Kalbim Aşktan Yana -Jennifer Apodaca / İnceleme


0000000711748-1

Kitabın Adı : Kalbim Aşktan Yana
Orijinal Adı : The Baby Bargain
Serinin Adı : Once a Marine Series
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Jennifer Apodaca
Çevirmen : Merve Altıparmak
Yayınevi : Nemesis Kitap
Basım : Eylül, 2016
Sayfa Sayısı : 289
Tür : Yetişkin / Romantik / Günümüz

Tamam dövmeyin biliyorum söz verdim çok yakın bir zamanda aşk romanı okumayacaktım ama n’apayım Kalbim Aşktan Yana kitabının kapağına vuruldum. Çok şirindi, çok şekerdi, çok tatlıydı. Onu en yakın zamanda okumasaydım çok üzülürdüm. Affedin n’olur! Ayrıca hem elimdeki aşk kitapları bitti ki başka kalmadı. Yani yeni almazsam. :P Ve hazırladığım okuma listesi ile gözüken o ki Ekim ayında bol bol fantastik, bilim-kurgu türevlerini okuyacağım. Ve ayrıca son zamanlarda şu dikkatimi çekmeye başladı; nedense hep evli kadınları, evlenmeye yakın olan gençlerimizi, bekar anne olan ve bir şekilde ölümsüz aşkını geri bulan kadınlarımızı okur oldum. Acaba bunlar evrenin bana birer mesajlarımı bilemiyorum. Evlen artık sinyallerimi gönderiyorsun evrenciğim bilmiyorum şekerim ama ben okuyorum benden uzak dur. Daha çook var o yola. İşte bu sebepten dolayıdır ki fantastik edebiyata direk geçiş yapıyorum yoksa psikoloji elden gidecek. :D

Ve şimdi ilk önceliği oğlunu korumaktı. Bunun için hoşlansa da hoşlanmasa da Adam’a, oğlunun babasına ihtiyacı vardı. 

Kalbim Aşktan Yana, Eylül ayı içerisinde okuduğum son kitap olarak listeme girdi. Resmen dakikalarla oynadım. Saat gece 12’de kitabı bitirdim ve Eylül ayında tam 12 kitap okumuş oldum. Bu ay resmen kitap okumayı kendime depo ettim. Kitabımıza gelecek olursak eğer, kitabımızda neredeyse her konu işlenmişti. Aşk, hırs, intikam, gerilim; yani kısacası her şey vardı kitabın kurgusunda. Dr. Megan Young, 30-35 yaşlarında bir veterinerdir. Hayvanları özellikle de köpekleri çok seviyordur. Aynı şekilde 2 yaşındaki oğlu Cole’da köpekleri çok seviyordur. Evlerinin sadık koruyucuları Max, yazarın deyimi ile onun kankasıdır. Bebekliklerinden beraber olan ikili her anlarını beraber geçirmektedirler. Dr. Young, güzelliğinin yanı sıra zeki bir kadındır ama bu onun aşkta mantığı bırakacağı anlamına gelmemektedir. Öyle ki 3 yıl önce sevdiği adamdan hamile kaldığında hamile olduğunu ondan saklamıştır. Bunun sebebi ise Mega küçükken onu istemeyen babasından çok çekmiştir ama oğlunun yine aynı şeyleri yaşamasını istememektedir. Çünkü, sevdiği adam onu istemeyip 2 kez onu terk etmiştir. bu onun kolayca sindiremediği bir şey olup oğullarının da terk edilmesini istememektedir.

Adam’ın içinde kilitlenmiş ve orada tutsak kalmış şeyler vardı. Kimseye bahsetmeyeceği şeyler. Kelimeleri gerçekten söyleyemiyordu bile. Denediği takdirde gırtlağı kapanıyor, onu boğmaya başlıyordu. O kadar batmış durumdaydı. Sadece kabuslarında ortaya çıkıyordu.

Adam Waters ise geçmişi kapkaranlık olan bir Deniz Kuvvetleri askeridir. Geçmişi o kadar karanlıktır ki onu hiç kimse anlatamıyor, anlatmaya çalıştığında ise boğazı düğümlenip onu konuşturmuyordur. Geçmişinde yaşadığı olaylardan dolayı kimseye bağlanmak istemiyor, kimsenin sevgisini kabul etmek istemiyordur. Ki bu tutkuyla sevdiği kadını terk etmek anlamına gelse de… Hayatında yaşadığı bazı olaylardan dolayı sırf güçlü olabilmek için, sırf birilerine kendini kanıtlamak istemek için Deniz Kuvvetlerine katılmış ve iyi bir adamdan olmuştur. Yalnız bir adam. 10 yıl önce terk ettiği sevgilisini 7 yıl sonra ailesinin ölümü ile tekrar görmüş ve onu iki kişi olarak bırakmıştır. Ama ne yazık ki Adam’ın bundan haberi yoktur ve de uzun bir sürede haberi olmayacaktır. 3 yıl sonra o nefret ettiği yere yani Raven’s Cove’a yolunun düşmesi ile hem sevdiği kadını görmüş hem de onun sırlarına merhaba demiştir.

