteği üzerinden bir kişiden ders alacaktır. Kimden mi? Hadi hadi tahmin etmesi çok kolay! Tabii ki de süper ötesi çalışkan ve zeki Echo’dan! Bakmayın Noah, pisliğine çalışmıyordur. Yoksa o da en az Echo kadar zeki ve çalışkandır.

İlk derste bir araya gelen der ceketli yakışıklı çocuk ile kollarındaki yaraları gizlemeye çalışan güzel ve zeki kızımız arasında ilk başta nefret duygusu ortaya çıkmış ama eski sevgilisi Luke’un hissettirdiği duyguların on bin katından daha fazlasını hissettiren ve karnında kelebeklerin uçuşmasını geçin taklalar atmasını sağlayan seksi çocuğa gönlünü kaptırmıştır. Tabii diğer taraf içerisinde aynısı geçerli değil desem yalan olur. Hatta oğlumuz direk bağlanmış ve Echo’yu karısı gibi kabul etmektedir. :D

1920619_744420332235450_1706325785_n

Kitabın en sevdiğim özelleri say say bitmez. Saf aşk olsun, yaşadıkları aşkın gösterimi olsun, birbirlerinden geçerli sebeplerden uzaklaşmaları olsun, karakterlerin yaşadıkları olaylardan dolayı yaşlarından çok ama çok büyük olmaları olsun, birbirlerine nefret kusarken arkalarından birbirlerine öpücük göndermeleri olsun, dostlarına sıkı sıkı bağlı olup onlar ne yaparsa yapsın onlardan ayrı olmamaları olsun, birisi kardeşlerini alabilmek için elinden geleni yapması olsun, bir diğerinin geceleri onu uyutmayan kabuslarının sebebini bulmak için canla başla uğraşması olsun, hepsi ama hepsi sanki yaşanmış olay gibi beni kitaba bağlayan, yer yer kahkaha yer yer gözyaşımı dökememe sebep olan mükemmel ötesi bir kitap diyebilirim. Önce İngilizce sonra Türkçe olarak okumamı saymıyorum bile. Ara ara yine açıp o şahane bölümlere tekrar tekrar bakıyorum. Sanırım bende bir Noah istiyorum! :’( Sevgili evren duy sesimi ve bana seksi bir Noah gönder! Söz nikahı hemen basıp bağlayacağım kendime!

Kitaba puanım mı? 10 numara 5 yıldız! Okuyun, okutun ve gelin Noah için kavga edelim!

5

damy (1)

Konusan Kitaplar #26 Blog Tur / Sınırları Zorlamak – Katie McGarry / Noah Hutchins ile Röportaj


eQNZAG

Konuşan Kitaplar 26. Blog Turundan herkese merhaba!!!

26. Blog Turumuzun konuğu olan Sınırları Zorlamak kitabı benim için çooook özel bir yere sahip! Canımın için sevgili blog ablam, kardeşim, dostum ve biriciğim olan kişi Tuğçe’nin Kitaplığı adlı blogun sahibi, bu cici kitabı çevirdi. Hatta çevirmekle kalmadı kitabın başkarakteri Noah’a beni aşık etti ve şimdiden düğün planları yapmama sebep oldu. :P

26. Blog Turumuzun 2. gününde ise;

Bendeniz Yorum Durağım, sevgili über yakışıklı karakterimiz Noah ile röportaj yapıyor ve kitabımıza yorum yazıyorum.
Kitaplarım ve Ben şahane kitabımızdan alıntılar paylaşıp yorumunu yazıyor.
Kitapların Tatlı Cadısı ise Aspendos Yayınevi’nin kitaplarını tanıtıp yorumunu bizlerle paylaşıyor.

Ayrıca bu güzel kitabımıza güzel bir yarışma yapmazsak ayıp olurdu! O yüzden yazarımızdan imzalı 1 adet Sınırları Zorlamak kazanmak için Tık-Tık!!!