Adam artık bir asker değil koruma şirketi olan bir iş adamıdır. Ve yanında çok güvendiği dostları çalışmaktadır. Megan’ın yaşadığı yere yolunun düşmesi ile beraber ailesine ait olan evi satarak artık o iğrenç kasabadan sonsuza kadar kurtulmak istiyordur. Ama bir söz vardır bilir misiniz? Siz plan yaparsınız ve yukarıdan Tanrı size gülmeye başlar diye. İşte Tanrı, Adam’a çok güzel gülmüştür. Çünkü o tamamen o kasabadan çekip gitmeyi düşünürken ne bilsin o kasabaya çapa atacağını.

Megan’ın başının belaya girmesi ile beraber daha doğrusu ona atılan iftira ile gerçekleri apaçık göre Adam neye uğradığını şaşırır ve bir türlü olanları kabul edemez. Ki kitap bu noktada heyecanı tavan yapmış ve de soluksuz okumama sebep olmuştur. Kitabın yarısından itibaren nasıl okuduğunu bilmiyorum. Resmen su gibi akıp gitti ve de bitti… Bir an keşke bitmeseydi diyecektim ama kitap o kadar güzel bir yerde o kadar güzel tadında bitti ki anlatamam size. Kalbim Aşktan Yana kitabı kurgu ise, konusu ile tam bir çerezlik bir kitaplıktı. Alın okumaya başlayın ve de başladığınız gibi bitirin.

Ayrıca söylemeden edemeyeceğim kitabın kapağı muhteşemdi! İç dizaynı ise ondan daha da muhteşemdi! Ba-yıl-dım! Ve merakla serinin diğer kitaplarının kapaklarını bekliyorum! <3

Kitaba puanım ise 5 üzerinden 4.

4

b8z5lv

Reklamlar

Güzel Bir Yalan – Tara Sivec / İnceleme


Kitabın Adı : Güzel Bir Yalan
Orijinal Adı : A Beautiful Lie
Serinin Adı : Ateşle Oyun Serisi
Seri Sırası : 1
Yazarın Adı : Tara Sivec
Çevirmen : İsmail Korhan
Yayınevi : Aspendos
Basım : Kasım, 2013
Sayfa Sayısı : 546
Tür : Romance / Ne Adult / Günümüz / Suspense

Parker, mutlu ve huzurlu bir aileye sahip bir kız çocuğu iken birden tüm işler sarpa sarar, annesi önce hastalanır ve daha sonra da ağır tedavilere ve daha fazla ilaç içmeye dayanamayarak vücudu yaşama yenik düşer ve küçük kelebeğini babası ile tek başına bırakarak dünyayı terk eder. Annesinin ölümünden sonra Parker’ın babası biricik aşkının kendisini geride bırakıp gitmesinden sonra, kendisini içkiye adamış ve kızını yaşamında bir başına bırakmış, ona bakmaz olmuş ve her seferinde onun annesine çok benzediğini söyleyerek nefretini kusmuştur. Bu duruma daha fazla dayanamayan Parker üniversiteye gitmek adına, evinden kilometrelerce uzakta bir yerde üniversite okumaya başlamıştır. Hem annesinin gittiği üniversiteye hem de sevdiği bölüm olan fotoğrafçılığa…. Önünde uzanan hayat ise onun için fazlasıyla zorludur. Çünkü ailesinin yani ailesi olarak kalan babasının ne maddi ne de manevi desteğini almayarak hayatına devam etmektedir. Maddi olarak elinde sadece annesinin sigorta güvencesinden kalan paradır ve o parada üniversite hayatının sonuna kadar yetmeyecek kadar bir avuç paradan ibarettir. Ama bu tür engellere takılmayan Parker, dişini tırnağına takarak hayatına devam ediyordur. En sevdiği kişi, babasını, her gün hayatından silerek….