Hadi şimdide Noah ile ne çılgın sorular cevaplamışız bir bakalım mı? ;)

scrollWithLineCFG_31

noah-shaw1

Röportajımıza geçmeden önce azıcık da olsa Noah Hutchins’i tanımaya ne dersiniz?

Görünüş: Neredeyse 180 cm boyunda, gözlerinin üzerini kapatacak kadar kısa kesilmiş koyu saçlı on sekiz yaşında bir delikanlı ve üniversiteye gidebilmek için çalışıyor.

En yakın arkadaşları: Isaiah Walker. Bakıcı ailede beraberce cehenneme doğru yürüdüğü kişi… Onun için yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Favori şarkısı: Phillip Phillips’den Home. Şarkıyı duyduğu her zaman, Echo’yu düşünüyor.

Zayıflıkları: Ruhuna ve kalbine sahip Siren’i: Echo Emerson.

3104680899_1_13_uozY2UTr

Merhaba Noah, bugün blogumu ziyaret ettiğin için çok teşekkür ederim! Seni hala bilmeyen tüm insanlar için (ki onları yüksek merciler tarafından kınıyoruz!) bize kendinden biraz bahsedebilir misin?

Gezegendeki en mükemmel iki çocuğun abisiyim. Kendimi, hayatımda fazlasıyla yer tutan bir kıza, yani Echo’ya ve en iyi iki dostum Isaiah ile Beth’e adadım. Annem ve babam öldüğünden beri iki yıldır koruyucu aile sistemi belasının içindeyim ve liseden daha yeni mezun oldum.

Gelelim can alıcı soruya! İlk tanıştığın zaman Echo hakkında ne düşündün? Ve de şimdi onun hakkında ne düşünüyorsun?

Benimle tanışmadan önce burnu havada bir züppe olduğunu düşünüyordum ama ne de olsa seksiydi.

Peki şimdi mi? Hımm… Hala seksi bir kız, ama şu an onun zeki ve yetenekli olduğunu düşünüyorum. Kardeşlerim dışında tüm dünyam o.

Önce anne ve babanı kaybetmenin ve daha sonra da kardeşlerinden ayrı düşürülmenin üstesinden nasıl gelebildin?

Eski hayatımı sürdürmeye çalıştım: yüksek notlar almaya, top oynamaya devam ettim mesela. Bütün hepsi bir anda hızlıca parçalandığı için ben de beynimdeki acıyı bir şekilde uyuşturabilmeye çalıştım. Akıllıca kararlar almadım ama sonuçta geçmişte yaptığım şeyleri değiştiremem, bu yüzden ben de hatalarımı öğrenmeye ve onlardan kaçınmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Eğer ki kardeşlerinle istediğin yerde istediğin şekilde harcayabileceğin bir günün olsa (hiç masraftan kaçınmadan), onlarla birlikte ne yapmak isterdin?

Annem ile babam beni bir kez Disney World’e götürmüşlerdi. En güzel anılarımdan biridir. Onları oraya götürmeyi, annem ve babamla bindiğim tüm oyuncaklara onları da bindirmeyi çok isterdim.
Peki Beth’in hayatında olmasının en iyi yanı nedir? Ve en kötü yanı?

Beth, bana bir ailem varmış gibi hissettiriyor. O beni kızdırabildikten sonra kendisini kızdırabilen tek kişi ama yine de günün sonuna kadar birbirimizin yanında oluyoruz. Bunu her ikimiz de koşulsuz şartsız yapıyoruz.

Aynı zamanda onun hakkında sevdiğim şey ise, hayatımı karmakarışık bir hale getirmenin her zaman bir yolunu bulmasıdır. Yeni olan herkese veya her şeye karşı temkinli olup sevgilim Echo’ya karşı kabul ettiğimden daha da fazlasını gösterir.

Şu an dünyada herhangi sihirli bir şey hayal etsen o ne olurdu?

Ailemden kalan daha fazla fotoğrafa sahip olmak isterdim. Bir videoları olsa daha da iyi olurdu. Sahip olduğumuz her şey o geceki yangında yanıp kül oldu. Bazen, onların nasıl göründüklerini veya seslerini unutmaktan ölesiye korkuyorum.

Gelecek için planların neler?

Kardeşlerimin hayatının bir parçası olmayı, Echo ile zaman geçirmeyi, bir de üniversiteden mezun olup babam gibi bir mimar olmayı istiyorum.

Son olarak, seninle ilgili yeni haberler neler? Seni ve Echo’yu serinin ilerleyen kitaplarında daha fazla görebilecek miyiz?

Şu an üniversitedeyim ve Echo ile hala beraberiz. Daima arkadaşlarımıza zaman ayırıyoruz, özellikle başları dertte olduğunda. Bu yüzden Isaiah’ın bize her zaman ihtiyacı olduğunun yerinde olduğunu düşünüyorum.

Hızlıca Sorular!

– Çay veya kahve? Kahve.
– Boxer veya külot? Boxer.
– Hogwarts veya Narnia? Narnia.
– Bardağın boş yanı mı yoksa dolu yanı mı? Güne göre değişir.
Şeker kamışları veya şeker kurabiyeleri? Şeker kurabiyeleri.
– Favori yemeğin? Hamburger
– Favori filmin? The Jason Bourne filmleri.

scrollWithLineCFG_31

Röportaj bir çok yabancı blogtan alınıp ben tarafından çevrilip üstene eklemeler yapılmıştır. Bu yüzden eğer bir hatam varsa kusura bakmayın sevgili kitap kurtları! :*

damy (1)

Konusan Kitaplar #25 Blog Tur / Between The Spark and The Burn- April Genevieve Tucholke / Tanıtım


wMVklk

Konuşan Kitaplar 25. Blog Turundan herkese merhaba!!!

Bugün 25. Blog Turumuzun misafiri olan Derin Sularla Şeytan Arasında kitabına:

Yorum Durağım yani bendeniz kitabımızı inceliyor, devam kitabını tanıyor ve eğlenceli bir süpürüz yapıyorum. ;)
Kitap Sayfaları hem kitap yorumluyor hem de kitabı okurken dinleyeceğimiz müzikleri bizlerle paylaşıyor.
Sihirbazın Güncesi o da hem kitabı yorumluyor hem de karakterlerimizle eğlenceli bir röportaj yapıyor.

Ayrıca tur sonuna kadar devam eden ve bir şanslı kişinin Derin Sularla Şeytan Arasında kitabını kazanacağı yarışmamıza katılmak için
Tık-Tık!!!

Hadi Işıltı Serisinin 2. kitabı olan Between The Spark and The Burn tanıyalım!

e7avGW

between-the-spark-and-burn_april-tucholke_book

Kitabın Adı : Between The Spark and The Burn
Serinin Adı : Between Series / Işıltı Serisi
Seri Sırası : 2
Yazarın Adı : April Genevieve Tucholke
Yayınevi : Dial
Çıkış Tarihi : 14 Ağustos 2014 (Yurtdışı)
Tür : Young Adult / Fantazya / Paranormal / Romance

Derin Sularla Şeytan Arasında’ya bir sonuç niteliği taşıyan bu gotik ve heyecanlı aşk kitabı Stephen King’le Daphne du Maurier‘den izlerden taşıyor ve Muhteşem Yaratıklar ve Anna Kan Giyinmiş Kız hayranlarının bu kitabı kesinlikle okuması gerekiyor.

Freddie, Şeytan’ın dünyadaki korkuyu yarattığını söylemişti bana. Ama sonra Şeytan’ın kendisi, bir insanı seni korkuttuğu için affetmek, üzdüğü için affetmekten daha kolay olduğunu söylemişti. River West Redding bana her ikisini de yaptı.