Sınavlarla, ödevlerle, çalışmalarla boğuşmalarının arasında bir gün bir kafede otururken karşısına birbirinden yakışıklı, birbirinden seksi, birbirinden çekici iki erkek çıkar. Her ne kadar Parker bu iki erkeklerden gözlerini kaçırmaya çalışsa da gönlünü çoktan birisine kaptırmıştır. Ama ne kaptırma…. Resmen hem kendisi için hem de gönlünü kaptırdığı erkek ile ters köşe bir ilişki yaşamıştır… Çünkü Parker, 8 yıl sonra gönlünü kaptırdığı Garrett ile değil onun kardeşi, dostu, kısacası her şeyi olan erkek olan Milo ile evlenme yoluna girmiştir.

Milo, küçük yaşta annesinin onu terk etmesinden sonra her gün onu döven, zorba, çekilmez, lanet babası ile yaşamaya başlamış ama evde nasıl ezik birisi ise okulda da başı önünde gezen ve her daim ezilen bir çocuk olmuştur. Bir gün, bir gece önce babasından bir ton dayak yetmiyormuş gibi okulda da kendisinden cüsse yapısı olarak büyük olan erkek çocukları tarafından itilip kakılırken, onu kurtarmaya bir erkek çocuğu gelmiş ve saldıran diğer oğlanlara karşı onu korumuştur. Ve bu koruması dostluklarının başlangıcı olmuştur…. Garrett ile Milo sağlam bir dostluğun, kardeşliğin temellerini böyle atarken, Milo babasından dayak yemeye devam ediyordur. Garrett ve Garrett’ın ailesi bu duruma daha fazla dayanamamış ve Milo’yu o psikopat adamın elinden çekip almışlar ve kendi yuvalarına hapsetmişler, yaralarını sarmışlardır. O dakikadan sonra Milo artık Garrett’ın kardeşi olmuş, Garrett’ın ailesi de Milo’nun ailesi olmuştur. Aynı liseye gitmişler hatta bu yetmezmiş gibi Garrett bilgisayar ve bilgisayarla ilgili herhangi bir konuya aşkını sırf Milo orduya katılacak diye vazgeçmiş ve onu yalnız bırakmamak için o da askeri eğitim almaya başlamıştır. Ama bilgisayara karşı aşkını ise geride bırakmamış ve orduda da bu aşkını devam ettirmiştir. Ama yine de Milo’yu yalnız bırakmamıştır. Sırf onu denetlemek için rütbesini ondan daha büyük olmasını sağlamak için elinden geleni yapmış ve hedefine de sonunda ulaşmıştır.

Ama Garrett sadece tek bir durumda kendisini kalbi kırılarak, hatta kalbine hançerler batırılarak geri çekilmek durumda kalmıştır. Parker’a aşık olduğu anda… Onu cafede ilk o görmüş, ilk o kalbini kaptırmış, ilk dizlerinin üzerine çöküp evlenme teklifi etmek istemiştir… Ama Milo’nun ilk defa bir kız ile bu kadar rahat konuştuğunu, ilk defa bir kızı etkilemek için elinden geleni ardına koyduğunu, ilk defa bir kıza aşık olduğunu gördükten sonra kalbi parçalanmış bir şekilde geri çekilmek zorunda kalmıştır.

O geri çekildikten sonra Parker ve Milo birbirlerine daha fazla bağlanmış, aralarında var olan şeyi aşk olarak adlandırarak onu büyütmüş ve büyüttükçe geleceğe dair hayalleri de büyümüştür. Her adım her hayal, her birbirlerine dokunuş anı, her gülümseme ile Garrett’ın kalbi daha da parçalanmıştır ama elinden de hiçbir şey gelmiyordur.  Onlar evliliğe her yaklaştığında Garrett’da ateşe yaklaşıyordur.

Tam onların evleneceği hafta Milo gizli bir askeri görev için Dominik Cumhuriyetine gitme kararı almış ve Parker’ın gitmemesi için yalvarmalarına hiç kulak asmayarak onu bırakarak gitmiştir. Ve tüm düğün hazırlıklarının ağırlığının altında bırakarak…. Ve onun gidişinin ardından, uzun bir zaman geçmeden Parker’ın kapısına asker üniformalı bir kaç adam gelip, Milo’nun bir çatışmada şehit düştüğünü söylemiştir. Bu olaya inanmak istemeyen Parker, tüm dünya ile bağlantılarını kesmeye çalışmış ama her daim yanında olan Garett ile yaşama tutunmaya çalışmıştır. Her ne kadar deli divane Milo’ya aşık olmasa da, ve sırf iyi anlaştıkları için -daha doğrusu neden nişanlandıklarını o da bilmese de- evlenmiş birisinin öldüğü haberini sindiremeyen Parker, 6 ay boyunca kendine gelememiştir.