Çarpık gülüşlü, Violet’ın hayatına birden girip onu paramparça eden River West Redding gitti. Violet ve River’ın kardeşi Neely ise endişe içinde- ta ki uzak bir dağdaki kasabada bir dizi tuhaf olayın gerçekleştiği gecenin ikisinde radyodan duyurulana kadar. River’ı aramaya çıksalar da hep bir adım gerideler ve tek buldukları deliye dönmüş kasabalar, cadı avları ve garip, bilinmeyen olayların keşfedilmeyi beklediği rüzgarlı bir ada. Violet’ın ise çok geçmeden aklına tüm kalbiyle güvendiği Neely’nin kendi sırrını saklıyor olabileceği geliyor…

Between the Spark and the Burn; özenle işlenmiş, esrarengiz bir romantizmle güzelce yüreğinizi burkan Derin Sularla Şeytan Arasında‘ya kalp hoplatan bir son getiriyor. —Melissa Marr

damy (1)

Konusan Kitaplar #24 Blog Tur / Labirent: Olümcül Kacıs – James Dashner / Inceleme


4a967cb7-d387-42ae-9180-3fd89807186f

Kitabın Adı : Labirent: Ölümcül Kaçış
Orijinal Adı : The Maze Runner
Serinin Adı : The Maze Runner Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : James Dashner
Çevirmen : Gizem Yeşildal
Yayınevi : Pegasus
Basım : Ocak, 2014
Sayfa Sayısı : 408
Tür : Distopya / Young Adult / Bilim-Kurgu

Hatıla.
Hayatta Kal.
Koş.

Thomas, hafızasını kaybetmiş sadece adını hatırlar bir şekilde tepeden onlarca erkeğin ona dik dik bakışları altında bir Kutu’nun içerisinde uyanmıştır. Geçmişinde ne oldu, nasıl bir yaşamı olduğu veya her şeyin dışında geçmişe dair anılarını nasıl hatırlamayıp, sadece ismini hatırladığı konusunda hiçbir fikri yoktur. Bunların dışında ise neden o çocukların arasına geldiğini, nasıl geldiğini hiç bilmiyordur. Ve özellikle o çocukların ona neden hortlak görmüş gibi batkılarını kesinlikle bilmiyordur.

Sadece bir kutudan çıkıp, çocukların dediğine göre Kayran denilen bir yere gelmiştir.

“Tanıştığımıza memnun oldum, çaylak,” dedi çocuk. “Kayran’a hoş geldin.”

Hala neden geldiğini bilmiyormuş halde, Thomas salak salak etrafına bakarak dolaşırken, etrafında hangi Kayranlı varsa ona tonlarca soru sormaktadır. Tabii ki de her sorduğu sorunun cevabını alamayınca buraya karşı nefreti de bir o kadar artmaktadır. Ama o kadar ergence davranıp o kadar deli saçması soru soruyordur ki utanmasam kitabın içerisine girip ağzının ortasına bir tane çarpasım geldi.

Her neyse Thomas durmaksızın sorularına devam ederken, Kayran’da yaşayan çocuklarda onun kim olduğunu, neden geldiğini çözmeye çalışıyorlardır. Tabii bu arada Izdırap Veren denilen canavarlar da Kayran’ın dışarısında, Labirent dedikleri yerde bulunmaktadır. Bu canavarlar ısırdıkları zaman ya ısırılanı öldürüyordur ya da Değişim adını verdikleri ızdıraplı bir evreden geçmelerini sağlıyordur. Ve Değişim sırasında ısırılan kişi geçmişine dair bir takım hatıralar hatırlamaktadır. Mesela neden oraya gönderildikleri, eski yaşadıkları dünyanın nasıl oldukları ile vs. Yani kısacası Değişim onlar için bir geçiş evresi gibi bir şeydir. Geçmiş ile geleceğini birbirine bağlıyor, bir takım şeyler görmelerini sağlıyor ama bunları bir başkalarına anlatamıyorlardır çünkü onları engelleyici bir güç ortaya çıkıyordur.