İşte kitabımız bu 6 ayın geçtikten sonraki kısımdan başlıyor. Yani Parker’ın doğum gününden… Doğum günü için Parker’ı yemeğe çıkartan Garett, 8 yıldır yapamadığı gibi yine yapamamış ve aşkını dile getirememiştir. Zaten kardeşi gibi gördüğü kişinin ölümünden sonra aşkını bir kat daha derine gömmüştür kalbinde…. Zorla yemeğe çıkarttığı Parker’ı fazla uzun bir süre dışarıda bırakmayarak evine götürmüştür. Tam da geceyi noktalayıp ayrılacakları zaman bombayı patlatmıştır Garett! Kardeşi diye saydığı Milo’nun ölümünü araştırmak için Dominik Cumhuriyetine gideceğini pat diye Parker’a söylemiştir! Daha Milo’nun ölümünü üstünden atamadan, bir de aşık olduğu adamın, evleneceği adamın öldüğü yere gideceğini hem de evleneceği adamın ölümünü sağlayan düşmanlarının arasına gideceğini öğrendiği zaman ne yapacağını şaşırmış ve şoka girmiştir. Ve onu bu işten vazgeçirmek için elinden geleni yapmıştır ama yine de Garrett’ın kararlarına saygı duymaya çalışmıştır. Tabii onun peşini bırakmayarak ;)

İşte kitabın bu anından sonra işin içine bir sürü sır giriyor ve bu sırlar iplik söküğü gibi çözülürken bir yenisi ekleniyor. Kitabımın ismi de aslında bir nevi kitabın konusunda yer alan tonla sırrın tek bir güzel yalana bağlı olmasından gelebiliyor diyebiliriz. Ama sırların birkaçı iyi olsa da, iyi sırlar ne yazık ki bu sefer kötü sırların üstünü örtemiyor ve bir sürü insana, aileye, kuruma, yaşama zarar veriyor. Yetmiyor bir sürü insana acı çektiriyor, hayallerini yıkıyor… Hayatları karartıyor, hayatlar oluşturuyor…

Sadece tek bir sır iki kişinin birbirine bağlanmasını sağlarken, sadece tek bir sır o kişinin birbirinden sonsuza kadar kopmasına, dünyanın başlarına yıkılmasını sağlıyor ve yetmiyor acı çekmelerini sağlıyor.

Kitapta bir kere hiçbir karakter olduğu kişi değil. Daha doğrusu hiçbirisi gerçek kimliğini ortaya koymuyor. Aslında hiçbirisi birbirini tam olarak tanımıyor. Ve her iki tarafında sırrı olduğunu hissettikleri için birbirlerine saygı gösteriyorlar ve yaşamlarını karşısındakini olduğu gibi kabul ederek devam ediyorlar.

Ama bir gün hayatları altüst olduğu zaman bir topluluk oluşan yaşamları sadece birkaç kişi ile sınırlı kalıyor, tüm sırları ortaya çıkıyor ve herkes gerçek yüzünü gösteriyor. Ve kitapta o kadar çoooook sır var ki anlatamam. Ve her seferinde aksiyonu, gizemi, kitaba bağlanma aşkını o kadar sıkı sıkıya tutuyor ki, kitaba resmen aşık olduğumu hissediyorum. Sanki yapılan ihanet bana yapılıyor ki birkaç karakteri öldürmek istiyorum, sanki aşk itirafları bana yapılıyor ki aşk itirafı yapan kişiye aşık oluyorum, sanki kurşun sıkılan ben oluyorum acı çekiyorum.

Aksiyonun, gerilimin, aşkın, acının, hüznün, mutluluğun, dostluğun, kardeşliğin, ailenin, parçalanmanın ve bol bol sırrın yer aldığı bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Eğer ki bu duyguları bir arada okumayı seven ve ayrıca bu türü daha kalın kitaplarda okumayı seven herkese öneriyorum. İnanın pişman olmayacaksınız. Ben korka korka başladım ama yazarın kurgusuna, okuyucu bağlama duygusuna, karakterlerin gerçekliğine, aşkın sağlamlığına, ihanetlerin ağırlığına, sırların açığa çıktığı zamanki rahatlama ve hüzün duygularına BAYILDIM!!!

Kalbimin en derininden gelen bir 5 yıldız vermek isterdim bu kitaba ama ne yazık ki bazı yerlerde, genel olarak kitaba dağılmış bir şekilde, yazım hataları vardı. Ve bu hatalar yer yer kitabın akışına o kadar engel oldu ki sinirlenip yeniden yazıp okumak istedim. Eğer ki ikinci basımda yayınevi tarafından o hatalar düzeltilirse tadından yenmeyen bir kitap olacak emin olun!