Ve bu Değişimi geçirenlerden birisi de Gally adında ki bir çocuktur. Thomas, Kayran’a ayak basar basmaz onu suçlamaya, iftiralar atmaya, onun bir düşman hatta kötü bir insan olduğu hakkında Kayranlıları dolduruyordur. Daha neden oraya geldiğini bilemeyen Thomas bir de bu tür şeylerin yüzüne çarpılması ile neye uğradığını şaşırmıştır. Ve o dakikadan sonra Kayranlılardan köşe bucak kaçmaya başlamıştır.

Ta ki Chuck denilen çocuk yanına gelene kadar…

O geldiği anda bir çocuğun ne kadar çok konuşabileceğini bilmeyen Thomas, bun ugörmüş, duymuş ve deneyimlemiştir. Tabii her ne kadar Chuck’dan şikayet ettiyse de Thomas’ın ondan başka adam akıllı bir arkadaşı yoktur ve ondan başkasına güvenemiyordur.

Thomas’ın Kayran’a ayak bastıktan sonra tüm kötü olayların yavaş yavaş başlarına geldiğini söylemiş miydim? Eğer söylemediysem söylüyorum. Thomas ne zaman Kayran’a ayak basmıştır işte o andan itibaren felaketler bir bir gerçekleşmeye aşlamıştır. Örneğin Kayran’da iki yıldır sadece erkek çocukları olmasına rağmen Thomas’ın Kutu’dan çıktığının ertesi günü Kutu’dan bir kız çıkmıştır. Kızın oradan çıkması ile neye uğradıklarını şaşıran Kayranlılar birden kızı kendileri kapmaları için aralarında kıyasıya bir mücadeleye girişmişlerdir. Ama oranın lideri olan Alby, şoku hemen üstünden atıp kızı Tıpçıların yanına götürmelerini söylemiştir. Ki kızı tam götürecekleri an elinde bir kağıt parçası tuttuklarını fark eder ve hemen alıp okuyarak neye uğradıklarını şaşırmışlardır.

Çünkü kağıtta Kayran’a gönderilen son kişi olduğu yazıyordur. Bunun üzerine çoğu Kayran’lı bunun sorumlusunun Thomas olduğunu düşünerek üstüne yürümeye başlamıştır. Ama liderin ve Newt’in koruması ile Thomas onlardan uzaklaştırılmış ve çalışma alanını seçmek üzere tek tek gezmekte ve her bir gün farklı yerlerde çalışmaktadır. Ama Thomas herkesin dişini tırnağına takarak o konuma geldiği ve seçimlerle seçilen görev olan aynı zaman Kayran’da ki en zor görev olan Koşuculuğu seçerek, Labirent’e girmek istiyordur. Her ne kadar nedenini bilmese oraya girmek ve keşfetmek istiyordur. Çünkü Labirent onu çekiyordur.

Buraya kadar aslında kitabın ilk 50 sayfasında olan olaylar ve bu olaylar beni o kadar sıktı ki anlatamam. Özellikle Thomas’ın bir ergen gibi davranıp, etrafındaki çocuklara salak salak sorular sorması saçımı başıma yolmama sebep oldu. Ee be çocuk oraya gelen çocuklarda bir şey bilmiyor zaten. Yavaş yavaş öğrenmişler. Sence dişlerine tırnaklarını takıp öğrendikleri o az bilgiyi de şıp diye sana anlatmalarını filan mı bekliyorsun? C’mon! Bu kadar delirme dostum. Bir otur düşün taşın onlar senin felaket tanrısı diye görüyor, sence sana Kayran’ın veya Labirent’in en bilinmeyen sırlarını anlatır mı? Yapma etme gülüm. Ama tam ben, Thomas’ın bu tip hareketlerine küfür üstüne küfür ederken yavaş yavaş aklı başına geldi oğluşumuşumuzun ve adam gibi davranmaya başladı. Bu tam olarak kitapların ortalarına denk geliyor. Eğer bu davranışları kitabın ortalarına doğru değişmeseydi kesinlikle bırakırdım. Bu kadar bir ergen çocuk olamaz. Delirtti resmen yahu!