İşte bu yüzden kitaba puanım 4.5!

thz3y

deneme (1)

“Tüm yanıtlara sahipmiş gibi gözüktüğünüze göre, Bayan Parker, sinsi bir fahişe gibi arkamdan iş çevirmenizden dolayı sizi ne zaman affedeceğime de siz karar vermeye ne dersiniz?”
“Sinsi fahişe, ha? Lafı hiç dolandırmıyorsun değil mi? Bilgin olsun, McCarthy, yaptığım her şeyi seni kızdırmak için yapmıyorum. Hayatım son zamanlarda tamamen boktan şeylerle doluydu ve sonunda iyi bir şey yapmak için elime bir şans geçti. Milo’nun bana neden yalan söylediğini ve bir şeyler sakladığını, bulduğu her fırsatta benimle neden tartışıp kavga ettiğini öğrenme fırsatı yakaladım. En sonunda o gittikten bir hafta sonra yemek şirketini ve kiliseyi aradığımda bana Milo’nun bana tek bir kelime etmeden uçağa bindiği gün onları arayıp düğünü neden iptal ettiğini öğrenebileceğim. Kendine göre suçluluk duyduğun şeyler olduğunu biliyorum Garrett, benim de var. O yüzden o sıçtığım sessizlik terapinin sonunda kendine gel ve bana lanet olası bir mola ver artık.”

Ne kadar inkâr etmeye çalışsa da mükemmel bir biçimde yaşamak zorunda olacakları bu yalan Parker olmadan kendi hayatına geri döndüğünde Garrett’ı mahvedecekti. Yaşayacakları bu süreç, almaya hiçbir zaman cesaret edemediği şeyleri ona hatırlatacak, dalga geçecek ve kışkırtacaktı. Kısa bir süreliğine önünde salınacak ve rahat edip alıştığı anda, ellerinin arasından kayıp gidecekti.

“Balayımızda çalışmak zorunda kaldığınız için gerçekten çok üzgünüm, Bayan McCarthy.”
“Eğer senin için sorun olmazsa, balayında çalışacak olmak benim de için de o kadar büyük mesele değil, sevgilim.”

Austin başını sallayıp tısladı.
“Yazıklar olsun sana, ninja. En az elli dolarlık bir fahişe olurdun,” dedi Parker dilini çıkartırken gülerek. “Gerçekten
ama kaşar gibi görünmeden de ateşli olabilirsin. Garrett’ın favori rengi de mavi bu arada.”
Parker çileden çıkmış bir hâlde kollarını savurmaya başladı. “Garrett’ın favori renginden başlayacağım ama artık. Ve kayıtlara geçsin diye söylüyorum, benim bir vajinam var, o yüzden kaşar gibi görünmeden nasıl ateşli olunacağını gayet iyi biliyorum.” Parker arkasını aynaya döndü ve yansımasına doğru başını kaldırdı. “Ve favori rengi de mavi değil. Kırmızı,” diye mırıldandı, Austin ile göz göze gelmemeye çalışarak.
“A-ha, tam düşündüğüm gibi,” dedi Austin sırıtarak. “Kimsenin görmediğini sandığınız zamanlarda birbirinize nasıl baktığınızın farkındayım.”
“Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok, Conrad.”
“Dilediğin kadar inkâr edebilirsin ama ben Garrett’ı tanırım. Sen içeri girdiğinde yüzünde oluşan ifadeyi saklamıyor bile. Dikkat etmediğin zamanlarda her hareketini tek tek inceliyor. Ve kayıtlara geçsin diye söylüyorum,” dedi Parker’ın arkasında dikilip aynadaki yansımasına bakarak, “Onu tanıdığım günden beri bunları yapıyor.”
“Biz yalnızca arkadaşız, Conrad,” diye fısıldadı, aynaya arkasını dönüp Austin’le yüzleşerek.
“Ve bu iyi bir başlangıç. Ancak o sana seninle sadece arkadaş olmak istiyormuş gibi bakmıyor, küçük ninja. Sana ruhunun anahtarıymışsın gibi ve sanki seni yiyip bitirmek istiyormuş gibi bakıyor.”
“Bana öyle bakmayı kes,” diye parladı Parker ve soyunma kabinine doğru yönelmek üzere arkasını döndü. “Ve bulabileceğin tüm kırmızı elbiseleri getir bana,” diye bağırdı, kabinin kapısını çarparak.

V0ZpRkE