Ama kitap işte o dediğim andan itibaren öyle bir açıldı ki anlatmam! Hayran bıraktı beni resmen! Bir sonraki sayfayı çevirmek için resmen maraton koşucusu gibi deli gibi hızlı bir şekilde çevirdim. Çünkü sırlar öyle hızlı bir şekilde açıklandı ki neye uğradığımı şaşırdım. Hele ki o olayların akışı, aksiyonun sonu gelmeyecek gibi heyecanı tavan yapması. İşte o anda kitaba aşık oldum! Ve son 250 sayfayı kitabı elimden bırakmayarak deli gibi okudum.

Eğer ki kitabın ilk başı bu kadar içimi baymasaydı eminim ki kitaba daha çok puan verirdim. Ama dediğim gibi o ilk başı neredeyse kitabı bıraktırıyordu bana. Ama o son. Özellikle o çocukların neden oraya gönderilişinin sırrı beni öyle bir gaza getirdi ki The Maze Runner serisinin bir diğer kitabı olan The Maze Runner Files’ı okudum. Ve bu kitap sayesinde birkaç tane daha sırrın cevabını öğrenmiş oldum. Ayrıca o kitap sayesinde tekrardan ve tekrardan Newt ve Minho’ya aşkım arttı. Ve fangirllik derecesinde peşlerini bırakmayı planlanmıyorum :D

Kitabın çevirisine gelecek olursak gerçekten iyiydi, sevgili çevirmenin ellerine sağlık. Ayrıca kapağın orijinal kullanılması da kitaba ayrı bir hava katmıştı. Gerçekten kitaplığımda şahane duruyor. Orijinal kapak kullandığın için teşekkürler Pegasus!

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4!

4

scrollWithLineCFG_31

Turumuzda 5. ve son gününde:
Anime ve Kitap Sever yazarımızla yapılan röportajı paylaşıyor.
Tuğçe’nin Kitaplığı, Yorum Durağım ve SaklamaKabı ise kitap hakkında ki düşüncelerini paylaşıyor.

Ayrıca iki şanslı kişinin kazanacağı Labirent: Ölümcül Kaçış yarışmasına herkesi davet ediyoruz.

Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

damy (1)

Konusan Kitaplar #24 Blog Tur / Labirent: Olümcül Kacıs – James Dashner / Alıntılar


w1rqjb

 

Konuşan Kitaplar 24. Blog Turunun 4. gününden herkese merhaba!

Bugün:
Bendeniz Yorum Durağım kitabımızdan alıntılar paylaşacağım.
Sihirbazın Güncesi kitabımızla ilgili minik bir quiz hazırlıyor.
Maria Puder Ölmedi kitabımız hakkında olan funfact yayınlıyor.
Kitap Avcısı, Yorum Cadısı ve Kitapların Tatlı Cadısı kitabımız hakkında görüşlerini paylaşıyor.

Ayrıca iki şanslı kişinin kazanacağı Labirent: Ölümcül Kaçış yarışmasına herkesi davet ediyoruz.

Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

wzY9Eg

wbYm80

Hatıla.
Hayatta Kal.
Koş.

scrollWithLineCFG_31

“Tanıştığımıza memnun oldum, çaylak,” dedi çocuk. “Kayran’a hoş geldin.”

scrollWithLineCFG_31

“Bu konuşmaya başlamayacağız, anladın mı? Senin gibi tipleri öldürmeyiz, buna emin olabilirsin yalnızca öldürülmemeye, hayatta kalmaya çalış.”

scrollWithLineCFG_31

“Buradan çıkış yolu bulmamıza yardım edeceksin, çaylak,” dedi Newt. “Labirent’i çözüp eve dönmemize.”

scrollWithLineCFG_31

“Çaylak,” dedi Minho, “cesurca bir halt ettiğini sanıyorsan dinle beni. Dünyanın en aptal insanısın. Artık sen de Alby ve benim gibi ölü sayılırsın.”

scrollWithLineCFG_31

İki yıldır her sabah doğan, ısı veren, yaşam sağlayan güneş aslında güneş değildi. Sahteydi. Kayran’daki her şey sahteydi.

scrollWithLineCFG_31

“Seninde dediğin gibi, burada kalırsak biri ölecek. Gidersek de biri ölecek. Ne fark eder?”

damy (1)

Konusan Kitaplar #24 Blog Tur / Labirent: Olümcül Kacıs – James Dashner / Yurtdısında Labirent: Ölümcül Kacıs


w1rqjb

Konuşan Kitaplar 24. Blog Turundan herkese merhaba!!!

Yakın bir zamanda film çekimlerine başlanan ve 19 Eylül 2014 yılında yurt dışında gösterime gireceği duyurulan James Dashner’ın kaleminden çıkan Maze Runner Serisinin ilk kitabı olan Maze Runner, ülkemizde Pegasus yayın evi tarafından Labirent: Ölümcül Kaçış adı altında çıkmıştır. Aynı zamandan 24. Blog Turumuzun misafiri olan Labirent: Ölümcül Kaçış, distopik dünyası ile bizi sayfalarının içerisine çekiyor ve macera üstüne macera yaşatıyor.

Turumuzun 3. gününde ise;
Bendeniz Yorum Durağım yurt dışında Maze Runner için neler demiş onları paylaşacağım.
Kördüğüm Hayaller kitabımızdan alıntılar paylaşıyor.
Kitap Avcısı, Super Six Sunday etkinliğini yapacak.
Ve son olarak Kördüğüm Hayaller yorumunu bizlerle paylaşacak.

Ayrıca iki şanslı kişinin kazanacağı Labirent: Ölümcül Kaçış yarışmasına herkesi davet ediyoruz.

Yarışmaya katılmak için Tık-Tık!!!

wzY9Eg

wbYm80

Akıcı anlatımı, akla gelen sayısız soruyu adım adım cevaplaması ve bitmek bilmeyen gerilimiyle Dashner’ın sürükleyici macerası kaçınılmaz sona doğru ilerlerken sizi merak içinde bırakacak.
-Publishers Weekly

Dashner’ın yarattığı dinamik karakterler hikayeyi tamamlıyor ve serinin ilk kitabını daha da mükemmel kılıyor.
– VOYA

Dashner hikayeyi ustalıkla kaleme alarak inanılmazı gerçekçi kılmayı başarıyor. Elinizden bırakamayacak ve devamında neler olduğunu öğrenmek için sabırsızlanacaksınız.
-Kirkus Reviews

İyi yazılmış, okuması zevkli, merak uyandırıcı, kısacası mükemmel bir kitap. Şimdiden seriye bayıldım. İkinci kitabı da bir solukta okuyacağım.
– R. S. Reddy

Sürprizlerle dolu, mükemmel bir kitap. O kadar heyecanlı ki bir çırpıda bitirdim.
– J. S. Reddy

Sayfalar boyunca bir tehlikeden diğerine sürüklenirken kitabı elinizden bırakamayacaksınız.
-Kiss The Book

Açlık Oyunları gibi distopik hikayeyi sevenler Thomas’la birlikte Kayran’da maceraya sürüklenecekler.
– School Library Journal

Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda.
– Barnes&Noble 

damy (1)